EL İŞARETLERİ  &

KASLARIN DİLİ

 
 

Bedenin, gövdenin genel duruşu ve devinimlerinin ilettiği anlamları incelemek, bize psikoloji, psikiatri, etnoloji ve dilbilimde yepyeni bakış açıları kazandırır. İşaret işlevi taşıyan davranımların, kültürlerin geleneksel nitelikli işaret dizgeleri arasında düşünülmeleri gerektiği kuşkusuzdur.


Yüzyüze konuşmalarda, davranımların iletişime katıldığı ve bunun genellikle bildirişimi zenginleştirici bir işlev taşıdığı kolaylıkla gözlemlenebilir. Özellikle, kökü Akdeniz ülkelerine dayanan kültürlerdes bu davranımlar bildirişimde çok yoğun biçimde yer alır. Arjantin'de, el-kol işaretleri diline ademanes yada "el ile" adı verilmektedir. (Daniels, 1941) Çoğu zaman bu işaretlerin yanında ayrıca konuşmaya gerek kalmaz: "Amma da kalabalık!" anlamına parmaklarınızı biraraya getirerek elinizi göz hizasında sallarsınız. "Sen herkesi budala mı sanıyorsun?" sorusu için işaret parlağınızla gözünüzün altını çekiştirir, bu arada yüzünüzü de uygun bir anlatımla buruşturursunuz. "En ufak bir fikrini yok," anlamına, elinizin tersiyle çenenizin altını kaşırsınız...

Arjantin'li bir beyefendi, el-kol işaretlerinin ancak ayak takımı veya belki de çocuklar tarafından kullanılabilecek bir argo olduğunu size duraksamaksızın söyleyecektir. Ama, bu beyefendinin de konuşurken kendisini birkaç dakika içerisinde türlü şekillere soktuğunu, hayalî bir bıyığı burduğunu ("Ah, harika!"), kafasını filozofça salladığını ("Hımmm, bu işin içinde bir iş var!"), ve daha türlü el-kol işaretlerine başvurduğunu görürüsünüz. Arjantinlilerin ademanes'i, en az konuşma dili kadar kültürel koşullanmış, geleneksel bir dizgedir. Eğer bir Arjantinliye belli anlamların ademanes'teki karşılığını soracak olursanız, önce durup nerede hangi davranımı kullandığını düşünecek, size ondan sonra yanıt verebilecektir.

Ademanes işaretleri ile ilettikleri anlamlar arasında "doğal" bir ilişki yada gerekirlik bulunmadığı kolaylıkla gösterilebilir. Amerika'da "Hadi oradan sen de!" karşılığı kullandığımız el işareti, önce el ayası karşıya bakacak ve yere dik durumdayken kolun dirsekten hafifçe bükük tutulması, sonra kol dirsekten sert bir davranımla doğrultulurken el ayası da aşağı bakacak şekilde elin yatay duruma getirilmesidir. Bu davranışın, birşey fırlatma eylemini simgeleyen "doğal" bir tehdit davranışı olduğu ileri sürülebilir. Ne var ki yine aynı işaret Buenos Aires'teki bir lokantada bütün garsonların başınıza toplanmasına neden olacaktır. Çünkü burada, Amerika'daki anlamının tam karşıtını anlatır: "Buraya gel!" Sanırım elimizdeki örnek, bu işaretin "doğallığına" ilişkin bir görüşü oldukça zayıflatmaktadır!

Bir noktaya daha değinelim, Arjantinliler manana sözcüğünü kullandıklarında, uzak yada gerçekleşmesi pek olası görülmeyen bir olaydan söz ederler. Sözcüğü kullanırken, çoğu zaman ellerini de ayası aşağıya bakacak biçimde ileri doğru sallarlar. Bu arada parmaklar uyuşmuş, canından bezmiş bir görüntü çizmektedir. Bu davranışın, demin sözünü ettiğimiz "Buraya gel!" işareti ile devinim ve anlam olarak ilintili olduğu, manana sözcüğü ile uzağa itilen şeyin simgesel düzeyde yakına çağırıldığı söylenebilir. Kısacası işaret, Amerika'dakinin yine tam tersi bir anlam taşımaktadır.

