Özgün Versiyon: Ön Kapakta belirtilen Kitap Yayınından: Ankara, 1994

Geliştirilmiş Versiyon: İngilizce Eğitim Setimiz Ana Kitabından: 2000-2011

İnternet Versiyonu: İzmir, Temmuz 2007; son güncellenme: Temmuz 2011

Doç. Dr. Yalçın İzbul

 

Dil/Kültür Dizgesi Farklılığından Kaynaklanan

Öğrenim Güçlüğünü Aşmaya Yönelik

Bir Uygulama Örneği

ingilizce koşul kipi

DEVRİK CÜMLE KALIPLARI VE DİĞER

İLERİ UYGULAMALAR

if'li cümleler

BÖLÜM II

Exercise - 02  /  Exercise - 03  /  Exercise - 04  /  Farklı Yardımcı Fiil Kullanımları  /  Tip II Ve Tip III Birlikte  /  Exercise - 05  /  If-Cümlecikte Yardımcı Fiil  /  "Tip-0" Ve "Tip-4" Var mıdır?  /  If-Cümlecikte "Any" Ve "Some"  /  Exercise - 06  /  Devrik Cümle Tipleri  /  Koşul Kipinde Kullanılan Öteki Kimi Bağlaçlar

 

EXERCISE - 02

Birinci tip koşul cümleleri oluşturunuz.

Örnek:

I may go there tomorrow, in which case I will definitely visit them again.
If I go there tomorrow, I will definitely visit them again.

01 -  I may be too tired in the evening, in which case I will leave the meeting early.

02 -  It may be sunny and warm tomorrow, in which case we will go for a walk along the river.

03 -  This storm may continue into tomorrow, in which case we will have to cancel the trip.

04 -  The sea may be rough again, in which case I won't go fıshing tomorrow.

05 -  It may prove too difficult for you to keep on, in which case just stop doing it.

06 -   I may be in that area tomorrow, in which case I will certainly call on you.

07 -  I may not be too busy, in which case I will give you a hand with it.

08 -  I may need your further assistance tomorrow, in which case I'll give you a ring.

09 -   She may come back here, in which case please tell her that I want to see her.

10 -    There may be a disagreement over the price, in which case just give up the whole idea.

NOT: Soru 05 -- 09 -- 10 için açıklama:

BAŞA DÖNÜŞ

 

EXERCISE - 03

İkinci tip koşul cümleleri oluşturunuz.

Verdiğim cümle, eldeki gerçek durumu anlatmaktadır. Siz, bunu koşul cümlesine dönüştürerek, varsayımsal (farazî) bir durumda nelerin olup olamayacağını belirleyeceksiniz.

Örnekler:

It is too cold outside. Therefore, we will not (cannot) go for a walk.
If it weren't too cold outside, we would (could) go for a walk.

We aren't in a hurry, therefore we won't take a taxi.
If we were in a hurry, we would take a taxi.

01 -  They don't work hard enough. Therefore, they can't fınish the job today.

02 -  I don't consider him a friend. Therefore, I will not help him out.

03 -  It isn't raining. Therefore, you don't need an umbrella.

04 -  I get on very well with my roommate. Therefore, I will not move to another place.

05 -  My parents aren't here. Therefore, I cannot ask for their opinion of it.

06 -   My brother isn't here. Therefore, I cannot ask him for any advice.

Aşağıdaki sorularda, "if-cümleciğini" sona çekiniz:

07 -  They can't fınish the job today because they don't work hard enough.

08 -  We won't take a taxi because we aren't in a hurry.

09 -   I cannot ask for my brother's advice because he isn't here.

10 -    I want to buy a newer model car, but I don't have the money for it.

BAŞA DÖNÜŞ

 

EXERCISE - 04

Üçüncü tip koşul cümleleri oluşturunuz.

Örnekler:

A friend of mine helped me. I was able to do it.
If a friend of mine hadn't helped me, I wouldn't have been able to do it.

Nobody gave me hand with it. I could not move it elsewhere.

If somebody had given me a hand with it, I could have moved it elsewhere.

He had been drinking heavily all day long. He made a fool of himself.
If he hadn't been drinking all day long, he vvouldn't have made a fool of himself.

01 -  I was İnvited. I went to their house.

02 -  We had an urgent meeting. So I missed my plane.

03 -  We were late for the opening of the ceremony because we had an urgent meeting.

04 -  Güneş made a mess of it all because he hadn't read the instructions beforehand.

05 -  Ali was so upset because he had fallen out with his girlfriend.

06 -   They didn't receive my message. They stopped the search.

07 -  You could make them do it because they vvanted to do it.

