Özgün Versiyon: Ön Kapakta belirtilen Kitap Yayınından: Ankara, 1994

Geliştirilmiş Versiyon: İngilizce Eğitim Setimiz Ana Kitabından: 2000-2011

İnternet Versiyonu: İzmir, Temmuz 2007; son güncellenme: Temmuz 2011

Doç. Dr. Yalçın İzbul

 

Dil/Kültür Dizgesi Farklılığından Kaynaklanan

Öğrenim Güçlüğünü Aşmaya Yönelik

Bir Uygulama Örneği

ingilizce koşul kipi

İNGİLİZCE "IF'Lİ" CÜMLELER

KOŞUL  KİPİ  /  THE  CONDITIONAL  MOOD

if'li cümleler

BÖLÜM I

Tanım Ve Sınıflama  /  Koşul Cümle Yapısı  /  Asıl Püf Noktası  /  Özel Çekim Örneği  /  Negative / Continuous Dönüşümler  /  Örnek Cümleler ve Çevirileri  /  Exercise - 01  /  Çeviri Üstüne Bir Not  /  Noktalama Özelliği

 

TANIM VE SINIFLAMA

Koşul kipinde bir cümle, bir ana-cümlecik +  bir koşul-cümlecik'ten (if'li cümlecik, conditional clause) oluşur. Koşul cümlecikleri aslında zarf-cümlecik sınıflamasına girer. Ancak yaygın kullanım alanı, taşıdıkları önem, ve biz Türkçe konuşanlar açısından gösterdikleri kavram güçlüğü nedeniyle ayrıcalık tanımamız gerekiyor...

Koşul kipini üç ana başlık altında gözden geçireceğiz:

I. TİP: GELECEK ZAMAN = FUTURE CONDITIONAL

If I go there, I will see her.

Eğer (gelecekte) gidersem / gidecek olursam, (gelecekte) görürüm / göreceğim.

Gelecekte, belli bir koşula bağlı olarak, gerçekleşebilir veya gerçekleşmeyebilir... demek istiyoruz.

II. TİP: ŞİMDİKİ ZAMAN, GENİŞ ZAMAN  = PRESENT CONDITIONAL

If I went there, I would see her.

Eğer (genelde yada şimdi) gitsem, (genelde yada şimdi) görürüm.

= Gitmezsem de görmem... Gitmediğim için göremiyorum... Kısacası, varsayılan, farazi bir durumda neler olur, neler olmaz üstüne fikir yürütüyoruz. "Ninemin sakalı olsa, dedem olur..."

III. TİP: GEÇMİŞ ZAMANLAR = PAST CONDITIONAL

If I had gone there, I would have seen her.

Eğer (geçmişte) gitseydim / gitmiş olsaydım, (geçmişte) görürdüm / görecektim / görmüş olurdum.

= Ama gitmedim, dolayısıyla da görmedim... Olay olmuş bitmiş. Koşul gerçekleşmemiş. Buna bağlı olarak da, sözünü ettiğimiz olasılık da gerçekleşmemiş. Kısacası, olayın ardından fikir yürütüyoruz: "Ninemin sakalı olmuş olsaydı..."

BAŞA DÖNÜŞ

 

KOŞUL CÜMLE YAPISI

Kitaplarda koşul cümlelerinin yapısını açıklamak amacıyla verilen çoğu formül, konuyu yokuşa sürmek, hatta yanıltıcı olmaktan ileri gitmiyor. Sözgelişi, II Tip tümceleri "past tense + past conditional" şeklinde açıklarsak, öğrenciyi bu yapının present anlam taşıdığına nasıl inandırabiliriz ki...

Oysa pratikte yararlı bir formül olarak, uygun iki düzensiz fiil seçerek dildeki bütün kullanımlar için geçerli bir temel örnek oluşturabiliriz. Zaten, öğrenme kolaylığı açısından da, kuralların ezberlenmesi değil, temel kullanım örneklerinin dağarcığa atılması önem taşıyor. Öyleyse, "Formül" şöyle olmalı:

 

if go, will see

if went, would see

if had gone, would have seen

 

Yani;

 

go -- went -- had gone...

will see -- would see -- would have seen

 

Sırasıyla: I, II, III. Tipler... Yani, Future, Present, Past zamanlar... İşte bu örneği ezberleyerek, dildeki bütün fiillerimizi koşul kipinde hataya düşmeden çekebiliriz.

Bu formül bize başka neler söylüyor?