Ademanes'ten birkaç örnek daha verelim: Biraraya getirilen parmak uçlarını öptükten sonra elini biraz yukarı kaldırmak ve bu arada gözlerini yuvarlayarak yada bütünüyle kapatarak başı biraz çaprazlama çevirmek, "Fevkalâde! Harikulade!" anlamına bir ünlem işaretidir. Genellikle kadınlar hakkında olmak üzere, daha değişik anlamlar için de kullanılması olanaklıdır. Yine aynı anlamları iletmede parmakların yüksek bir ses elde edilecek şekilde birbirlerine çırpılarak sallanması yeğlenebilir. Ne var ki bu parmak sallama işareti, Arjantinli'nin ayağına bastığınızda koparacağı ai yai çığlığına eşlik ederek, canının çok yandığını da gösterebilir. Üstelik, bir başka bağlamda, üçüncü bir anlatım olarak sabırsızlık anlatan, "Hadiii! Hadisene!" işareti olarak da karşınıza çıkabilir. Demek ki bu işareti tanımlamak gerekirse, bunun ademanes'in bir sözlük birimi olduğunu, anlamı bağlam tarafından belirlenen bir yoğunlaştırma zarfı olarak kullanıldığını söyleyebiliriz.

Bu konuyu kapatırken şu gözlemimize de yer verelim: Nüktedan bir Arjantinli, kendisine konuşmaya katılma olanağı verilmese bile, oturduğu yerden yalnızca ademanes işaretlerini kullanarak, konuşmacıyı yerden yere vurabilir, fikirlerini alaya alan müthiş bir eleştiriyle ona eşlik edebilir.

Bedenin, gövdenin genel duruşu ve devinimlerinin ilettiği anlamları incelemek bize psikoloji, psikiatri, etnoloji ve dilbilimde yepyeni bakış açıları kazandırır. İşaret işlevi taşıyan davranımların, kültürlerin geleneksel nitelikli işaret dizgeleri arasında düşünülmeleri gerektiği kuşkusuzdur.

Daha önce verdiğimiz örneklere ek olarak, açıksaçık birtakım anlamlar taşıyan belli işaretlerin de bu grupta değerlendirilmeleri gerektiğini buna ekleyebiliriz: Başparmağın buruna götürülmesi (mano cornuta) veya başparmak tırnağının köpek dişi üzerinden hızla çekilmesi (mano fica) gibi. (10) Uzak Doğu'nun danslı dramaları gibi anlamca zengin beden dilleri de yine bu grup içinde yer alacaklardır.

Öte yandan, anatomik tiplere bağlı özel durumlar da bu çalışmalar kapsamı içinde düşünülebilir. Bunlara ilişkin çeşitli örnekler bilinmektedir. Atletik bir vücutta göreceğiniz, otonom sinir sisteminin denetimi altında ve daha çok bir kedinin kendine güven dolu devinimlerini andıran davranımlar; kasların dinlenme durumunda bile sürdürdüğü esnek ve hafifçe gergin nitelik... Epikürcü (kendini dünya zevklerine salıvermiş – Çev.) bir yaşam tarzı sonucu vücut kasları pelteleşmiş ve belki yumurta sarısının akmadde içindeki salınır durumunu yada belki pirzolanın kemik kısmı ile et kısmını birbirine bağlayan gevşemiş sinirlerin görüntüsünü kazanmış kas nitelikleri... Bütün enerjisini zihinsel etkinliklere yöneltmiş, bu yüzden gövdesinin varlığını unutmuş kişilerde rastlayacağımız gerilimli, bunalımlı kas nitelikleri...

Bir üçüncü inceleme alanını ise, psikiatri hastalarında bulgulayacağımız belirtiler oluşturur. Bunları da sıralayalım: Paranoidlerde göreceğiniz, bir Mısır tanrı heykelinin duruşunu hatırlatan büyüklük ve çevresine tepeden bakma tavırları... Kendi iç dünyasına çekilerek iletişim merkezlerini boşaltmış, fiziksel varlığının kaderini sanki başka ellere bırakmış kateleptik kişiliğin görünümü... Dünyası bölük pörçük bir nevrotiğin kararsızlığını, acımasızlığını, aşırı titizliğini dile getiren vücut kaslarının titrek görünümü... Çöküntü durumundaki bir ruhun, kırık bir sazın tellerini andıran çaresizlik görünümü... Manyağın kendinden geçmiş, kesik kopuk, saldırgan ve benzedrinli dünyasını yansıtan görüntüsü...

Hiç kuşku kalmamaktadır ki vücudun duruş ve devinimlerinin dili, insanı incelemeğe yönelen bütün bilimlerin üzerinde önemle durmaları gereken bellibaşlı konular arasında yerini almak durumundadır.

----------------------------------------------------

10. Yakın zamanlarda bu konunun tartışıldığını gördüğüm tek yer, Feldman'ın (1941) bir makalesi oldu. Yine aynı dergide, gökyüzündeki yıldız burçları ile kişilerdeki kas gerilimleri arasında ilişki kuran çok ilgi çekici bir başka makale daha vardı (Webster, 1940). Bknz., ayrıca, Critchley (1939); Allport ve Vernon (1933); Hayes (1940); Deutsch (1947); Schilder (1935); Pear (1935); Flugel (1929); La Meri (1940); Von Laban (1928).

BAŞA DÖNÜŞ