"Yeterli" düzeyde okuduğunu / işittiğini anlama; yazma ve konuşma becerileri;
veya önemli sınavlarda
başarı sağlamak için, bu kitapta sunduğum sözcükleri ve bu düzeyde bir sözcük bilgisini
gözardı etme lüksünüz yok...
Bunlar, gerçek yaşamda olsun, sınavlarda olsun, baş ve başaltıya güreşecek sözcükler...
En önemli güçlüklerden
birisi, karşılaştığınız yeni bir sözcüğün sizin için gerçekten gerekli ve
yararlı olup olmadığına karar verebilmek... Herşeyi öğrenmeğe kalkışmak verimli
bir yol değildir. İnsanın ayırabileceği belli bir zaman ve belli bir efor düzeyi
var. İyi bir hoca ve verimi kanıtlanmış kurs serileri rehber olabilir... Bir
başka verimli av alanı ise, kendi ilgi alanınız, kendi bilim dalınız olacaktır.
Uyduruk sözlüklerle durumu geçiştirmeyiniz.
Bu arada, "İngilizce'den İngilizce'ye"
ve "İngilizce-Türkçe" sözlüklerden birlikte yararlanmak en iyisidir... Yeterki,
nitelikleri kanıtlanmış yayınlar olsunlar. İnternet üzerinden sözlük
hizmeti veren çok sayıda site gözardı edilmemeli. Kullandığınız sözlükte, sözcük
tanımlarının örnek tümcelerle desteklenmiş olmasına önemle dikkat ediniz.
Sözlükler kadar,
"THESAURUS" türü kavram dizinlerinden de yararlanma yolunu seçiniz.
Eşanlamlı (synonyms) ve karşıtanlamlı (antonyms) sözcükleri birlikte öğrenmek,
çağrışım kolaylığı sağlar. Önerim:
http://thesaurus.reference.com/
[Tıklayınız, ayrı pencere açılacaktır]
Sözcüğü, okunuşu, değişik
anlamları, eş ve karşıt anlamlıları, girdiği çeşitli deyim ve deyişler, ve en
önemlisi ÖRNEK TÜMCELER ile birlikte kaydetmeğe özen gösterin. Bu örnek tümceleri ezberlemeğe
çalışın.
Örnek tümceler için,
sözlükler kadar, İnternet araştırma motorlarının da -- zahmetli bir çalışma da olsa -- son
derece yararlı olacağına dikkatinizi çekerim. Ancak itibar edeceğiniz siteler,
anadili İngilizce, fakat aynı zamanda eğitimli ve dili iyi kullanan kimselerin
hazırladığı siteler olmalı...
Özellikle ilk testlerde olmak üzere, sorularla ilgili notlar, açıklamalar ve
genel öneriler ekledim. Bunlara önemle kulak verin, derim. Ne yapalım, ukalâlık
hocalığın şanındandır...
DİKKAT: Kullandığım fonetik
simgeleri için lütfen anasayfadan özel fonoloji bölümüne bknz. veya burayı
TIKLAYINIZ
[Ayrı pencere açılacaktır]
HERE WE GO, FOLKS!!... HAYDİ BAKALIM İŞE KOYULALIM !!...
Please do not
click the answer button before you have thoroughly studied the question & deliberated on
your own choice !!
01
Come to
Turkey, and ............... all these places where history lives on.
a.
inform b.
define c.
memorize d.
mention e.
discover
NOT: Cevap verirken, cümlenin içinde geçmiş olabileceği bağlamı, durumu,
kimin ne amaçla söylemiş olabileceğini gözönüne alınız. Örneğin burada,
cümlenin bir turistik broşür cümlesi olduğu açıktır. Aksi takdirde, "Bu da
olmaz mı? Bu da olmaz mı?" kuşku girdabına sürüklenerek, kendinize kötülük
edersiniz.
to live on = yaşamaya devam etmek... AÇIKLAMA: Genelde, fiilin arkasına eklenen
"on"
ile, sözkonusu eylem veya durumun sürdüğü, sürdürüldüğü anlamı eklenmiş
olur: "He went on talking for another half an hour..." "Despite all these
difficulties, we mustn't give up! We must fight on..."
02 -- I'm ............... an answer within a few days.
a.
expecting b. hoping c. excepting d. waiting e.
accepting
AÇIKLAMA: Bu soruda yanlış
yanıt verdiyseniz, bunun iki nedeni olabilir: 1) fiilinizin ilgeç alıp
almadığı, veya hangi ilgeci alması gerektiği konusunda dikkatsiz
davranmış olmanız; veya, 2) kalburüstü bütün kaynaklarda ençok karıştırılanlar
listesinde başa güreşen "expect - except - accept" üçlüsünü yine
de karıştırmış olmanız...
