Biyolojik Beyinlerden Teknolojik Beyinlere:

pragmatizm

TÜKENİŞ -- YADA YENİ BİR BAŞLANGIÇ

Robert Jastrow

pragmatizm

 

 Serbest Çeviri ve Uyarlama

 Yalçın İZBUL

pragmatizm

 TIKLAYINIZ

pragmatizm

İnternet Versiyonu: Temmuz, 2007

 ÇEVİRİ ANASAYFAYA DÖNÜŞ

çeviriler

ÖZET: Lütfen BURAYI TIKLAYINIZ ve doğrudan makaleye geçiniz... Yeryüzünde karbon kimyasına dayalı insan yaşamı için, "günleri artık sayılıdır, gerisayım başlamıştır," diyebiliriz... Yerini, silikon tabanlı, ölümsüz, sonsuza değin gelişime açık, yepyeni bir yaşam biçimine bırakmakta olacağını söyleyebiliriz... Ne var ki, sözkonusu ortaklığın uzun süreli olacağı sanılmamalıdır. İnsan zekâsı da yeterli ölçüde gelişiyor olsa bile, bunun hızı ve ivmesi çok yavaştır. Oysa bilgisayarların yetenekleri göreli olarak inanılmaz hızla artış göstermektedir. 1950'lerden bu yana teknolojik beyin gücünde elde edilen katlamalı gelişme gözardı edilemez. Birinci kuşak bilgisayarlar insan beynine göre 1 milyar kez kaba ve yetersiz sayılabilirdi. Bugün birbirimize çok daha yakınız. Aradaki farkın 1995'lere doğru bütünüyle kapanacağı yordamlanıyor. Silikon tabanlı yapay usun, gelişim eğrisinde dur-durak tanımayacağı anlaşılıyor... Bu açmazdan kurtuluş yok mudur? Çözüm ararken, şöyle bir olasılık da akla gelebilir: Belki insan ve bilgisayar bütünleşerek ortak bir beyin geliştirme yolunu seçebilirler. Bu ortaklıkta, makinenin karşı durulmaz us gücü ile insanın birikimli bilgeliği biraraya gelmiş olacaktır... Beyin bilimleri bu düzeye eriştiğinde, cesur bir bilim adamı çıkacak, zihinsel oluşumu ve birikimini bir bilgisayarın ölümsüz devrelerine aktarmak isteyecektir. Bu bilim adamının bilgisayarla bütünleştiği, ve şimdi orada sonsuza değin "zihinsel" yaşamını sürdüreceği söylenebilir... Zekâ boyutunun evrendeki olgun dönemi de bu sayılsa gerektir, derim. Biyolojik organizmaların yaşam/ölüm döngüsü kısıtlamasından kurtulmuş olan bu yeni yaşam biçiminin, silikon koruganları içinde varlığını sonsuza değin sürdürdüğünü görür gibiyim. Üzerinde doğup geliştiği gezegeni ardında bırakarak evrenin derinliklerine doğru uzay yolculuklarına çıkabilecek, yıldızlara erişecek olan yaşam tarzı da budur... Tanıdığımız yapısıyla insan, sözkonusu yolculukları hiçbir zaman gerçekleştiremez. Çünkü bu tür yolculuklar milyonlarca yıl sürebilecektir. Fakat, bir yıldız gemisinin koruyucu gövdesi içine yerleşmiş, gereksinme duyduğu enerjiyi yıldız ışınlarından sağlayan yapay beyin için milyonlarca yılın önemi olmayacaktır. Biyolojik insan türü, uzay yolculukları çağına uyarlanabilecek bir varlık türü değildir. Bilgisayara aktarılmış olarak yaşamını sürdüren insan beyni ise bu sorunlardan bütünüyle arınmış olacaktır.