HABER

İngilizce yardımcı
kaynak olarak yurttan ve dünyadan haberler; haber, haberler, Türkçe
haberler, ingilizce haberler, aktüalite, dünyadan haberler;
açıklamalı yurt ve dünya haberleri; yurt haberleri, yurttan haber,
yurttan haberler, haberci, haberciler, haber bülteni, ingilizce
yardımcı kaynak
HABER
|
|

All passages
are subject to modification in keeping with this E-zine's
TESL (teaching of English as a second language) policies or
general humouristic approach. Factual or scientific validity
is not guaranteed...
Yayınlanan bütün
pasajlarda E-Dergimizin İngilizce öğretim anlayışı veya
genel mizahi yaklaşımı çerçevesinde değişiklik yapılabilir.
Olayların aslına uygunluk veya bilimsel geçerlik teminatı
verilmemektedir...

November
28th, 2007
| |
|
Mobilizing To End Domestic Violence
Aile-İçi Şiddete Son Vermek İçin Seferberlik
While women around the world mobilize to end
abuse of counterparts in Islamic countries, the
Turkish government initiates a project to train
40,000 police officers in dealing with domestic
violence.
women
around the world = dünyanın her
yerinde(ki) kadınlar...
to
mobilize /MOU-bı-LAYZ/ = olabilecek bütün
hazırlıkları hızla harekete geçirmek; seferber
etmek veya seferber olmak; örgütlenmek...
abuse
= "kötü davranma" kavramı bağlama göre "şiddet"
veya "cinsel istismar" anlamında
kullanılabilir...
counterpart = bir başka grup,
örgüt veya toplum/topluluk içinde aynı veya
eşdeğer durum/konum/mevkide olan kişi;
kastedilen sözcüğü tekrar etmemek için onun
yerine kullanılır: "The Turkish Prime Minister
and his Greek counterpart met yesterday."...
Yukardaki cümlede kastedilen: "Dünyanın dörtbir
yöresindeki kadınlar" ve "İslam ülkelerindeki
hemcinsleri"...
to initiate /i-Nİ-şi-EYT/ veya
/i-Nİ-si-EYT/ = başlatmak... ("insiyatifi ele
almak" deyimimizin anlamı buradan geliyor)...
to
train = eğitmek... (Bu da, tabii, bizim
"antrenör" sözcüğümüzün kökeni...
domestic
violence /dı-MES-tik-VAY-lıns/ = aile içi
şiddet... ["violence" = sözcüğün /V/ sesiyle
başladığına dikkat ediniz; dudaklarınız yayVan
durumda söyleyiniz; /V/ sesini söylerken,
dudaklarınıza Türkân Hn. usulü yuWarlak şekiller
vermeyiniz]
State Minister in charge of women affairs Nimet
Çubukçu says domestic violence remains a huge
obstacle that keeps Turkish woman from realizing
their individual and social roles in society as
well as responsibilities.
state minister = devlet bakanı...
in charge of =
-----in yönetiminde, -----den sorumlu (yönetici
konumunda olduğu için)...
huge /HYU:C/ =
kooocaman, devaaasa... [/hyug/ veya /hü:g/
şeklinde okuyanların ağzına biber sürünüz; bir
daha yapmasınlar]...
obstacle /OBS-tıkl/ =
engel, mania...
to realize one's individual
........ role = gerçekleştirmek... Olağan
deyimler şunlardır: En yaygın:
"to realize one's
potential" = "kendini gerçekleştirmek" dediğimiz
şey... Diğerleri: "to realize one's individual
potential" ve seyrek olarak: "to realize one's
individuality"...
The oppression of women through violent
treatment, such as the persistent misuse of
religion and culture to justify killing women
for violating the “norms” of sexual behavior as
defined and imposed by vested interests, is by
no means limited to Muslim societies, said an
international women's rights organization in
İstanbul yesterday while launching a global
campaign.
oppression = baskı altında tutma, baskı ve
zulüm... treatment (Tıp mensuplarının
dikkatine): Tıp dışı metinler okurken, öncelikle
"birisine yönelik muamele, davranma" anlamını;
eğer o anlam oturmuyosa "tedavi" anlamını
düşününüz...
persistent /pö-SİS-tınt/ = ısrarlı,
kalıcı, sürekli (genellikle olumsuz nüans)...
to
use /YU:Z/= kullanmak...
to disuse /DİS-yu:z/=
kullanmamak: "Not far from where I live, there
is a disused old army barrack."...
to misuse
/MİS-yu:z/ = yanlış veya kötüye kullanmak ["Kötü
davranma" kavramında bir ölçüde "abuse" ile
çakışabilir; fakat örneğin "dayak" anlamına
kullanmayız]...
to abuse /ÆB-yu:z/ = bilerek
istismar, bilerek planlayarak kötüye kullanmak,
kötü davranmak, fiziksel şiddet uygulamak...
to
justify = haklı kılmak veya haklılığını
göstermek; mübah kılmak. [buradaki mastar
kullanımı amaç belirtmek içindir "haklı
göstermek amacıyla"...
to violate = (bir kuralı,
vs.) çiğnemek, ihlal etmek...
as defined and
imposed by vested interests = "kurulu düzen"
("müesses nizam") tarafından tanımlandığı ve
empoze edildiği şekliyle...
"vested interest":
"müktesep hak", "yerleşmiş çıkarlar" gibi
kavramlar taşıyan bu deyim için buradaki tanım
"mevcut düzeni sürdürmekte kendilerini hak
sahibi görenler" şeklinde anlaşılmalıdır...
by
no means = asla, hiçbir şekilde...
to launch
/LO:NÇ/ veya /L@NÇ/ = başlatmak, piyasaya
sürmek, gemiyi denize indirmek, füzeyi
fırlatmak, vb...
A feminist activist pointed to the depth of the
problem plaguing Turkland at a press conference
in İstanbul yesterday and said about half of the
1,244 women who have applied to the Mor Çatı
Women Shelter Association since October
requested safe haven.
activist = "eylemci" veya "militan" gibi
sözcüklerin Türkçe'de kazanmış oldukları
fevkalade olumsuz nüanslar nedeniyle, en azından
benim çevirmekte zorlandığım bir sözcük;
İngilizce'de bir hayli şerefiyeli bir nüans
taşıdığını söyleyebilirim...
to plague /PLEYG/ =
başında bela olmak, bozucu etkisi ile sürekli
bir sorun olmak. (Sözcüğün isim kökü: "plague"
/PLEYG/ = veba...
shelter = sığınılan yer,
koruyucu yer...
haven /HEY-vın/ =
1. liman; 2.
emniyetli, güvenceli yer... Tamamen farklı bir
kökten gelen
"heaven" /HE-vın/ = cennet, sözcüğü
ile karıştırmayınız...
pointed to the depth of the problem (which is)
plaguing Turkland = Türkiye'nin başında bela
olan, Türkiye'yi sürekli rahatsız edip kemiren
sorunun derinliğine işaret etti, parmak bastı...