Örnek cümle:
You mustn't
expect me to accept your excuse, except (veya, excepting) that part about
the heavy traffic on your way here.
03 --
Keeping a diary is no doubt quite a useful personal ............... .
a.
custom b. usage
/YU-zic/ c. tradition d. habit
/HÆ-bit/ e. institution
diary DA-yıri =
günlük... to keep a
diary = günlük tutmak... DİKKAT:
dairy DEİ-ri =
mandıra, süthane...
04 --
Excuse me. I'm a(n) ............... around here. Can you show me the way
to the nearest post office, please?
a.
explorer b. foreigner
/FO-rınır/ c. stranger d. alien
/EY-liyın/ e. tourist
foreigner = DİKKAT:
Okunuşu FO-rınır... "fo-rey-nır" şeklinde olduğunu iddia
eden varsa, diline biber sürünüz: bir daha yapmasınlar. Böyle kimselerden özel ders
filan almayın; paranıza yazık...
05 --
How much do I ............... you?
a.
buy from b. owe
/OUW/ c. borrow d. own to
/OUWN/ e. lend from
DİKKAT: Bilmediğiniz
her sözcüğü, lütfen sözlüğe ve "thesaurus"a bakıp
sülalesi ile,
eş-anlamlıları / karşıt-anlamlıları ile, girdiği / kurduğu deyimler
ve bütün bunları örnekleyen kısa tümceler ile birlikte
kaydediniz, öğreniniz... Yaptığınız her test çalışması aynı zamanda yeni
birşeyler öğrenmenize de vesile olmalıdır...
06 -- There are many more television ............... today than there used to be
twenty years ago.
a.
passers-by
(çoğul biçimine dikkat) b.
onlookers c.
spectators
/spek-TEY-tırz/ d.
viewers e.
sight-seers
/SAYT-siırz/
a.
breezy
/BRİ:-zi/ b. windy c. chilly
/Çİ-li/ d. foggy e. cloudy
BAKINIZ, TEKRAR
UYARIYORUM: Test çözme etkinliğine ayırdığınız zamanı, "Aaaa, başarıyorum -- ne mutlu
bana!" veya, "Hay Allah, yine başaramadım -- n'apcam ben sınavda,
mahfoldum!" gibi duygusal tepkilerle boşa harcamayınız. Size sorulan
sözcükler, belli bir plana göre dikkatle seçilmiştir... Bunu bir öğrenme
fırsatı olarak değerlendiriniz. Örneğin bu soruda, muhtemelen "breezy" ve
"chilly" sözcüklerini bilmiyordunuz... Hemen sevgili sözlüklerinizi açıp,
kaydediniz ve dağarcığınıza ekleyiniz...
08 --
Do be serious, please. This isn't a(n) ............... .
a.
joke b. funny c. puzzle d. comic e. humour
/HYU-mı/
Do be...
= Fiillerin emir kipindeki yalın hallerinin başına "Do" getirilerek,
pekiştirilmiş, daha kuvvetli bir ifade elde edilir...
DİKKAT
= Sorunun mantığını irdelemek herzaman için yararlıdır... Örneğin burada,
"a(n)" article'dan dolayı, bir sıfat kullanmanın yanlış olacağını
saptamanız gerekirdi... Adlardan yana ise, anlamın uyup uymaması kadar
"sayılabilir" olup olmadığına da dikkat etmelisiniz...
09 --
The ............... today is full of the news of the incident.
a.
publisher
/PAB-lişı/ b. journalism
/JÖ:-nılizm/ c. press d. reporter e. print
A QUESTION FOR YOU:
What is the Turkish expression for "a press conference"??
incident/İN-sidınt/ = olay, vak'a... Ad hali =
incidence /İN-sidıns/,
"olma, vaki olma, vuku bulma" demektir... Nitekim, İngilizce ve Türkçe tıp
dilinde kullanılan "insidans"
(= sıklık) terimi de, "vuku buluşların sıklığı" kavramından kısaltmadır.
10 --
I'm going to take a(n) ............. abroad next summer.
a.
sightseeing
/SAYT-siiN/ b. travel c. vocation d. trip e. excursion
DİKKAT... DİKKAT...
"vacation" ve "vocation" iki ayrı sözcüktür. Lütfen sözlüğünüze
danışınız...
NOT: "abroad,
asleep, aside" gibi başına "a" öneki getirilerek yapılan sözcükler,
Türkçe'ye gerek "-e" hali, gerekse "-de" hali ile çeviri verebilir: abroad
= yurtdışına, yurtdışında... Hangisinin geçerli olduğuna, tümcedeki fiilin
hareket veya durum belirtiyor olmasını dikkate alarak karar veririz...
