TEST --  01

 

Lower Intermediate

"Yeterli" düzeyde okuduğunu / işittiğini anlama; yazma ve konuşma becerileri; veya önemli sınavlarda başarı sağlamak için, bu kitapta sunduğum sözcükleri ve bu düzeyde bir sözcük bilgisini gözardı etme lüksünüz yok... Bunlar, gerçek yaşamda olsun, sınavlarda olsun, baş ve başaltıya güreşecek sözcükler...

En önemli güçlüklerden birisi, karşılaştığınız yeni bir sözcüğün sizin için gerçekten gerekli ve yararlı olup olmadığına karar verebilmek... Herşeyi öğrenmeğe kalkışmak verimli bir yol değildir. İnsanın ayırabileceği belli bir zaman ve belli bir efor düzeyi var. İyi bir hoca ve verimi kanıtlanmış kurs serileri rehber olabilir... Bir başka verimli av alanı ise, kendi ilgi alanınız, kendi bilim dalınız olacaktır.

Uyduruk sözlüklerle durumu geçiştirmeyiniz. Bu arada, "İngilizce'den İngilizce'ye" ve "İngilizce-Türkçe" sözlüklerden birlikte yararlanmak en iyisidir... Yeterki, nitelikleri kanıtlanmış yayınlar olsunlar.  İnternet üzerinden sözlük hizmeti veren çok sayıda site gözardı edilmemeli. Kullandığınız sözlükte, sözcük tanımlarının örnek tümcelerle desteklenmiş olmasına önemle dikkat ediniz.

Sözlükler kadar, "THESAURUS" türü kavram dizinlerinden de yararlanma yolunu seçiniz. Eşanlamlı (synonyms) ve karşıtanlamlı (antonyms) sözcükleri birlikte öğrenmek, çağrışım kolaylığı sağlar. Önerim: http://thesaurus.reference.com/  [Tıklayınız, ayrı pencere açılacaktır]

Sözcüğü, okunuşu, değişik anlamları, eş ve karşıt anlamlıları, girdiği çeşitli deyim ve deyişler, ve en önemlisi ÖRNEK TÜMCELER ile birlikte kaydetmeğe özen gösterin. Bu örnek tümceleri ezberlemeğe çalışın.

Örnek tümceler için, sözlükler kadar, İnternet araştırma motorlarının da -- zahmetli bir çalışma da olsa -- son derece yararlı olacağına dikkatinizi çekerim. Ancak itibar edeceğiniz siteler, anadili İngilizce, fakat aynı zamanda eğitimli ve dili iyi kullanan kimselerin hazırladığı siteler olmalı...

Özellikle ilk testlerde olmak üzere, sorularla ilgili notlar, açıklamalar ve genel öneriler ekledim. Bunlara önemle kulak verin, derim. Ne yapalım, ukalâlık hocalığın şanındandır...

DİKKAT: Kullandığım fonetik simgeleri için lütfen anasayfadan özel fonoloji bölümüne bknz. veya burayı TIKLAYINIZ  [Ayrı pencere açılacaktır]

HERE WE GO, FOLKS!!... HAYDİ BAKALIM İŞE KOYULALIM !!...

Please do not click the answer button before you have thoroughly studied the question & deliberated on your own choice !!

 

 01 Come to Turkey, and ............... all these places where history lives on.

a. inform
b.
define
c.
memorize
d.
mention
e.
discover

NOT: Cevap verirken, cümlenin içinde geçmiş olabileceği bağlamı, durumu, kimin ne amaçla söylemiş olabileceğini gözönüne alınız. Örneğin burada, cümlenin bir turistik broşür cümlesi olduğu açıktır. Aksi takdirde, "Bu da olmaz mı? Bu da olmaz mı?" kuşku girdabına sürüklenerek, kendinize kötülük edersiniz.

to live on  = yaşamaya devam etmek... AÇIKLAMA: Genelde, fiilin arkasına eklenen "on" ile, sözkonusu eylem veya durumun sürdüğü, sürdürüldüğü anlamı eklenmiş olur: "He went on talking for another half an hour..." "Despite all these difficulties, we mustn't give up! We must fight on..."

 

 02  --  I'm ............... an answer within a few days.

a. expecting
b. hoping
c. excepting
d. waiting
e.
accepting

  

AÇIKLAMA: Bu soruda yanlış yanıt verdiyseniz, bunun iki nedeni olabilir: 1) fiilinizin ilgeç alıp almadığı, veya hangi ilgeci alması gerektiği konusunda dikkatsiz davranmış olmanız; veya, 2) kalburüstü bütün kaynaklarda ençok karıştırılanlar listesinde başa güreşen "expect - except - accept" üçlüsünü yine de karıştırmış olmanız...

