Yalçın İzbul: Günümüz İşaret Bilimi Teorisine Toplu Bir Bakış: 03

İlk Yayınlanışı: Hacettepe Beşeri Bilimler Dergisi, 1980

Internet Versiyonu: 2007

 

İşaret Kavramı, İşaret Kaynağı,

Sıfır Belirtke Durumu

 
 

Bilişim ve bildirişim sistemlerinin anlam taşıyan en küçük temel birimleri olarak tanımlanan işaretlerin birer biçim ve anlam bileşkesi oldukları, böylece iki katmanlı bir yapıya sahip bulundukları kavramlaştılmaktadır. Bu yaklaşım, klasik mantıkçılardan günümüz işaret bilimcilerine kadar geçerliğini korumuş köklü ve yararlı bir gelenek görünümündedir.

II.i. "İşaret" Kavramı

"İşaret" kavramı, işaret bilimi çözümleme sisteminin temel birimini ifade etmektedir. Ancak, yeterli bir işaretler teorisinin elde bulunmadığı ve henüz ufukta da görünmediği bir gelişme basamağında, bilimsel bir açıklamada yadırganacak genellikte bir belirleme ile yetinmek durumundayız: Bir başka şeyi. herhangi bir şekilde veya herhangi bir surette temsil eden veya onun yerine geçen her şey.

Güneş deriyi kararttığında yahut elektrik akımı ampul telini akkor duruma getirdiğinde, bu bir işaret işlevi değil, doğrudan bir etkidir. Bir işaret işlevinde sözkonusu olan ise, "temsil etme" yahut "yerine geçme" ilişkisi aracılığıyla gerçekleşen bir etkileşme ve böyle bir etkileşmeye yol açan bir anlam aktarımıdır.

İşaret kuramının öncülerinden Charles Sanders Peirce, "işaret" kavramı için şu tanımı veriyordu:

"Herhangi bir kişi için, belirli bir şeyi, belirli bir çerçevede temsil eden belirli bir şey..."(11) (2.228).

Görüleceği üzere, Peirce'ın verdiği tanımda, işaret işlevinin üçüncü aslî unsuru olarak, algılama olayı ve algılayan kişi üzerinde durulmaktadır. Belirtme ilişkisi çerçevesinde, herhangi bir işaret, algılayan birim tarafından bir "işaret" olarak algılandığı için işaret kimliğini taşımaktadır. Peirce bu konuda şöyle diyor:

"Belirtme'den maksadım şudur: işaret - belirtiği nesne - yorumlama üçlüsünün işbirliği olan bu süreç, hiçbir surette ikili bir seviyeye indirilemez" (5.484).

 

II.ii. İşaret Kaynağı

İşaret biliminde, "bildirim kaynağı" kavramından farklı olarak, tabiatları gereği çevrelerine otomatik belirtkeler yaymakta olan "bildirim" kaynaklarını da içine alacak şekilde bir işaret kaynağı kavramına ihtiyaç duyulacağı açıktır. İşaret bilimi yalnızca bir bildirişim teorisinden ibaret olmayıp, aynı zamanda bir bilişim teorisidir. İşaretlerin tanımlanması ve sınıflanması açısından aslolan işaretin kaynağı değil, işareti "işaret" olarak algılayandır.(12) Bu bakımdan "işaret kaynağı" deyimiyle, en yalın anlamda, herhangi bir algılayanın "işaret" olarak tanımladığı iletim yada yayılım birim yahut birimlerinin kaynağını kastediyoruz. İşaret kaynağının, gönderdiği işaretleri, özdenetim (dönüt, feedback, "geri besleme") yoluyla kendisinin de algılıyor olması durumunda, işaret işlevi çevrimi yine bir algılama süreci ile tamamlanmaktadır diyebiliriz.

