TÜRKLER İÇİN İNGİLİZCE

GÜNCEL, PRATİK

haber

dünyadan haber WORLD NEWS yurt haberleri DOMESTIC NEWS

DÜNYADAN VE YURTTAN HABERLER

Pratik ve Güncel İngilizce Çalışmak İsteyenler İçin

Doç. Dr. Yalçın İzbul

haberler

News -- 013

 

haber HABER haberler

İngilizce yardımcı kaynak olarak yurttan ve dünyadan haberler; haber, haberler, Türkçe haberler, ingilizce haberler, aktüalite, dünyadan haberler; açıklamalı yurt ve dünya haberleri; yurt haberleri, yurttan haber, yurttan haberler, haberci, haberciler, haber bülteni, ingilizce yardımcı kaynak

haber HABERhaberler

 

haber

All passages are subject to modification in keeping with this E-zine's TESL (teaching of English as a second language) policies or general humouristic approach. Factual or scientific validity is not guaranteed... Yayınlanan bütün pasajlarda E-Dergimizin İngilizce öğretim anlayışı veya genel mizahi yaklaşımı çerçevesinde değişiklik yapılabilir. Olayların aslına uygunluk veya bilimsel geçerlik teminatı verilmemektedir...

haberler

January 8th, 2009

 

Bank of England Cuts Base Rate to 1.5%

İngiltere Merkez Bankası Baz Faiz Oranını %1.5'e Düşürdü

[Adam Smith, "Father of Economics", has been the first Scotsman ever to appear on a Bank of England note. -- İzbul]

---------------------------------

from The Guardian, January 8, 2009.

The Bank of England's monetary policy committee (MPC) has cut interest rates by half a percentage point to 1.5% – their lowest level since the central bank was founded more than 300 years ago.

monetary policy committee = "para politikası kurulu"... interest /İN-t(ı)rest/= 1. ilgi, alâka; 2. çıkar, menfaat; 3. faiz... half a percentage = "yüzde yarım"... to found = kurmak, tesis etmek... to be founded = kurulmak, tesis olunmak ("to found" fiilinin edilgenlik durumu)...

NOT 01: "cut by one percent"... "cut the interest rate by one percent"... "cut the interest rate by one percentage point"... "cut the interest rate by 75-100 basis points"... "Faizi yüzde şu-kadar düşürdü" anlamı için özellikle "by" ilgecinin kullanılıyor olmasına dikkat ediniz.

Eğer, "Faizi şu-kadara (seviyesine) düşürdü demek istiyorsanız: "cut the interest rate to 2%"... "cut the interest rate to zero"... vb.

NOT 02: "To found" (found - founded - founded) fiilinin "to find" (find - found - found) fiili ile uzaktan yakından ilgisi/ilişkisi yoktur.

Today's reduction was widely expected in the City after a run of poor news on the economy, but it disappointed business organisations, which had clamoured for a cut of a full percentage point to 1% to unfreeze credit markets and prevent the recession from getting worse.

widely expected = geniş çevrelerce bekleniyordu;  genel beklenti niteliğindeydi... the City = Londra'da finans dünyasının kalbi olan semte verilen yaygın ad... to clamour for /KLÆ-mı/= yüksek sesle (gürültü patırtı kopararak) yoğun talepte bulunmak... a full percentage point = yüzde eksiksiz/tam bir puan (dolayısıyla, yarım puan veya 0.75 puan yetersiz kaldı, anlamında)... to unfreeze /AN-FRİ:Z/= "buzlarını çözmek" kavramından = harekete geçirmek...

However, some in the City welcomed the size of the reduction, which boosted the pound, saying a bigger move could have accelerated the recent slide of sterling. On the stockmarket, shares slid almost 90 points to 4420.53, a drop of 1.9% as investors were unimpressed.

some = bazıları (= bazı kimseler, taraflar)... to welcome = memnun olmak/kalmak... to boost = canlandırmak/coşturmak; ivmeli bir yükselişe yol açmak... the pound = "sterlin"... to accelerate = hızlandırmak... slide (slid - slid)= aşağı kayış, düşme/azalma... stockmarket = menkul kıymetler borsası...

