HABER

İngilizce yardımcı
kaynak olarak yurttan ve dünyadan haberler; haber, haberler, Türkçe
haberler, ingilizce haberler, aktüalite, dünyadan haberler;
açıklamalı yurt ve dünya haberleri; yurt haberleri, yurttan haber,
yurttan haberler, haberci, haberciler, haber bülteni, ingilizce
yardımcı kaynak
HABER
|
|

All passages
are subject to modification in keeping with this E-zine's
TESL (teaching of English as a second language) policies or
general humouristic approach. Factual or scientific validity
is not guaranteed...
Yayınlanan bütün
pasajlarda E-Dergimizin İngilizce öğretim anlayışı veya
genel mizahi yaklaşımı çerçevesinde değişiklik yapılabilir.
Olayların aslına uygunluk veya bilimsel geçerlik teminatı
verilmemektedir...

August
7th, 2007
| |
|
Korean
WWII Sex Slaves Fight On
Koreli II. Dünya Savaşı Dönemi Seks Kölesi
Kadınlar Mücadeleye Devam Ediyor
[Bir fiilin ardına eklenen "on" ilgeci
genellikle o eylemin sürdürüldüğü anlamını
verir]
"Japan - reveal the truth! Admit the crime!
Officially apologise! Punish the criminals!"
South Korean protesters chant every Wednesday
outside the Japanese Embassy in Seoul.
"Ey, Japonya -- gerçekleri açıkla! Suçu itiraf
et! Resmi olarak özür dile! Suçluları
cezalandır!"
In their midst, a small group of elderly women
sit silently. They are the survivors of the
brutal, Asia-wide system of sex slaves for the
Imperial Japanese Army, which the military
government encouraged and helped to operate for
13 years, from 1932 until the end of World War
II in 1945. |
|
|
to reveal
/ri-VİI-l/ = gerçeği açıklamak, açığa vurmak, ifşa
etmek... revelation
/RE-vı-LEY-şın/ = 1. ifşa, ifşaat, açığa vurma; 2.
"vahiy" (Tanrı'dan gelen ifşaat)...
to chant =
şarkı söylemek, hepbir ağızdan (makam ile) söylemek... Nasıl
ki DANSÖZ'ler "dance" ediyorsa, ŞANTÖZ'ler de "chant"
ediyor... Sözcük Türkçe'ye büyük olasılıkla Fransızca
kanalıyla girmiştir...
embassy /EM-bısi/
= 1. büyükelçilik binası; 2. elçilik görevi veya işlevi...
ambassador
/ÆM-BÆS-ıdı/ = büyükelçi (daimi)...
envoy /EN-voi/
= belli bir elçilik görevini yapıp geri dönmesi için
gönderilen "elçi"...
in the midst (of) = ortasında/arasında...
survivors =
hayatta kalanlar...
brutal /BRUT-ıl/ = vahşiyane, acımasız...
Asia-wide =
Asya çapında, tüm Asya'da...
Imperial Japanese
Army = Japonya İmparatorluk Ordusu... to
encourage =
teşvik etmek, yüreklendirmek, cesaretlendirmek...
to operate =
işletmek, çalıştırmak, yürütmek...
| |
|
İzmir’s
Symbols: Clock Tower, Girls…,
and so
on and so forth
İzmir'in Sembolleri: Saat Kulesi, Kızları...,
vs, vs...
According to a survey conducted by the Public
Opinion Research Office of İzmir's Chamber of
Commerce (İZTO), İzmirian residents who were
asked for the first three words that came to
mind when they thought of İzmir responded with
“Gulf of İzmir,” “Kordon,” and “Kemeraltı.”
İzmir's girls were not altogether ignored,
however. Seven percent of the participants put
“İzmir's girls” before “its weather, Karşıyaka,
Çeşme, Foça (the Phocaea of antiquity), etc.”
Bununla birlikte, İzmir'in kızları da tümüyle
görmezden gelinmedi/gelinmiyordu. Katılımcıların
yüzde yedisi sıralamada "İzmir'in kızları" na
vs, vs'den önce yer verdiler... ["Altogether"
sözcüğünün yukardaki cümlede kullandığımız
ikinci anlamından -- "tümüyle, tamamen" -- daha
önce de söz etmiştik.]
Concluding that the results reveal the images of
İzmir in the minds of İzmir's people, the
researchers declared, “When we bring together
all the responses we received, we get an image
of "a city of independent, confident, modern,
friendly and beautiful people.” |
|
|
Evet, gerçekten de, "bağımsız karakterli, özgüvenli, çağdaş,
dost ve güzel insanların kenti İzmir"...
Gerçekten de, otuz yıl önce Ankara'yı arkamda bırakarak
gelip bu kente yerleştiğim için hiç pişmanlık duymadım... Ve
bu yaz, Ankara'dan herzamankinden daha çok sayıda
misafirimiz var... Başımızla beraber, ama küçücük bir rica:
Lütfen gelirken aman sakın ha Belediye Başkanınızı da
yanınızda getirmeyiniz...
----------------------------------------------------------------------
Doç. Dr. Yalçın İzbul
Browse our free Internet publications: Ücretsiz İnternet yayınlarımıza bir göz atınız, derim...
http://www.ingilizce-ders.com
--------------------------------------------------------
Süper İngilizce Eğitim Setimiz -- Bilgi için tıklayınız:
http://www.ingilizce-ders.com/gunes-dil/mesaj.htm

