Yalçın İzbul: Günümüz İşaret Bilimi Teorisine Toplu Bir Bakış: 02

İlk Yayınlanışı: Hacettepe Beşeri Bilimler Dergisi, 1980

Internet Versiyonu: 2007

 

BİLİŞİM, BİLDİRİŞİM, İLETİŞİM, HABERLEŞME

 
 

Bildirişim, işaretlerin birden fazla birim arasında tek yönlü veya karşılıklı iletilmesi yahut akışımıdır. İşaretler teorisinin temel kavramları olan ve uluslararası terimler demetinde semiosis, signify, signification, cognition, communication gibi terimlerle karşılanan bir dizi kavramın, bizim dilimizde belirtmek, bilmek ve bildirmek köklerinden yapılacak terimlerle karşılanmasının en tutarlı yol olacağı görüşündeyim.


I. iii. Bilişim/Bildirişim, İletişim, Haberleşme

Tanıtma yazımızın bundan sonraki bölümlerinde kullanacağımız bazı terim ve kavramlarımıza bu noktada açıklık kazandırmak gereğini duyuyoruz. Özellikle terimlerimizin Türkçe'de birer teklif niteliğinde olduğunu şimdilik kabulleniyor, yer darlığı dolayısıyla bu basamakta ayrıntılı bir tartışmaya girmekten kaçınmak istiyoruz. [2007 versiyonu için not: 1970'li yıllarda pek revaçta olan 1. çoğul şahıs kullanımına, o zamanlar ne büyük bir ciddiyetle uymuş olduğumu şimdi tebessümle okuyorum.]

Bilişim(4) bireylerin (= biyolojik veya teknolojik(5) tür üyelerinin herbirisinin ayrı ayrı) zihinsel eylem veya oluşumlarının belirli bir kategorisini ifade etmekte başvurduğumuz genel terimdir. Psikologlar, insanda bu başlık altında, dikkat, algılama, hafıza (bellek), "düşünme" gibi zihinsel kategorileri topluyorlar. Dil kullanımı açısından, basite indirerek, bu kavramı bireyin merkezî sinir sistemi içinde oluşan ve çevreden bireye ulaşan veya yöneltilen etkilerle bireyden çevreye yöneltilen tepkiler arasındaki bağın gerçekleştirilmesinde rolü bulunan işaret işlev ve fonksiyonları olarak tanımlayabiliriz.

Bilişim başlığı altında duyumlama ve algılama arasındaki temel farklılıktan da kısaca söz etmemiz yerinde olacaktır. İnsanı örnek alırsak, çevremizdeki dünyadan (fizikî, biyolojik veya sosyal) bize ulaşan veya yöneltilen etkileri beş duyumuz aracılığıyla "duyumlarız". Patolojik haller dışında, gözümüz açık olduğu sürece "görür," kulağımıza ulaşan sesleri "işitiriz". Ancak bu anlamda görmek, işitmek, duyu organlarımızın her birisinin kendi özel oluğunda kendisine ulaşan etkileri kaydederek, beyindeki ilgili merkeze iletmesinden ibarettir. Bundan sonraki işlemler, yani, duyumlanan etkinin öteki zihin süreçleri (dikkat, bellek, düşünme gibi) ile birlikte değerlendirilmesi ile gerçekleştirilen sınıflama yahut tanıma süreci, algılama kategorisine girer. Kısacası, "görmek" için bakmak ve neye baktığımızı bilmek, "işitmek" için dinlemek ve neyi işittiğimizi bilmek gerekir. Algılama, bu anlamda, duyumlanan etkinin, bireyin kafasındaki bilişim haritası (cognitive map) üzerindeki koordinatlarının tespit edilmesi demektir. Tabiatıyla bu bilişim haritası, insan dışı biyolojik türlerde olduğu üzere büyük ölçüde genetik koşullanma, insanda olduğu üzere büyük ölçüde kültürel koşullanma, yahut makinelerde olduğu üzere teknolojik programlama ürünü olabilir.

