|
Anadilin -- birey tarafından -- kazanılması, belli bir kronojik zamanlama ve sıralamaya dayalıdır.(6) Dilin bu anlamdaki ontogenik(7) gelişiminin en çarpıcı yönü ise, dil öğrenim olanağının belli bir üst yaş sınırı ile kısıtlı oluşudur. Gerek anadilin gerekse ikinci yada üçüncü birer dilin kazanılması, ergenlik çağı öncesi gelişime koşut bir çizgi izler. Ergenlik çağı öncesi, oldukça kolay bir beceri sayılmak gerekir. Oysa yetişkinlerin yeni bir dili öğrenmeleri oldukça zor olmakta; ikinci dilin sesleme becerileri (= telaffuz) açısından anadil düzeyinde kazanımı ise genelde olanaksız görünmektedir. Bu durum, beyin yarıküreleri arasındaki uzmanlaşmanın yetişkinliğin ilk dönemlerine varıldığında tamamlanmış olmasına bağlanabilir. Hipotetik bir dil kazanımı düzeneği'nin ergenlik çağından başlayarak nörolojik bir işlev olarak arka plâna itildiği düşünülebilir. Sözü edilen "yabancı" dil öğrenme güçlüğünün özellikle sesleme düzeyinde ortaya çıktığı kolaylıkla gözlemleniyor. Yetişkinlerin ikinci bir dili "aksansız" konuşabilmesi kadar, dil topluluğu dışından kişilerin konuşmasını "yabancı aksan" olarak tanımakta güçlük çekmeleri de çok ender durumlarda sözkonusu olabilir. Hill (1972: 313), bu olgunun insanın evriminde nasıl bir işlev yüklenmiş olabileceği sorusunu gündeme getiriyor. Yabancı aksan olgusu, özellikle günümüzün küçülen dünyasındaki nüfus hareketliliği ve kültürel alışveriş yoğunluğu açısından düşünüldüğünde, artık uyarlayıcı değil, engelleyici bir kimlik kazanmış görünüyor.(8) Konuyu önemle vurgulayan Hill, dil kazanımının bu belirgin özelliğine dayanarak, insansılarda sosyal evrim açısından ilgi çekici bir hipotez geliştiriyor:
Nitekim Neel (1970:816), küçük, grup-içi evliliği önplâna alan, aralarında yüksek derecede rekabet olan, buna karşılık yine aralarında arasıra evlilik ve akrabalık bağları kurulan gruplardan oluşan bir nüfus dinamiğinin, kültürel evrimin ivmesi açısından üstünlük sağladığını göstermiştir. Hill (1972: 313), dilin kazanılmasında belli bir üst yaş sınırı bulunması, ve daha da önemlisi bunun ergenlik çağı ile eşzamanlı bir grafik çizmesinin, böyle bir nüfus dinamiğinin oluşmasına olan katkısı açısından, insanın biyo-kültürel evriminde üzerinde dikkatle durulması gereken bir konu olduğunu savunmaktadır.(10) ---------------------------------------------------- 6. Bknz. Lenneberg, 1966: 239-40, 246-7; 1967. 7. Bireyin biyolojik gelişimi ile ilgili. 8. "Anadil" kavramı, günümüz dünyasının "milliyetler" tanımında da belki de ilk sırayı alıyor. 9. Bir başka anlatımla, dil-kültür yetenekleri açısından karmaşık sosyal çevreleri özümleme becerisi gösteren bireyler, doğal seçilim süreci içinde üstün duruma geçecek, nüfusun genelde bu yönde evrildiği görülecektir. -- Y.İ. 10. Antropolojide insan topluluklarının evrimi ile ilgili seçkin teorilerden birisi olan bölgecilik ("territorial imperative", Ardrey, 1966) açısından da, "bölge"nin tanımlanmasında diyelek ve dil farklılıklarının önemli bir öğe sayılabileceğini burada ekleyebiliriz.
|