Yalçın İzbul: Günümüz İşaret Bilimi Teorisine Toplu Bir Bakış: 05

İlk Yayınlanışı: Hacettepe Beşeri Bilimler Dergisi, 1980

Internet Versiyonu: 2007

 

İŞARET BİLİMİ ALT ÇALIŞMA ALANLARI

[SEMİOTİK ALT-ŞUBELERİ]

 
 

Çevreyi algılama gücünü, kültür (özellikle, bilim ve teknoloji) boyutundaki başarısıyla sürekli geliştiren, teknolojik olanaklarıyla çevre ilişkilerini kendi varsayımları doğrultusunda yönlendirebilen insan, bütün bunları, ona üstün bilişim/bildirişim gizilgücünü kazandıran beyin evrimine borçludur.

III.i. İşaret Biliminin Şubeleri

Charles W. Morris (1946) işaret biliminin üç ana şube halinde düşünülmesi gereğini savunmuştur. Teklifin -- bence olumlu ve üretici olabilecek bir yaklaşım -- bugüne değin [1980 itibarıyla] yaygın kabul gördüğü veya çok verimli sonuçlara ulaştığı söylenemez. Morris'e göre, (1) Kuramsal Semiotik: işaretler hakkında söz edebilmek için, işaret biliminin kendi dilini [üstdil, metalanguage] ortaya koymağa çalışır; (2) Tanıtmalı [tasvirî, betimleyici] Semiotik: İşaret ve işaret sistemleri üzerine alan araştırması yoluyla, deneyimci [ampirik] seviyede veri toplamayı amaçlar; (3) Uygulamalı Semiyotik: Elde edilen bilgilerin kullanılma olanaklarına yönelik programlar geliştirir; bu programların uygulanmasında sahada çalışır.

 

III.ii. Bir İşaret Sisteminin İşlev Seviyeleri

Herhangi bir işaret sisteminin işleyişinde üç ayrı seviyede ilişkilerin sözkonusu olduğu görüşü Peirce'a gider. Peirce'ın bu bağlamda kullandığı terimler, syntactics, semantics, ve pragmatics 'tir.(19) Aynı seviyelere Morris (1938:6) ve Carnap (1942:9) açıklık ve yaygınlık kazandırmış; yine Morris (1946) tarafından sahada çoğalan tanım farklılıklarını gidermeye dönük çalışmalar yapılmıştır. Genel çizgileriyle, sentaks, işaretler arası ilişkileri; semantik, işaretler ve nesnel dünya arasındaki anlam ilişkilerini; pragmatik işaretler ve ilgili davranışları, yani kullananlar açısından işaretlerin işlevlerini ele almak durumundadır, Örnek: Işıklı trafik lambalarında, yeşil, sarı, ve kırmızı arasındaki ilişkiler sentaksın; diyelim ki kırmızı ve "durmak" kavramı arasındaki ilişki semantiğin; kırmızı işaret ve sürücü arasındaki ilişki ise pragmatiğin inceleme konusuna girer. İşlev seviyeleri bölünüşü aşağıdaki tabloda gösterilmektedir:

 

 

III. iii. Nasıl Bir Teori? İlk Elli Yılın Sonunda Görünüm

"... Kurulması gereken, yeri peşinen belli olan bir bilim..." Saussure'den günümüze geçen yetmiş yılın görünümü, aşağıda kısa başlıklar halinde özetleyeceğimiz araştırma alanlarının zenginlik ve çeşitliliğine rağmen, kurulması gereken bilimin anaçizgileriyle de olsa henüz pek şekillenememiş, tabiî boyut ve sınırlarının tanımlanamamış olduğudur. Evrensel geçerliği olduğu savunulabilecek bir kuramsal model ortaya konulabilmiş değildir. Teklifler vardır; tartışılmaktadır.

Bugün için, işaret bilimi, belli metodolojisi ve amacı ile belli bir disiplin midir, yoksa henüz kesinlik kazanmamış ilgi alanlarında çalışmalarını sürdüren bir araştırma ve inceleme sahası mıdır? Konumu, konusu, kapsamı nedir? Bu sorulara cevap verebilmek için henüz çok erken. [1980 itibarıyla.] Öte yandan eldeki durumu yeni bir bilimin beklenen "doğum sancılarına" bağlayarak geçiştirmek de pek mümkün görünmüyor. Sahanın, yararlanmak zorunda olduğu nöro-psikoloji gibi gelişme halindeki çeşitli bilim dallarındaki veri eksikliklerinden ileri gelen kavram yetersizlikleri; ayrıca toplam ilgi sahasının genişliği ve karmaşıklığından ileri gelen yaklaşım güçlükleri dikkati çekiyor.

Nasıl bir işaret bilimi sorusunun ise cevabı açıktır: Mevcut ve mümkün bütün işaret olay ve işlevlerinin evrensel grameri niteliğini taşıyacak genel bir teorinin ortaya konulabilmesi... Bunun için, bilinen fiziki, biyolojik ve kültürel evrenlerimizin sistematik taranması gerekli görünüyor. Kesindir ki, zaman ve sabır isteyen, her alanda yetişmiş araştırmacı kadrolara gereksinim gösteren büyük boy bir girişim...

