|
BÖLÜM - 3 THE TENSES (02) İNGİLİZCE'DE ZAMANLAR
BU BÖLÜMÜN KONULARI
ÇOK KISA GİRİŞ !! Bu Bölümde, İngilizcenin Haber Kipinde (The Indicative Mood) yer alan 12 Tense'in başlıca kullanım alanlarını gözden geçireceğiz; Bölüm sonunda ise "her derde deva" egzersizlerimize yer vereceğiz. Karşılaştırmalı yaklaşım önplanda olacak.
THE SIMPLE PRESENT TENSE
1. Geçmiş/şimdiki/gelecek zaman (=past/present/future) genelinde, yani üç aşağı beş yukarı türkçedeki GENİŞ ZAMAN'da geçerlik taşıyan, süren, yinelenen olay, durum ve eylemler:
Dikkat ederseniz, bu cümlelerin bir bölümü, Türkçe'de bizim "present continuous" ile de söylenebilir: "Saçınızı ne sıklıkta yıkıyorsunuz? -- AMA, TÜRKÇE'DE -- İNGİLİZCE'DE DEĞİL!) Nitekim:
2. Alışkanlık, karakter, huy, iş, meslek gereği, değişmeyen, tekrarlanan davranış ve eylemler: (Bu başlık altında verdiğimiz örnekler, yukardaki maddede verilenlerle aynı niteliktedir)
3. Doğal olarak, "eşyanın tabiatı" türünden belirlemelerde de hep bu tense kullanılacaktır: Sözkonusu durumun, genel geçerlik taşıyıp taşımadığına bakacağız. (İçinde bulunduğumuz an itibariyle varlığı/yokluğu önemli değil.)
Bu örnekleri, "Listen, the dogs are barking... The ones I saw were flying south... Why are some of the fish in your tank standing still while others are swimming about?" türünden bildirimler ile karşılaştırınız. Aralarındaki fark apaçık görülebiliyor. = Köpekler havlar... Dinle bak, köpekler havlıyor... Birincisi: Simple Present; ikincisi: Present Continuous... 4. Bilimsel belirlemeler (Pek tabii!! Bilimsel belirlemelerin genel geçerliği olmasını bekleriz):
5. Atasözlerinin büyük bölümü: ("Tencere dibin kara." "Seninki benimkinden kara...") Every cock crows on his own dunghill. (Her horoz kendi tezek yığınında öter.)God helps those who help themselves. (Deveni önce ağaca bağla; sonra Allah'a emanet et... yada belki, Kurda sormuşlar neden boynun kalın; kendi işimi kendim görürüm demiş... -- ikisi de tam tutmuyor ama!)6. Kitaplar, duyuru metinleri, veya yakın zamanda alınmış mektuplardan söz ederken. (Türkçede ise kimi zaman "present continuous" tense kullanıldığına dikkat ediniz) :
7. Tarihten söz ederken: (= ittifakla) and the country becomes a democratic republic. However, there still exists a big problem: how to get rid of the Caliph (= Halife) who is still residing in İstanbul... 8. Gazete başlıklarında "past tense" yerine kullanılır:
9. Tiyatro eserlerinde diyaloglar arasında verilen sahneleme önerilerinde:
10. Günlük dilde, özellikle de bizim "mahalle geyiği" diye adlandırılacak konuşma ortamlarında olaylar dostlara anlatılır, dedikodu yapılır, dertleşilirken: (=hatta, "I says to myself"!) "Good riddance; I hope I've seen the last of her." But, not a week passes, and I come home one night, and just guess who is sitting on my very doorstep... [Good riddance; I hope I've seen the last of her. = Oh, be! Kurtuldum. Umarım bir daha suratını görmem.] 11. Örneğin gezi programları gibi, gelecek günlere dönük planlanmış eylemler:
12. Ve asla unutmamanız gereken bir nokta: Ana-cümlecik herhangi bir "future tense" olduğunda, zaman belirten yan-cümlecik bir "present tense" olmak zorundadır: (Tabii, "Present Simple" olmak zorunda değil; üç adet daha present tense vardır.)(Bu sonuncu örneği, herhangi bir present tense kullanılabileceğini örneklemek için ekledim)
