TÜRKLER İÇİN İNGİLİZCE

GÜNCEL, PRATİK

haber

dünyadan haber WORLD NEWS yurt haberleri DOMESTIC NEWS

DÜNYADAN VE YURTTAN HABERLER

Pratik ve Güncel İngilizce Çalışmak İsteyenler İçin

Doç. Dr. Yalçın İzbul

haberler

News -- 008

 

haber HABER haberler

İngilizce yardımcı kaynak olarak yurttan ve dünyadan haberler; haber, haberler, Türkçe haberler, ingilizce haberler, aktüalite, dünyadan haberler; açıklamalı yurt ve dünya haberleri; yurt haberleri, yurttan haber, yurttan haberler, haberci, haberciler, haber bülteni, ingilizce yardımcı kaynak

haber HABERhaberler

 

haber

All passages are subject to modification in keeping with this E-zine's TESL (teaching of English as a second language) policies or general humouristic approach. Factual or scientific validity is not guaranteed... Yayınlanan bütün pasajlarda E-Dergimizin İngilizce öğretim anlayışı veya genel mizahi yaklaşımı çerçevesinde değişiklik yapılabilir. Olayların aslına uygunluk veya bilimsel geçerlik teminatı verilmemektedir...

haberler

September 17th, 2007

 

Early Poll Speculation Dashed by Bank Turmoil

early poll = erken seçim...   to dash = olasılığını ve olabilirliğini yok etmek, akamete uğratmak, imkansız kılmak...  turmoil /TÖ:-moyl/ = çalkantı, kargaşa, kaynaşı...

Gordon Brown moved yesterday to end speculation about a snap general election as the City braced itself for fresh turmoil over the Northern Rock crisis.

"moved" = (burada) "harekete geçti"... to end speculation = spekülasyon(lar)a bir son vermek, durdurmak... snap general election = apansız (ânî) genel seçim... the City = Londra finans dünyasının beyni ve kalbi kuruluşlara verilen toplu ad... to brace oneself = gelecek atağa karşı kendini hazırlamak, durumunu tahkim etmek... fresh turmoil = yeni (=taze) çalkantı, karışıklık... "the Northern Rock crisis" = Üç gündür, CNN'de bile ilk sırada çıkan, fakat bizim medyanın nasılsa atladığı haber (sadece Sabah'ta bir minik haber görebildim)...

Expectations that the economy faces a tough winter as the City and the housing market feel the impact of tougher borrowing conditions have left the spring of 2009 as the likeliest date for an election.

expectations = beklentiler... to face a tough winter = sert geçecek bir kış ile yüzyüze / karşı karşıya olmak... the housing market = emlak piyasası... to feel the impact of = etkisini hissetmek... tougher = daha sert, daha sıkı... borrowing conditions = borç bulabilme koşulları... "left" = Burada, "hale getirdi" şeklinde çeviriniz... the likeliest date = en muhtemel tarih...

Hopes that a bidder could be found for Northern Rock faded yesterday as it emerged that a possible takeover by Lloyds TSB last week had foundered. The Bank of England said it would not attempt to block a bid, but the absence of any suitors has left the break-up of Northern Rock as the likeliest option.

bidder = (bir ihalede) teklif veren; talip... to fade = solmak, giderek yok olmak... to emerge = ortaya çıkmak; (burada: öyle olduğu anlaşılmak, bilinir/görünür hale gelmek)... takeover = devralma... Doğrudan satınalma veya hisselerinin çoğunluğunu satınalma / ele geçirme yoluyla olabilir... to founder = sallanıp dağılarak yıkılarak yok olmak... bid = teklif verme, istek/talep belirtme... suitor = talip ["ben uygunum" diyen kişi -- to suit /SU:T/" kavramından]... break-up = parçalanma...

 

İzbul's Comments:

There are two broad thoroughfares of self-deception. One is to imagine that something that exists does not exist; and the other is to imagine that something that does not exist exists. Kendi kendini aldatmanın iki büyük yolu (=ana caddesi) vardır: Birisi var olan bir şeyin var olmadığını düşünmek; diğeri, var olmayan bir şeyin var olduğunu düşünmek.