Bu tür canavarca, aşağılık, iğrenç kişiler ve
davranışlar için aşağıdaki isim ve sıfatların
hepsini kullanabilirsiniz:
İsimler: animality, barbarity,
bestiality, brutality, callousness, coarseness,
cruelty, delinquency, depravity, disgrace, evil,
fiendishness, heartlessness,
hideousness, horror, inhumanity, maliciousness,
malignity, monstrosity, persecution,
repulsiveness, ruthlessness, sadism, savagery,
ugliness, unsightliness, viciousness,
wickedness...
Sıfatlar: abhorrent, abominable,
atrocious, barbarous, base, beastly, bestial,
callous, coarse, contemptible, cruel, debased,
degenerate, delinquent, depraved,
despicable, devilish, diabolical, evil,
fiendish, gross, harrowing, heartless, heinous,
hideous, horrible, horrid, inhuman, monstrous,
nausiating, nefarious, primitive, repugnant,
repulsive, sadistic, savage, shameful,
shameless, sickening, ugly, unsightly, vicious,
vile, villainous, wicked...
|
|
|
Doç. Dr. Yalçın İzbul
Browse our free Internet publications: Ücretsiz İnternet yayınlarımıza bir göz atınız, derim...
http://www.ingilizce-ders.com
--------------------------------------------------------
Süper İngilizce Eğitim Setimiz -- Bilgi için tıklayınız:
http://www.ingilizce-ders.com/gunes-dil/mesaj.htm

