TÜRK ÖĞRENCİLERİN YAYGIN İNGİLİZCE YANLIŞLARI -- 05 KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER Notorious Confusables - 03
Doç. Dr. Yalçın İzbul
official - -- officious official /ı-Fİ-şıl/ = 1. resmi; 2. devlet görevlisi, yetkili officious /ı-Fİ-şıs/ = bürokrat tavırlı veya havalı, işgüzar
ordinance - -- ordnance /O:-dınıns/ - -- /O:D-nıns/ ordinance = emir, âmir hüküm veya emir ordnance = savaş araç gereçleri, ordu donatım sınıfı
Fazla ayrıntıya girdiğimi düşünüyorsanız, şu örneğe bakınız. Askerliğimi yaptığım alayda benden önce çevirmen olarak görev yapan arkadaş, "field artillery" karşılığında şu mükemmel çeviriyi yapmıştı: "tarla topçusu"!! Biliyorsunuz, kullanılması gereken deyim, "sahra topçusu" dur. Diyeceğim, bir okuyucuya gereksiz ayrıntı gibi görünen bir konu, bir başka alanda çalışan okuyucuların çok işine yarıyor olabilir.
palate - -- palette damak - -- palet sesdeşlik: /PÆ-lıt/
patience - -- patient patience = (ad) sabır patient = 1. (sıfat) sabırlı... 2. (ad) hasta impatient = 1. (sıfat) sabırsız durumda. [impatience = (ad) sabırsızlık]
peace - -- piece /Pİ:S/
peak - -- peek /Pİ:K/ peak = (ad) doruk, zirve to peek = (fiil) 1. belli etmeden ve gizlice bakmak veya gözetlemek; "dikizlemek"... 2. kısaca bakmak, göz atmak... 3. (Ayrıca ad olarak da kullanılabilir: "to take/have a peek at sth")
peasant - -- pheasant köylü - -- sülün (kuş) /PEZ-ınt/ - -- /FEZ-ınt/
peddle - -- pedal sesdeşlik: /PE-dl/ (veya, /PED-l/) peddle = seyyar satıcılık yapmak, işportacılık yapmak pedal = 1. pedal; 2. pedal basmak
KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER Doç. Dr. Yalçın İzbul percent - -- percentage %, "yüzde" - -- oran, bölüm
personnel - -- personal - -- personality personel /PÖ-sı-NÆ:L/ = personel, çalışanlar personal /PÖ-sınıl/ = şahsi, kişisel personality /PÖ-sı-NÆ-lıti/ = kişilik, karakter
pore - -- pour sesdeşlik: /PO:/
practical - -- practicable pratik, kolaylık sağlayan - -- uygulanabilirliği olan
pray - -- prey /PREİ/ to pray = (fiil) dua etmek; yakarmak to prey (on) = 1. (fiil) beslenmek amacıyla avlamak... 2. (ad) av [avlanan, avın kurbanı -- the hunter and his prey]
precede - -- proceed to precede = önce olmak, önce veya önden gelmek to proceed = devam etmek, ilerlemek
precedent - -- precedence precedent /PRE-sıdınt/ = (ad, sıfat) ön emsal, daha görülmüş örnek precedence /PRE-sıdıns/ = (ad) önce/önde olma hakkı; önem sırasında önde olma
premier - -- premiere /pri-Mİ-ı/ - -- /primi-EE/ premier = (sistemine göre) başkan veya başbakan premiere = gala gecesi
prescribe, prescription - -- proscribe, proscription to prescribe = kuvvetle tavsiye etmek, kural olarak ortaya koymak, reçete olarak vermek [prescription = 1. kuvvetli tavsiye; 2. reçete] to proscribe = yasaklamak, onaylamamak ve yasak kılmak
principal - -- principle eşseslilik: /PRİN-sipıl/ principal = 1. (sıfat) bellibaşlı, önde gelen... 2. (ad) başöğretmen principle = (ad) ilke, prensip
KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER Doç. Dr. Yalçın İzbul price - -- prize /PRAYS/ - -- /PRAYZ/ fiat, bedel - -- ödül
prophesy - -- prophecy /PR@-fı-SAİ/ - -- /PR@-fı-Sİ:/ kehanette bulunmak - -- kehanet "Prophet" = "peygamber" sözcüğünün bu kökten türemiş olduğuna dikkat ediniz. Ayrıca, bu fiilin az da olsa rastlayabileceğiniz bir varyasyonu vardır: "to prophesize". Sözlüklere girmiş olmasına rağmen, uzak durmanızı tavsiye ederim. Yani, "He prophesied" formunu "He prophesized" formuna tercih ediniz.
prostrate - -- prostate /PR@-steyt/ - -- /PR@S-teyt/ prostrate = 1. yüzükoyun yere serilmiş; bitkin, bütün gücünü / azmini yitirmiş durumda... 2. veya kutsama/tapınma amacıyla aynı konumda prostate = prostat bezi
quiet - -- quite - -- to quit telaffuza dikkat ediniz quiet /KUA-it/= sessiz quite /KUAYT/ = pek, gayet to quit (quit - quit) (veya, quitted - quitted) /KUİT/ /KUİT-id/ = bırakmak, vazgeçmek, terketmek
racist - -- racial ırkçı - -- ırksal
racquet - -- racket - -- racket okunuşları aynıdır: /RÆ-kıt/
NOT: Tenis "racquet", "racket" şeklinde de yazılabilir.