vb... vb... vb... SON KILÇIK !! (Advanced Level) -- Neden herşey daha kolay ve basit değil?... Neden Future Perfect Continuous benzeri tense'ler yaratmışlar? Neye yararlar ki?... İşte, zengin anlatım ortamlarında kaçak güreşmek eğiliminde olanlar için, birkaç dakika içinde İnternet'ten birkaç sevimli örnek kaydediverdim. Fazla aramak zorunda da kalmadım. Heryerdeler... Buraya aldıklarım, "have to" (zorunluluk) yardımcı fiilinin past perfect ve future perfect kullanımlarını ilgilendiriyor:= kullanmak zorunda kalmıştım. He was telling Paul how he had had to have the remains transported out of town for cremation because this service was not locally available. [ "have something done" ettirgen kalıbı ile]Jackie had had to have separate housing because the hotel the rest of the team was staying at would not allow blacks to enter and room. = "sahip olmak zorunda olmak" kavramından...In order to successfully complete this assignment students will have had to have read, analyzed, and synthesized information. = Öğrenciler, bilgileri okumuş, çözümlemiş ve sentezlemiş olmuş olmak zorunda kalmış olacaklardır !!To actually be listed on the left hand menu under hosted sites, your site will have had to have been around long enough that it established a continual and substantial fan base. = uzun süredir devam edegelmiş konumunda olmuş olmak zorunda olacaktır !!Before any patients are approached to take part in a research study at Liverpool Women’s Hospital, the study will have had to have been approved by the Hospital’s Research & Development Committee. = onaylanmış olmuş olmak zorunda olmuş olacaktır !! Korku filmi gibi cümleler... Ama, yine de, "Türkçe öğrenmeğe çalışan İngilizler" değil, "İngilizce öğrenmeğe çalışan Türkler" olduğumuza şükredin siz...YABANCI DİL ÖĞRENMENİN, AZ ÇABA - KOLAY İŞ OLDUĞUNU KİM SÖYLEMİŞSE YALAN SÖYLEMİŞ !! * * * * *
EXERCISE - 1
Şimdi sizlere her derde deva türden bir egzersiz sunuyorum... Bu karşılaştırmalı çalışma sonunda, artık zamanlar ile ilgili sıkıntılı bir nokta kalmayacağına inanıyorum.Verilen ilk cümlede, şıklarda belirttiğim zaman göstergeçlerini kullanarak, gerekli "tense" değişimlerini uygulayınız. Fiilin anlam özelliğinden kaynaklanarak, gerek simple gerek continuous seçeneklerin her ikisinin de geçerlik taşıması durumunda, ortaya çıkan nüansları irdeleyiniz: (AÇIKLAMALI YANITLAR EGZERSİZİN BİTİMİNDE) UNUTMAYINIZ: Altı çizilmiş olan zaman belirtecini kaldıracak, yerine şıklarda verilen zaman belirteçlerini yerleştireceksiniz: ["never", "already" gibi örneklerde, belirtecin cümlede yer değiştireceğine dikkat ediniz.]01 He will be earning a lot of money next year. (Bu cümle "yılboyu sürekli olarak", kavramını içeriyor; "will earn" seçeneği ise, "önümüzdeki yıl bir ara" anlamını verecektir. Bu tür bir irdelemeyi, siz de aşağıdaki şıklara göre tense değişikliği yaparken uygulayınız) before he retired last year
in his present job
just recently
last year
by the end of this year
vb... vb... vb...
YANITLAR 01 a. had earned... veya... had been earning = sürekli kazanagelmişti ve hala kazanmaktaydı... b. is earning... (earns, yaklaşık olarak eşdeğer)... c. has earned = şu yakınlarda kazandı... has been earning = bir süredir ve hala kazanıyor (ki, bu tümceler hikayenin gelişine göre past perfect veya future perfect'e de taşınabilir)... d. earned = kazandı... was earning = geçen sene kazanıyordu ama bu yıl kazanamıyor, veya tanık olduğum sıralarda kazanıyordu ama sonra ne oldu bilmem nüanslarını verecektir)... e. will have earned = kazanmış olacaktır... will have been earning = bir süredir ve hala kazanıyor olmuş olacaktır...
vb... vb... vb...
Lütfen Sorularınızı Esirgemeyiniz: YALÇIN İZBUL -- İNGİLİZCE-DERS.COM
|
|