You do not always have to crash your car at 200 kilometers per hour to meet the Grim Reaper; sometimes your appointed fate comes crushing you as you stand still. Azrail ile buluşmak için herzaman arabanızı 200 ile sürüp biryere çarpmak zorunda değilsiniz; bazen de siz hareketsiz dururken kaçınılmaz kaderiniz gelip sizi ezer.

Böyle bir ortamda faiz indirimi kararı almak cesaretini göstermiş olan T.C. Merkez Bankası yetkililerini kutluyorum. Kimsenin beklemediği bir indirimi önceden sezerek pozisyon almış ve büyük kârlar elde etmiş görünen iki yabancı bankayı duble kutluyorum. İşlemlerini bu bankalar üzerinden gerçekleştirip bu büyük bonanzadan payını almış bıyıklılar varsa onları da kuadruple kutluyorum.

----------------------------------------------------------------------

Doç. Dr. Yalçın İzbul

Browse our free Internet publications:
Ücretsiz İnternet yayınlarımıza bir göz atınız, derim...

http://www.ingilizce-ders.com

--------------------------------------------------------

Süper İngilizce Eğitim Setimiz -- Bilgi için tıklayınız:

http://www.ingilizce-ders.com/gunes-dil/mesaj.htm

 

haber

September 21st, 2007

 

 

   

Turkish Cartoonist Wins Third Prize in European Cartoon Contest

Türk Karikatürist Avrupa Karikatür Yarışmasında Üçüncülük Ödülü Kazandı

Turkish artist Musa Gümüş won third prize in the European Cartoon Contest, an initiative organized to mark the 2007 European Year of Equal Opportunities for All - Towards a Just Society.

Turkish artist = Türk sanatçı... cartoon contest = karikatür yarışması... beauty contest = güzellik yarışması...
contest = karşılaşma, müsabaka; kimin üstün olduğunu kanıtlamak için karşılıklı olarak birbirlerinin güclerini, zekalarını, vb. sınama... initiative = girişim... [Temel anlamı = ilk hareketi yapma, önce davranma, başlatma... Aşağıda joint initiative = ortak girişim]... to mark = [gazetecilik dilinden genel dile] kutlamak... [karşınızdakinin bayramını, yaşgününü, başarısını vs kutlamak için kullanılmaz -- o amaçla "to congratulate" fiilini kullanınız]... "Equal Opportunities for All" = "Herkese Eşit Fırsat" [Görürsem söylerim]... "A Just Society" = "Âdil Bir Toplum" [Bunu da görürsem söylerim]...

While Belgian Ludo Goderis won the grand prize, second place went to French artist António Mongiello. Gümüş, who resides in İstanbul, published his first cartoon in Gırgır magazine. He has so far won more than 40 prizes in both domestic and international cartoon competitions.

the grand prize = büyük ödül... to reside = "oturmak", ikâmet etmek...
[Eski "ikâmetgâh"lar, artık birer "rezidans" -- maketten satılıyorlar, biliyorsunuz]... in Gırgır magazine , veya daha az yaygın olarak in the Gırgır magazine olanaklı...

The event is a joint initiative by the Portuguese Institute for Rehabilitation and the Portuguese Printing Press Museum. The purpose of the contest is to encourage artists from European countries to create cartoons on stereotypes, prejudices and all kind of discrimination, in matters of sex, race or ethnic origin, religion or belief, disability and age or sexual orientation.

joint initiative = ortak girişim... to encourage = teşvik etmek, cesaretlendirmek, yüreklendirmek...
["en-" öneki veya "-en" soneki ile isim ve sıfatlardan yapılan çok sayıda fiil vardır: to enslave = köleleştirmek... to threaten = tehdit etmek... to broaden = genişletmek... to heighten = yükseltmek]... prejudice /PREC-yudis/ = önyargı... to be prejudiced against smb/sth = birşeye karşı önyargılı olmak. "He is prejudiced against practically any minority group there is." ("that there is" den kısaltma) "Hemen hemen (neredeyse), mevcut bütün azınlık gruplarına karşı önyargılıdır."... to discriminate, to discriminate against = ayırdetmek (1. farklılığını görebilmek; veya, 2. farklı davranmak)... discrimination = ayrım (1. farkını belirleyebilme; veya, 2. "discrimination against", farklı davranma, olumsuz davranma)... race = 1. ırk; 2. yarış... racial /REY-şıl/ = ırksal, ırkî... racing team = yarış ekibi... disability /disı--liti/ = sakatlık, "özürlülük" hali veya türü... orientation = yönlenme, hangi yönden gelmiş olduğu ve/veya hangi yöne gideceği... ("orientation course" vb gibi kullanımlarda "yönlendirme")... sexual orientation = burada kastedilen, heteroseksüel mi, homoseksüel mi, veya biseksüel mi, vb; yani "cinsel eğilim"...

