II- HEWES'ÜN İŞARET DİLİ VARSAYIMI

 

Hewes'e (1973) göre, insansılarda beyin yarıküre uzmanlaşması (lateralization) yönündeki doğal seçilim baskısı, 1) Alet yapımı / kul lanımı; 2) El işaretlerine dayalı bir davranım dili geliştirimi ile ilgilidir. Dolayısıyla ilk insansılarda, konuşma dili öncesinde, el tercihi ve yarıküre uzmanlaşması ile varlığı kanıtlanabilecek bir işaret dili döneminden sözedilebilir.

Primat çağrı sistemlerinden konuşma diline doğrudan geçilmiş olabileceği görüşüne karşı çıkan Hewes'ün ileri sürdüğü kimi destekleyici noktalar şunlardır:

Öninsansıların, günümüz iri primatlarında rastladığımız örneklerine benzer, sese dayalı çağrı sistemleri kullanmış olacakları düşünülebilir. Ancak elimizde, sese dayalı bu tür davranış kümelerinin, bir önerme diline giden başlangıç sayılamayacağını gösteren veriler vardır. Primat çağrıları genelde "duygusal" olup, önerme niteliğinden önemli ölçüde yoksundur. ...Kimi çağrıların, grupların egemenlik bölgelerini, ya da yörel gruplar arasındaki sınırı belirtmek amacıyla kullanıldığı görülürse de, bu durum sözkonusu işaretleri kesin biçimde kavramsal ya da önermeli bildirimler olarak düşünmemizi gerektirmez. Primat çağrıları, bireyin istençli kullanımı ya da denetimi altında değildir. ... Çağrıların genelde sosyal nitelikli olduğu doğrudur. Fakat yalnızca bu nedenle, görsel algılama ve zihinsel çözgülemeye dayalı ...istemli davranışlar olan el işaretleri ile ...eş tutulamazlar. Genelde primat çağrıları, belirli bireylere yöneltilmeyen, fakat tıpkı insanlardaki çığlık, haykırma, inleme gibi, çevrede başkaları bulunsun ya da bulunmasın, yönlendirme gözetmeksizin yayılan belirtkelerdir. Yakın zamanlarda gerçekleştirilmiş kimi deneylerde, primat beyinlerine uygulanan elektrik uyarılarıyla da aynı doğal çağrıların elde edildiği gösterilmiştir. Ne var ki, primat beyinlerindeki bu bölgeler, insandaki konuşma bölgelerinin karşılığı değildir (1973: 6-7).

Hewes, Homo erektüs'ün belirli "modeller" izleyen aletler yaptığına, kimi bölgelerde ateşi evcilleştirmiş olabileceğine dikkati çekerek, bu tür etkinliklerin antropologlar tarafından genellikle topluluk yaşamında belirli bir dil kullanım düzeyine erişilmiş olmanın işareti olarak yorumlandığını kabul etmektedir. Ancak Hewes'e göre, "Bir işaret dili de, bu tür ...kültürel geleneklerin sürdürülmesine yeterli olacaktır."

Aslında, belirli düzeyde becerilerin, konuşma dilinin aracılığına gerek kalmaksızın, doğrudan taklit yoluyla öğrenilmesi sözkonusu olabilir. Sepet örmek, ateş yakmak, toprak kap-kacak yapmak gibi etkinlikler belki de bu türdendir. "Maymunların" taklit sanatında ne derece usta yaratıklar olduğu popüler fıkralara kadar yansımış, yaygın bir gözlemdir. İnsanda bu yetenek çok daha üstün düzeydedir.

Taklit yeteneği, Hewes'e göre, ilkel alet yapımı / kullanımı'nın konuşma diline gerek göstermeyeceği, onun yerine herhangi bir işaret dilinin de yeterli olacağı yolunda güvenilir bir göstergedir:

... Alet geleneklerinin kuşaktan kuşağa geçişi, büyük olasılıkla çok uzun bir süre, konuşma diline değil, gözlem ve davranımların taklidine dayalı olarak gerçekleşmiştir. Bugün bile, alet ya da silâh donanımlarımızın yapımı / kullanımı, kimi çapraşık teknoloji ürünleri dışında, çoğu zaman bu işlerde ustalaşmış kişileri dikkatle izlemek yoluyla öğrenilir. Balta sallarken, ok atmayı öğrenirken ya da keman çalarken, konuşmaya değil, güdümlü öğretme ve taklide başvururuz (1973: 8-9).

Hewes, şempanzelere uygulanan deneme dizilerinde, bu hayvanlara konuşma becerisinin kazandırılmasında tam bir başarısızlığa uğranılmış olmasına karşılık, görsel olukta işaret dili öğretiminde beklenilenin çok ötesinde başarı sağlandığını hatırlatıyor. Bu başarıda, hayvanların gördüklerini yinelemekteki ustalıkları kadar, davranımlarının araştırmacı tarafından -- dokunma duyusu yardımıyla -- güdümlenme'sinin de(1) payı olduğuna önemle dikkati çekiyor.

Sözkonusu bulguları destekleyen başka kanıtlar da vardır. Üst düzey canlılarda, öteki hayvanların iletişim işaretlerini "okumak" yeteneğinin de ileri derecede gelişmiş olduğu bilinmektedir. Bu bilişsel boyut, avcı ve avlanan tür ilişkisi ile sınırlı değildir. İlgi çekici bir örnek, babunların (Papio) çevrede birlikte barış içinde yaşadıkları çeşitli toynaklıların (zebra, impala gibi) ileri derecede gelişmiş koku alma duyarlığından yararlanmaları, onların huzursuzluk ve tehlike işaretlerinden yırtıcı hayvanların yaklaştığını "okuma" larıdır. İnsanda, öteki türlerin işaret davranışlarını izleme, öğrenme ve taklit becerisi ileri derecede gelişme göstermiştir. Hewes'e göre,

... öninsansıların da işaretleri okumaktan öte bir beceriyi elde etmiş olduklarına, istediklerinde bunları taklit edebileceklerine kesin gözüyle bakabiliriz (1973: 8).