Örnek cümle:

You mustn't expect me to accept your excuse, except (veya, excepting) that part about the heavy traffic on your way here.

 

 03  --  Keeping a diary is no doubt quite a useful personal ............... .

a. custom
b. usage  /YU-zic/
c. tradition
d. habit  /-bit/
e. institution

  

 diary  DA-yıri = günlük...   to keep a diary  = günlük tutmak... DİKKAT:  dairy  DEİ-ri = mandıra, süthane... 

 

 04  --  Excuse me. I'm a(n) ............... around here. Can you show me the way to the nearest post office, please?

a. explorer
b. foreigner /FO-rınır/
c. stranger
d. alien  /EY-liyın/
e. tourist

  

 foreigner = DİKKAT: Okunuşu FO-rınır... "fo-rey-nır" şeklinde olduğunu iddia eden varsa, diline biber sürünüz: bir daha yapmasınlar. Böyle kimselerden özel ders filan almayın; paranıza yazık...

 

 05  --  How much do I ............... you?

a. buy from
b. owe  /OUW/
c. borrow
d. own to  /OUWN/
e. lend from

  

DİKKAT: Bilmediğiniz her sözcüğü, lütfen sözlüğe ve "thesaurus"a bakıp sülalesi ile, eş-anlamlıları / karşıt-anlamlıları ile,  girdiği / kurduğu deyimler ve bütün bunları örnekleyen kısa tümceler ile birlikte kaydediniz, öğreniniz... Yaptığınız her test çalışması aynı zamanda yeni birşeyler öğrenmenize de vesile olmalıdır...

 

 06  --  There are many more television ............... today than there used to be twenty years ago.

a. passers-by  (çoğul biçimine dikkat)
b. onlookers
c. spectators  /spek-TEY-tırz/
d. viewers
e. sight-seers  /SAYT-siırz/

  

 

 07  --  It's getting quite ............... . It's probably going to rain soon.

a. breezy  /BRİ:-zi/
b. windy
c. chilly  /Çİ-li/
d. foggy
e. cloudy

  

BAKINIZ, TEKRAR UYARIYORUM: Test çözme etkinliğine ayırdığınız zamanı, "Aaaa, başarıyorum -- ne mutlu bana!" veya, "Hay Allah, yine başaramadım -- n'apcam ben sınavda, mahfoldum!" gibi duygusal tepkilerle boşa harcamayınız. Size sorulan sözcükler, belli bir plana göre dikkatle seçilmiştir... Bunu bir öğrenme fırsatı olarak değerlendiriniz. Örneğin bu soruda, muhtemelen "breezy" ve "chilly" sözcüklerini bilmiyordunuz... Hemen sevgili sözlüklerinizi açıp, kaydediniz ve dağarcığınıza ekleyiniz...

 

 08  --  Do be serious, please. This isn't a(n) ............... .

a. joke
b. funny
c. puzzle
d. comic
e. humour  /HYU-/

  

Do be... = Fiillerin emir kipindeki yalın hallerinin başına "Do" getirilerek, pekiştirilmiş, daha kuvvetli bir ifade elde edilir...

DİKKAT = Sorunun mantığını irdelemek herzaman için yararlıdır... Örneğin burada, "a(n)" article'dan dolayı, bir sıfat kullanmanın yanlış olacağını saptamanız gerekirdi... Adlardan yana ise, anlamın uyup uymaması kadar "sayılabilir" olup olmadığına da dikkat etmelisiniz...

 

 09  --  The ............... today is full of the news of the incident.

a. publisher  /PAB-lişı/
b. journalism  /JÖ:-nılizm/
c. press
d. reporter
e. print

  

A QUESTION FOR YOU: What is the Turkish expression for "a press conference"??

incident /İN-sidınt/ = olay, vak'a... Ad hali = incidence /İN-sidıns/, "olma, vaki olma, vuku bulma" demektir... Nitekim, İngilizce ve Türkçe tıp dilinde kullanılan "insidans" (= sıklık) terimi de, "vuku buluşların sıklığı" kavramından kısaltmadır.

 

 10  --  I'm going to take a(n) ............. abroad next summer.

a. sightseeing  /SAYT-siiN/
b. travel
c. vocation
d. trip
e. excursion

  

DİKKAT... DİKKAT... "vacation" ve "vocation" iki ayrı sözcüktür. Lütfen sözlüğünüze danışınız...

NOT: "abroad, asleep, aside" gibi başına "a" öneki getirilerek yapılan sözcükler, Türkçe'ye gerek "-e" hali, gerekse "-de" hali ile çeviri verebilir: abroad = yurtdışına, yurtdışında... Hangisinin geçerli olduğuna, tümcedeki fiilin hareket veya durum belirtiyor olmasını dikkate alarak karar veririz...