11 --
He was told by the doctors that he would need quite a long period of rest
after such a serious ............... .
a.
epidemic b. disease c. recovery d. complaint e. illness
AÇIKLAMA...
Henüz doğru yanıta bakmadıysanız, "bu iki sözcükten birisi" şeklinde bir
ipucu vermek istemiyorum, ama burada bir açıklama gerekiyor: "disease" ve
"illness" kimi bağlamlarda birbirinin yerine kullanılabilirse de, birincisi
genelde "hastalığın, illetin" kendisine atıfta bulunurken, ikincisi
ise daha çok hastanın içinde bulunduğu hal ve durum ile ilgilidir...
12 --
I
wouldn't say I am deeply in love with her; but I'm very ............... of
her.
a.
keen b. friendly c. fond d. likeable e. romantic
Açıklama için en alta
bknz.
13 --
He just sits there and ............... television most of the time.
a.
stares b.
observes c.
glances d.
gazes e.
watches
Açıklama için en alta
bknz.
14 --
He's travelling by himself. In other words, he's on his ............... .
a.
single b. self c. alone d. own e. lonely
Bu bir deyimdir: "to
be on one's ........ ". "one's" yerine bütün iyelik sıfatlarını
yerleştirebilirsiniz. "on my, your, his, our, their ........ ". Bir başka
kalıp ise şöyle: "by myself, by yourself, by himself, by herself, by
ourselves, by themselves". Her ikisinin de anlamı: 1. Tekbaşına = yalnız,
yanında başkası yok; 2. Tekbaşına = yardım almaksızın... I am on my
........ ; I did it by myself...
15 --
This
whole place needs a(n) ............... cleaning. It's in a terrible state.
It's in a terrible mess.
a.
fully b.
thorough c.
infinite d.
entirely e.
valid
Açıklama için en alta
bknz.
mess
/MES/ =
karışıklık, düzensizlik... mass
/
MÆS
/ = kitle...
16 --
............... of money prevented us from taking a holiday abroad this
year.
a.
Inflation b.
Presence
/PRE-zıns/ c.
Lack d.
Being
absent e.
Limit
17 --
Sorry, it's much too expensive for me; I can't
............... it.
a.
effort b. comfort c. support d. import e. afford
18 --
The ............... of the play included a famous Turkish film star.
a.
playwright
/PLEY-rayt/ b. scenery
/Sİ:-nıri/ c. cast d. stage e. acts
19 --
"We'll
have to hold a more detailed examination to ............... the exact
nature of the tumour," said the doctor.
a.
regulate b. mean c. determine
/di-TO:-min/ d. develop
/di-VE-lop/ e. reduce
determine = DİKKAT:
Okunuşu di-tör-min... "ditör-mayn" şeklinde olduğunu iddia
eden varsa, diline biber sürünüz: bir daha yapmasınlar. Böyle kimselerden özel ders
filan almayın; paranıza yazık...
20 --
The volcano is expected to ............... any day now.
a.
excite b. erupt
/i-RAPT/ c. kick d. expand e. stimulate
Buradaki doğru şık
için bir alternatif, "to explode" fiili olurdu = patlamak... explosion =
patlama... explosives = patlayıcı maddeler... an explosive situation =
patlamağa hazır bir durum...
EK AÇIKLAMALAR
01 -- to
be fond of... to be keen on... to be friendly with... Kullanılan
ilgecin farklı olması yanında, ayrıca buradaki gibi "kalbi" bir konuda
birinci deyim tercih edilecektir: I'm very fond of Madonna... He is very
keen on pop music...
13 -- "stare,
glance, gaze" fiilleri "at" ilgeci ile kullanılır. Ayrıca "the" article
kullanımını da gerekli kılacaklardı. Oysa "to watch television" article
kullanımı gerektirmeyen bir deyim ve kalıptır... "observe" ise anlam
olarak uymuyor...
15-- thorough
= (sıfat) tam, sıkı ve titiz... Okunuşu: /TSara
/... Bu
sözcüğü, "through" ile karıştırmayınız. Ayrıca "throughout" (boydan boya,
baştan başa) ile Türkçe'deki anlam benzerliğine karşın, bu ikincisinin bir
ilgeç olduğuna dikkat ediniz: I made a thorough
study of the book throughout that afternoon. = Bütün o gün öğleden sonra,
kitabı iyice inceledim.
WELL, WELL, WELL !!
YABANCI DİL ÖĞRENMENİN AZ ÇABA - KOLAY İŞ OLDUĞUNU KİM SÖYLEMİŞSE YALAN
SÖYLEMİŞ !!