TÜRK ÖĞRENCİLERİN YAYGIN İNGİLİZCE YANLIŞLARI -- 04 KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER Notorious Confusables - 02
Doç. Dr. Yalçın İzbul
dairy - -- diary / DEİ-ri / - -- / DAI-ri / dairy = süthane, süt çiftliği diary = günce, hatıra defteri (kişisel)
to desert - -- desert - -- dessert di-ZÖ:T - -- DE-zıt - -- di-ZÖ:T to desert = terketmek desert = çöl desert = yemek üstüne yenen tatlı
device - -- devise fiil: /di-VAYS/ - -- ad: /di-VAYZ/
Advice (ad) ve advise (fiil) ile karşılaştırınız.
dinner - -- diner iki farklı sözcüktür dinner = yemek, ziyafet diner = "yemek yiyen", yemek vagonu, küçük lokanta, vb
dinner - -- supper yanlış öğretiliyor "Dinner" sözcüğü, "dörtbaşı mamur" bir yemek, ziyafet veya günün ana yemeği gibi anlamlar taşır; öğle veya akşam saatlerinde olması birşey değiştirmez. "Supper" sözcüğü ise yalnızca "akşam yemeği" kavramı ile sınırlıdır ve genelde kişisel veya aile içinde olağan bir akşam öğünü anlamı taşır. Dolayısıyla, okullarımızda öteden beri "breakfast - lunch - dinner" şeklinde verilen sıralama yanıltıcıdır. "Breakfast - lunch - supper" şeklinde düzenlenmesi gerekir.
discreet - -- discrete çok küçük bir telaffuz farkı \di-SKR:T\ - -- \dis-KRİT/ veya, /DİS-kri:t/ discreet = uygun, olması gerektiği gibi, efendice, uluorta-olmaksızın, ketum davranarak, saygı göstererek discrete = "ayrık" nitelikli (separate, individually distinct)
dissent - -- decent - -- descent /dis-SENT/ -- /Dİ:-sınt/ -- /dis-SENT/ dissent = farklı fikirde olma, görüşüne katılmama, ayrılıkçı olma decent = uygun ve efendice, olması gerektiği gibi descent = iniş, aşağı doğru hareket (to descend = to go down)
dye - -- die sesdeşlik = /DAİ/ dye (dyed - dyed) = 1. (ad) boya; 2. (fiil) boyamak die (died- died) = ölmek
DOCTOR: "You seem to have
a delicate stomach. You have to diet."
economic - -- economical "Economic" yerine "economical" kullanmak, Törkiş İngliş'n en yaygın yanlışlarındandır. economic = iktisadi, iktisada ilişkin. Örnekler: economic issues, economic news, economic activities. economical = hesaplı, tasarrufa yol açan ("to economize" fiilinden). Örnekler: "the most economical and quickest way to travel", "an economical alternative to quartz". Açıp bakınız internette, "economical news" garabetini kullananlar hep "nonnative" lerdir: Çekler, Macarlar, Araplar... ve tabii biz başı çekmek üzere! Boşlukları doldurunuz.
KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER Doç. Dr. Yalçın İzbul elect - -- select kavram karışması
to elicit - -- illicit sesdeşlik: /i-Lİ-sit/ Fakat, "illicit" için /İ-Lİ-sit/ şeklinde alternatif söyleyiş işitilebilir; yani, ilk /i/ sesinin ikincil vurgu alması şeklinde). to elicit = (fiil) saklanan, söylenmeyen veya görünmeyen bir gerçeği gözler önüne sermek veya serilmesine yol açmak illicit = (sıfat) yasadışı, gizli ve yasak
eminent - -- imminent /E-mınınt/ - -- /İ-mınınt/ eminent = önde gelen, tanınmış, ünlü imminent = çok yakın, olmak üzere, çok kısa süre içinde olması beklenen (genelde zaman boyutundaki bir tehlike veya olumsuzluk için)
emphatic - -- empathic /im-FÆ-tik/ - -- /im-PÆ-tsik/ Emphatic sözcüğü emphasis sözcüğünün türevidir = "vurgulu". Empathic sözcüğü empathy sözcüğünün türevidir = "empati" ile ilgili.