Bildirişim, işaretlerin birden fazla birim arasında tek yönlü veya karşılıklı iletilmesi yahut akışımıdır. İşaretler teorisinin temel kavramları olan ve uluslararası terimler demetinde semiosis, signify, signification, cognition, communication gibi terimlerle karşılanan bir dizi kavramın, bizim dilimizde belirtmek, bilmek ve bildirmek köklerinden yapılacak terimlerle karşılanmasının en tutarlı yol olacağı görüşündeyim.(6) Bu görüşümüzün, yazımızın bundan sonraki bölümlerinde ele alacağımız konular ve açıklamalarımızda başvuracağımız terim tercihlerimizle doğrulanacağı ümidini taşıyorum.

Haberleşme, dilimize öteden beri yerleşmiş, günlük kullanımda türlü deyimlere katılmış, şemsiye bir kavram olarak işlev ve geçerliğini korumaktadır. Yukarıda işaret bilimi için gereğini savunduğumuz bildirişim ve aşağıda ayrıca ele alacağımız iletişim terimlerinin çeşitli nüanslarını geleneksel bünyesinde toplayan genel bir terim olarak dilimizin vazgeçilmez sözcüklerindendir.

İletişim teriminin, daha çok fizik bilimlerinin tanım ve inceleme sahası içinde ve haberleşmenin teknolojik yönünü ve/veya işaret belirtkelerinin (sinyallerinin) bildirişim oluğu (kanalı) içindeki fizikî özelliklerini ifade eden bir anlam sınırlamasıyla terimleştirilmesinin, en azından sahada kavram zenginliği sağlanması açısından yararlı olacağı görüşündeyim. Nitekim, konuyla ciddi seviyede ilgilenmekte olan yazarların uygulaması da bu yöndedir.

Öte yandan, iletişim sözcüğünün, dikkatsizce, bildirişim yahut haberleşme ile eşanlamda kullanıldığı görülmektedir. Oysa "eşanlamlılar" (=yakın-benzer anlamlılar, synonyms) arasında dahi bire-bir karşılıkların sözkonusu olamayacağı sıradan bir bilgidir. Sözünü ettiğimiz "dikkatsizlik", aslında "haberleşme" sözcüğüne karşı geliştirilen belirgin bir tasfiyecilik eğiliminden, "bildirişim" kavramına gösterilen duyarsızlık ise bildirişim ve iletişim kavramlarının yabancı dildeki tam karşılıkları olan communication ve communications arasındaki temel farkın gözden kaçırılmasından ileri geliyor.

 

I.iv. Belirtme ve Belirtkeler

Bir işaretin herhangi bir şeyi temsil etmesi, onun yerine geçmesi eylemi veya sürecini, belirtmek kavramı ile ifade ediyoruz. Buna bağlı olarak, belirtme (semiosis) kavramı, işaretin gerçekleştirdiği eylemi, veya yerine getirdiği işlevi karşılamaktadır. Belirtme eylemi veya sürecinde teorik seviyedeki "belirteç" ve "belirtilen" ilişkisine geçmeden önce, işaret işlevlerinin deneyimci (ampirik) seviyedeki birim yada görünümlerini teşkil eden "belirtkeler" üzerinde durmamız yararlı olacaktır.

Belirtke (yahut sinyal), bir bildirişim oluğu boyunca iletilmekte olan içeriği ("anlamı") taşıyan (taşımacısı olan) hertürlü fizikî birim veya birimler dizisidir. Konuya Bilgileme Kuramında (veya "Bilgilendirme" -- Information Theory) tanımlanan birimler açısından baktığımızda, şöyle bir tanım da verilebilir: Bir bildirişim çevriminde, bildirimlerin verici tarafından gönderilebilir belirteçler durumuna çevrilmesi ile bildirişim oluğuna katılan hertürlü bilgi iletim birimi, yahut iletilmekte olan birimler. Örnek: telli haberleşmede, verici ve alıcı cihazlar arasında elektrik belirtkeleri (sinyalleri) gönderilmektedir.

