Yalçın İzbul: Günümüz İşaret Bilimi Teorisine Toplu Bir Bakış: 01

İlk Yayınlanışı: Hacettepe Beşeri Bilimler Dergisi, 1980

Internet Versiyonu: 2007

 

İŞARET BİLİMİNE TOPLU BAKIŞ

GENEL SEMİOTİK KURAMI

Yalçın İzbul

 
 

İşaret bilimi, konuşma dili de dahil olmak üzere, hertürlü işaret işlevi ve işaret sistemini konu edinen... genel bir bilimdir.


I.i. İşaret Bilimi Tanımı ve Alan Belirlemesi

İşaret bilimi, temel birim olarak "işaret" kavramından yola çıkarak, belirtme, bilişim, bildirişim, iletişim ve haberleşmeye ilişkin olay ve olgular üzerinde çalışan genel teori ve araştırma sahasıdır. Sahanın milletlerarası terimlerdeki ismi semiyotik'tir (isim: semiotics; sıfat: semiotic).(1) Fransızca metinlerde ise, İsviçreli Saussure'den süregelen etkiyle, semiyoloji (semiologié) terimi yaygındır. Türkiye'de 1960'lı yıllardan bu yana göstergebilim teklifi taraftar toplamaktadır. Bu teklif üzerindeki itirazımızı biraz ilerde savunacağız. Bir başka teklif ise imbilim'dir; ancak fazla yaygınlık kazanmış değildir. [2007 versiyonu için not: Semiyotik ve Semiyolojinin iki farklı gelenek olduğu gözetilerek, ilkinin göstergebilim, ikincisinin ise imbilim ile karşılanması teklifi de ileri sürülmüştür. Fakat, aradan geçen 30 yıla yakın zamana rağmen terim kargaşasının hala oturuşmamış olduğu görülüyor.]

Günümüzden (1980) geriye doğru elli sene gibi kısa bir tarihçeye dayanan, bu teori ve araştırma sahası, halen de hızlı bir gelişme içindedir. Bu hızlı gelişmenin heyecanını yaşayan bir kısım düşünürlerin amaçladığı boyutlardaki genel teori ise henüz ufukta görünmüyor. Bununla birlikte, gelişmelere iyimser açıdan bakılacak olursa, bilimler arası bir araştırma programı ile bilimler üzeri bir genel teoriye varmayı amaçlayan işaret biliminin, epistemolojinin üstdili kimliğini kazanma yolunda olduğu ümit edilebilir.

Temel birim ve kavramın İŞARET olduğunu söyledik. Bilim alanının adı da, etimoloji açısından, eski Yunanca'daki semeion (işaret, belirti)(2) sözcüğüne dayandırılmıştır. Yine eski Yunanca'daki sementikos (anlamlı) sıfat kelimesinden esinlenilerek türetilmiş semaktik (semantics. anlambilim) kelimesine bakıldığında, bu iki bilim sahası arasında yakın ilişkiler bulunduğu anlaşılmakla birlikte, bu ilişki, aşağıda açıklayacağımız üzere, işaret bilimi konuları kapsamının aslında sınırlı bir bölümünü ifade etmektedir.

Bilindiği üzere, dilbiliminin konusu konuşma dilidir. Konuşma dili, insanın kültürel evrimindeki yeri dolayısıyla, işaret biliminin üzerinde çalıştığı "dil" sistemlerinden en önemlisi, fakat ancak birisidir. Konuşma dili seviyesinde anlama ilişkin konular üzerinde çalışan bilim, hem dilbiliminin çatısı altında gelişen, hem de çeşitli diğer bilim alanlarıyla kurduğu yakın ilişkiler dolayısıyla dilbiliminin dışına taşan anlambilim'dir. İşaret bilimi (semiyotik) ve anlambilimi (semantik) karıştırmamak gerekir. İşaret bilimi, konuşma dili de dahil olmak üzere, hertürlü işaret işlevi ve işaret sistemini konu edinen; anlam bilgisi kadar, yapı ve kullanım bilgisi üzerine de eğilen genel bir bilimdir.

 

I.ii. işaret Biliminin Kısa Tarihçesi

"Semiyotik" kelimesini önce felsefe ve mantık metinlerinde görüyoruz. Kelimeyi, bildiğimiz kadarıyla, ilk kullanan, onyedinci asrın sonlarına doğru John Locke olmuştur. Locke, kelimeyi bilimler sınıflamasının üç ana kolundan birisinin ismi olarak teklif ediyor, "semiyotik" adını verdiği bu işaretler doktrinini şöyle tanımlıyordu:

Çalışma sahası, işaretlerin tabiatı ile, nesnelerin anlaşılmasında veya sahip olduğumuz bilgilerin başkalarına aktarılmasında nasıl kullanıldıklarını incelemek olan bir doktrin... (Essay on Human Understanding, 1690)

