V - HOLLOWAY'İN "ÇEVREYİ İSTENÇLE BİÇİMLENDİRME" HİPOTEZİ

 
 

Eğer türlerin sınıflaması biyolojik ölçütler yerine, kültürel ölçütler üstüne kurulacak olsa, hayvanlar âlemini şimdiki sınıflama yerine, insanlar ve insan-dışındakiler olarak öncelikle iki büyük şubeye ayırmak gerekir. Kültüründen dolayı insan, yaşam tarzı, âlet teknolojisi ve konuşma diliyle, evrimde biricikliği olan bir uyarlanmayı ifade etmektedir.

İstençle = Kendi İradesi ile...

Öteki biyolojik türlerdeki alet yapımı/kullanımı örneklerini gözden geçiren Holloway (1969), "çevreyi istençle biçimlendirme"(31) ölçütünü geliştirerek, kültür kavramının biyolojik türler arasında yalnızca günümüz insanı ve geçmişin insansıları için sözkonusu edilebileceği görüşünü savunmuştur. Holloway, insanın alet teknolojisinin ve konuşma dilinin özellikleri arasında organik bir bütünlük görmektedir: "Âlet yapımı ve dil, ...benzer, hatta belki de özdeş bilişim süreçleridir" (1969: 396). Dolayısıyla insanın psikolojik boyuttaki evrimini paleontolojik kayıtlardan izlemek mümkündür. Paleontolojik tarihin anahtarı ise, geçmişin kalıcı izleri olan taş aletlerde saklıdır...

Alet teknolojisinin bir psikolojik süreç olarak incelenebilmesi için uygun nitelikteki kavramsal çerçeveyi geliştirmeyi amaçlayan Holloway'in getirdiği sorunsal, alet yapımı ve dil becerilerinin "aynı bilişsel yapıdan" (1969: 407) kaynaklandığının gösterilmesidir. Alet yapımı bu çerçevede, 1. "çevreyi istençle biçimlendirme" açısından ele alınmış; 2. Hockett'in önerdiği dil evrenceleri(32) ile paylaştığı bilişsel/iletişsel özellikler açısından çözgülenmeğe (tahlil, analiz) çalışılmıştır.

Holloway'e göre, termit yuvalarının deşilmesi için uygun bir çubuk hazırlanması örneğinde, "ham madde ve sonuçtaki ürün arasındaki ilişki özce(33) türünden bir bağlantıdır" (1969: 401); oysa insansı gruplarının taş aletlerinde, "başlangıçtaki malzemeyle sonuçtaki ürün arasında hiçbir zorunlu ilişki sözkonusu değildir" (1969: 401). Gerçi kimi çakılların diğerlerine göre daha az yada daha çok işlenmesi gerekecektir ve buna dayanılarak malzemenin amaçlanan ürün üzerinde belli ölçülerde etkisi olacağı savunulabilir. Ancak önemli olan, "taş aletlerin, bilişsel yapıda şekillendirilen standart biçimlere göre" (1969: 407) gerçekleştirilmiş olmasıdır:

[Bu beceriler] grubun liderlerinden ya da serüven peşinde koşan genç üyelerinden taklit yoluyla kazanılmış basit motor tepkiler değildir. Burada sözkonusu olan, belirli bir yapının daha önce mevcut bulunmadığı yerde yaratılmasıdır. Bu yeni süreçte, başlangıçtaki nesne ile sonuçtaki ürün arasında zorunlu bir bağlantı göremiyoruz. Çevrenin istençle biçimlendirilmesi olgusu, kurallara, ortaklaşa başvurulan bir kavramsal çerçeveye, ve sözkonusu yapının kültürel geçişliliği ilkesine dayalı bir üretim tarzıdır. En önemlisi, topluluğun her üyesi bu çerçevedeki sosyal kurallarla bağlanmış olmaktadır (1969: 406).