08 -  She left him after he made such a fool of himself in front of everyone.

09 -   I didn't speak to him. He didn't speak to me. ("even if"kullanınız)

10 -    A helicopter was sent to the rescue. Otherwise, the operation might have ended in failure.

BAŞA DÖNÜŞ

 

FARKLI YARDIMCI FİİLLER

Örneklerimizi bu noktaya değin will/would ile verdik. Oysa bu bağlamda öteki bütün yardımcı fiiller de kullanılabilir. Farklı tercihler değişik anlam nüanslarını beraberinde getirecektir:

If the fog gets any thicker, the game will / may / might be postponed.

= "Will" kesin bir ertelemeden söz ederken, diğer ikisi erteleme olasılığını gündeme getiriyor. "Might" tercihi, olasılığın daha düşük olacağını dile getirir.

You must / should / ought to / had better eat less bread if you want to lose some weight.

= Örneğin "must" = "daha az yemelisin" çevirisini verirken, had better ile yapılan tümce ise "az yersen senin için daha iyi olur" önerisini ön plana çıkarıyor.

If you see him tomorrow, (could you) please ask him to get in touch with me before it's too late?

= Rica... Talep...

If you tried again, you would / might / could / /should succeed.

= Bir daha denesen... [Türkçe'de "denersen / deneyecek olursan" da diyebiliriz; fakat bu sizi yanıltmasın. Buradaki tense Şimdiki zaman veya Geniş zaman'dır. Ne var ki, "geniş zaman" kavramından dolayı, geleceğe dönük bir teşvik olarak da yorumlanabilir.] ---- would = kesin başarırsın... might = böyle bir olasılık doğar... could = olanak kazanır... should = başarsan gerekir, sanırım başaracaksındır...

BAŞA DÖNÜŞ

 

TİP II ve TİP III BİRLİKTE

Sözü edilen eylem ve olasılığın farklı zaman dilimlerine ilişkin olmaları durumunda, Tip II ve III cümlecikler birlikte kullanılacaktır:

Karışık Tip Örnekleri:

If he didn't gamble so much (= genelde), he could have become a very rich man by now (= bugüne değin geçmişte)... Çok kumar oynar. Eğer bu kadar çok kumar oynamasa, şimdiye değin çoktan zengin bir adam olurdu.

If you hadn't spent all your money yesterday, you would have enough today... Eğer dün (geçmiş zaman boyutu: o halde Tip III) bütün paranı harcamamış olsaydın, bugün (şimdiki zaman: o halde Tip II) yeterli paran olurdu / olacaktı.

You say he is sorry. But, if he were sorry, he would have apologized by now... Pişman diyorsun, ama eğer pişman olsa, şimdiye değin özür dilemiş olması gerekirdi... (= demek ki pişman değil, anlamını çıkarıyoruz.)

Demek ki, cümlemizi oluşturan iki cümlecikte farklı zaman dilimlerinden söz ediliyorsa bunun gereğini tip seçiminde uygulamak zorundayız. Burada kuralı çiğnemiyor, tam tersine kurala uygun davranıyoruz.

BAŞA DÖNÜŞ

 

EXERCISE - 05

Cümleleri II. ve III. tip birlikte karışık koşul cümleleri olarak düzenleyiniz:

01 -  If I (not miss) that bus, I, too, (be recuperating) in some hospital now. Eğer o otobüsü kaçırmamış olsaydım, ben de şimdi bir hastanede iyileşme süreci geçiriyor olacaktım.

02 -  If you (heed) my advice in those days, you (be) a rich man now. Eğer o zamanlar öğüdümü dinlemiş olsaydın, şimdi zengin bir adam olurdun.

03 -  You (can easily find) a job now if you (obtain) good grades in your student days. Öğrencilik günlerinde iyi dereceler elde etmiş olsaydın, şimdi kolayca iş bulabilirdin.

04 -  This house (be sold) long ago if it (not be) so far from the town centre. Kent merkezine bu derece uzak olmasa, bu ev şimdiye değin çoktan satılırdı / satılmış olurdu.

05 -  This poor girl (be alive) today if the ambulance (not break down) on the way. Eğer ambulans yolda bozulmamış olsaydı, bu zavallı kız şimdi hayatta olacaktı.

06 -   You (be feeling) stronger now if you (be following) your doctor's advice. Eğer doktorun öğütlerini izleyegelmiş olsaydın, şu anda kendini çok daha güçlü hissediyor olacaktın.

07 -  If you (be following) your diet closely, you (be recovering) much faster now. Eğer diyetine sıkıca uyagelmiş olsaydın, şimdi çok daha hızlı iyileşiyor olacaktın.

