folklor - 03

KÜLTÜREL ANTROPOLOJİNİN FOLKLORA BAKIŞ AÇISI

 

İçerik; Bağlam; İşlev; Üslup

"Geleneksellik" ve "Değişme"

"Anonim" Kavramı

Kültür antropolojisi açısından bu zengin hazinenin deşilmesine ve gereğince değerlendirilebilmesine yönelik birkaç yaklaşım olanağımızı özetlemeğe çalışacağım. Altbaşlıklanmız şunlar olacak: Folklor olayının "içeriği", "bağlamı", "işlevi", ve "üslubu".

Folklor Olayının İçeriği: Derleme ve kayıtlara geçirmekle başlayacak olan içerik üstüne çalışmalar, daha sonra çözümleme, sınıflama, kültürler arası karşılaştırma ve senteze yönelecektir. "Folklor" başlığı altında kültürün hangi öğelerinin ele alınacağını daha önceki belirlemelerimiz sırasında ortaya koymağa çalışmıştık. Bu konu, özellikle folklor alanının üzerinden "halkbilim" kasırgası geçeliberi, içinden çıkılmaz bir karışıklığa sürüklenmiştir. Bir sosyoloğun, kültür antropoloğunun, sosyodilbilimcinin, yahut Türkiye'deki görünümüyle bir siyaset bilimci veya hatta siyasetçi ve ideoloğun kendi uzmanlık alanı olduğunu rahatlıkla savunabileceği konuların altında bakıyorsunuz "folklorcunun" imzası var. Amacımız bağcıyı dövmek olmadığından, örneklerinden sarfı nazar ediyorum. Kökten folklorcu olarak yetişen bir bilim adamının, sonradan bir başka bilim alanına veya ideolojik kaygılara yönelmesinde elbette yadırganacak bir yön bulunamaz. Ancak önemli olan, alanın kendi içindeki disiplin ve tematik birliğinin korunabilmesi için, kültürlerin hangi öğe ve örüntülerinin "folklor" başlığı altında ele alınacağının beş aşağı beş yukarı ortaya konulabilmesidir.

Biz bu bakımdan yukarıda "geleneksel ve anonim söz, müzik, ve gösteri sanatları" şeklinde, sanıyorum alandakilerin çoğunluğu paralelinde bir önerme getirdik. Bu önerme, folklor geleneğinin, topluluğun dünya görüşü'nün oluşumu ve sürekliliğine olan katkısı açısından varılmış bir belirlemeyi temsil ediyor. Genel ve anonim olan bildirişim, kültürleme, ve kültürleşme ortamı dikkate alınarak varılmış bir tekliftir.

"Geleneksellik" kavramımız, "değişme" olgusunu reddetmez. Tam tersine, görünüşte karşıt olan bu iki süreç, folklorun zaman içindeki sürekliliğinin iki temel gerekirliğini, iki değişik yüzünü oluşturur. Süreklilik değişme; değişme ise süreklilik demektir. "Anonim" kavramı üzerinde duruşumuzun nedeni ise, folklor olaylarının bu açıdan ele alındığında, örneğin çağımızın kitle iletişimi gibi resmî eğitim gerektiren genel bildirişim ortamlarına göre farklılığını vurgulamak içindir. Buradaki "anonim" kavramımız, kaynağı belirsiz bir evrensel kültüre değil, herbir kültür topluluğunun -- mikro veya makro plândaki -- kendi göreli dünya görüşüne, değerler dizgesine işaret etmektedir. Folklor, rastgele kişilerin değil, bir kültür topluluğunun ortak malı olduğu içindir ki "ulusal" bünyenin bir parçası olmak durumundadır.

Bunun ötesinde sahanın sınırları üzerinde fazla katı ve hasis davranmağa gerek yoktur sanırım. Elbette her uzman folklorcu, kendi sağduyusuna dayanarak, konuları üzerinde seçimini yapabilecek güce ve deneyime sahip bulunacaktır. Ben kendi adıma, folklor alanının, hümanist / popülist köşe yazarlarıyla, oportünist siyasetçi / ideologların çengelinden kurtarılabildiği ölçüde kimliğini ve kişiliğini kazanabileceği kanaatini taşıyorum. Folklorculuğun bir beşerî bilim olarak değil, bir sosyal bilim olarak geliştirilmesi yolundaki eleştiri ve önerimiz de, esas itibariyle, bu görüşümüzden kaynaklanıyor.