assure - -- ensure - -- insure kavram kargaşası to assure = kuvvetle söz veya teminat vererek güvenmesini istemek veya rahatlatmak... "I assure you that ... = Sizi temin ederim ki, lütfen bana inanınız, güveniniz ki ..." to ensure = olmasını sağlamak, olması için gerekenleri yapmak = to make sure to insure = sigortalamak
to envelop - -- envelope okunuş farkına dikkat /in-VE-lıp/ - -- /En-vı-LOUP/ to envelop (enveloped - enveloped) = tümüyle içine alacak şekilde sarmak, örtmek veya kuşatmak; kapsam içine almak... (Fiilin pres. 3. kişisini her iki şekilde de yazanlar vardır: envelopes, envelops.) envelop = zarf
envy - -- jealousy gıpta - -- kıskanma Hernekadar bu iki kavram kimi durumlarda belli ölçüde çakışırsa da, farklı şeyler olduklarını bilmekte yarar var...
everyday - -- every day sıfat (adjective) - -- belirteç (adverb)
DİKKAT: "Every day is a new opportunity," tümcesi ise tümüyle farklı bir yapı içeriyor: sıfat + ad = sıfat tamlaması...
explicit - -- implicit explicit = apaçık, dobra implicit = ima yoluyla, satır aralarında
extend - -- extent fiil - -- ad
"To what extent?" deyimi için en iyi çeviri "hangi boyutlarda, ne boyutlarda" şeklindedir. KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER Doç. Dr. Yalçın İzbul farther - -- further yalnızca fiziki - -- fiziki / mecazi
Further: Mecazi anlamında çoğu zaman "daha ileri boyutlarda" şeklinde çeviri verir. Ayrıca, "ek olarak, üstelik" anlamında da karşımıza çıkabilir: “They refused all our criticisms, and stated further that they saw no reason to change their policy.”
female - -- male feminine - -- masculine (dişi -- kadınsı, kadınsal) -- (erkek -- erkeksi, erkeksel)
NOT: İnsanlar için de "kadın" sözcüğü ve kavramı karşılığı "female, females" kullanılabilirse de, çoğu zaman argo ve kaba kaçacağı için, emin olmadıkça bu kullanımdan uzak durmanızı öneririm.
few - -- a few few = pek az a few = birkaç, üç-beş
ÖNEMLİ: "A few" deyimi ile, ses tonunda belli bir ironi veya istihza kullanılarak "oldukça çok" anlamı elde edilebilir. Herhalükarda, "few" herzaman için sayıca "a few" dan daha azdır. Tıpkı, "little" ve "a little" gibi... "I have little love for her" = Çok az sevgim var. "I have a little love left for her" = Biraz sevgim var halâ...
figuratively - -- literally figuratively = sözgelişi, bir mecaz olarak, mecazî literally = kelimesi kelimesine aynen
find / found - -- to found to find (found - found) = bulmak to found (founded - founded) = kurmak, tesis etmek
"Foundation" sözcüğünün "to found" fiil kökünden gelen anlamlarını irdeleyiniz.
flagrant - -- fragrant anlamları aşağıda
fourth - -- forth sesdeşlik: f@:ts fourth = dördüncü forth = ileri, ileriye doğru, öne
hanged - -- hung iki ayrı "to hang" fiilinden
NOT: "İdam etmek" için hang - hanged - hanged... Bunun dışındaki hertürlü "asmak" için hang - hung - hung...
heroine - -- heroin sesdeşlik (kimi ağızlarda küçük söyleyiş farkına rağmen) heroine = bir roman, filim vb'ın kadın kahramanı, "kahramaniçe"si... heroin = eroin
historic - -- historical Historic sözcüğünü "önemli" tarihsel olaylar için saklayınız, derim: "tarihi önemi olan"...