Bu kavramın, ilerde ele alacağımız, daha genel ve soyut bir kavram olan BELİRTEÇ kavramından ayırt edilerek, dar anlamda fizik bilimlerinin inceleme alanına giren bir olgu veya oluşum örneği olarak değerlendirilmesi yerinde olur. İlgi çekici bir nokta ise, algılayanın bilmediği bir dilde (=işaret dizgesinde), yahut bozucu karışımların (Bilgileme Teorisindeki noise olgusunun) anlam dönüştürümünü imkânsız kıldığı durumlarda dahi, kendisine ulaşan veya yöneltilen işaretleri birer belirtke olarak tanımlayabilmesidir. Örneğin, gecenin karanlığında farkedilen bir "karaltı"; yahut kısa dalgada işitilen bir dizi "şifreli" belirtke bu türdendir. Bu gibi durumlarda işaret alıcıya ulaşmakta, ancak işaret işlevi tamamlanamamaktadır. Öte yandan, yine ilerde sözünü edeceğimiz "sıfır belirtke" durumunda ise, bildirişim oluğu boyunca "herhangi bir belirtke gönderimi sözkonusu olmaksızın" işaret işlevi tamamianabilmektedir. Gerçekten de, "sıfır belirtke" kavramı, belirtke ve belirteç'in iki farklı birim ve kavram olarak anlaşılmasında büyük kolaylık sağlamaktadır.

Bazı yazarlara göre, belirtke (sinyal) kavramında, iletilen bir etkinin alıcı için sabit bir etki-tepki ilişkisinin sinyali kimliğini taşıması esastır. Bu açıdan bakıldığında, tabiî dillerdeki emir kipi bildirimlerini birer belirtke olarak değerlendirebileceğimiz gibi, ayrıca "Hazırım!" (... "öyleyse gidelim") türünden bildirimleri de ikinci derecede birer belirtke kimliğinde görmemiz mümkündür. Ancak bu çerçevede, kültürel şartlanmaya bağlı etki-tepki ilişkilerinde, "emre itaatsizlik" tepkisinin de sözkonusu olabileceğini dikkatten uzak tutamayız. Öte yandan günlük dilde, "sinyal" kelimesinin doğrudan doğruya "işaret" kavramı ile eşanlamda kullanıldığını görüyoruz: trafik sinyalleri, denizcilikte kullanılan sinyaller gibi. Tabiatıyla bu örnekler, işaret biliminde kaçınılması yerinde olacak bir anlam genişletmesini ifade ediyor.

 

I.v. Anlam ve Kavram

Anlam sözcüğü, anlambilimde olduğu kadar işaret biliminde de farklı düşünce akımları ve kavramlar birikimi dolayısıyla çok geniş ve kimi zaman çelişkili bir çağrışımlar yelpazesini karşılayan şemsiye bir terimdir. Keyfî bir seçimle, şu farklı karşılıklarını belirtebiliriz: (1) Bir bildirim kaynağının hedefine ulaştırmak istediği herhangi bir bildirimin kavramsal içeriği; (2) Algılamanın kavramsal içeriği; (3) Herhangi bir işaret işlevinde, belirtecin taşıdığı kavram içeriği; "belirtilen"; (4) Herhangi bir işaret veya belirtke'nin, algılayan veya kaydeden biyolojik varlık, fizikî cisim veya cihazda uyandırdığı veya oluşturduğu biliş, davranış, değişim, veya tepki...

Kavram sözcüğü de, literatürde rastlanılan farklı kullanımları dolayısıyla ne yazık ki en az "anlam" kadar anlam kesinliğini yitirmiş bir terimdir. Burada, kendi içinde bir cilt teşkil edecek bir tartışmayı yeniden açmaktansa, sahada bilinen oldukça toparlayıcı bir görüşü takip etmek daha yararlı olacaktır. Lyons (1977:11) şöyle bir açıklama getiriyor:

"Kavram" dediğimizde, nesneleri zihnimizde kavramamıza yahut bilmemize aracı olan fikir, düşünce veya zihinsel kurguyu(7) anlıyoruz. Nitekim belirtme konusunun köklü bir çözümleme geleneğinde de, kavramların sözcükler ve nesneler arasında aracı durumunda oldukları ifade edilmektedir: Vox significat (rem) mediantibus conceptibus.(8)

Anlambilimciier arasında yaygın bir başvuru çerçevesi teşkil eden şematik bir gösterim vardır (bknz. Şekil 1).

