BÖLÜM - 12

THE PARTICIPLES

SIFAT-FİİLLER VE ZARF-FİİLLER

BU BÖLÜMÜN KONULARI

Temel Kalıplar /  Dikkat... Dikkat... / Konu Bizler İçin Neden Önemli? / Kısaltma İşlemi Nasıl Yapılır? Kısaltılmış Sıfat-Cümlecikler / Kısaltılmış Zarf-Cümlecikler /  Bağlacın Korunduğu Yerler /  Sözdizim Kurallarına Dikkat Dikkat... Dikkat... / Olası Anlam Karışıklıkları /  Kimi Özel Kullanımlar /  Kimi Çok İlginç Örnekler /  General Exercise Yanıtlar

 

 

EĞİTİM SETİ'mizin, İngilizce'nin temel yapısı ve ana gramerini ele alan Essential English for Turkish Speakers başlıklı kitabından kısa bir bölüm burada örnekleniyor.

EĞİTİM SETİ'mizde İngilizce'de değişik konu, yaklaşım ve becerileri ele alan böyle 9 KİTAP DAHA yer almaktadır.

 

 

Bu Bölümün Test Soruları ve Yanıtları Ayrı Sayfalarda Verilmektedir:

Testler      Yanıtlar

[Tıkladığınızda yeni pencere açılacaktır.]

*  *  *  *  *

İngilizce'de participle /pa'TİS-ıpıl/ 'lar, fiillerden türetilen, sıfat ve/ya zarf işlevli sözcüklerdir. Türkçe gramerde karşılık olarak "ortaç" terimi yaygındır. Türkçe dilbilgisi terimlerini tartışmak bana düşmez, Fakat, bazı yazarların, bu iki farklı dilin gramerini birbirine birebir uydurma çabası, "ortaç" karşılığında yalnızca sıfat-fiillerin düşünülmesi hatasına yol açıyor. İngilizce'den söz ederken "sıfat-fiil" ve "zarf-fiil" olarak ayrı ayrı nitelenmeleri daha doğru, daha yararlıdır. ["Gerund" karşılığında kullanılan (ve en azından bana hiçbirşey ifade etmeyen) "ulaç" sözcüğü yerine de "isim-fiil" nitelemesini tercih ettiğimi biliyorsunuz.]

TEMEL KALIPLAR

Öğrenmemiz gereken kalıplar ve Türkçedeki karşılıkları şunlardır: ("Öğrenmemiz gereken" derken, bu gerekirliği ne derece önemle vurgulasam azdır. Cümle içinde geçen ortaçları bir bakışta yakalamakla çok şey kazanır; görememekle de çok şey kaybedersiniz...)

 

PRESENT PARTICIPLE

eş-zamanlılık boyutudur

[bknz. Not 03]

   ACTIVE     seeing

[Sıfat işlevleri] gören, görmekte olan

[Zarf işlevleri] görerekten, görmekte olaraktan, görmekte iken, görmekte olduğu için, vb.

   PASSIVE   being seen

[Sıfat işlevleri] görülen, görülmekte olan [yalnızca participle-cümlecik kullanımı içindir -- sıfat tamlamalarında böyle bir kullanım mevcut değildir]

[Zarf işlevleri] görülerekten, görülmekte olaraktan, görülmekte iken, görülmekte olduğu için, vb.

 

PERFECT PARTICIPLE

ard-zamanlılık boyutudur

[bknz. Not 03]

   ACTIVE     having seen

[Sıfat işlevleri] görmüş olan [yalnızca participle-cümlecik kullanımı içindir -- sıfat tamlamalarında böyle bir kullanım mevcut değildir]

[Zarf işlevleri] görmüş olaraktan, gördükten sonra, görmüş olduğu için, vb.