August
9th, 2007
| |
|
Pakistan
Considers Emergency Rule
Pakistan'da Olağanüstü Hal İlan Edilebilir
[to consider = üzerinde düşünmek; dikkate alarak
üzerinde kafa yormak,
karar öncesinde dikkat odağına alarak
olasılıkları tartmak]
Pakistan's government is considering imposing
emergency rule, the country's information
minister has said. Tariq Azeem said the issue
was being discussed, given external and internal
threats to the country. Emergency rule would
limit the role of the courts, restrict civil
liberties and curb freedom of expression. |
|
|
to impose
/im-POUZ/ = "empoze" etmek; karşı çıkılmasına izin
vermemek ve gereğini zorunlu kılmak...
minister /Mİ-nistı/
= bakan, kabine üyesi...
"was being
discussed" = past continuous passive = "tartışılmakta
idi"
[Niçin past? Indirect Speech kurallarından dolayı. Bu
kuralları bilmiyorsanız, hemen kendinize elementer düzeyde
bir gramer kaynağı edininiz]...
to restrict =
kısıtlamak, sınırlamak...
civil liberties
= "yurttaşlık hakları", "kişisel özgürlükler"...
freedom of
expression = ifade özgürlüğü...
given = Bu çok önemli (ve zor) "bağlacın" (bir
participle) ayrıntılı açıklamasını birkaç sayı önce
verdim... Ve eski sayıların adresi bu sayfanın son bölümünde
mevcut.
would
= Neden "will limit... restrict... curb"
değil, ama "would limit... restrict... curb"?
Çünkü ortada gerçek, gerçekleşmiş veya kesin gerçekleşecek
bir durum yok. Hipotetik bir durum var. O
nedenle, haber kipini [the indicative mood] değil,
"dilek-şart" kipini [the subjunctive mood]
kullanıyoruz... Yani, if'li cümlelerin II. Tipinden
tanıdığınız hipotetik geniş zaman kalıbını
kullanıyoruz... Bu konularda zayıfsanız, Eğitim Seti
'min ilgili bölümlerini samimiyetle öneririm...
to curb
/KÖ:B/ =
[Telaffuzumuz Elhamdülillah BBC İngilizcesidir!]
sınırlamak...
Böylece "kaldırım", özellikle de "kaldırımın kenarı"na neden
curb denildiğini öğrenmiş oldunuz. Ne diyor
Trafik Polisiniz? "Pull up to the curb," veya "Pull up
along/alongside the curb," veya "Pull up by the curb." --
Peki, neden acaba motorlu taşıtlar için "durmak, durdurmak"
"pull up" fiili ile ifade ediliyor? Eeee, eskiden "motorlu"
taşıt mı vardı? Arabayı durdurmak için atların dizginlerini
"çekmiyorlar mıydı"?...
| |
|
Ankara
Residents Call on Gökçek to Resign
Ankara'da Halk (= oturanlar, "mukimler")
Gökçek'i İstifaya Çağırdı
[to call on = çağrıda bulunmak... (Başka
bağlamlarda farklı anlamlar da verir; örneğin,
"bir kimseye uğramak, kısa bir ziyarette
bulunmak"]
The waste of large amounts of drinking water as
a result of burst water pipes drew harsh
reaction from Ankara citizens suffering from a
serious water shortage and drought.
With its four-and-half-million residents, the
capital of modern Turkey, Ankara is experiencing
one of the gravest water shortages in its
history, putting the lives of its residents in
danger of epidemic diseases. |
|
|
burst =
patlamış, patlak... Fiilin past participle hali sıfat olarak
kullanılıyor... Fiiliniz:
burst - burst -
burst... Tıpkı,
cast - cast - cast;
cost - cost - cost;
put - put - put;
ve set - set - set
gibi...
harsh reaction
= sert tepki... [draw - drew - drawn = burada "çekmek"]...
shortage =
yetersizlik, yetmezlik, eksiklik... (Bu anlamı nasıl
verebiliyor? Çünkü "kısa düşüyor, kısa kalıyor)...
drought =
Geçen sayımızda geçti... Öğrenmeden geçtiyseniz, kendinizle
hesaplaşınız!...
grave = 1. (sıfat) ağır, ciddi... 2. (isim) mezar)...
put in danger
= tehlikeye sokmak, tehlikeye atmak...
----------------------------------------------------------------------
Doç. Dr. Yalçın İzbul
Browse our free Internet publications: Ücretsiz İnternet yayınlarımıza bir göz atınız, derim...
http://www.ingilizce-ders.com
--------------------------------------------------------
Süper İngilizce Eğitim Setimiz -- Bilgi için tıklayınız:
http://www.ingilizce-ders.com/gunes-dil/mesaj.htm


Dostlarınızın e-mail adresini göndererek Grubumuza üye
kaydettirebilirsiniz. Sizden bir armağan olduğu kendilerine
iletilecektir.
susannah@ingilizce-ders.com
|
|
HABER

İngilizce yardımcı
kaynak olarak yurttan ve dünyadan haberler; haber, haberler, Türkçe
haberler, ingilizce haberler, aktüalite, dünyadan haberler;
açıklamalı yurt ve dünya haberleri; yurt haberleri, yurttan haber,
yurttan haberler, haberci, haberciler, haber bülteni, ingilizce
yardımcı kaynak
HABER
|