Yirminci yüzyılın başlarında, Ferdinand de Saussure, bir "semiyoloji" bilimi kurulması ve dilbiliminin bunun bir parçası olarak düşünülmesi gerektiğini savunuyor, bir bakıma ilerdeki gelişmelerin müjdesini veriyordu:

işaretlerin toplum içindeki varlığını inceleyecek bir bilim düşünmek gerekiyor. Bu bilim, sosyal psikoloji ve dolayısıyla da genel psikoloji bünyesindeki bir boşluğu dolduracaktır. Adına, Yunanca semeion kelimesinden esinlenerek, semiyoloji denilmesini teklif ediyorum. Bu bilim bize işaretlerin ne olduğunu, hangi kurallara bağlı olduklarını öğretecektir. Henüz ortada böyle bir bilim bulunmadığına göre. kurulduğunda nasıl bir bilim olacağı şimdiden söylenemez. Fakat kurulması gereken, yeri peşinen belli olan bir bilimdir. Dilbilim, genel semoyoloji biliminin bir bölümünü teşkil edecek, semiyolojinin ortaya çıkaracağı kanunlar dilbilime de uygulanabilecektir. Dilbilim, bundan böyle, insan gerçeklerine ilişkin bilimler bütünlüğünün, sınırları kesin belirlenmiş bir bölümünü ifade etmekte olacaktır. [1959 (1916) : 16]

Semiyotik biliminin kurucusu ve sistematik kavramlaştırmaların öncüsü durumunda olan Amerikalı pragmatist filozof ve mantıkçı Charles Sanders Peirce ise, yüklenmiş olduğu görevi şöyle tanımlıyordu:

Bildiğim kadarıyla ben, "semiyotik" adını verdiğim, olanaklı belirtmelerin temel doğası ve türleri alanına açıklık getirmeğe çalışan bir öncüyüm. Kendimi, balta girmemiş bir ormanda yol açmağa çalışan basit bir oduncuya benzetiyorum (5.488).(3)

İşaret bilimi çalışmaları 1940'lardan itibaren Charles W. Morris ve Rudolf Carnap gibi ünlü isimlerle güçlendi. 1950'lerden itibaren Fransa'da, metin incelemelerini ön planda tutan yeni bir yaklaşım taraftar toplamaya başladı. 1960'lı yıllarda uluslararası kongrelerin yaygınlaşmasıyla, işaret bilimi akademik çevrelerde tescil edilmiş oldu. Dünya üniversitelerinde ilk semiyotik kürsüsü Prof. Umberto Eco tarafından 1970'lerde İtalya'nın Bolonya Üniversitesinde kuruldu. Sahadaki kitap ve dergi yayınları günümüzde şaşılacak boyutlara ulaşmış bulunmaktadır.

Bundan sonraki gelişmelerin, bir yandan nöro-psikoloji sahasıyla işbirliği yapılarak "belirtme" kavramı ve işlevlerinin daha açık anlaşılması; öte yandan kültür teorisindeki "dil/kültür sistemi" kavramı çerçevesinde bilişim ve bildirişim arasındaki ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesi gibi iki ana çizgide toplanacağı ümit edilebilir. Şimdiki durum, bu ümidimizi doğrular görünmektedir.

Türkiye'de bu bilim sahasının adı 1960'lı yıllardan itibaren, daha çok Fransız ekollerini takip eden İstanbul Üniversitesinden Prof. Özcan Başkan ve Prof. Berke Vardar'ın gayretleriyle duyulmaya başladı. Ancak bugün için, üniversitelerimizdeki çeşitli bölüm ve kürsülerde dağınık biçimde yürütülmekte olan çalışmaların topluca değerlendirilebileceği ve belki de terimler konusunda ileri adımların atılabileceği bir kongre veya merkezi bir yayın organının boşluğu duyulmaktadır. Öte yandan, yakın zamanlarda kaybettiğimiz Prof. Nusret Hızır ve Doç. Bedrettin Cömert'in semiyoloji sahasına ilişkin kendi açılarından yaptıkları çalışmaları burada anmak isteriz. [2007 versiyonu için not: Daha sonraki yıllarda yapılan değerli çalışmalar, 1979 tarihli bu çalışmamızda tabiatıyla yer almamıştı.]

Hacettepe Üniversitesi Sosyal Antropoloji Bölümünde tarafımdan verilen dil antropolojisi derslerinde, daha çok biyo-kültürel bir yaklaşımla, evrenselci-izafiyetçi kutuplaşmasını liberal bir eğitim anlayışının gerektirdiği tartışma çizgisine oturtmayı amaçladığım bir programda, işaret bilimi ile doğrudan ve dolaylı olarak ilgili bazı konular önemli bir bölüm oluşturmaktadır.

----------------------------------------------------

01. Bu kullanım, ancak 1960'lardan bu yana istikrar kazanabilmiştir.

02. Semiyotik kelimesinin tıpta "teşhis" anlamına öteden beri kullanılmış olması, kelimenin eski Yunan hekimliğindeki anlamından kaynaklanıyor.

03. Akademik geleneğe uyularak, Peirce'ın eserlerinden alıntı yapılırken, cilt ve paragraf numarası verilmektedir.

BAŞA DÖNÜŞ