Şekil 1
Belirtme Üçgeni

Buna göre, bir işaret, doğrudan, kendisine bağlanmış bulunan kavramı(9) belirtmekte, belirtilen'i ise ancak dolaylı olarak belirtmektedir. Sözünü ettiğimiz dolaylı belirtme durumu, şemada kesik çizgilerle ifade edilmiştir. Burada gösterilen Belirtme Üçgenine yeni literatürde yaygınlık kazandıran Ogden ve Richards (1923: 11) "C" için referent terimini kullanıyorlardı. Aynı terim, anlambilimciler arasında bugün de oldukça yaygındır. Ancak öteki bazı anlambilimclier, "kavram" yerine işaretin "anlam"ını, "belirtilen" yerine ise "kastedilen-şey" (the thing-meant) ifadelerini tercih etmişlerdir (Ullmann. 1 957:70). Morris (1938,1946), konuya farklı bir yaklaşım getirerek, A'nın belirtileni olarak B'yi kabul etmiştir. Buna göre C, A için denotation (yananlam, yahut göreli anlam) oluyordu.(10)

----------------------------------------------------

04. Psikoloji dalında oldukça yaygınlık kazanmış, "biliş" şeklindeki kullanım dikkati çekiyor. Sanıyorum bu teklif, cognitive sıfat teriminin "bilişsel" sıfat terimi ile karşılanması kolaylığı açısından taraftar topluyor. Öte yandan, bilişim terimine bilgisayarcılar da sahip çıkmışlardır, Oysa, sözcüğü bizim.kullanma tarzımız Türkçe'nin kökler ve ekler yapıbilgisine uygundur. Bil kökünden -iş eki ile bu sözcük, vuruşmak, döğüşmek, anlaşmak örneklerinde olduğu üzere karşılıklı eylem bildiren sözcüklerden çok, gelişmek, girişmek, değişmek örneklerinde olduğu üzere tek-kimseli eylem sözcüklerine benzer. Gelişim, girişim, değişim, ve bilişim doğru sözcüklerdir. Ayrıca, metinde az sonra dokunacağımız üzere, Türkçe'de işaret bilimi terimleri için belirtmek, bilmek, ve bildirmek kökünden terimler yapılmasının yararı üzerinde duruyoruz. Öte yandan, kanaatimizce, bilişim sözcüğünün her iki alanda birden kullanılması kavram karışıklığına yol açmayacağı gibi, ilerde kurulacağı ümit edilen genel işaretler teorisi içinde insan ve makine ayrımı aşılarak gerçekleştirilecek tanım kategorileri bakımından kavram kolaylığı da sağlayabilecektir.

05. "Biyolojik tür" kavramı alıştığımız bir kavramdır. "Teknolojik tür" teklifimizin ise, bilgisayarlar ve robotlar çağından içeri adımlarımızı atmış bulunduğumuz çağımızda artık yadırganmayacağı inancındayım.

06. Aslında, "bilmek" köküne fazla yüklenildiği ve yaslanıldığı inancındayım. Belki, ilerleyen onyıllarda, konular daha iyi anlaşılıp, görüşler arasında uzlaşmalar belirdikçe, terimler demetinde daha doyurucu tercihler ortaya çıkabilir umudundayım.

07. "Mental construct".

08. Latince vox, yazarlar tarafından "kelime"nin farklı tanımları karşılığında kullanılagelmiştir. En yaygın kavram karşılığı, konuşulan dildeki ayrık (discrete) nitelikli birimlerdir. Biz burada vox için, sözlüklerde madde başı olarak gösterilen düzanlam belirlemesini teklif ediyoruz. Bu kavram karşılığında ise, "sözcük" kelimesinin "kelime"den farklı bir anlam sınırlamasıyla, lexeme karşılığında kullanılması yolunda Türkçe dilbilimi terimleri için başka yerde bir teklifimiz olmuştur. Bknz., ayrıca, dipnot 18.

09. Lyons (1977) buna signification (belirtme eylemi) diyor.

10. Bknz. II. viii.

BAŞA DÖNÜŞ