regretful - -- regrettable regretful = üzgün, pişman regrettable = 1. üzücü, pişmanlık verici; 2. teessüf verici, tessüf edilmesi gereken
reign - -- rein sesdeşlik: /REİN/ reign = 1. (fiil) hükümdarlık etmek, saltanatta olmakl; 2. (ad) saltanat, saltanat dönemi, yönetim rein, reins = dizgin, yular, (ayrıca, mecazi olarak da)
respectfully - -- respectively saygıyla - -- sırasıyla
sensible -- akla yatkın, makul sensitive -- duyarlı senseless -- anlamsız, saçma ve olumsuz Açıklama: "sense" sözcüğünün üç ayrı anlamı vardır: 1. sağduyu, akıl mantık, muhakeme... 2. duyu... 3. anlam (= meaning)...
shade - -- shadow gölge, gölgelik yer - -- (bir şeyin) gölge (si)
simple - -- simplistic "simplistic" olmak, olumsuz bir niteliktir: naif, aşırı basit veya basite indirgeyici
KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER Doç. Dr. Yalçın İzbul site - -- sight - -- cite sesdeştirler: /SAYT/ site = yer, alan, mahal sight = görme, manzara to cite = (fiil) adını anmak, gönderimde bulunmak, alıntı yapmak
stalactite - -- stalagmite sarkıt - -- dikit How do you tell which is which? I will show you a way that will help you not to confuse these two. Remember the expression "ants in the pants" used of nervous and fidgety people? Do they not really look as though they would not hesitate to pull their tights down if they had "real ants in the pants"? Now, substitute "mites" for "ants", and there you have it: "The mites go up and the tights come down." PS. You do know what mites are, don't you?
stationery - -- stationary sesdeştirler: /STEİ-şınıri/ stationery = (ad) kırtasiye stationary = (sıfat) duruyor/hareketsiz halde
statute - -- stature - -- statue /STÆ-çu:t/ -- /STÆ-çı:/ -- /STÆ-çu/
throw - -- through - -- throughout - -- thorough /TSROU/ -- /TSRU:/ -- /TSRU-AUT/-- /TSA-ra/ thorough, thoroughly = tam, baştanbaşa, eksiksiz ve titizlikle
NOT: "Through" yerine "thru" kullanımı henüz formel İngilizce kabul edilmemek gerekir. Fakat "chat" dilinde doya doya kullanabilirsiniz.
torturous - -- tortuous /TO:Ç-rıs/ veya /TO:-çırıs/ - -- /TO:Ç-uıs/ veya /TO:-çıuıs/ torturous = çileli, işkence dolu tortuous = eğribüğrü, dolambaçlı
trooper - -- trouper sesdeştirler: /TÇRU:-pı/ trooper = atlı asker veya polis trouper = tiyatro oyuncusu (özellikle, aktör)
Diyeceksiniz ki, bu derece ayrıntıya ne gerek? Bu ikilinin burada ne işi var? Ama unutmayınız ki bendeniz, bu satırların yazarı, Türkçe'de "tiyatro trubu" deyişinin yaygın kullanıldığı günlerden kalmayım. Eski sevgilileri unutmak o kadar kolay değil...
turgid - -- turbid /TÖ:-gid/ - -- /Tö:-bid/ turgid = abartmalı, tumturaklı, şişkin turbid = bulanık, alaca bulaca, kolay görülüp seçilemeyen, karışık ve düzensiz
unconscionable - -- unconscious
ultimate - -- penultimate ultimate = en sonuncu, nihaî penultimate = sondan bir önceki
venal - -- venial /Vİ:-nl/ - -- /Vİ:-niıl/ venal = yolsuzluğa, rüşvete ilişkin; bunlara bulaşmış ve alışık venial = affedilebilir, küçük kabahat cinsinden
versus / vs. - -- verses "karşı" (Latince'den) - -- şiir mısraları
vicious circle - -- viscious circle ?! vicious circle /Vİ-şıs-SÖ:-kl/ = kısır döngü "Vicious circle," yani "kısır döngü" kavramı, kimilerinin uygun görmemesine karşın, anlam genişlemesiyle "a vicious cycle" deyimine de dönüştürülebilir. "Viscious" ise tamamen yanlış bir yazımdır. Öten yandan, Eğer "viscous cycle" gibi bir deyiş ağzınızdan kaçarsa, bu olsa olsa motorsikletinizde yağ değiştirme zamanı geldiği anlamını iletecektir.
waist - -- waste sesdeşlik /WEİST/ waist = vücudun bel bölgesi waste = israf, atık madde
whether - -- weather /WHE-dzı/ - -- /WE-dzı/
wonder - -- wander İlginç olan şudur: /@/ sesi birincide /a/ ya daha yakın; ikincide /o/ ya daha yakındır. wonder = merak etmek, bilmek istemek wander = (başıboş, amaçsız) dolaşmak
Lütfen Sorularınızı Esirgemeyiniz: Yalçın İzbul: İngilizce-Ders.Com
|
|
Karıştırılan Kelimeler; En Çok - En Sık Karıştırılan Sözcük (Kelime) Listeleri -- 03... |