January
21st, 2008
| |
|

After a
Six-and-a-Half-Years' Break
Altı Buçuk Yıllık Aradan Sonra
Turkish Airlines and Vakko, manufactures of
apparel for men and women, has again joined
hands after a six-and-a-half-years' break. Vakko
has won a tender to design a collection for the
flying staff of Turkish Airlines. The collection
includes navy blue suits, white shirts,
turquoise and blue scarfs and neckties. It is
the third time Vakko has won a THY tender for
its air crew costumes. The buttons to be used on
suits and shirts will feature the THY emblem.
apparel = giysi, özellikle üst giyim veya gisi
parçası...
to join hands = işbirliği yapmak
amacıyla biraraya gelmek...
tender /TEN-dı/ =
ihale... scarf = eşarp...
In the first phase, the uniforms of captain
pilots, pilots and flying crews will be changed.
THY will purchase 2,262 male and 30 female
uniforms, 3,873 male and 44 female shirts, 1500
top coats, 1500 cardigans, 1500 scarves, and 850
hats. For cabin crews, 1,994 pairs of female and
683 pairs of male winter shoes as well as 1,994
pairs of flatfoot shoes, known as ‘babet' (used
by hostesses while serving), will be purchased.
in the first phase = ilk aşamada...
crew
/KRU:/ (/krüw/ şeklinde telaffuz edenlerin
ağzına biber sürünüz) =
mürettebat...
to purchase /PÖ:-çıs/ = satın
almak... scarves =
çoğul form olarak, scarfs /SKA:VS/ veya
scarves
/SKA:VZ/ : her ikisi de kullanılıyor...
THY holds tenders once every two years. Cemil
İpekçi, who describes himself as "a conservative
gay man" -- whatever that might mean -- had also
submitted a collection; but it seems that
İpekçi's designs failed to win the hearts of
THY's discerning and chic personnel.
whatever that might mean =
"artık her ne demekse"...
discerning /di-SÖ:-niN = seçici...
chic = şık...
*
* * * *
I do not suppose anyone would want to delve into
the graphic details of Mr İpekçi's sex-life --
for that is none of anybody's business. But, it
does come quite as a surprise to hear that a man
can be both gay and conservative. A rather angry
humourist might say, “Talking of being both gay
and conservative can only be a contradiction in
terms, just like talking of a chaste whore".
to delve into the details = ayrıntılarına
"dalmak"; altını üstüne getirmek, araştırmak...
humourist = mizahçı...
contradiction in terms =
çelişkili bir terim...
chaste /ÇEYST/ = iffetli,
"el değmemiş"...
whore /HOO/ = orospu ("fahişe"
farklı birşey)...
All in all, "a conservative gay" seems to be, at
best, an oxymoron.
Oxymorons -- or, oxymora -- are defined as
constituting a category of figurative speech in
which incongruous or contradictory terms are
combined. "Oxymoron" lar, uyumsuz veya çelişkili
kavramların bir araya getirildiği bir mecazi
kullanım kategorisi olarak tanımlanır.
Please check out,
http://www.ingilizce-ders.com/ingilizce-ders/yardimci-basvuru/oxymora-01.htm
 |
|
|
----------------------------------------------------------------------
Süper İngilizce Eğitim Setimiz -- Bilgi için tıklayınız:
http://www.ingilizce-ders.com/gunes-dil/mesaj.htm
----------------------------------------------------------------------