08 -  If it (not rain) yesterday, I (have to vvater) the garden again today. Eğer dün yağmur yağmamış olsaydı, bugün bahçeyi yine sulamak zorunda kalacaktım.

09 -   If Evliya Çelebi (not record) his impressions of the town, we (know) very little about its history now. Evliya Çelebi kente ilişkin izlenimlerini yazmamış olsaydı, tarihi hakkında pek az şey biliyor olacaktık.

10 -    Where (be civilization) today if the ancients (not develope) the paper making process? Eğer eski insanlar kağıt yapma işlemini geliştirmemiş olsalardı, uygarlık şimdi ne halde olurdu?

BAŞA DÖNÜŞ

 

IF-CÜMLECİKTE YARDIMCI FİİL

Bölüm başında temel formüllerimizi oluştururken, if-cümlecikte yardımcı fiillerin yer almayacağını, bunların ana-cümlecik içinde değerlendirileceğini söylemiştik. Ayrıntılarda boğulmadan, pratik ve kestirme yoldan hızlı öğrenmeyi amaçladığımız için, saptamalarımızın biraz fazla atak olması doğal karşılanmalıdır.

Orada değindiğimiz bu "kaba" kuralın hayli kabarık olan istisnaları nasıl açıklanabilir?

If you will/would wait a moment, I'll go and see if Mr. Hepçalışır is free to see you...

Bu bir nezaket ifadesidir. Cümleye, "If you (please) wait..." şeklinde de başlayabilirdik. Yani burada "will/would" birer nezaket sözcüğü olmaktan öte gitmiyor. Anlam incelendiğinde, aslında bir koşul koşulmadığı görülür: "Eğer beklerseniz gidip bakarım, beklemezseniz gidip bakmam" şeklinde bir koşul cümlesi olarak algılanması yanlış olur.

Aşağıdaki örnekleri de aynı irdeleme ile çözgüleyebiliriz. Bunlardan birincisinde nezaket, son ikisinde ise serzeniş/öfke iletimleri sözkonusu:

I would be very grateful if you would send me the necessary documents as soon as possible. = ... minnettar olurum efendim.

If you would sit down, gentlemen, we can begin our discussion. = Beyler! Beyler! Lütfen oturunuz ki tartışmamıza başlayabilelim!

If you would stop talking for a second, I could finish off my sentence. = Bir saniye susacak olursanız, cümlemi bitirebilirim!

BAŞA DÖNÜŞ

 

"TİP- 0" VE "TİP- 4" VAR MIDIR ?

Şu örnekleri inceleyiniz:

Present Tense : If you heat ice, it turns to water...  If there is a shortage of any product, its price is bound to go up... (Özellikle bilimsel saptamalarda bu tümce yapısı ile çok sık karşılaşırız.)

Past Tense : We used to stay at home if there was the slightest chance of rain...  If ever anybody interrupted his lecture, he got (used to get / would get) terribly angry...

Kimi yazarlar, "if" sözcüğüyle kuruldukları gerekçesiyle, bu tür cümleleri sözde "Tip-0" ve "Tip-4" başlıkları ile Koşul Kipi içinde sınıflamak ister.

Oysa bu tür cümlelerin genel özelliği, gerçek durumlardan söz edilmekte oluşudur: Buz ısıtılırsa suya dönüşür... Hernezaman birisi dersini kesecek olsa çok sinirlenirdi...

Dikkat ederseniz bu tümcelerde "if - if ever" yerine "when - whenever" tercihinizi rahatlıkla kullanabilirsiniz ve anlam bozulmaz. Gerçek durumlardan söz ettiğinize göre, bunların Haber Kipi kapsamında görülmeleri gerekir. Koşul Kipinin temel özelliği varsayımsal, farazi durumlardan söz ediliyor olmasıdır.

NOT: Yine de, "piyasada" "were yerine dikkatsizce was" kullanımının yaygınlığı karşısında, bu Bölümde savunduğum tezlerin "ağırbaşlı gramer" ve özellikle de "sınav İngilizcesi" hariç tutulursa %100 geçerliği olmayabileceğini teslim etmekte yarar var. Çünkü, bir yandan dilcilikte betimleyici (descriptive) yaklaşımı savunurken, bir yandan da dil polisliğine soyunup, anadilini konuşan kimseleri dikkatsizlikle suçlamak yürek ister...

BAŞA DÖNÜŞ

 

IF-CÜMLECİKTE "ANY" ve "SOME"

Bilindiği gibi, some ve any ikilisine ilişkin genel kural, birincisinin olumlu, ikincisinin ise olumsuz cümleler ve sorularda kullanılmasıdır.