1) If'li yan-cümlecikte yardımcı fiil yer almaz. (İstisnalarını göreceğiz)

2) Ana (temel) cümlecikte ise bir yardımcı fiil kesinlikle bulunacak, değişik yardımcı fiil seçenekleri kendi anlam nüanslarını beraberinde getirecektir.

    Örnekler:

If the helicopter had arrived sooner, his life would have been saved. = Hayatı kesin kurtarılmış olacaktı.

   ... might have been saved. = Olasılık taşıyacaktı.

   ... could have been saved. = Olanak kazanmış olacaktı.

ÖNEMLİ NOT: Olanak ve olasılık bizim kültürümüzde kesin farklarla ayırt edilemiyor, ama İngilizce'de tümüyle farklı iki kavramdır. Var olan her olasılık aynı zamanda olanaklı = mümkün demektir. (Olanak dışı olsa, olasılık taşıyamaz...) Ama, her olanaklı olan aynı zamanda olasılık taşıyor demek değildir: Uzayda çok sayıda başka canlı türlerinin varlığı yüksek derecede olanaklı, ama benim ahir ömrümde bunlardan birisi ile karşılaşmam olasılığı sıfırdır diyebilirim...

Bu nüansları İngilizce'de görebilmek için, çok sayıda tümceye değişik yardımcı fiiller yerleştirerek anlamı nasıl değiştirdiğini sınamanızı öneririm.

BAŞA DÖNÜŞ

 

ASIL PÜF NOKTASI

Türkçede, "Gitsem görürüm" kadar, "Gitmiyorum ki... Gitsem, görürdüm... Ah, be! Şimdi gitseydim görürdüm, görüyor olurdum." şeklindeki cümleler de present (şimdiki veya geniş zaman) anlamı verebiliyor. Dolayısıyla bir çevirmen, "If went - would see" yapısını Türkçe'ye bu şekilde çevirdiğinde, çeviri yanlış fakat Türkçe görüntüsü "hatasız" oluyor... Ayrıca, "went / would" biçimlerini de gören öğrenci, (haber kipinden kazandığı alışkanlıktan dolayı) geçmişten sözedildiği yanılgısına düşüyor...

Bu yanlışlığın düzeltilmesi büyük bir önem taşıyor: II. TİP, ASLA VE ASLA GEÇMİŞTEN SÖZ ETMEZ; sözü edilen zaman boyutu, ŞİMDİKİ ZAMAN ve GENİŞ ZAMANDIR...

Aşağıdaki açıklayıcı tablo yardımcı olabilir:

 

THE INDICATIVE MOOD

Haber Kipi

THE CONDITIONAL MOOD

Koşul Kipi

Tense'ler = 12 adet

go = present

went = past

had gone = past perfect

Tense'ler = 3 adet

if go = future

if went = present

if had gone = past

Görüldüğü gibi:

İngilizcede koşul kipi için özel çekimler yoktur. Bu işlev, haber kipinden ödünç alınan çekimlerle karşılanır. Ancak, sözkonusu çekimler her iki kipte farklı anlamlar kazanıyor. Örneğin, "I go" haber kipinde "Giderim", koşul kipinde ise "Gideceğim" anlamını taşıyor. Aynı şekilde, "I went" haber kipinde "gittim", ama "if I went" koşul kipinde "gitsem, gidersem" (yani şimdi veya genelde) anlamını taşıyor.

Benim ünlü bir "kaşıntı" hikayem vardır: Bizim Oğlanın hocası, "cushion" [ku-şın] sözcüğünü "kaşın" diye öğretmekte direniyordu da, "Git söyle, kendisi kaşınsın" diye haber göndermek zorunda kalmıştım!... Burada da artık günah benden gitti. Bu ülkede medya ve yayınevi çevirmenlerinin ıslah olabileceğini hiç sanmıyorum ama, lütfen siz Değerli Okuyucularım kendinizi onların sürdürdükleri bu çok kötü yanlıştan kendinizi koruyunuz...

 

Unutmayınız:

Ah, şimdi yanımda olsan! Yine birlikte olsak... demek istediğinizde şunları söylüyorsunuz:

I wish you were here now!... I wish we were together again!...

"Keşke eskiden öyle olmuş olsaydı!" kavramı için TİP III kullanmak zorundasınız: "I wish you had been with me / I wish we had been together. (= orada ve o zamanlar)

 
BAŞA DÖNÜŞ

 

ÖZEL ÇEKİM ÖRNEĞİ

Buraya kadar neyi vurguladık? Koşul kipinin kendine özgü çekimleri yoktur; Haber kipinden ödünç alınan kalıplar, yeni bir "tense" düzenlenmesi yüklenerek kullanılır... Akla şu soru geliyor: Acaba ingilizce koşul kipinin kendine özgü hiçbir çekim özelliği yok mudur?