   PASSIVE   having been seen

[Sıfat işlevleri] görülmüş olan [yalnızca participle-cümlecik kullanımı içindir -- sıfat tamlamalarında böyle bir kullanım mevcut değildir]

[Zarf işlevleri] görülmüş olaraktan, görüldükten sonra, görülmüş olduğu için (zarf)

PAST PARTICIPLE

(V3)

 

gerek eş- gerek ard-zamanlılık mümkün

[bknz. Not 03]

   PASSIVE   seen

[Sıfat işlevleri: yalnızca edilgen] Present: görülen, görülmekte olan veya Perfect: görülmüş olan [Yani, gerek eş-zamanlılık gerek ard-zamanlılık ifade edebilir. Bknz. NOT 03]

[Zarf işlevleri: yalnızca edilgen] Present: görülmekte olarak, vb. veya Perfect: görülmüş olarak, vb. [Yani, gerek eş-zamanlılık gerek ard-zamanlılık ifade edebilir. Bknz. NOT 03]

NOT 01: Past participle "seen" dışında, gerund ve participle'ların tümüyle eşbiçimli olduklarına, ancak farklı işlevleri ile tanındıklarına değinmiştik. "Running shoes", "a walking stick" (=baston") gibi örnekler, mantığımız ve kullanım bağlamının yeterince yardımcı olabileceğini gösteriyor: Aklı selimi yerinde hiçkimse bunları "koşmakta olan ayakkabılar... yürümekte olan sopa" şeklinde algılamayacaktır.. Karışıklığı önlemek için, ayrıca, konuşmada farklı sözcük vurgusu kullanıldığını da örneklemiştik. Bknz. "The Gerund" Bölümü, "Gerund / Participle Ayrımı". Bir kez daha örnekleyelim. Sözcük vurgularına dikkat ediniz:

İSİM-FİİL (GERUND): "Have you ever met a dancing teacher? = Hiç hayatınızda bir dans öğretmeni ile tanıştınız mı? [isim tamlaması]... "Have you ever met a fencing teacher? = Hiç hayatınızda bir eskrim öğretmeni ile tanıştınız mı?

SIFAT-FİİL (PARTICIPLE): Have you ever seen a dancing teacher? [veya, "seen a dancing teacher" mümkün -- Her iki vurgu durumunda da, iki sözcük arasında kısa bir "es" var] = Anlamı: Başka meslek sahiplerini dansederken görmüş olabilirsiniz, ama hiç hayatınızda danseden / dansetmekte olan / eskrim yapmakta olan bir öğretmen gördünüz mü? [sıfat tamlaması]. [Cümleyi şu şekilde de kurabilirsiniz: "Have you ever seen a teacher (who is) dancing/fencing?"]

Sözcük vurgularına tekrar dikkat ediniz:

"a sleeping child" veya "a sleeping child"= uyumakta olan bir çocuk

"a sleeping pill" = uyku (uyuma) hapı... "uyumakta olan bir hap" değil!!

NOT 02: Perfect Participle için verdiğim Türkçe sıfat karşılığı notunda yer alan "yanlızca participle-cümlecik kullanımı içindir -- sıfat tamlamalarında böyle bir kullanım mevcut değildir" saptamasının pratikteki anlamı şudur:

an interesting book veya the lost treasure -- diyebiliriz... (Sıfat tamlaması)

 Fakat

***a being beaten man veya ***the having finished workman veya ***the having been finished job şeklinde kullanımlar olanak dışıdır.

Participle-cümlecik kullanımı:

Having been pregnant before, a woman cannot mistake the signs. [Sıfat işleviyle: "A woman who has been pregnant before... etc." cümlesinden kısaltma]

Having already failed the exam twice, he was reluctant to give it another try. [Zarf işleviyle: "Because (=since=as) he had already failed the exam twice... etc." cümlesinden kısaltma]

vb... vb... vb...

 

 

DİKKAT... DİKKAT...

Mastarlar, ad-fiiller, yardımcı fiiller, ve diğerleri için verdiğimiz pratik altın kurallar burada da geçerliğini sürdürüyor. Yani --

Şimdiki zaman, geniş zaman, gelecek zaman kapsamında "present participle" lar kullanılır. Geçmişe dönük bildirimlerde "perfect participle" lar kullanılır. Ne kolay, değil mi?

FAKAT DİKKAT ! Bu değerlendirmeler, içinde yaşadığımız an açısından değil, cümlede sözü edilen durum ve eylemlerin birbirleri ile göreli zamansal ilişkilerinden şekillenecektir. Örnek bir cümle aşağıda:

Ayşe had been sick all through that morning...    Being pregnant herself, Fatma knew the signs and suspected that her friend might be pregnant.