If-cümlecikde ise, bunun tersine bir uygulama geçerli olabilir ve bu tercih çoğu zaman vurgulanmış anlatım niteliği kazanır:

Wouldn't I help you out if I had any means to do so? = Bunu yapabilecek imkanlarım olsa seni bu durumdan kurtarmaz mıyım sanıyorsun!

I would never have allowed you to enter if you hadn't had some kind of reasonable excuse! = Akla yatkın bir mazeretiniz olmasaydı, içeri girmenize asla izin vermezdim...

BAŞA DÖNÜŞ

 

EXERCISE - 06

Cümledeki ipuçlarını değerlendirerek, parantez içinde verdiğim fiili, uygun yapıda yerine yerleştiriniz:

01 -  If he were here with us now, he ............... a moment in giving us a helping hand. [not lose]

02 -  I ............... the money yesterday if I had known you needed it so urgently. [could send]

03 -  The important question is whether or not you ............... it to him last night if you had seen him. [give]

04 -  Oh, I am sorry, children, but that is an adults-only movie. Otherwise, there ............... no problem in taking you along with us. [be]

05 -  Oh, I am sorry, children, but that was an adults-only film. Otherwise, there ...............  no problem in taking you along with us. [be]

06 -   ............... I ............... happily ............... late on a Sunday morning if I didn't have to get up to prepare breakfast for the kids? [not sleep]

07 -  If indeed he ...............  a message, we ...............  it two or three days ago. [send / receive]

08 -  I ............... really ............... it if you stopped that noise at once. [appreciate]

09 -   ...............  he  ...............  any chance of winning if he had entered the race yesterday? [have]

10 -    ...............  I  ...............  some if I had known they had them on sale? [not buy]

BAŞA DÖNÜŞ

 

DEVRİK CÜMLE TİPLERİ

DİKKAT... DİKKAT...

Daha önce de değindiğimiz gibi, if-cümlecik başa alındığında koşul vurgulanmış olur. Ancak, elimizde bir başka vurgulama olanağı daha var: Devrik cümle oluşturmak. Devrik cümle, biliyorsunuz, soru düzeninde kurulur. (Yani, yard. fiil + özne... bazen de: asıl fiil + özne.)

Kurulur, ama bir soru olarak algılanmaz: Yazıda soru işareti değil, ünlem veya doğrudan nokta kullanılır; konuşmada soru tonlaması yapılmaz: Bağlama göre, çeşitli vurgulanmış duygu ve anlamları ileten bir tonlama yapılır.

 

TİP I :

If you should  --------›  Should you

Should you come this way again, please look me up.

Yolunuz bir daha bu taraflara düşecek olursa, lütfen beni arayınız. (Gelecek zaman, yani Tip-1 kullanıldığını temel-cümlecikten çıkarsıyoruz. Ricanın gereği gelecekte yerine getirilecektir. [Umarım hala "should", herzaman "shall" in past tense'dir gibi yanılgılar içinde değilsiniz.]

 

TİP II :

If I were  --------›  Were I

If he went away  --------›  Were he to go away

If you stopped & thought  --------›  Did you but stop & think

Were I in your shoes, I wouldn't take such a risk. = Senin yerinde olsam, böyle bir risk almam.

Were he to go away and leave you, you'd be in a very difficult position. = Çekip gitse ve seni terketse, çok zor bir durumda kalırsın.

Did you but stop and think about it, you'd see how hopeless our situation is. = Durup bir düşünsen, durumumuzun ne denli umutsuz olduğunu görürsün.

 

TİP III :

If it had been  --------›  Had it been

If she had lost  --------›  Were she to have lost

If she could have arrived  --------›  Could she have arrived

Had it been any harder, we wouldn't have been able to do it. = Eğer daha zor olmuş olsaydı...

Were she to have lost all her money, she would have been terribly upset. = Eğer bütün parasını kaybetmiş olsaydı...

Could she have arrived sooner, she would have got the job. = Daha erken gelebilmiş olsaydı...

DİKKAT... DİKKAT...

Gerek Tip II, gerekse Tip III için ikinci örnek cümleler "were + ...." yapısı ile başlıyor. Birincisini present, ikincisini past anlamlı kılan nedir?

Yanıt: Birincisi bir present mastar, ikincisi ise bir perfect mastar ile oluşturuldu: To lose = kaybetmek... To have lost = kaybetmiş olmak... Perfect mastar kullanımı, olayı geçmiş zamana taşıyor.

