|
Homo sapiens'in oluşumunda, günümüzden 50-30 bin yıl kadar önce kritik noktanın geçildiği yolundaki varsayım, Kromanyon'lardan başlayarak kazanılan biyolojik istikrar yanında, hızlanan kültürel evrim tarafından da doğrulanıyor. Günümüz insanının fonetik beceri düzeyine bu evrenin hemen öncesinde ulaşılmış olması dikkati çekiyor. Eldeki veriler, Homo erektüs nüfuslarının bu dönem öncesinde iki ayn ana kolda evrildikleri görüşünü desteklemektedir. "Genel" Neandertaller'den "Klasik" Neandertal tipine evrilen nüfus karmaşığı, geliştiği yörelerde en az elli bin yıl sürecek başarılı ve istikrarlı bir yaşam tarzına uyarlanmıştı. Buna karşılık, aşın özelleşme ve uzmanlaşma yüzünden, son buzul dönemi ardından hızla değişen ekolojik dengelere uyarlanma olanağı bulamadı. "Genelci" [generalist] nitelikteki Kromanyon kültürü karşısında yenik düşmelerinin asıl nedeni bu olsa gerektir. Kromanyon kültürel yaşamının temelinde --gelişmiş bir bilişsel/iletişsel dizge olarak -- konuşma dili'nde anlatımını bulan anatomik ve nörolojik özelliklerin yattığını düşünmek bu noktada geçerlik kazanmaktadır. Bu görüşümüz, Lieberman ve arkadaşlarının bulgularıyla uyuşmaktadır:
Görüldüğü gibi, Lieberman ve arkadaşlarının Neandertal insansılarıyla ilgili bulguları, Homo sapiens'e ulaşan çizgideki konuşma dili geliştiriminin -- Homo erektüs dilimi de içinde olmak üzere -- uzun ve yavaş bir evrimin sonucu olduğu varsayımıyla çelişmemektedir. Lieberman tezine yöneltilen eleştiriler, konuya bu açıdan yaklaşıldığı sürece, yanlış zemin üzerine başlatılmış bir tartışmadan öte gitmemektedir. Oysa yanlışlık, belki Homo erektüs son dönemine "Genel Neandertal" adının yakıştınlmasından, belki de -- fosil kayıtlanndaki yetersizlikten olacak -- bugüne değin "İlk Kromanyonlar" gibi bir belirlemenin önerilememiş olmasından kaynaklanıyor. "Neandertal" adının, erektüs-sapiens çizgisinden aynmlaşarak, kültürel olmaktan çok, biyolojik uyarlanma yolunda özelleşen erektüs grupları ile saklı ve sınırlı tutulmasının, sınıflandırma açısından sayısız yararları olurdu, diyebiliriz.
Primat atatürlerinden Homo sapiens'e ulaşan evrimde son büyük dilimi oluşturan Pleystosen çağı, kendi içinde, önemli iklim değişmeleriyle belirlediğimiz dönemlere bölünmektedir. Çağın kabaca ikinci yarısı, yeryüzünde bildiğimiz ılıman kuşakların da buzullarla kaplandığı dört soğuk iklim dönemi yaşamıştır. Birinci buzul çağı günümüzden 1 milyon yıl, son buzul çağının tepe noktası ise günümüzden 50 bin yıl kadar önceydi. Soğuk dönemler arasında, iklimin çok daha yumuşak olduğu ara dönemler gelmiştir. Bugüne değin, son buzul çağı öncesi döneme ait olduğu kesinlikle gösterilebilecek hiç bir Homo sapiens fosil kalıntısına rastlanılmamıştır. Bilindiği gibi, Paleolitik kültürün bu dilimine Musteryen adı verilmektedir. Fosil kayıtları oldukça yeterlidir. Özellikle Avrupa ve bugünkü Filistin bölgelerinde yaşamış Musteryen insansılarının kafatası ve diş özelliklerine ilişkin aynntılı bilgimiz vardır. "Genel Neandertal" adı verilen bu nüfusun önde gelen özelliği, her yerde gösterdiği geniş kapsamlı farklılıklardır. Söz konusu farklılıklar, bu genel nüfusun daha sonra iki ana kol halinde, Klasik Neandertal ve, Kromanyon'lar olarak evrildiklerinin kanıtı -- yada böyle bir ayrımlaşmanın hem nedeni, hem sonucu sayılabilir. ---------------------------------------------------- 5. Steinheim, Almanya'da bulunmuş, Klasik Neandertal öncesi döneme ait, fakat anatomik yapı olarak Kromanyon'lar yönünde gelişme gösteren bir insansı tipidir. Skhul V, bugünkü İsrail'de Mount Carmel mağarasında bulunmuş, yapı olarak yine Kromanyon'lar yönünde gelişme gösteren, fakat Klasik Neandertal'lerin çağdışı olan bir insansı tipidir. (Y.İ) 6. Ortalama 40 bin yıl öncesine ait, yani jeolojik bakımdan yeni, fakat anatomik özellikleri bakımından ilkel bir insansı tipi. (Y.İ)
|