October 3rd, 2007
| |
|
British Social Attitudes
Goodbye Married Couples; Hello Alternative
Family Arrangements
Elveda Evli Çiftler; Hoşgeldiniz Alternatif Aile
Düzenleri
by Lucy Ward and John Carvel (The
Guardian, January 23, 2008)
Britain has become a significantly more tolerant
nation over the last 20 years, with increasingly
liberal views on marriage, relationships and
same-sex partnerships, according to research
showing that the heterosexual married couple is
no longer at the centre of UK life.
significantly = önemli derecede...
increasingly = gitgide daha...
The British Social Attitudes report, conducted
annually since 1983, reveals both dramatic
social change around family life and a
widespread acceptance that traditional
structures and life patterns are being eroded.
attitude
/Æ-tit(ç)yud/ = tutum, tavır...
to
conduct = yürütmek, yapmak, uygulamak,
yönetmek...
to
reveal /ri-Vİ-ıl/ = açığa vurmak,
ifşa etmek...
dramatic
/d(c)rı-MÆ-tik/ = çarpıcı derecede...
widespread = geniş ölçekte, büyük
çaplı...
patterns = örüntüler... (life patterns =
yaşam tarzları]...
to erode
/i-ROUD/ = aşındırmak veya aşınmaya
uğramak... [erosion
/i-ROU-jın/ = "erozyon"]
However, it also shows that some traditional
norms endure: adulterous sex is still as
strongly condemned as it was two decades ago -
85% say it is always or mostly wrong - and
people are more wary of alternative family
arrangements where children are involved.
to
endure /in-D(C)UI/ = dayanarak
devam etmek, direnerek kalıcı olmak...
adulterous = zina içeren...
adultery
/ı-DAL-tıri/ = zina...
to
condemn = şiddetle kınamak, tel'in etmek,
vicdanen mahkûm etmek...
to be
wary of = daha bir tedirgin temkinlilik
göstermek...
to be
involved = işin içine dahil olmak;
karışmış, "bulaşmış" olmak... Çeviri:
"çocukların da işin içine girdiği alternative
aile düzenlemeleri"
The latest report, based on more than 3,000
interviews with a random, representative sample
of people in 2006, offers a picture of a
fast-changing landscape of relationships and
living arrangements, including partners who do
not live together, unmarried, long-term
cohabitees, "reconstituted families" made up of
previously divorced parents and their
stepchildren, and a rise in solo living.
random
/RÆN-dım/ = rastgele örnekleme ile
seçilmiş...
representative = 1. temsilci;
2. temsilî...
sample
= örnek, örneklem...
landscape = manzara, genel görünüm...
to
cohabit = aynı mekanda yaşamak...
stepchildren = üvey çocuklar...
The Victorian notion of marriage as the
"socially accepted and religiously sanctified
means of having sex" has vanished, says the
study: 70% of people think there is nothing
wrong with sex before marriage, compared with
fewer than half (48%) in 1984. Cohabitation and
marriage have become effective equivalents in
the minds of most: two-thirds of people believe
there is little difference between being married
and living together, and only just over one in
four (28%) think married couples make better
parents than unmarried ones.
notion
= kavram, "nosyon"...
to
sanctify = kutsamak...
to
vanish = ortalıktan yokolmak, gözden
kaybolmak...
Views are somewhat more evenly balanced where
children are concerned: three in 10 people think
it should be harder for couples with children
under 16 to get divorced, though four in 10
disagree. Four in 10 people believe one parent
can bring up a child as well as two, and a
similar proportion think two are better than
one. Nevertheless, support for divorce is
strong: almost two-thirds think it can be a
positive step towards a new life, and over
three-quarters think it is not divorce that
harms children but conflict between their
parents.
somewhat
= "bir yerde", bir ölçüde...
evenly
balanced = daha denk dengeli...
where
children are concerned = çocukları
ilgilendiren konularda, çocukların işin içine
girdiği yerlerde/durumlarda...
to cope
with = başa çıkabilmek, üstesinden
gelebilmek...
to bring
up = (çocuk) yetiştirmek, büyütmek...
a
positive step towards a new life = yeni
bir hayat yönünde olumlu bir adım... Son
cümlenin çevirisi: "Dörtte üçünden fazlası,
çocuklara zarar veren şeyin boşanma değil,
ebeveynler arasında çatışma oılduğunu
düşünüyorlar."
The past two decades have seen a revolution in
attitudes towards gay and lesbian partnerships,
the survey shows. Fewer than one in five now
believe homosexual relationships are always
wrong, while half regard them as rarely or never
wrong.
revolution = devrim...

Notumuz: Şimdi bunları okuyup,
kafasını muhafazakâr-muhafazakâr sallayıp,
"Ahlâk tefessüh etmiş bunlarda," demek ne
kolay.. Ne demişler: "Kendi gözündeki merteği
görmez de elin gözündeki çöpü görür." Bilmezler
mi niceleri vardır aramızda, Medeni Kanun ve
toplum ahlâkına / vicdanına aykırı olarak
çokeşli yaşayan veya evlenme yaşının altında,
reşit olmayan yaşta bir kızla nikah kıydırmış
olan...
|
|
|
----------------------------------------------------------------------
Doç. Dr. Yalçın İzbul
Browse our free Internet publications: Ücretsiz İnternet yayınlarımıza bir göz atınız, derim...
http://www.ingilizce-ders.com
--------------------------------------------------------
Süper İngilizce Eğitim Setimiz -- Bilgi için tıklayınız:
http://www.ingilizce-ders.com/gunes-dil/mesaj.htm


Dostlarınızın e-mail adresini göndererek Grubumuza üye
kaydettirebilirsiniz. Sizden bir armağan olduğu kendilerine
iletilecektir.
susannah@ingilizce-ders.com
|
|
HABER

İngilizce yardımcı
kaynak olarak yurttan ve dünyadan haberler; haber, haberler, Türkçe
haberler, ingilizce haberler, aktüalite, dünyadan haberler;
açıklamalı yurt ve dünya haberleri; yurt haberleri, yurttan haber,
yurttan haberler, haberci, haberciler, haber bülteni, ingilizce
yardımcı kaynak
HABER
|