|
Özgün Versiyon: Ön Kapakta belirtilen Ders Notlarımdan Ankara, 1978-1982 İnternet Versiyonu: İzmir, Ağustos 2007 Doç. Dr. Yalçın İzbul
GENEL BAKIŞ
Bu çalışmada, insanın "DİL" yetenek ve becerilerinin anatomi, beyin gelişimi, toplumsal çerçeve ve teknoloji yumağındaki yeri irdelenerek, dirimsel [=biyolojik] ve kültürel evrim genelinde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Günlük kullanımda, "dil" sözcüğüyle "konuşma dili" anlatılır ve anlaşılır. Kullandığımız bütün öteki iletişim dizgelerinin küçümsenmeyecek katkısı görmezden gelinerek konuşma diline tanınan bu ayrıcalığın anlamı açıktır. Konuşma diliyle bağlaşık bilişsel/iletişsel beceriler, insanın öteki canlı türlerine göre özel konumunun ve kültür boyutundaki biricikliğinin motor gücü ve simgesidir.
Konuşma dili gibi ayrıcalıklı bir bilişsel ortam ve ileti
oluğu geliştirmiş olması, insana dirimsel evrendeki özel konumunu
kazandıran başlıca etkendir. "Akıl sahibi" insanın (Homo sapiens)
önde gelen yeteneği, onun "konuşan insan" ("Homo
loquens")
olmasıdır. İnsanın biyo-kültürel evriminde bu iki çizgi arasında koşutluk, hatta
özdeşlik sözkonusudur. Çağdaş dilbilim, yazılı metinler değil, konuşma örneklerinden yola çıkar. Konusu, konuşulan dildir. Buyurgan, kural koyucu, kuralcı (prescriptive) değil, tanıtlayıcı (betimleyici, tasvirî, descriptive) dır. Köklerini, bakış açısını, esin kaynağını, yöntem ve tekniklerini toplumsal bilimlerden [insanbilim (antropoloji), toplumbilim (sosyoloji) gibi]; davranış bilimlerinden [etoloji (hayvan davranışları bilimi), psikoloji gibi]; doğa bilimlerinden [dirimbilim (biyoloji), fizik gibi) alır. Örnekse sesbilimde ses dalgalarının tayf çözgülemesine veya istatistiksel bilgisayar tekniklerine başvurulduğunu; dilin nörolojisinde ise beyin morfolojisi ve patolojisi bulgularının irdelendiğini görürüz. İnsanbilimciler için dil ve dillerle ilgilenmek ötedenberi kaçınılmazlık, vazgeçilmezlik taşımıştır. Bu bilim dalının deneyimci (ampirik) doğası, alan çalışması ve gözleme dayalı veri ve bulgular üstüne kuruludur. Dil ve kültür arasında gerek içerik gerek örüntüler düzeyinde organik bütünlük vardır. Bu da, "Kültürlerin incelenmesinde en güvenilir yollardan birisi, konuya dil açısından yaklaşmaktır" önermesini doğrular. Dil, yapısı ve içeriğiyle, kültüre tutulan bir aynadır. Araştırmacının ise -- incelediği topluluktan kişilerin çevirmenliğine bel bağlamak ötesinde -- o topluluğun dilini öğrenmesi yararlı ve tutarlı bir yoldur. Dil antropolojisinin ilgi alanları arasında, Homo loquens'i öteki canlı türlerinden ayıran bilişsel/iletişsel özelliklerin belirlenmesi önde gelir. Öte yandan kültür topluluklarının dil davranışlarında gözlemlenen farklı içerik ve örüntülerin, insanın ortak dil yeteneği genelinde açıklanması da bir başka inceleme boyutudur, İlkinde insanı öteki canlı türleriyle, ikincisinde kültür topluluklarını birbirleriyle karşılaştırırız. Dilin ve dillerin tekzamanlı (synchronic) boyutta yapısal (morphological) ve anlambilimsel (semantic) düzeyde çözgülenmesi; ardzamanlı (tarihsel, diachronic) boyutta ise bunların evrimine ilişkin soruların yanıtlanması önem kazanmıştır. Doğaldır ki, belli bir bireşime (sentez, synthesis) olanak sağlayacak ipuçlarının dirimsel/kültürel evrim genelinde aranması en tutarlı yaklaşım sayılmak gerekir. Dil, insanlara gökten zembille inmemiştir. Dirimsel ve kültürel evrimin ürünüdür.
|