 

 11  --  He was told by the doctors that he would need quite a long period of rest after such a serious ............... .

a. epidemic
b. disease
c. recovery
d. complaint
e. illness

  

AÇIKLAMA... Henüz doğru yanıta bakmadıysanız, "bu iki sözcükten birisi" şeklinde bir ipucu vermek istemiyorum, ama burada bir açıklama gerekiyor: "disease" ve "illness" kimi bağlamlarda birbirinin yerine kullanılabilirse de, birincisi genelde "hastalığın, illetin" kendisine atıfta bulunurken,  ikincisi ise daha çok hastanın içinde bulunduğu hal ve durum ile ilgilidir...

 

 12  --  I wouldn't say I am deeply in love with her; but I'm very ............... of her.

a. keen
b. friendly
c. fond
d. likeable
e. romantic

  

Açıklama için en alta bknz.

 

 13  --  He just sits there and ............... television most of the time.

a. stares
b. observes
c. glances
d. gazes
e. watches

  

Açıklama için en alta bknz.

 

 14  --  He's travelling by himself. In other words, he's on his ............... .

a. single
b. self
c. alone
d. own
e. lonely

  

Bu bir deyimdir: "to be on one's ........ ". "one's" yerine bütün iyelik sıfatlarını yerleştirebilirsiniz. "on my, your, his, our, their ........ ". Bir başka kalıp ise şöyle: "by myself, by yourself, by himself, by herself, by ourselves, by themselves". Her ikisinin de anlamı: 1. Tekbaşına = yalnız,  yanında başkası yok; 2. Tekbaşına = yardım almaksızın... I am on my ........ ; I did it by myself...

 

 15  --  This whole place needs a(n) ............... cleaning. It's in a terrible state. It's in a terrible mess.

a. fully
b. thorough
c. infinite
d. entirely
e. valid

  

Açıklama için en alta bknz. mess /MES/ = karışıklık, düzensizlik...  mass / MÆS / = kitle...

 

 16  --  ............... of money prevented us from taking a holiday abroad this year.

a. Inflation
b. Presence  /PRE-zıns/
c. Lack
d. Being absent
e. Limit

  

 

 17  --  Sorry, it's much too expensive for me; I can't ............... it.

a. effort
b. comfort
c. support
d. import
e. afford

  

 

 18  --  The ............... of the play included a famous Turkish film star.

a. playwright  /PLEY-rayt/
b. scenery  /Sİ:-nıri/
c. cast
d. stage
e. acts

  

 

 19  --  "We'll have to hold a more detailed examination to ............... the exact nature of the tumour," said the doctor.

a. regulate
b. mean
c. determine  /di-TO:-min/
d. develop  /di-VE-lop/
e. reduce

  

 determine = DİKKAT: Okunuşu di-tör-min... "ditör-mayn" şeklinde olduğunu iddia eden varsa, diline biber sürünüz: bir daha yapmasınlar. Böyle kimselerden özel ders filan almayın; paranıza yazık...

 

 20  --  The volcano is expected to ............... any day now. 

a. excite
b. erupt  /i-RAPT/
c. kick
d. expand
e. stimulate

  

Buradaki doğru şık için bir alternatif, "to explode" fiili olurdu = patlamak... explosion = patlama... explosives = patlayıcı maddeler... an explosive situation = patlamağa hazır bir durum...

 EK AÇIKLAMALAR

 01  --  to be fond of... to be keen on...  to be friendly with... Kullanılan ilgecin farklı olması yanında, ayrıca buradaki gibi "kalbi" bir konuda birinci deyim tercih edilecektir: I'm very fond of Madonna... He is very keen on pop music...

 13  --  "stare, glance, gaze" fiilleri "at" ilgeci ile kullanılır. Ayrıca "the" article kullanımını da gerekli kılacaklardı. Oysa "to watch television" article kullanımı gerektirmeyen bir deyim ve kalıptır... "observe" ise anlam olarak uymuyor...

 15  --  thorough = (sıfat) tam, sıkı ve titiz... Okunuşu: /TSara /... Bu sözcüğü, "through" ile karıştırmayınız. Ayrıca "throughout" (boydan boya, baştan başa) ile Türkçe'deki anlam benzerliğine karşın, bu ikincisinin bir ilgeç olduğuna dikkat ediniz: I made a thorough study of the book throughout that afternoon. = Bütün o gün öğleden sonra, kitabı iyice inceledim.

WELL, WELL, WELL !!

YABANCI DİL ÖĞRENMENİN AZ ÇABA - KOLAY İŞ OLDUĞUNU KİM SÖYLEMİŞSE YALAN SÖYLEMİŞ !!

Lütfen Sorularınızı Esirgemeyiniz:

y.izbul@ingilizce-ders.com

BAŞA DÖNÜŞ