Evet, vardır:

To Be fiili, yalnız Tip II ile sınırlı olmak üzere, özel çekim gösterir ve bütün kişiler için were şeklinde çekilir.

Dolayısıyla, Damdaki Kemancı'nın düşlerinde olduğu gibi,

 

if I were a rich man

if you were a rich man

if he were a rich man

if we/you/they were rich men

 

"Were" yerine" "was" kullanacak olursanız, cümleyi "şimdiki zamanda olasılık" boyutundan çıkarıp, haber kipi geçmiş zaman boyutuna taşımış olursunuz. Buradaki nüansı, Türkçe düşündüğümüz sürece hissetmek olanaksızdır, diyebilirim, ama bu sizi yanıltmasın...

Diyeceklerdir ki, "were" yerine" "was" kullanımı, günlük konuşmada ve kimi sosyal tabaka ağızlarında standart uygulama durumuna gelmektedir. Bu yüzden kimi dilbilimciler -- İngilizce'de subjunctive yapılar ölüyor mülahazasıyla -- günümüzde "were" yerine "was" yönünde bir dönüşüm olduğu sonucuna varıyorlar.

Çok aceleci bir sav... "İyi ve doğru" İngilizce açısından bu kullanım yanlıştır. Hele sınav koşullarında böyle bir yanlışlığa asla düşmeyiniz...

Bu konuya aşağıda "Tip 0 ve Tip IV Var mıdır?" başlığı altında yeniden dokunacağım. Konuyu ayrıca, Dilek Kipi çerçevesinde (Bölüm 9) "Çağdaş İngilizce'de Bu Kip Ölüyor mu?" başlığı altında ayrıntılı biçimde tartışıyorum.

BAŞA DÖNÜŞ

 

NEGATIVE / CONTINUOUS DÖNÜŞÜMLER

Şimdi temel formülümüze dönerek, negative ve continuous cümleler için geçerli tabloları da oluşturalım:

if don't/doesn't go, won't see

if didn't go, wouldn't see

if hadn't gone, wouldn't have seen

if am/is/are going, will be seeing

if were going, would be seeing

if had been going, would have been seeing

 

NOT: Cümlenin her iki kanadı, birbirinden bağımsız olarak olumlu, olumsuz, yada "continuous" olabilirler...

BAŞA DÖNÜŞ

 

ÖRNEK CÜMLELER VE ÇEVİRİLERİ

"I don't want to go there and I don't want to see her!"... = Oraya gitmek istemiyorum... Onu görmek istemiyorum...

Haber kipindeki bu cümle, 1) Oraya gitmek istemiyorum... Onu görmek istemiyorum! veya, 2) Her zaman gidip görüyorum, ama aslında istemiyorum... anlamlarına gelebilir.

Karşıdaki kişi ise, koşul kipine başvurarak, şöyle bir yanıt verebilir (ki, aşağıdaki her iki durumda da "present" zaman sözkonusu olduğu için, Tip II tümcelere başvuracaktır:

1) --- Then, for Christ's sake, just don't go there! If you didn't go there, you wouldn't see her... Gitme o zaman, Tanrı aşkına! Gitmezsen görmezsin.

2) --- Then, for Christ's sake, just stop going there! If you weren't going there, you wouldn't be seeing her. Sürekli gidip durma o zaman. Gitmiyor olsan, görmüyor olursun.

*  *  *  *  *

If it rains this afternoon, we will stay at home... If you don't give me some help, I will not be able to finish it on time... Bugün öğleden sonra yağmur yağarsa, evde oturacağım... Eğer bana biraz yardım etmezsen, zamanında bitiremeyeceğim... Gelecek zamandan söz eden tümceler; dolayısıyla da Tip I tarzında yapılar kullandık...

Look! She couldn't finish it within two hours, even if she wanted to... Dinle beni: İki saat içinde istese bile bitiremez... Şu an içinde bulunduğumuz durumda, veya genelde = present tense = Tip II...