NOT: "as investors were unimpressed" zarf-cümleciğini irdeleyiniz: "Because the investors were unimpressed," = yatırımcılar üzerinde etkili olmadı, etkili bir izlenim bırakmadı, kayıtsız kaldılar... İşte bu nedenle, faiz indirimine rağmen, borsada yine de 90 puanlık bir düşüş yaşandı.

The Bank said in a statement: "The world economy appears to be undergoing an unusually sharp and synchronised downturn. Measures of business and consumer confidence have fallen markedly. World trade growth this year is likely to be the weakest for some considerable time."

to be underg0ing = geçiriyor olmak; (genellikle olumsuz bir durumu) yaşıyor olmak; başına gelmek, "duçar olmak"... downturn = (özellikle ekonomi ile ilgili konularda) kötüye gidiş, bozulma... measures = (burada) ölçekler, ölçümler... consumer confidence = tüketici güveni... for some considerable time = 1. oldukça uzun süredir; 2. oldukça uzun bir süre için, oldukça uzun bir süreliğine...

A View of The Bank of England

 

Doç. Dr. Yalçın İzbul

Browse our free Internet publications:
Ücretsiz İnternet yayınlarımıza bir göz atınız, derim...

http://www.ingilizce-ders.com

--------------------------------------------------------

Süper İngilizce Eğitim Setimiz -- Bilgi için tıklayınız:

http://www.ingilizce-ders.com/gunes-dil/mesaj.htm

 

haber

January 16th, 2009

 

Chinese Mother Sentenced to Death for Hiring Man to Kill Her 9-Year-Old Son

Çin'li Anne Dokuz Yaşındaki Oğlunu Öldürmesi için

Adam Tutmaktan Ölüm Cezasına Çarptırıldı

China's current population is around a mind-staggering

(=akıllara durgunluk veren) 1.4 billion... İzbul.

Modified from the Guardian, January 16,  2009.

  A Chinese court has sentenced a mother to death for hiring a man to strangle her 9-year-old son so she could have a baby with her new husband without violating the "one child" policy.

to sentence to death = ölüm cezasına çarptırmak... to hire a man = adam tutmak... to strangle = boğazını sıkmak suretiyle boğarak öldürmek... to suffocate = "havasızlıktan" boğmak veya boğulmak... so = so that... to violate = (yasayı, kuralı, vb) çiğnemek, ihlal etmek...

  Population laws introduced three decades ago prevent most couples from having more than one child. Those who break the rules face strict financial penalties. People who remarry may have second children if their new partners are childless. But Li Yingfang's second husband had a daughter from his own first marriage, preventing the couple from having a child together legally.

introduced = (bu tür bağlamlarda) getirilen/başlatılan... three decades ago = otuz yıl önce (üç onyıl önce)... strict = kesin ve ödün vermez; haşin ve hoşgörüsüz disiplinli... penalty /PE-nılti/= ceza... to remarry (re-marry) = yeniden evlenmek (eski eşi veya bir başkasıyla)...

  Li, 36, had given the custody of her son to the boy's grandmother after her first husband died. Li took her son to a meeting with Wang, who strangled the boy and left his body by a rural road.

custody = velayet... rural = kırsal kesimde...

  The court in Weinan originally imposed a suspended death sentence because Li had suffered from depression after having two abortions because of the population laws.

to impose a sentence = ceza vermek... suspended = (adlî) tecil edilmiş... Genel anlam: askıya alınmış... abortion = burada "aborsiyon" çocuk aldırma... ("çocuk düşürme" için "miscarriage"...

  One survey cited in the Chinese press found that women are increasingly keen to have more than one child. "Our research shows that 70.7% of women would like to have two or more babies," said Jiang Fan, vice-president of the National Family Planning Commission, according to China Daily. "Some mothers think only-children suffer from loneliness and can become spoiled." The survey said that 83% of women wanted a son and a daughter.

to cite /SAYT/ = adını anmak, referans olarak göstermek, alıntı yapmak... increasingly = "gitgide daha"... keen = istekli, hevesli... vice-president = başkan yardımcısı, ikinci başkan... only-children = "tek çocuklar"... to become spoiled = şımarmak; fazla hoşgörülü davranılarak şımartılmak...

