III - TARTIŞMA

 
 

"Konuşma aygıtı" adı verilen biyolojik düzenek, solunum ve sindirim işlevleriyle özelleşmiş bir sisteme yüklenen üçüncü bir işlevi değil, birincil derecede iletişim amaçlı özel bir evrim çizgisini ilgilendiriyor.

Primat takımı üyesi biyolojik türlerin önde gelen uyarlanma özelliği --geliştirdikleri karmaşık sosyal/kültürel yaşam örüntüleriyle bağlaşık olan -- bilişsel / iletişsel  yetenekleridir. Primatlarda sosyal yaşam, arılar, karıncalar, ya da termitlerde olduğu gibi biyolojik kalıtıma değil, öğrenme/öğretme'ye dayalı, KÜLTÜREL UYARLANMA boyutunda bir davranış karmaşığıdır.

İnsan dışında primat türlerinin tümü -- türlü derecelerde gelişmiş bilişsel/iletişsel becerilerine karşın - KONUŞMA DİLİ özellikli bir davranış karmaşığından yoksundur (İzbul, 1979, 1981). Bunun gözle görülür nedenlerinden birisi de, öteki türlerden hiçbirisinde, insanın yeteneği içinde olan konuşma seslerini üretebilecek yapıda bir ses yolunun, ya da konuşma aygıtı'nın bulunmayışıdır. Başka bir deyişle, öteki primat türleri, konuşma dili için gerekli zihinsel yeteneklere ve nörolojik örüntülere sahip olsalardı da, konuşamaz'lardı.

Konuşma davranışlarının evriminde, beyindeki uyarlanmalar kadar, "anatomik düzeneğin de ... temel bir etmen" olduğu yolunda Lieberman ve arkadaşlarının (1972: 96) uyarısını izleyerek, konuşmanın fonetik açıdan incelenmesi sonucu çıkarsanabilecek kimi önemli varsayımlar şunlar olabilir:

1. İnsanın kültürel sığadan (hacim) yana üstünlüğü, dil olanaklarının konuşma oluğunda gerçekleştirilmiş olmasıyla sıkı ve organik bağlantı içindedir.

2. Konuşma aygıtının anatomik ye fizyolojik özellikleri, sese dayalı bildirişim dizgesi geliştiriminde sağladığı olanak ve kolaylıklar açısından, tüm bilinen canlılar evreninde biriciklik taşımaktadır.

3. "Konuşma aygıtı" adı verilen biyolojik düzenek, solunum ve sindirim işlevleriyle özelleşmiş bir sisteme yüklenen üçüncü bir işlevi değil, birincil derecede iletişim amaçlı özel bir evrim çizgisini ilgilendirmektedir.

4. Biyo-kültür karmaşığında sağlanan başarı, konuşma dilinin kültürel seçilim ile olduğu kadar, nöro-anatomi açısından da doğal seçilim ilkesiyle açıklanmasına olanak vermektedir.

5. Konuşma dili geliştirimini sağlayan anatomik evrim, sapiens derecesine dönüşümün temel yönlerinden birisidir.

6. Fosiller üzerinde beyin gelişimi ile ilgili çalışmaların taşıdığı güçlükler düşünüldüğünde, anatomik değerlendirmenin vazgeçilmez olduğu görülmektedir.

7. Paleontoloji(3) çerçevesinde bulgulanan anatomik verilerin davranışsal(4) verilerin ışığında yorumlanmasıyla, insansıların milyonlarca yıl boyunca ne hakkında ve hangi beceri düzeyinde konuşmuş olabileceklerini çıkarsamak olanaklı görünmektedir.

----------------------------------------------------

3. Bu başlık altında, fosil insan bilgisi (paleo-antropoloji) kadar, iklim, bitki örtüsü, canlı türleri ile ilgili yerbilimi ve paleo-ekoloji bulguları ile, maddi kültür kalıntılarına ilişkin arkeolojik bulgular düşünülmektedir.

4. Antropoloji, primatoloji, semiyoloji/dilbilimi gibi alanlarda karşılaştırmalı çalışmalar kastedilmektedir.

BAŞA DÖNÜŞ