 

II. iii. İşaretin Yapısı

Bilişim ve bildirişim sistemlerinin anlam taşıyan en küçük temel birimleri olarak tanımlanan işaretlerin birer biçim ve anlam bileşkesi oldukları, böylece iki katmanlı bir yapıya sahip bulundukları kavramlaştılmaktadır. Bu yaklaşım, klasik mantıkçılardan günümüz işaret bilimcilerine kadar geçerliğini korumuş köklü ve yararlı bir gelenek görünümündedir. Bu iki katmanın Türkçe'de belirteç ve belirtilen(13) adlarıyla terimleştirilmesi tarafımızdan teklif edilmiştir. Belirteç, algılayanın duyularından en az birisi üzerinde hissediiebilir bir etkiyi; belirtilen ise, işaret işlevi çerçevesinde, bu uyarının taşıdığj kavramsal içeriği, yahut kimi kuramcılara göre işaretin nesnel dünyadaki karşılığı ifade etmektedir. Bu iki kavram için, Saussure'ün terim tercihleri signifiant ve signifié, Morris'in tercihleri ise sign vehicle ve designatum olmuştur. Bugün İngilizce literatürde, genellikle signifier ve signified terimleri takip edilmektedir. Orta Çağ filozof ve mantıkçıları arasında signans ve signatum terimleri yaygınlık kazanmıştı.

O halde "belirteç", işaretin fizikî varlığını yahut kalıbını ifade etmektedir. Ancak bu kavram, I. iv.'de ele aldığımız belirtke (sinyal) kavramından daha genel ve daha soyut bir belirlemedir. Belirtilen ise, "belirteç" adını verdiğimiz fizikî oluşumun taşıdığı kavramsal içeriği, yani işaretin yerine geçtiği veya temsil ettiği herhangi bir varlık veya olayı, veya bunlara ilişkin kavramı ifade etmektedir. Böylece, -- işaret işlevlerinde temsil edilen, yerine geçilen nesnel dünyanın niteliği felsefe yahut psikolojide tartışmalı bir konu olmak durumunu koruduğundan -- işaretlerin "içeriğinden" belirtilen gibi çok genel bir terimle söz edilmesi yerinde bir uygulamadır. Türkçe'deki terim tekliflerimizde, yabancı dillerdeki karşılıklara bu bakımdan koşutluk sağlanmış olduğu dikkatten kaçmayacaktır.

 

II.iv. Sıfır Belirtke Durumu

Bir işaretin belirtilen ,çeriğini taşıyan fizikî bir etkinin (= belirtkesinin, sinyalinin) bulunmaması durumunu sıfır belirtke [zero sign vehicle](14) olarak tanımlıyoruz. Örnek verirsek, bir soruya karşılık diyelim ki sessiz kalmak, çok "manâlı" bir cevap teşkil edebilir. Böyle bir durumda, gerçek anlamda bir belirteç yokluğundan söz edilip edilemeyeceği ise tartışılmaya değer. Biraz değişik bir örneği aşağıda inceleyelim: Bir ipnotizma seansı öncesi denemesi sırasında, deneklere elindeki ağzı sıkı sıkıya kapatılmış, aslında boş bir şişeyi göstererek, "Bakalım bu şişedeki kokunun odadaki yayılma hızı ne kadardır -- kokuyu alan elini kaldırsın," telkininde bulunan denemeci, bu '"oyun" hakkında önceden bilgisi olmayan kişilerden genellikle olumlu tepki almakta ve kollar gerilere doğru peşpeşe havaya kalkmaktadır: Buradaki "belirteç"in ne olduğu, üzerinde tartışılmaya değer bir konudur. Öte yandan, sıfır belirtke kavramının, belirtke ve belirteç kavramlarının birbirinden ayırt edilerek tanımlanmasında yararlı bir yaklaşım sağladığına daha önce I.iv.'de dokunmuştuk.

----------------------------------------------------

11. "... something which stands to somebody for something in some respect or capacity" (2.228).

12. Bununla birlikte sahada işaretlerin kaynağı açısından yapılmış sınıflamalara rastlanılmaktadır. Bknz. Il.v.

13. Terimlerin yapılışında, semiosis süreci veya to signify, signification eylemi kar¬şılığında kullandığımız belirtme, belirtmek terimlerine uyom sağlanmasına dikkat gösterilmiştir. Türkçe'de yaygınlaşma eğiliminde olan bir başka terim uygulamasında gösteren ve gösterilen kelimeleri benimsenmektedir. Bu konuya ilişkin görüşümüz için. Il.viii.'ye bknz.

14. Ancak, Morris'in buradaki "sign vehicle" (.belirteç) terimini kullanmasının'kavram karışıklığına yol açtığına dikkat edelim. Biz Türkçe'deki "sıfır belirtke" tercihimizle bu güçlüğü gidermiş oluyoruz.

BAŞA DÖNÜŞ