You wouldn't have got yourself into this mess if you hadn't insisted on doing it without my assistance. Benim yardımım olmaksızın yapmakta ısrar etmemiş olsaydın kendini bu karmaşaya düşürmüş olmazdın. (past, Tip III)

If you are carrying on the way you have been, I'm afraid there won't be much that I can do for you. Bugüne değin davranageldiğin gibi davranmakta devam edecek olursan, korkarım senin için yapabileceğim pek birşey olmayacak. (= future, Tip I)

If I were twenty years younger, I would seriously consider changing my job. Yirmi yaş genç olsam, işimi değiştirmeyi ciddi olarak düşünürüm (Türkçe'de "düşünürdüm" olanaklı... Şimdiki zamana ilişkin hipotetik bir durumdan söz ediyoruz. O halde: Tip II.

If  the Ottoman empire still existed and Iraq were still a part of it, there would be no such problems there now. Eğer (şimdiki zamanda) Osmanlı İmparatorluğu hala var olsa, Irak da onun bir parçası olsa, hiç böyle sorunlar olmazdı... Şimdiki zamana yönelik varsayımsal durumlar = Tip II.

If she were coming to this meeting, she would have been here by now. Eğer bu toplantıya geliyor olsa, şimdiye değin gelmiş olurdu... Birinci kısım present = Tip II; ikinci kısım "by now = şimdiye değin" past = Tip III. Tabiatıyla, Türkçe'de "Gelecek olsa gelirdi / gelmiş olurdu" gibi ifadeler olanaklı...

I know very well that you are receiving some assistance from your friends. If I, too, were receiving such support, I'd be (would be) doing just as well. Arkadaşlarından yardım aldığını biliyorum. Ben de alıyor olsam, ben de aynı ölçüde başarılı olurum. (= present, Tip II)

If she had been following her doctor's advice, she would not have been gaining any more weight... Eğer doktorunun önerilerini dinleyegelmiş olsaydı, daha fazla kilo alıyor olmuş olmayacaktı... (=past, Tip III)

BAŞA DÖNÜŞ

 

EXERCISE - 01

Cümleyi Türkçe'ye çeviriniz...  Sonra II. ve III. Tip'e

dönüştürerek, onları da Türkçe'ye çeviriniz:

01 -  You'll catch the bus if you run for it. [Koşarsan, koşacak olursan / yakalarsın, yakalayacaksın.]

You would catch the bus if you ran for it. [(Tut ki, eğer ki) koşsan / yakalarsın. (Ama koşmuyorsun ki.)]

You would have caught the bus if you had run for it. [Koşsaydın / yakalardın, yakalayacaktın. (Ama koşmadın ki; o yüzden de kaçırdın.)]

02 -  If she speaks to me, I will speak to her, too.

03 -  The roads will be blocked if there is more snow.

04 -  Güneş will do it if he wants to.

05 -  If it is nice, they'll be playing outside.

06 -   What will you do if you come across somebody familiar?

07 -  If she asks you for some money, will you give her any?

08 -  If it is thirsty, it'll drink some water.

09 -  We won't go out if it doesn't stop raining.

10 -  You will have to have some more money if you wish to buy it.

BAŞA DÖNÜŞ

 

ÇEVİRİ ÜSTÜNE BİR NOT

Türkçe'de "eğer" ile başlayan cümlecik, yani koşul cümleciği (yine Türkçe'deki bütün zarf-cümlecikler gibi) herzaman cümle başında yer alır. Koşulu önplana çıkarmak,  vurgulamak istiyorsak, bunu tonlama ile gerçekleştiririz.

İngilizce'de ise, aşağıda göreceğimiz gibi,  if'li cümleciğin yeri esnektir ve koşul vurgulanmak istenildiğinde başa alınır.

Dikkat edilirse, anadili Türkçe olan bizler İngilizce'ye çeviri yaparken veya özgün cümle kurarken, herzaman "if" ile başlamak eğilimindeyiz. Oysa, yukardaki saptamalara dikkat etmemiz gerekiyor.

BAŞA DÖNÜŞ

 

NOKTALAMA ÖZELLİĞİ

If-cümlecik (yani, koşul) vurgulanmak istenirse başa çekilir; ardından virgül konularak ana-cümlecikten ayrılır.

Bunun tersine durumda, yani if-cümlecik arkadan geliyorsa, virgül kullanılmaz.

Ancak, değişik vurgular elde etmek amacıyla, ana-cümlecik anlama uygun bir yerinden bölünerek araya da yerleştirilebilir, ki bu durumda iki virgül arasına alınması gerekecektir.

Bu üçüncü durumda if-cümlecik, konuşmada uygun bir "bunu antirparantez söylüyorum" edası ile desteklenecektir.

 

  If I went there, I would see her.

I would see her if I went there.

    I would, if I went there, see her.

 
BAŞA DÖNÜŞ

if'li cümleler     ileri uygulamalar