Çağımız avcı-toplayıcı toplulukları avlanma dansı ritüelleri ve Üst Paleolitik mağara duvarlarındaki resimler arasındaki benzerliğe dikkati çeken Hewes, bu yolla hayvanlardan -- konuşma dilinde adlandırmağa gerek kalmaksızın -- söz edilebileceğini, gerekli iletişimin geleneksel ve temsilî törensel davranım kalıplarıyla aktanlabileceğini savunuyor.

Hewes'e göre, işaret dili tezinin en güçlü olduğu yönlerinden birisi, konuşma dili için gerekli nörolojik ve anatomik evrimin gerçekleşebileceği uzun süre boyunca Homo cinsinin iletişim gereksinimin nasıl karşılanmış olabileceği sorusuna bir cevap getirmekte oluşudur:

... dilin kaynağına ilişkin öteki varsayımlar bu noktada zayıf kalmaktadır. Konuşma becerisi olmayan bir insansı tipinden, konuşma becerisine sahip bir başka insansı tipine geçişin açıklanması, beyinde yarıküre uzmanlaşmasının başlamış olduğu daha önceki dönem bir işaret dilinden giderek sese dayalı bir sisteme geçildiği varsayımına göre çok daha güçtür (1973: 9).

Hewes, bu geçişin nasıl gerçekleşmiş olabileceği konusunun da kimi güçlükler taşıdığını ve konuşma dili geliştiriminin sapiens yaşam tarzı için önkoşul niteliğinde olduğunu kabul etmektedir:

... Konuşma dilinin, sıradan bir işaret diliyle karşılaştırıldığında, pekçok bakımdan üstünlük taşıdığı tartışılmaz. Bir kez, ses üretimi / işitimine dayalı iletişim oluğu, bozucu karışımlardan önemli ölçüde arınmış bir ortamdır. Oysa, insanda ve tüm öteki iri primatlarda öncelikli duyum ortamı olan görme oluğu, dildışı etkilerin sürekli karışımına açıktır. İşaret dilinin işlerlik kazanabilmesi için, nötr bir zemin, yeterli ışık, işareti gönderen ve alan arasında görüntüyü örtecek engellerin (ağaçlar, çalılıklar, vb.) bulunmaması, buna karşılık oldukça yakın mesafe ve yüzyüze bakışım temel gereklerdir. Görsel işaretlerin üretimi, konuşma işaretlerine göre daha çok zaman alır, daha çok enerji gerektirir. İletişim süresince, ellerin bir başka amaçla kullanılması engellenmiş durumdadır. İşaretlerin çözgülenmesi de daha çok zaman alır (1973: 10).

... dilin evrimi ve karmaşık bir görünüm kazanmasında ilk etkin sebep, kültürün genel evrimi olmuştur. Kültürün evrimi, farklılaşan dünya görüşleri, gelişen teknoloji, sosyal davranışların artan karmaşıklığı ile tanımlanabilir. Konuşma dilinden önce, kişi adları ve kimi akrabalık terimleri ortaya çıkmış olabilir (1973: 11).

... El işaretlerine dayalı olan ve ikili örüntüleme özelliği taşımayan bir dil sisteminde, anlam birimleri sayısındaki üst sınırın, günümüz sağır-dilsiz dizgelerinde -- parmakla harfleri hecelenen kelimeler dışında kalan -- kalıp sözcükler için ortalama sayı olan 1500-2000 birim dolayında olacağı düşünülebilir. ... Bugün bilinen bütün konuşma dilleri, bu sayıyı önemli ölçüde aşan ortalamaya sahiptir. Dolayısıyla, konuşma dilini kaçmılmaz kılan tüm öteki seçilim baskıları bir yana, Alt Paleolitik devrin sonlarına varıldığında kültürün gereklerine işaret diliyle cevap verebilme sınırlarına da ulaşılmış olduğu söylenebilir (1973: 11).

Görsel olukta gerçekleştirilen işaretlere dayalı bildirişim olanaklarına gerektiğinde bugün de başvurulmaktadır. Ayrıca konuşma dilini, el işaretleri, yüz anlatımları, vücudun duruşu ve gerilimi gibi görsel oluğu ilgilendiren öteki davranımlarla sürekli desteklemek zorunda olduğumuzu da görmezden gelemeyiz. Konuşmaya eşlik eden bu davranım diliyle bildirimlere vurgu, yananlam, ya da bildirimin tersine -- mecazî -- bir anlam yüklenebilir.(2) Öte yandan, Hewes'ün belirttiği gibi, "ortak bir konuşma dilinin bulunmadığı" durumlarda işaretler yoluyla anlaşma girişimi kaçınılmaz olmaktadır (1973: 11).

----------------------------------------------------

1 Hewes, şempanzelerin görme ve işitme olukları arasında çağrışım ve bileştirme güçlüğü çektikleri, buna karşılık görme ve dokunma olukları arasında aynı bağlantıyı kolaylıkla gerçekleştirebildikleri kanısındadır. Bu konu bugün için tartışmalıdır. Genel düzeyde bir değerlendirme için, bknz. Geschwind, 1970.

2 Davranım dili ile ilgili olarak, bknz. Hall, 1959; La Barre, 1964; Birdwhistell, 1970; Morris, 1978.

BAŞA DÖNÜŞ