[Ayşe'nin sabah boyunca bulantısı olagelmişti.  Fatma, kendisi de gebe olduğu için, belirtileri biliyordu ve içinde arkadaşının gebe olabileceği şüphesi uyanmıştıı.]

Burada sözü edilen durum, bize göre geçmiş zamanda olmasına karşın, present participle (being) ile ifade edilmiştir: Çünkü, o an itibariyle Fatma kendisi de hamiledir ve arkadaşının durumunu anlamaktadır. Yani bu iki durum, birbirine göre eşzamanlıdır ve birbirine göre "present" zamandadır.

Eğer cümleyi perfect participle ile kursaydık, "Having been pregnant herself...": anlam tümüyle değişirdi:

Eskiden kendisi de gebe kalmış olduğu için, şimdi arkadaşının durumunu anlayabiliyordu"...

şekline dönüşürdü...

BAŞA DÖNÜŞ
KONU BİZLER İÇİN NEDEN ÖNEMLİ ?

Anımsayalım: İsim-fiiller (gerund) "isim" işlevlidir; cümlelerde isim sınıfı sözcük kullanılması gereken yerlerde kullanılırlar. Participle'lar ise sıfat veya zarf işlevli fiil türevleri olarak,

1) Doğrudan sıfat olarak kullanılabilir:

vb... vb... vb...

 

BAŞA DÖNÜŞ

 

1) KISALTILMIŞ SIFAT-CÜMLECİKLER

A) The Present Participle ile:

who is looking at  -------> looking at = bakmakta olan

The man who is looking at our direction is my uncle.

--------›  The man looking at our direction is my uncle.

who is entering  -------> entering = girmekte olan

Be careful. The man who is entering the building now is a notorious gangster.

--------›  Be careful. The man entering the building now is a notorious ganster.

who is standing  -------> standing = durmakta olan

The man who is standing next to her seems rather unhappy.

--------›  The man standing next to her seems rather unhappy.

who wish  --------›  wishing = "isteyen", istemekte/dilemekte olan

Those who wish to leave can do so now.

--------›  Those wishing to leave can do so now.

which shows  --------›  showing = gösteren

What we need is a map which shows the secondary roads as well.

--------›  What we need is a map showing the secondary roads as well.

which surrounded  --------›  surrounding = kuşatan, çevresini saran (sözünü ettiğimiz dönemde)

The walls which surrounded the city from all sides were built of huge stone blocks. --------›  The walls surrounding the city from all sides were built of huge stone blocks.

which is being repaired  --------›  being repaired = tamir edilmekte olan

The car which is being repaired belongs to a notorious gangster..

--------›  The car being repaired belongs to a notorious gangster.

who is being arrested  --------›  being arrested = (şu anda) tutuklanmakta olan

Do you know the person who is being arrested?

--------›  Do you know the person being arrested?

who was being arrested  --------›  being arrested = (o sırada) tutuklanmakta olan

Did you know the person who was being arrested?

--------›  Did you know the person being arrested?

who were excavating  -----›  excavating = kazmakta olan

I inspected the men who were excavating the site.

--------›  I inspected the men excavating the site.

which is being excavated  -----›  being excavated = (halen) kazılmakta olan

Let's go and inspect the site which is being excavated.

--------›  Let's go and inspect the site being excavated.

which was being excavated  -----›  being excavated = (o sırada, o dönemde)kazılmakta olan

I inspected the site which was being excavated.

--------›  I inspected the site being excavated.

Son iki örnek ve daha önce verdiğim benzerlerinin (present/past tense cümleler) neden her ikisinde de present participle kullanılıyor diye soruyorsanız, teessüf ederim... Lütfen önceki bölümlerde "DİKKAT... DİKKAT..." başlığı ile yaptığım açıklamaları yeniden değerlendiriniz.

*  *  *  *  *

B) The Past Participle ile:

 

Vb... Vb...

 

vb... vb... vb...

