Araştırma Dizilerinden Örnekler: 03

PRİMATLAR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ: "KONUŞAN" ŞEMPANZELER CENNETİ

 
 

Washoe gibi Lucy'nin de erginlik çağına ulaştığında diğer şempanzelerin yanına katılması ve bebek sahibi olması planlanıyordu. Öğrenmiş olduğu Ameslan dilini kendi yavrusunun eğitiminde kullanıp kullanmayacağı merak konusuydu.

Oklahoma Üniversitesi'ne bağlı kuruluşlar arasında özel bir konumu bulunan Primatlar Araştırma Enstitüsü (The Institute for Primate Studies), psikolog Dr. William Lemmon tarafından kendisine ait bir çiftlik sınırları içinde kurulmuş ve yönetilmektedir. Enstitü'nün kuruluşunda belli başlı iki amacı vardı: (1) Şempanzelerin farklı çoğalma koşulları altında sosyal davranışlarının araştırılması (bu şekilde, hem şempanzelere ilişkin yeni bilgiler, hem de insandaki annelik davranışlarına ilişkin değişik bir bakış açısı elde edileceği umuluyordu); (2) Doğal yaşamı tehdit altında olan şempanze türünü yapay bir ortamda destekleme ve sürdürme olanaklarının araştırılması... Bu ikinci hedef de bir hayli önem taşıyordu. Nitekim, hayvanat bahçelerinde çoğalmaları pek ender olan şempanzeler, Enstitü'nün çatısı altında doğal davranışlarını rahatlıkla sürdürebilmişlerdir.

Bu ortam, Roger Fouts (1972a, 1972b, 1974) ve ekibinin, şempanzelerin dil yeteneği üstüne sürdürdükleri araştırma programı açısından ideal bir çevre oluşturmuştur. Fouts ve yardımcıları burada bir düzineyi aşkın şempanze için Ameslan aracılığıyla programladıkları çalışmaları doğal sayılabilecek bir çevrede yürütmüş ve bu canlı türünün kendilerine öğretilen iletişim ortamını ne yönde ve ne ölçüde değerlendirecekleri üzerinde gözlemlerde bulunmuşlardır. Bu programın geliştirilmesine özel ilgi duyan Dr. Lemmon, başlattığı bir proje ile, şempanzelerden bir kısmının çevrede dikkatle seçilmiş ailelerin yanlarına yerleştirilerek eğitilmelerini sağlamıştır. Şimdi sözünü edeceğimiz Lucy adlı dişi şempanze, Enstitü yakınında oturan Temerlin ailesinin yanında büyütülmüş ve eğitilmiştir (1977).

Lucy, 18 Ocak 1966 günü doğmuş, henüz dört günlükken annesinden alınarak, Temerlin'lerin bakımına verilmiştir. Bay Temerlin, Oklahoma Üniversitesi'nde psikoloji dalında öğretim görevlisi, Bayan Temerlin ise Dr. Lemmon'un asistanı bulunuyorlardı. Temerlin'ler dışarı çıktıklarında Lucy yarı örtülü geniş bir tel kafeste kalmakta; Temerlin'ler evde iken gününü onlarla birlikte geçirmekte, bebekliğinden beri alışmış olduğu gibi onlarla birlikte uyumaktaydı.

Lucy'nin eğitim programını yürüten Fouts ve yardımcıları, haftada beş gün ve herbiri birkaç saat süreyle olmak üzere bütün gün Lucy'nin yanında kalıyor, tuttukları günlük raporlara elde edilen gelişmeleri, karşılaşılan yeni durumları, güçlükleri, vb. not ediyorlardı. Günlük raporlar daha sonra birleştiriliyor, Lucy'nin dil davranışları ile ilgili istatistiksel değerlendirmeler elde ediliyordu. 1972-73 boyunca beceri saptama testlerine başlandığında, Lucy'nin sözcük dağarcığı 80 Ameslan simgesşi dolayındaydı. Aslında bu sayı çok daha geliştirilmiş olabilirdi. Ancak araştırmanın ağırlık noktası, öğrenilen simgelerin sayısı değil, bu simgelerin hangi düzeylerde kullanılabileceği idi.

