III- LIVINGSTONE'UN TEZİ: ÖNCE MÜZİK, SONRA KONUŞMA DİLİ

 

Müzikli ve danslı gösterimlere dayalı ritüellerin (törenlerin) insanın tarihinde çok eskilere gittiği görüşü yaygındır. Bu görüş belki de, "ilkel" toplulukların müzik ve dansa "yatkın" oldukları yolundaki inançlardan kaynaklanıyor. Afrika'lının "tamtamları", ya da kızılderililerin "savaş dansları" bu tür inanışları besleyen popüler imgelerdir.

Müzik ve dansın insanın en eski iletişim ortamları arasında yer almış olabileceği görüşü bilimsel çevrelerde de yandaş toplamıştır. Örnekse, Livingstone'un (1973) savunduğu varsayım, Ostralopitek'lerde (Livingstone'a göre, "konuşma öncesi" bir dönemde) bu tür bir tören dilinin iletişim gereklerini karşılamış olabileceği görüşüne dayanmaktadır.

Sözü edilen bu varsayımda, dil ve kültür arasındaki işlevsel bağlantıdan yola çıkılarak, dolaylı kanıtlar üzerinde durulmaktadır:

Modern insanın günümüzden 40 000 yıl kadar önce alışılmamış bir hızla evrilmesinin kökeninde, konuşma diline uyarlanmasının rolünü değerlendirmek gerekir. O dönemde, insansıların biyolojik ve kültürel yapısında ortaya çıkan sıçramalı değişimin en akla yatkın açıklaması budur (1973: 29).

Livingstone'a göre, müzikli ve danslı törenler, konuşma dili öncesinde, milyonlarca yıl süreyle insansıların iletişim gereklerini karşılamış olabilir. "Sözsüz şarkı", konuşmadan önce gelmiştir. Apayrı bir yetenek ve farklı bir iletişim dizgesidir. Karşıladığı işlevi bugün bile bütünüyle yitirmiş olduğu söylenemez.

Livingstone, Hockett ve Ascher (1964: 135-68) tarafından önerilen, primat atatürlerin kapalı çağrı sistemlerinden, işaretlerin bölünme, parçalanma ve yeni işaretler için yeniden bileştirilmesi yoluyla açık sistemlere doğrudan dönüşümün sağlanmış olabileceği görüşünü benimsemiyor.(3) Livingstone, açık sistemlere geçişte, konuşma dilinden önce müzik dilinin geliştirilmiş olacağını ileri sürüyor. Bu görüş için temel dayanak ise, konuşma dili ile kuşşarkısı (birdsong) arasında kurulan analojik bağlantıdır.

"Kuşşarkısı" konusundaki bilgilerimizi (bknz. Marler, 1970, 1975; Thorpe, 1968, 1972; Nottebohm, 1970, 1972, 1977; Marler ve Paters, 1981; Gurin, 1982) burada özetlemek yararlı olacaktır. Marler (1970: 109-14) konuşma dili ve kuşşarkısı arasında kimi noktalarda ilginç bir koşutluk olduğuna dikkati çekiyor:

1. İletişim becerilerinin kazanılmasında, yetişkinleri taklit yoluyla öğrenme süreci önde gelen özelliktir.

2. Kuşşarkısı da, öğrenme sonucu kazanılan bir davranış olduğundan, yöresel planda farklı diyelekler oluştuğu görülür.

3 Bireysel (ontogenik) gelişimde, öğrenme olanağının dorukta olduğu bir duyarlılık dönemi sözkonusudur.

4. Duyarlılığın belirli yönlerde gelişimi öngörmesi ise, biyolojik türün (filogenik) özellikleriyle bağlaşıktır. Başka bir deyişle, kültürel gelişim genetik yapıdan gelen belirli esneklik sınırlarıyla kısıtlıdır.

5. Öğrenme dönemi boyunca, kendi sesini işitme yoluyla gerçekleşen özdenetim, olağan gelişim için önkoşul niteliği taşır.

6. Başlangıçta, düzensiz seslerin baskın olduğu bir dönem yaşanmaktadır (bebeklerde agulama, kuşlarda şarkımsı'lar).(4)

7. Beynin bir yarıküresi, iletişim davranışlarının üretiminde ve çözgülenmesinde baskınlık eğilimi göstermektedir.

Araştırmacılar, konuşma dilini primatların kapalı çağrı sistemlerinden farklı kılan evrencelerden pekçoğunun kuşşarkısında bulunduğu görüşünde birleşmektedir. Önemli bir eksiklik, başkalama özelliğidir. Fakat bunun dışında, özellikle açık iletişim dizgesine geçişi sağlayan ikili örüntüleme ilkesinin varlığı dikkati çekmektedir. Şöyle ki, eğer şarkının bütün olarak bir anlam birimi oluşturduğunu kabul edecek olursak, titrem öğesi kullanılarak, farklı dizilişlerle açık bir sisteme geçilmekte, sonsuz sayıda yeni bildirimler üretilebilmektedir.

Buna koşut olarak, "şarkıcı" kuşlarda, her ikisi de sese dayalı, iki farklı iletişim dizgesinin varlığı bilinmektedir. Bunlardan birincisi, genetik kalıtıma dayalıdır. Yiyecek, tehlike, vb. gibi çağrı işaretlerinden oluşan kapalı bir dizgedir. İkincisi ise, genellikle eşleşme ve çiftleşme davranışlarında kullanılan ve kültürel geçişlilik niteliğine sahip olan açık bir sistemdir.