Öte yandan sistematik araştırmanın, elde mevcut bir geçici kuram olmaksızın gerçekleştirilemeyeceği de bilim yönteminin bilinen özelliğidir. Başlangıçtaki model, alanda elde edilecek verilerle sürekli sınanacak, teorinin tabiî boyut ve sınırları yönünde geliştirilmesine olanak hazırlanmış olacaktır. Kısacası, eldeki durumda işaret biliminin alan belirlemesinde iki ayrı ölçüt düşünmek zorundayız: (A) İşaret biliminin geçici sınırları: eldeki durumun tesbiti; (B)İşaret biliminin tabiî sınırları: Bu bilimin tabiatı gereği gerçek sınırları.

Bu noktaya değin, işaret biliminde ilk elli yılın sonunda ulaşılmış olan genel kuramsal çerçeveyi belirlemeye çalıştık. Aynı çerçeveye ilişkin gözlemlerimizi dile getirirken, dikkatimizi özellikle bu bilimin ülkemizdeki gelişmesi açısından önemli bulduğumuz bazı konulara yöneltmeye özen gösterdik. Aşağıda ise, işaret bilimi teorisinin sınanması ve geliştirilmesinde yoğun katkıları olacak araştırma alanlarının --belirleme olanağı bulduğumuz ölçüde -- kısa başlıklar altında bir dökümünü sunuyorum.

Nöroloji ve nöro-psikoloji: İşaret işlevinin niteliğinin açıklığa kavuşturulmasında kanaatimce kilit alan; bilişim dünyamızın yapısı, niteliği.

Doğa olayları: Algılama seviyesinde işaret işlevine yol açan doğal olay ve olgular.

İnsan-dışı biyolojik türlerde bildirişim davranışları [zoosemiotics]: Hayvan davranışları bilimi [ethology] alanında, insandaki dil davranışlarının gerek niteliği ve gerekse evrimi açısından vazgeçilmez nitelikte karşılaştırmalı bir çözümleme ve bilgi alanı.

Duyum ortamlarına göre sınıflanan işaret işlevleri: Koku, tad, dokunma, görme, işitime dayalı işaretler. Bunlardan özellikle son ikisi aşağıdaki birkaç madde de yeniden ele alınmaktadır.

Dil-kültür etkileşimi; dil antropolojisi; Sapir-Whorf hipotezinin tartışılması (kültür mü dili, yoksa dil mi kültürü şekillendiriyor...?).

Davranım dilbilimi [kinesics]: El, kol, yüz hareketleri; vücudun duruşu ve gerilim seviyelerinin dili.

İletişimde mekânın kullanımı [proxemics]: Mekânın kişisel değerlendirilmesinde kültürden gelen davranışların dili.

Ekdil davranışları [paralinguistics]: Konuşmaya eşlik eden, konuşma-yanı davranışların incelenmesi.

Tıbbi semiyotik: Beden yada ruh bozukluklarında belirtiler ve nedenleri arasında kurulan ilişkiler, teşhis konusu.

Müzik dili ve müzikoloji.

Tabiî diller: Konuşma dillen.

Yazı, yazı dili, çözülememiş yazı kodlan, şifreler, vs.

Öteki ikincil dil sistemleri: Sağır-dilsiz alfabesi, Braille yazısı, Mors alfabesi, semafor, ıslık dili, davul dili, vs.

Geleneksel yapay (formel) diller: Bilim dilleri, terimler, gösterimler.

Mimarî semiyotik: Mekânın yerleşim alanı olarak değerlendirilmesi; iç mimarî, süsleme, dekorasyon.

Plastik sanatlar.

Tiyatro ve diğer gösteri sanatları.

Edebiyat, metin incelemesi, hikâye kurgusu.

Retorik, söz hünerleri.

Kitle haberleşmesi.

Sibernetik, bilgisayar sistemleri, robotik sistemler: Güdümlü semiyotik...

Kültür kurumları, kültürel kodlar; kültür örüntüleri: Makro boyutta semiyotik işlevler.

Hücresel iletişim [cellular communication]: Moleküler biyoloji; canlı hücreleri arasında kimyevi ve elektriksel bilgi aktarımı: Nörolojiden yola çıkarak makro düzeyde kültür örüntülerine bağladığımız işaret işlevlerinin incelenmesinde belki de ilk ele almması gerekecek yeni ve heyecan verici bir bilim alanı...

----------------------------------------------------

19. Bu terimler karşılığında burada geçici olarak "söz bilgisi", "anlam bilgisi", ve "kullanım bilgisi" tanımları üzerinde durulabilir. Türkçe dilbilimi terimler sisteminde, bilindiği üzere, semantics karşılığında "anlambilim" benimsenmiştir. Syntax karşılığında ise, cümle ilişkilerinin ancak bir yarısını ifade eden "sözdizimi" yerine, sözbilgisi terimi tarafımızdan ileri sürülmüş bülünmaktadır.

BAŞA DÖNÜŞ