Enstitü'yü çeşitli tarihlerde ziyaret etmiş ve bu arada Fouts ve yardımcılarının Lucy ile çalışma seanslarında katılmış olan Linden (1976), şempanzelerin "başarısızlığa uğramış insanlar" olmaktan çok, şempanze olmakta fevkalâde başarılı yaratıklar oldukları yolundaki kanısını açıkça dile getiriyor (s. 115): "Gördüklerime bakarak, yayınlanmış olan raporların, aslında şempanzelerin başarı ve becerilerinin son derece mütevazi ve şekilci bir ifadesi olduğu sonucuna vardım" (s. 94). Linden'in Lucy ile ilk karşılaşmasının öyküsünü kendi ağzından dinleyelim:

Dikkatlerini dağıtmamağa çalışarak bir koltuğa iliştim ve gözlemlerimi not etmeğe hazırlandım. Aynı anda, Lucy Roger'i bırakıp benim kucağıma sıçradı. Hiçbir çekingenlik okunmayan bakışlarını bir süre gözlerime diktikten sonra, yüzümü ve giysilerimi dikkatle incelemeğe başladı.... O gün oraya tenis şortumla gitmiştim ve dizimdeki bir yara izi açıkça görülebiliyordu. Lucy. dizlerime indiğinde Roger'a dönerek, iki işaret parmağının uçlarını birbirine değdirdi. Roger, "Canının yanmış olduğunu söylüyor" dedi.

... Fouts Lucy'e bir kedi resmi göstererek bunun ne olduğunu sordu. Lucy, "kedi" diye yanıt verdi ve bir süre Roger'in kendisine gösterdiği resimleri tanımlamağa devam etti. Bazı notlar kaydetmek üzere kalemi elime aldığımda, meraktan çıldırıyormuşçasına derhal fırlayıp benim tarafıma ve kucağıma sıçradı. ...Kalemi yakalayıp elimden aldı ve kağıdın üzerini çılgınca karalamağa başladı. Roger, Lucy'nin sağ elini kullanmakta olduğuna dikkatimi çekti.... Üstelik kalemi kaba bir yakalama ile değil, ince bir tutuşla kavramıştı. Roger, Lucy'nin kuvvetle yakalamak istediği nesneler için sol elini tercih ettiğini söyledi. Psikolog Jerome Bruner'in de belirtmiş olduğu üzere, çocuklarda baskın el ince tutuşları geliştirirken, sol el de buna yardımcı rolünü oynar. Ya da, alet kullanma ile dil yeteneği arasındaki koşutluğu belirtmek için, baskın elin diğerine göre, yüklemin cümlede özneye göre oynadığı rolü oynadığını söyleyebiliriz. (1976: 92-3)

Görüleceği gibi Linden burada, insandaki dil yeteneği ile açık ilişkisi gösterilmiş bulunan beyin yarıküreleri arasındaki işlev farklılaşmasının şempanzelerde de var olduğunu ima ediyor. Ancak yazarın "antropomorfik" anlatım tarzını dikkate alırsak, konuya ve şampanzelere duyduğu ilgi ve sempatiden dolayı, olumlu yorumlara varmakta biraz aceleci davranmakta olabileceği olasılığını da hesaba katmamız gerekiyor.

Washoe gibi Lucy'nin de erginlik çağına ulaştığında diğer şempanzelerin yanına katılması ve bebek sahibi olması planlanıyordu. Öğrenmiş olduğu Ameslan dilini kendi yavrusunun eğitiminde kullanıp kullanmayacağı merak konusuydu. Lucy üzerinde dikkatle durulmasının bir nedeni de, onun diğer şempanzelere kıyasla dil öğrenme ve kullanma bakımından çok daha ümit verici bir yeteneğe sahip olduğunun anlaşılmış olmasıydı. Enstitü'de yürütülen çalışmalar bir noktayı kuşkuya yer bırakmayacak ölçüde doğrulamıştı. Şempanzelerin herbirisi ayrı bir kişiliğe sahip olduğu gibi, öğrenmeye yatkınlık ve araştırmacılara sınavlarda yardımcı olmak bakımlarından da birbirlerinden farklı eğilimleri vardı. Örneğin Washoe ile, Bruno, Booee, Cindy ve Thelma adlı şempanzelerden oluşan ve ilerde Ameslan konuşan bir şempanze topluluğu çekirdeğini oluşturacağı umulan grup içinde bu tür farklı eğilimler açıklıkla gözlemlenebiliyordu:

Şöyle ki, yaramaz bir erkek yavru olan Bruno, öğrenmeye çok yatkın ve testlerde de aynı ölçüde başarılı olmasına karşılık, çalışmalarda türlü yaramazlıklarla eğiticilerini çileden çıkarmaktan sanki zevk alıyordu. Booee bunun tam tersine sakin bir erkek yavru olup, belki de çok sevdiği kuru üzümlerin hatırı için öğrenmeye heves gösteriyor, ama testler sırasında, (herhalde ödül verilmediğinden olacak) düşük başarı gösteriyordu. Washoe kadar güclü bir kişiliğe sahip olmayan diğer iki dişi yavru ise yine birbirlerinden farklı eğilimler gösteriyor, Cindy'nin eğitimcilerine yardımcı olabilmek için adeta çırpınmasına karşılık, Thelma derslerde hayal kuruyor, dalga geçiyor, ortalıkta dolaşan küçücük bir sinek bile dikkatini dağıtmağa yetiyordu. Testlerde ise, Cindy eğiticilerinin yardımından uzak olduğu, Thelma ise herzamanki gibi hayallere dalmış olduğu için, fazla başarılı olamıyorlardı. Kısacası, bir veya birkaç şempanze ile yapılan çalışmalara dayandırılacak genellemelerin bütün şempanzeler için geçerli olmayabileceği açıkça görülüyordu.

Bu konuyu kapamadan önce, yine Linden tarafından, Lucy'i ziyaretinin ikinci günü kayıtlara geçirilen bir sahneyi okuyalım:

İkinci gün, şempanzelerdeki sözdizim becerilerinin herhangi bir gramer bilgisinden değil de, doğrudan doğruya taklitten kaynaklandığı iddialarını rahatlıkla çürütecek bir sahneye tanık oldum. Roger, Lucy'nin "Roger / gıdıklamak / Lucy" tipindeki üç simgelik tümcesinde gerekli dizilişleri son derece istikrarlı bir doğrulukla gerçekleştirdiğini gözlemlemişti. O gün ben de Lucy'nin bu isteğini üstüste birkaç kez Roger'a ileterek karşılığını aldığını gördükten sonra, acaba Roger da karşı bir taleple "Lucy / gıdıklamak / Roger" diyecek olsa, Lucy'nin tepkisinin ne olacağını düşünmeye başlamıştım. Roger'a böyle bir tümceyi şimdiye kadar hiç Lucy'e yöneltip yöneltmemiş olduğunu sordum.

Şimdiye kadar Lucy'den böyle bir istekte bulunulmamıştı. Roger olumlu ve olumsuz olasılıkları bir süre kafasında evirip çevirdikten sonra, Lucy'e dönerek, "Lucy / gıdıklamak / Roger" simgelerini sıraladı. Her ikisi de odadaki uzun kanapenin üzerinde oturuyorlardı. Lucy şaşırmıştı. Sanki Roger'ı sı-narcasına, "hayır / Roger / gıdıklamak / Lucy" işaretlerini yaptı. Roger ise, "hayır / Lucy / gıdıklamak / Roger" şeklinde ısrar etti. Bu defa, zihinsel bir berraklığın Lucy'nin gözlerinde pırıldamağa başladığını gördüm. Heyecanla yerinden fırlayarak, Roger'ı gıdıklamağa başladı. Roger ise bu arada bir şempanze taklidiyle ileri geri sallanıyor ve şempanze kahkahası küçük homurtular çıkarıyordu. (1976: 99)

BAŞA DÖNÜŞ