  China argues the rules are necessary to prevent a population already approaching 1.4bn from soaring out of control.

to soar = hızla yükselmek; göklere yükselmek... to soar out of control = hızla yükselerek kontrolden çıkmak...

 

----------------------------------------------------------------------

Süper İngilizce Eğitim Setimiz -- Bilgi için tıklayınız:

http://www.ingilizce-ders.com/gunes-dil/mesaj.htm

----------------------------------------------------------------------

haber

January 26th, 2009

 

Mountains Claim 15 in Alps and Turkland

Dağlar Alpler'de ve Türkiye'de 15 Can Aldı

Modified from the Guardian, January 26,  2009

Nasıl oluyor da "to claim" kavramı [ = 1. iddia etmek, öne sürmek; 2. istemek, talep etmek, "benimdir" iddiasında bulunmak] burada "can almak" anlamı kazanıyor? Biraz "macabre" /mı-KAB-rı/ bir açıklama olacak ama, dağlar ve ölüm "siz benimsiniz" demiş...

Avalanches killed 15 people at the weekend, including 10 mountaineers in an isolated region of north-east Turkland and five in the Alps.

avalanche BE: /ÆV-(ı)la:nç/, AE: /ÆV-(ı)læ:nç/ = çığ. [Tıpkı Türkçe'de olduğu gibi mecazi anlamda da kullanılabilir: "An avalanche of complaint letters from our readers followed the incident."][çoğulu: avalanches /ÆV-(ı)la:nçiz/]...  mountaineer /MAUN-tı-NİI/ (Biliyorsunuz, AE telaffuzunda /r/ sesini de ekleyeceksiniz) = dağcı; dağ sporları yapan. [Ancak, "dağlık bölge yerlisi, dağlık bölgede yaşayan" anlamıyla da karşılaşabilirsiniz.]... macabre /mı-KAB-rı/ = Genellikle ölüm ve şiddet olguları ile bağlantılı, ürkütücü, fakat aynı zamanda biraz tuhaf, hatta güldürebilecek yönleri de olan, anlamındadır. Yukarda, açıkça görüleceği üzere, olaya değil, "to claim" fiilini açıklama tarzına yönelik kullanılmıştır.

Two other climbers were found alive on the 2,200m (7,200ft) Zigana mountain range in Gümüçhane (sic.) province, near the Black Sea, after being dug out of the snow by search and rescue teams.

climber /KLAY-mı/ ["b" okunmaz] = Yeri gelmişken, Türkçe'ye yeni bir sözcük kazandırıvereyim: "tırmanman"... [Ciddi miyim, şaka mı yapıyorum, ben bilmiyorum ki sizler kestirebilesiniz!]...  range = dağ silsilesi (daha bir sürü değişik anlamları var, biliyorsunuz)...  "Gümüçhane" = Bu şekilde yazmışlar: Demek ki, klavyelerinde "ç" var (bir sürü dilde kullanılıyor; örnek, FR), ama "ş" yok. AE'ye girer girmez ilk işimiz onu koydurtmak olsun...  province BE: /PR@-vın(t)s/ = il, vilayet, ülkenin mülki birimlerinden her birisi... [Gösterdiğim, bellibelirsiz /t/ sesine bizim kulaklarımız eğitilmiş değildir. Hatta, çevrenizdeki dizbazlar böyle bir ses olmadığını bile iddia edeceklerdir. Gerek BE gerek AE'de mevcuttur]...  dig out = kazarak çıkartmak... rescue /RES-kyu:/= kurtarma, imdadına yetişip kurtarma...

TV footage showed one man being pulled from the snow in pain while rescuers carried stretchers and what appeared to be bodybags down the mountainside.

footage = bir filim (veya TV çekiminden) 'den kısa bir metraj...  stretcher = sedye ("uzat-gaç!" kavramı)...  bodybag /BA-di-BÆG/= ceset torbası...