Fakat, bu saptamayı rahatlıkla çiğneyen kullanım örneklerini ise bağışlama yoluna gidiniz, derim...
i.e - -- e.g. id est = yani, başka bir deyişle exempli gratia = örneğin
imply - -- infer karşıt kavramlardır to imply = ima etmek, satır aralarında anlatmak to infer = çıkarsamak, satır aralarından okumak
incidence - -- incident incident = olay incidence = 1. meydana gelme, vuku bulma; 2. sıklık, görülme sıklığı (özellikle bir tıp terimi olarak "olayların meydana gelme sıklığı" kavramından)
incipient - -- insipid /in-Sİ-piınt/ - -- /in-Sİ-pid/ incipient = oluşmağa veya görünmeğe başlayan insipid = ilgi çekmeyecek ölçüde tatsız, yavan, zevksiz ve sıkıcı
NOT: Yukardaki tümcede, örnekleme amacıyla kullandığım "insipid" yerine, "mundane" sözcüğü de fevkalade güzel yakışırdı... KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER Doç. Dr. Yalçın İzbul incredulous - -- incredible inanmıyor - -- inanılmaz
inflammable - -- flammable DİKKAT ! BU BİLGİ HAYATINIZI KURTARABİLİR !
ingenious - -- ingenuous /in-Cİ:N-yıs/ - -- /in-CEN-yuıs/ ingenious = dahiyane, yaratıcı ingenuous = açık, içtenlikli, naif
insidious - -- invidious /in-SİD-iıs/ - -- /in-VİD-iıs/ insidious = sinsi, gizlice fırsat kollayan ve kötülük yapan invidious = hoşnutsuzluk, kıskançlık, düşmanlık veya tiksinti uyandıran; nahoş nitelikte
instance - -- instant instance = örnek instant = an ("bir an için"deyimindeki gibi)
"For instance" = "for example".... "the apparatus in question" = sözkonusu cihaz / düzenek...
intense, intensive - -- extensive intense, intensive = yoğun extensive = geniş ölçekli, geniş kapsamlı
last - -- past - -- latest - -- the most recent
laudatory - -- laudable laudatory = övücü laudable = övgüye değer
KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER Doç. Dr. Yalçın İzbul to lead - -- lead /Lİ:D/ - -- /LED/ to lead (led - led) = (fiil) önderlik etmek. (lead to = yol açmak, neden olmak: "---e götürmek" kavramından.) Fiilin p ve pp biçimlerinin /LED/ şeklinde okunduğuna dikkat ediniz.) lead = (ad) kurşun (= Pb elementi) Okunuşu: /LED/
lightening - -- lightning lightening /layt-niN/ veya /lay-tı-niN/ = aydınlatma / aydınlanma lightning /layt-niN/ = şimşek
loath - -- loathe sesdeşlik /LOUTs/ loath = (sıfat) isteksiz, gönülsüz, sevmeyen (Dikkat: "loathe" değişkeni de vardır) to loathe = (fiil) nefret etmek
loose - -- to lose /LU:S/ - -- /LU:Z/ loose = (sıfat) gevşek; bir yere bağlantılı değil to lose (lost / lost) = (fiil) kaybetmek
DİKKAT: to loosen = gevşetmek --- to tighten = sıkılamak, sıkılaştırmak.
mean - -- to mean sesdeşlik: /Mİ:N/ to mean = (fiil) 1. anlamına gelmek; 2. demek istemek mean = (sıfat) 1. ortalama, sıradan, alalade... 2. huysuz, meymenetsiz, katı yürekli, bencil, pinti, malı kıymetli, vb, vb.
minute - -- minute - -- minutes
moral - -- morale okunuş farkına dikkat moral /MOU-rıl/ = ahlaki... morale /mı-RÂ:L / = "moralim iyi/bozuk" kavramındaki "morâl".
naturism (nudism) - -- naturalism (naturalist) kavram kargaşası Birinci sözcük "çıplaklık felsefesi" (ve bu yaşam tarzına inanan / uygulayan kişi) anlamına gelirken; "natüralizm" edebi ve sanatsal bir ekol ve üslup; "natüralist" ise 1. bu ekol taraftarı kişi; veya 2. doğa bilimleri ile uğraşan kişi demektir.
naval - -- navel sesdeşlik: /NEY-vıl/ naval = donanmaya, deniz kuvvetlerine ilişkin. ("navy" kökünden) navel = göbek (düğümü veya bölgesi)
Lütfen Sorularınızı Esirgemeyiniz: Yalçın İzbul: İngilizce-Ders.Com
|
|
Karıştırılan Kelimeler; En Çok - En Sık Karıştırılan Sözcük (Kelime) Listeleri -- 02... |