 

 

GENERAL EXERCISE

Aşağıdaki cümleleri yapı ve anlam bakımından irdeleyiniz. "Kısaltılmamış" yapıyı belirlemeğe çalışınız. Cümleleri Türkçe'ye çeviriniz.

Cümlelerin herzaman tek parça halinde çeviri vermeyeceğini, çoğu zaman bölüp parçalamak gerekeceğini göreceksiniz. Türkçe'de en güzel, en kolay anlaşılır cümle, kısa olan tümcedir.

Kimi zaman da zarf-cümlecik yerine Türkçe'de sıfat-cümlecik yada bunun tersinin daha iyi sonuç vereceğini göreceksiniz.

 01  Red Kid rode away, a cigarette hanging from his lips... He rode away, having finished his drink... He fired his gun, wounding one of the Daltons...

 02  One of the Dalton Brothers fell, hitting and hurting his elbow against the table.

 03  Looking after the baby in the park, he was also keeping an eye on the main entrance to the building. People, taking off their hats, were entering the building.

 04  Having eaten his sandwich in a great hurry, he had rushed out of the house. He made a point of staying away from crowded streets on the way, being worried that he might get recognized. (to make a point of doing something = bir şeyi yapmağa özel dikkat göstermek, mutlaka ve herzaman yapmak)

 05  Being a bit of an amateur collector himself, he was naturally very much interested in that peculiar subject of their conversation.

vb... vb... vb...

 

YANITLAR

 01  Red Kid rode away, a cigarette hanging from his lips... He rode away, having finished his drink... He fired his gun, wounding one of the Daltons.

Red Kid atını sürüp uzaklaştı. Dudaklarında bir sigara asılıydı... İçkisini bitirdikten sonra, atına atlayıp uzaklaştı... Silahını ateşledi ve Daltonlar'dan birini yaraladı.

Çünkü, kaynak cümleler şöyledir: Red Kid rode away. A cigarette was hanging from his lips... He rode away after he had finished his drink. veya After he had finished his drink, he rode away... He fired his gun and wounded one of the Daltons.

 02  One of the Dalton Brothers fell, hitting and hurting his elbow against the table.

Dalton Biraderlerden biri düştü. Düşerken, dirseğini masaya çarpıp incitti.

Kaynak cümle: One of the Dalton Brothers fell and he hit and hurt his elbow against the table as he fell. veya, One of the Dalton Brothers fell. As he fell, he hit and hurt his elbow against the table.

 03  Looking after the baby in the park, he was also keeping an eye on the main entrance to the building. People, taking off their hats, were entering the building.

Bir yandan parkta bebeğe gözkulak olurken, bir yandan da binanın girişini gözlem altında tutuyordu. İnsanlar şapkalarını çıkararak binaya girmekteydiler.

As he was looking after the baby in the park, he was also... etc. People were taking off their hats and entering the building. (People took their hats off and entered...)

 04  Having eaten his sandwich in a great hurry, he had rushed out of the house. He made a point of staying away from crowded streets on the way, being worried that he might get recognized. (to make a point of doing something = bir şeyi yapmağa özel dikkat göstermek, mutlaka ve herzaman yapmak)

Sandöviçini büyük aceleyle yiyip evden fırlamıştı. Yolda kalabalık caddelerden uzak durmağa özen gösterdi, çünkü tanınmaktan çekiniyordu.

After he had eaten his sandwich in a great hurry, he had rushed out of the house. ...crowded streets on the way, because he was worried ...etc.

 05  Being a bit of an amateur collector himself, he was naturally very much interested in that peculiar subject of their conversation.

Kendisi de biraz bir amatör koleksiyoncu olduğu için, tabiatıyla onların bu garip konuşma konusuna büyük ilgi duymuştu.

Because/since/as he was a bit of an amateur collector himself, he was ...etc.

vb... vb... vb...

 

 

BAŞA DÖNÜŞ

Lütfen Sorularınızı Esirgemeyiniz:

YALÇIN İZBUL -- İNGİLİZCE-DERS.COM

     

EĞİTİM SETİ TANITIMI

CD SETİ TANITIMI

GENEL TANITIM

SATINALMA BİLGİLERİ