 

----------------------------------------------------------------------

Süper İngilizce Eğitim Setimiz -- Bilgi için tıklayınız:

http://www.ingilizce-ders.com/gunes-dil/mesaj.htm

----------------------------------------------------------------------

haber

October 3rd, 2007

 

Stem Cell Bank for Drug Testing
İlaçların Test Edilmesi için Kök Hücre Bankası

Stem cell bank for drug testing may help reduce animal experiments

----- hayvanlar üzerinde yapılan deneyleri azaltmakta yardımcı olabilir

Plans to build a bank of stem cells that can be used to test the safety of new medicines were announced yesterday by a government-backed consortium of scientists and drug companies.

new medicines = yeni ilaçlar... to announce = duyurmak, ilan etmek, "anons" etmek... government-backed = "hükumet" destekli... [Burada siyasi anlamda "hükumet" değil; "devlet" veya resmi kurumlar kastediliyor]... consortium /kın-SO:-tiım/ veya /kın-SO:-şiım/ = konsorsiyum... [İngilizce sözcük öğrenmek bakınız ne kadar kolay!] [Çoğulu: consortia veya consortiums]... drug companies = ilaç firmaları...

The initiative, Stem Cells for Safer Medicine, will invest more than £1m in projects aimed at turning human embryonic stem cells into liver tissue. This could then be used early during drug development to weed out harmful compounds. The research could also help reduce the number of animals used to test drugs.

initiative /i--şıtiv/ veya daha seyrek /i--şiıtiv/ = girişim; insiyatif; ilk başlatıcılık... "turning" = (burada) dönüştürmek... liver tissue /-vı--şu/ = karaciğer dokusu... then = (burada) ardından, daha sonra... early = (burada) ilk dönemlerinde, erken aşamalarında... to weed out = zararlıları aradan ayıklayıp çıkarmak... ["weed" zararlı ot/bitki demektir; kavram oradan geliyor; yaygın bir deyimdir]... harmful compounds = zararlı bileşikler...

GRAMER NOTU: "Help" fiilinden sonra tam mastar ("to" ile) veya yalın mastar ("to" 'suz) gelebilir. İkinci kullanım çok daha yaygındır.
ÖRNEKLER: "Can you help me carry this heavy box?" -- "O Lord, help me carry this heavy load." "Ey, Tanrım; bu ağır yükü taşımama yardım et." Bu iki cümlede "carry / taşımak" fiilinin iki farklı anlam taşıdığına dikkat ediniz.

It takes more than a decade to research, develop and trial a new drug before it is made available to patients. Many drugs do not make it through this process because at some stage they are found to be harmful - the single biggest reason for the failure of a drug during development is that it proves toxic to the human liver.

decade /DE-keyd/ = onyıl... ["Ahlaken çürümüşlük veya kendini koyvermişlik" kavramları içeren decadence /DE-kıdıns/ ve decadent /DE-kıdınt/ sözcükleri ile farklı köklerdendir ve hiçbir anlam ilişkisi olmadığına dikkat ediniz]... trial = Fiil kökü "to try" olan bu sözcüğün burada olduğu gibi kendisi de fiil olarak kullanılması yaygınlaşmağa başladı. Fakat, şimdilik kaçınmanızı öneririm... available /ı-VEY-lıbl/ = elde/hazırda/piayasa mevcut; istenirse alınabilir/edinilebilir... make through = sonuna kadar başarı ile gidebilmek veya götürebilmek... at some stage = bir aşamada, süreç boyunca bir noktada... the single biggest reason = "en büyük tek neden" [Tıpkı Türkçe'de olduğu gibi, "başka nedeni yoktur" kavramı içermez]...