BAŞA DÖNÜŞ

 

KULLANILAN KİMİ ÖTEKİ BAĞLAÇLAR

unless : "Unless" anlam molekülü iki anlam atomundan oluşur: if + not... Dolayısıyla, "unless" ile kurulan bir cümlecikte ayrıca "not" olumsuzuna rastlayamazsınız, çünkü bildiğiniz gibi İngilizce'de "double negative" cümle kurulamaz. "Unless" için Türkçe'de: -medikçe, -madıkça olağan çeviridir.

Not 1 -- İngilizce'deki "double negative" eksikliğinin, "didn't fail + mastar" formülü ile nasıl aşılabildiğinden Kitabımızın "Mastarlar" Bölümünde söz etmiştik.

Not: Yukarda dikkat ederseniz, "unless" ile kurulan cümlecikte (=clause) "not" sözcüğünün yer alamayacağını söyledim. Besbelli ki bu durum, cümledeki diğer cümlecikleri ilgilendirmez. İşte örneği aşağıda:

She will not improve her French unless she goes to France. = If she does not go the France... Fransa'ya gitmedikçe...

provided (that) / providing (that) : olması koşuluyla...

I will help you provided that you promise to be more careful from now on... = Bundan böyle daha dikkatli olmaya söz vermen koşuluyla sana yardımcı olacağım...

DİKKAT... DİKKAT... Besbellidir ki, böyle bir tümcedeki "provide" sözcüğünü sözlükteki "sağlamak, tedarik etmek" anlamlarında algılarsanız işin içinden çıkamazsınız. Popüler bir sınav sorusu...

suppose / supposing (that) : diyelim ki, tut ki, varsayalım ki...

Supposing there were no water, what would the world be like? = Diyelim ki dünyada hiç su olmasa, ne olur dünyanın hali?...

Biliyorsunuz bu cümlenin Türkçe ifadesinde, yine present/genel anlamlı olmak üzere "olmasaydı/ne olurdu" demek mümkün. Ama "past tense" yanılgısına düşmemeniz için, yukarda verdiğim çeviriyi tercih ettim... Kendimizi, "Tip II eşittir Past tense" gibi yıkıcı yanlışlıklardan kurtarmak işte bunun için çok önemli.

on condition (that) : olması koşuluyla...

I'll lend you the money on condition that you return it no later than next Monday. = Önümüzdeki Pazartesiden daha geç olmamak üzere iade etmeniz koşuluyla...

so long as / as long as : olduğu sürece, yeter ki...

I won't bother them as long as they don't bother me. = Onlar beni rahatsız etmedikleri sürece ben de onları rahatsız etmeyeceğim.

even if  = even though : olsa bile...

I'll go and meet them even if you don't. = Sen gelmesen bile...

only if : yalnızca eğer... ancak eğer...

We'd postpone the meeting only if more than half of the members didn't turn up. = Toplantıyı, yalnızca ve yalnızca eğer üyelerin yarısından fazlası gelmezlerse, erteleriz.

I will agree to sign that document if and only if you agree to sign it before me. = O belgeyi imzalamayı eğer ve yalnızca eğer sen benden önce imzalamayı kabul edersen kabul edeceğim.

(Bu bağlacı, Dilek Kipi (The Subjunctives) Bölümünde göreceğimiz "If only" ile karıştırmayınız)

whether or not : olsa da olmasa da (uysa da uymasa da!)

I'll be leaving tomorrow whether or not you decide to join me! = Sen bana ister katıl ister katılma...

but for : Present = "If it were not for..." veya, Past = "If it had not been for..." deyişlerinden kısaltma sayabilirsiniz... Türkçe'ye "eğer olmasaydı" yada "sayesinde" gibi anlamlarla çevrilebiliyor:

My family helps me a lot. But for their help, it would be very difficult for me to keep up a decent standard of living. = If it were not for their help... Ailem yardım ediyor, eğer etmeseler...

The accident delayed us. But for the accident, we would have arrived on time for the performance. = If it had not been for the accident... Kaza olmamış olsaydı, geç kalmazdık, kalmamış olurduk...

But for his love for Şirin, the ordeals he went through would have been unbearable for Ferhat. (ordeals = çileler... unbearable = çekilmez, tahammül edilmez)

But for the expression "but for", I would not have been able to form these fantastic examples! (Bu örneği, Tip II ve III bir arada olarak değerlendirin: "Bu deyim olmasa, bu şahane örnekleri oluşturamazdım/oluşturamayacaktım !!"

BAŞA DÖNÜŞ

if'li cümleler

ingilizce koşul kipi     index endeks anasayfa     test ve açıklamalı cevapları