The climbers were among a 17-strong party from neighbouring Trabzon province who were visiting the area for a winter festival. Some claimed to have heard gunshots moments before the avalanche. "We were walking and before we realised what was going on, the avalanche came on us," a survivor, Ural Ayar, told Turkish television station, NTV. "The snow dragged our friends along and unfortunately they were buried."

17-strong party = 17 kişilik grup... ["strong" kavramıyla "oldukça kalabalık" nüansı kazandırılıyor -- yani "a 3-strong party" saçma olur]...  to claim = iddia etmek, öne sürmek...  gunshot = ateşli silah sesi...  "before we realised what was going on" = daha biz ne olup bittiğini anlamadan...  survivor = hayatta kalan, ölmeden kurtulan; "kazazede"...  to drag = sürüklemek... [to drag along = yanısıra sürüklemek, beraberinde sürüklemek]... to bury dikkat, okunuşu /BER-i/ = gömmek, gömülmek... burial /BER-iıl/ = gömme, gömülme; gömme töreni...

A series of avalanches in the Alps earlier in the weekend killed five people, including three youths who were skiing outside authorised slopes.

a series of = "bir dizi"...  authorised = "yetkilendirilmiş", resmen izin verilmiş...  slope /SLOUP/ = yamaç...

It was a weekend of severe storms across Spain and France which saw gusts of up to 100mph in some places causing at least 16 deaths, officials said. More than 1m homes were still without electricity in south-west France yesterday as Nicolas Sarkozy, the president, visited emergency response teams near Bordeaux.

gust /GAST/ = apansız şiddetli rüzgar, sağanak rüzgar... [Fırsat bu fırsat, gusto /GAS-tou/ sözcüğünü de öğreniverelim: Bir etkinliğe büyük enerji, coşku ile katılma ve ondan büyük keyif duyma...  emergency response team = acil cevap (= müdahele) ekibi

Those killed in the storms that swept south-west France included motorists hit by falling trees and a 73-year-old woman who died when a power cut stopped her ventilator machine. Twelve people died in storms in Spain including four children.

"Those killed" = those people who were killed = hayatını kaybedenler... [Ama, örneğin haydutlarla falan bir silahlı çatışma vb sözkonusu olsaydı, "öldürülenler" anlamı verecekti.]  motorist = sürücü...  power cut = elektrik kesilmesi veya kesintisi...  ventilator machine (= respirator /RES-pıreytı/) = solunum cihazı...

 

----------------------------------------------------------------------

Doç. Dr. Yalçın İzbul

Browse our free Internet publications:
Ücretsiz İnternet yayınlarımıza bir göz atınız, derim...

http://www.ingilizce-ders.com

--------------------------------------------------------

Süper İngilizce Eğitim Setimiz -- Bilgi için tıklayınız:

http://www.ingilizce-ders.com/gunes-dil/mesaj.htm

haberler

haber-012     haber-endeks     haber-014

Dostlarınızın e-mail adresini göndererek Grubumuza üye kaydettirebilirsiniz. Sizden bir armağan olduğu kendilerine iletilecektir. susannah@ingilizce-ders.com

haber HABER haberler

İngilizce yardımcı kaynak olarak yurttan ve dünyadan haberler; haber, haberler, Türkçe haberler, ingilizce haberler, aktüalite, dünyadan haberler; açıklamalı yurt ve dünya haberleri; yurt haberleri, yurttan haber, yurttan haberler, haberci, haberciler, haber bülteni, ingilizce yardımcı kaynak

haber HABERhaberler

 

 Site Anasayfa       İzbul's Almanack       Bilmece/Bulmaca       Çeşitli testler       Başka Kaynaklardan

  E-Kitap          Eğlence-Okuma       Dergi Ekleri         Eski Sayılar         Fıkralar         Gramer Testleri

  Karikatür      Dersler      Okuma Parçaları      Testler      Sınıflandırılmış Testler      Gözlem ve Notlar

 İnternet Kaynakları        Çocuk Siteleri         Alıntı Testler         Özdeyişler        Sitemizden Seçmeler

  Seviye Tespit        Komik Kelimeler       Konuşma Dili       Yardımcı Başvuru       Yeni Dizi

 Sözcük Testleri       Püf Noktaları       Komik Haberler       Atasözleri       Ekler ve Kökler