Livingstone, açık dizgelere geçişte, bireylerin tanınması,(5) grubun egemenlik bölgesinin (territory) belirlenmesi gibi işlevleri karşılayacak "kültürel"(6) işaretlere öncelikle gereksinim duyulacağı varsayımından yola çıkarak, insansılar için ileri sürdüğü hipotetik müzik dilinin başlangıçta bu tür işlevleri karşılamış olabileceğini savunmaktadır (1973: 25). Bu görüşe göre, bireylerin ya da grupların söyledikleri "şarkılar" yoluyla adlandırılması, açık sistemlere geçişe başlangıç oluşturmuştur.(7)

Eldeki verileri gözden geçiren Livingstone, ana çizgileriyle şu varsayımı ileri sürmektedir:

İnsanın primat takımı üyeleri arasında konuşabilen tek tür olduğuna çoğu zaman dikkat çekilir. Aynı zamanda şarkı söyleyebilen tek tür olduğu gerçeği ise gözden kaçırılmaktadır. Şarkı söylemek, dayandığı tek ayrıklık özelliği titrem olması bakımından, konuşmaya göre daha az karmaşık bir sistemdir. Kanımca, insan türü konuşmağa başlamadan çok önceleri şarkı söylemeğe başlamıştı. Daha doğrusu şarkı, konuşmanın ve dolayısıyla dilin önkoşulu olmuştur (1973: 25).

Livingstone, Alt ve Orta Pleystosen insansı nüfuslarının, bugünkü Chacma babunlarını (Papio ursinus) andırır biçimde, belirli bir bölgeyi yurt bilen ve savunan endogam(8) gruplardan meydana gelmiş olacaklarını kabul ediyor. Bununla birlikte, insansıların iri hayvan avcılığına yönelen bir yaşam tarzıyla, öteki primat türlerine göre daha o zamandan çok geniş sayılabilecek bölgeler edindiklerini, bu yaşam tarzının gerek grup-içi, gerek gruplar-arası iletişim gereksinimlerini arttırmış olacağını savunuyor. Konuyu bu açıdan irdeleyen Livingstone, "kültürel geçişlilik" niteliği taşıyan bölgesel şarkıların, daha sonra geliştirilecek konuşma dillerinin ilk basamağını oluşturduğu sonucuna ulaşmaktadır.

Konuşma dili ve kuşşarkısı arasında gerçekten çok ilgi çekici bir dizi koşutluk bulunuyor; ancak aradaki benzerliklerin homolojik değil, analojik nitelikte olduğunu da vurgulamakta yarar var. Müzik dili geliştiriminin, konuşma dili için de doğrudan kanıt sayılması önemli sakıncalar taşıyor. Bir kere, müzik ve konuşma çözgüleme becerileri beynin iki karşıt yarıküresinde yer alıyor. Ayrıca, sürekli ritmik sesin çözgülenmesi sağ yarıkürede, bir konuşma kodunun ayrık nitelikli parçalarına çözgülenmesi ise sol yarıkürede(9) gerçekleşiyor (Blakemore, Iverson, ve Zangwill, 1972: 436-7).

Kısacası, müzik ve konuşmanın, insanın evriminde birbirinden ayrı iki gelişme çizgisi izlemiş olacaklarını düşünmek için yeterli kanıt vardır, denilebilir. Konuşmanın zamanla müzikten evrildiği, önceleri müzik dilinde gerçekleştirilen kimi önemli dil evrencelerinin daha sonra konuşma diline aktarıldığı yolundaki varsayım, yeterli nörololojik veriden yoksundur. Livingstone, tezinde dilin sosyal işlevlerinden yola çıkmıştır. Oysa bu tezin -- sosyal işlev bağlantısını yadsımağa gerek kalmaksızın -- yalnızca dilin nörolojik kuramına dayanılarak bile reddedilebileceği görülmektedir.

------------------------------------------

3. Kapalı bir iletişim dizgesi, belirli ve değişmez sayıda işaretlerden oluşur. Açık bir iletişim dizgesi ise, sonsuz sayıda yeni işaret eklenebilen (ya da çıkarıbilen) dizge türüdür. Birincisi için örnek, primatların çağrı dizgeleri; ikincisi için örnek, konuşma dilindeki ad ve fiil sınıflarıdır.

4. Agulama, Türkçe'de standart terimdir. Şarkımsı terimini, subsong karşılığında kullandık.

5. Kuşlar birbirlerini sese dayalı işaretler yoluyla tanıyabilmektedir. Thorpe'a (1968) göre, kimi koloni kuşları kendi ailesini 2000 ailelik gruplar arasında yalnızca sesinden tanıyabilmektedir. Livingstone'a (1973: 25) göre, bu durum, açık bir semantik dizge varlığının kanıtı olarak yorumlanabilir.

6. Eşleşme ve bölge belirleme şarkılarının kültürel niteliği, farklı kuş diyeleklerinin oluşmasına yol açarak, şarkıların güçlü birer yalıtıcı etmen olmasını hazırlamaktadır (Nottebohm, 1970).

7. Kişilerin ve nesnelerin adlandırılmasının, simgesel dil geliştiriminin ilk basamak işaretlerini oluşturduğu görüşüne Haldane (1955) yaygınlık kazandırmıştır.

8. Grup-içi evlilik uygulayan.

9. Doğal olarak, konuşma bölgeleri sağ yarıkürede oluşmuş bireylerde, müzik yeteneği de bu kez sol yarıkürede gelişmiştir.

BAŞA DÖNÜŞ