Folklor Olayının Bağlamı: Karşılaşılabilecek her türlü folklor malzemesi belli bir kültür bağlamı içinde hayat bulmuştur ve belli bir kültür bağlamı içinde yaşamsallığını sürdürmektedir. Bu bakımdan, folklorik içeriği kültürdeki yeri, anlamı ve bağlantılarıyla birlikte düşünmek, olayı bu genel bağlam içinde görüp değerlendirmek gereklidir. Kültür yumağının çok yönlü zenginliği ise, folklorcunun kendi özel alanı içinde ve dışındaki sosyal/kültürel kurumları değerlendirmekte başvuracağı derinlemesine genel bilgi ve metodoloji zorunluğuna işaret ediyor.

Folklor Olayının İşlevi: Folklor, geçmişteki bir kültürden günümüze hasbelkader kalmış, değişmez nitelikte bir fosil buluntusu değil, yaşayan bir kültür topluluğunun şimdiki zamanda gereksinimlerine yanıt veren, taleplerine doyum sağlayan, yaşamsallık taşıyan bir toplumsal alandır. Karşılaşacağımız her folklor olayı kişiler ve içinde yaşadıkları dünyanın sevinçleri ve üzüntüleri arasındaki devingen (dinamik) bir ilişkiler zinciriniden soyutlanamaz. Anlaşmazlıkların çözülmesinde atasözlerine, zekâların sınanmasında bilmecelere, davranışların yüceltilmesinde destanlara, hayal kırıklıklarının törpülenmesinde yahut kışkırtılmasında isyan menkîbelerine başvurulacaktır. Âdetler ve yasaklar burada tekrarlanarak pekiştirilecek, gelenekler burada öğretilecektir. Kültür topluluğunun ruhsal ve ruhanî yaşamının sürekli oluşumu ve akışımında etkin rolü olan folklor geleneğinin birinci niteliği, durağan (statik) değil, devingen (dinamik) nitelikte oluşudur. Folklorcu da, incelediği her folklor olayını, hangi bütünün parçası olduğunu, bütünün oluşumu ve sürekliliğinde hangi işlevi karşıladığını dikkate alarak değerlendirmek durumundadır. Folklor hazinesinin bu yaşamsallığı, folklorculuk etkinliklerinde skolastik gelenekçiliğe karşı direnilmesi gerektiği yolunda en güçlü işarettir.

Folklor Olayının Üslûbu: Üslûp konusu, folklorcunun genel bildirişim / iletişim ortamı ve yüzyüze etkileşme örneklerinin değerlendirilmesi açısından duyarlığını ilgilendiren bir konudur. Kuralların tutucu çerçevesine rağmen, olaya katılanlar aynı zamanda oldukça geniş bir serbestiye de sahiptir. Hatta üslûbun her seferinde bir miktar değişikliğe uğrayarak farklılaştırılması, bağlamdan ileri gelen bir zorunluktur. Aynı hikâye, şarkı veya dansın, değişik zaman / mekanda değişik katılımcılar tarafından uygulandığı ve yaşandığında, aralarında önemli farklılıklar gözlemlenecektir. Olayın gerçekleştiği yer ve zamanı çevreleyen toplumsal değişkenler, geleneksel temaya yeni anlam vurguları kazandıracak, mecaz ve sembollerin farklılaştınlmasını, hatta belki de kıssadan çıkarılacak hissenin kökünden değişikliğe uğramasını / uğratılmasını gerektirecektir. O halde folklorcudan da beklediğimiz, folklor olayının ölü bir metin halinde yazıya geçirilmesinden çok öteye, sosyo-kültürel bağlamın bütün canlılığı içinde, ve özellikle de katılımcıların tavır ve tutumlarını üslûp özellikleri ile birlikte saptamasıdır. Kısacası bu dökümlemede, olayın bir yüzyüze etkileşme örneği ve gerçek bir iletişim / bildirişim olayı olduğu üzerinde önemle durulması esastır.

BAŞA DÖNÜŞ