GRAMER NOTU: "To prove" fiiline dikkat ediniz. Çoğu zaman karşınıza "be" fiili ile eşanlamlı çıkar. Böyle durumlarda "kanıtlamak" anlamı aramayınız.
Örnekler: "The journey proved difficult." = Yolculuk zordu, zor geçti. --- "A suspicious package was found and the terminal was evacuated, but the package proved harmless." = Paket zararsız çıktı; zararsız olduğu görüldü...

İlk cümlede neden "simple present tense" kullanılıyor? Çünkü bir genel gerçekten söz ediliyor: Yeni bir ilaç için araştırma, geliştirme ve testler onyıldan fazla zaman alır/alıyor.

"The liver is a key organ for toxicity because it's the dustbin of the body, it's where all of the compounds we put into our mouths are processed," said Ian Cotgreave, a toxicologist at the Karolinska Institute in Sweden who also works at AstraZeneca. "In doing that, it is also the place where a lot of this stuff accumulates and starts to cause problems."

"key organ" = "anahtar" kavramı bu tür kullanımlarda Türkçe'ye "kilit kavramı ile daha doğru çeviri verir: "He is our key man," "Anahtar adamımız" mıdır, yoksa "kilit adamımız" mı?... "The liver ... is the dustbin of the body" = "Karaciğer vücudumuzun çöpsepetidir!" "where -------- are processed" = "Ki, ------- orada işlenir/işlemlenir"... in doing that = "bunu yaparken", "bunu yapmakla" veya bunu yaptığı için"... ["While it does this" veya "because it does this" gibi cümlelerden bir participle kısaltması olarak değerlendiriniz]... to accumulate = birikmek / biriktirmek yoluyla artmak/çoğalmak veya arttırmak/çoğaltmak... Arabanızdaki "akü" ["accumulator"] ne iş görüyor?...

 

İzbul's Comments:

[Gazetelerden Bir Manşet:] 2010'a Kadar Ölmeyin: Genetik bilim ve kök hücre araştırmaları sayesinde bulunan mucize ilaçlar; başta kanser, felç ve grip olmak üzere birçok hastalığın sonu olacak. Her derde deva süper ilaçlar, 4 yıl sonra piyasaya çıkacak...

Ne çok güldürür insanı, şu dünyalı, iki ayaklı tüysüz yaratık...

----------------------------------------------------------------------

Doç. Dr. Yalçın İzbul

Browse our free Internet publications:
Ücretsiz İnternet yayınlarımıza bir göz atınız, derim...

http://www.ingilizce-ders.com

--------------------------------------------------------

Süper İngilizce Eğitim Setimiz -- Bilgi için tıklayınız:

http://www.ingilizce-ders.com/gunes-dil/mesaj.htm

haberler

haber-007     haber-endeks     haber-009

Dostlarınızın e-mail adresini göndererek Grubumuza üye kaydettirebilirsiniz. Sizden bir armağan olduğu kendilerine iletilecektir. susannah@ingilizce-ders.com

haber HABER haberler

İngilizce yardımcı kaynak olarak yurttan ve dünyadan haberler; haber, haberler, Türkçe haberler, ingilizce haberler, aktüalite, dünyadan haberler; açıklamalı yurt ve dünya haberleri; yurt haberleri, yurttan haber, yurttan haberler, haberci, haberciler, haber bülteni, ingilizce yardımcı kaynak

haber HABERhaberler

 

 Site Anasayfa       İzbul's Almanack       Bilmece/Bulmaca       Çeşitli testler       Başka Kaynaklardan

  E-Kitap          Eğlence-Okuma       Dergi Ekleri         Eski Sayılar         Fıkralar         Gramer Testleri

  Karikatür      Dersler      Okuma Parçaları      Testler      Sınıflandırılmış Testler      Gözlem ve Notlar

 İnternet Kaynakları        Çocuk Siteleri         Alıntı Testler         Özdeyişler        Sitemizden Seçmeler

  Seviye Tespit        Komik Kelimeler       Konuşma Dili       Yardımcı Başvuru       Yeni Dizi

 Sözcük Testleri       Püf Noktaları       Komik Haberler       Atasözleri       Ekler ve Kökler