İkinci plânda, alet yapımında geçerli zihin süreçlerini, Hockett'in konuşma dili için önerdiği ayrıcalıklı evrenceler açısından irdeleyen Holloway, şu kanıya varılabileceğini savunuyor:

... insan için biricikliği olduğu gösterilen dil evrenceleri ile âlet yapımı arasında özdeşlikler vardır. Temeldeki bilişim süreçlerinin aynı olduğu üzerinde ısrarla duruyorum. ...Âlet yapımı ve konuşma dilinin evrimi eşzamanlıdır. Doğal seçilim sonucu önplâna çıkan bilişsel yapı, alet yapımı ve dilin birlikte evrilmesine öncelik tanımıştır (1969: 404).

Holloway, yetersiz verilerden büyük sonuçlara sıçramaktan kaçınmakta, standart örüntülere göre yapılan taş aletlerin konuşma dilinin varlığı için kesin kanıt sayılamayacağını (1969: 404) kabul etmektedir. Ancak, üst primatlarda gözlemlenen alet yapımı davranışlarının, insanı tüm biyolojik türler arasında kültürel yaşama uyarlanmış tek yaratık olarak değerlendirmemizi engellememesi gerektiği konusunda ısrarlıdır. Buna göre, bugüne değin insanla sınırlı sandığımız pekçok becerinin öteki biyolojik türlerdeki benzerlerinden yalnızca derece farklarıyla ayrılıyor olması, insanın kültür açısından biricikliğine gölge düşürecek nitelikte değildir. Alet yapımı örneklerine kimi primat türlerinde rastlanıldığı doğrudur ve aslında "alet kullanımı ile âlet yapımı arasındaki sinır belki de pek incedir" (1969: 400). Fakat önemli olan nokta, "çevreyi istençle biçimlendirebilme" ölçütüdür:

Uyarı ve bununla ilgili tepki ya da eylem arasında zaman ve mekân içinde başkalama becerisi, zekâ, motor yetenekler, duyumlamanın diriliği, bellek gücü (içeriğinin karmaşıklığı yahut uzun süreli saklama açısından), duyguların yoğunluğu, araştırma ve öğrenme eğilimi gibi eğilimler insanda öteki primatlardan ya da hatta tüm öteki memelilerden yalnızca derece farklarıyla ayrılıyor olabilir. Bütün bunların, insan türünde biriciklik taşıyan keyfi  [arbitrary] simgeler yaratımı ve çevrenin bu simgelere göre biçimlendirilmesi yeteneğiyle bütünleştirilmesi sonucundadır ki kültürel insan kimliğindeki insan sahnede görünmüştür (1969: 399). Kendi adıma diyebilirim ki, Ostralopitek'ler -- yada, Olduvai'deki taş âletleri kimler yapmışsa, onlar -- insandır ve kültürleri vardır. Taş aletler bize insansıların dünyayı nasıl gördüklerini kesin çizgileriyle "anlatamayabilir"; fakat yine bu taş aletlerdir ki, sözkonusu insansıların konuşma dili için gerekli, konuşma dili ile uyumlu bilişsel bir yapıyı geliştirmiş olduklarını kesinlikle "anlatıyorlar" (1969: 407).

Holloway'in ısrarla savunduğu "çevreyi istençle biçimlendirme" ölçütü irdelendiğinde, şu çarpıcı sonuca ulaşılması güç olmayacaktır ? Eğer türlerin sınıflaması biyolojik ölçütler yerine, kültürel ölçütler üstüne kurulacak olsa, hayvanlar âlemini şimdiki sınıflama yerine, insanlar ve insan-dışındakiler olarak öncelikle iki büyük şubeye ayırmak gerekir. Kültüründen dolayı insan, yaşam tarzı, alet teknolojisi ve konuşma diliyle, evrimde biricikliği olan bir uyarlanmayı anlatmaktadır.

----------------------------------------------------

30. "Imposition of arbitrary form upon the environment."

31. Hockett'in dil evrencelerine (language universals) ilişkin listesi için, bknz. İzbul, 1981.

32. "Icon, iconic". İşaret bilimi (imbilim, semiyoloji veya semiyotik) terim tekliflerimiz için, bknz. tzbul, 1980b.

BAŞA DÖNÜŞ