|

| |
Bazı
Kavram ve Terim Açıklamaları |
|

Doç. Dr. Yalçın
İzbul
http://www.ingilizce-ders.com
Türkçe aşağı
yukarı "yazıldığı gibi okunduğu" için şanslıyız. Üstelik Türkçede
hece vurgusu, pek az sözcük dışında anlamı değiştirmiyor (GE-lin ve
ge-LİN, veya, /BAĞ-la-MA/ çalgı, /bağ-LA-ma/ emir kipi
fiil gibi)... Öyleki, Türkçeyi tamamen kitaplardan öğrenen bir
yabancı, size telefon ederek şu heceleri peşpeşe sıralasa, eminim ki
anlaşılacaktır:
/bu-AK-şamınınkı-RA:-yı-U:-çak-LA:-GE-li-YO:-rum/
Yani, bizler bu şarkıyı "düm-teketek" düzeninde de söyler,
"teketek-düm" düzeninde de anlarız!!!
Biliyorsunuz, İngilizcede
işler böyle değil. Sözcüğün yazılışına bakarak (ileri düzey
ingilizce bilenler için bir tahmin mümkün olsa da) okunuşu konusunda
kesin birşey söylemek olanak dışı...
Türkçe öğrenmek isteyen yabancılar
için "hece vurgusu" sorun oluşturmaz. Yani, "yaşamsal" düzeyde bir
sorun oluşturmaz. Yanlış hece vurgusu anlamı
değiştirmez, yalnızca "yabancı aksan" olarak algılanır. İstisnalar pek
azdır: "Koşun, GE-lin! Ge-LİN geliyor." örneğinde görüleceği gibi.
"Ne zaman gelecek, gözayaşımı sileceksin?" cümlesini aşağıdaki şekilde
söyleyecek bir yabancıyı, biz yine de anlarız:
/ne-ZA:-mın-GE-licik-gözya-ŞI:-mı-Sİ:-leciksin/
İngilizce'de deneyelim:
"Experts say syllabic accent is very important."
Doğru vurgulama:
/EKS-pö:tssei-sı-LÆ-bik-ÆK-sıntis-VE-riim-PO:-tınt/
Yanlış vurgulayalım:
/iks-PÖ:TS-sei-SI-læbisæk-SINT-isve-Rİ:-impı-TANT/
Anlaşılması
olanak ve olasılık dışıdır.
A - Demek ki, telaffuz konusunda
iki
heybetli sorun alanı ile yüzyüzeyiz:
1. İngilizce'de kullanılan bize yabancı seslikler
(fonemler, sesbirimler). Bunları bir önceki sayfamızda ele alıp irdeledik)
2. Vurgu
sorunları
Vurgu
konusunda, burada
yalnızca hece vurgusu, yani syllabic stress/accent üzerinde duracağız.
Sözcük vurgusu ise, sözcüğün telaffuzundan çok, "diksiyon", "entonasyon", "etkili konuşma,
hitabet sanatı" vb gibi konuları ilgilendiriyor.
B - Hece vurgusu alanında üç büyük sorunumuz var:
1. İngilizce'de hece vurgusu anlamı değiştirmek gücüne sahiptir:
"They
decided not to present (/pri-ZENT/) a present (PRE-zınt/) at present
(/PRE-zınt/)"
/pri-ZENT/
-- /PRE-zınt/ -- /PRE-zınt/
2. Yanlış vutgulanan bir sözcüğün anlaşılması çok zor, ve çoğu zaman olanak
dışıdır.
3. Birden çok
heceli sözcüklerde, vurgulu hecenin kaçıncı sırayı alacağı konusunda bir
genelleme yapılamaz. Her sözcüğü ayrı ayrı öğrenmek zorundayız. İleri
derecede İngilizce bilenler, hatta anadil konuşanlar bile ilk defa
işitecekleri bir sözcükteki hece vurguları konusunda emin olamazlar.
Sürprizlere herzaman açık bir konudur. (Bu nedenle, yeni öğrendiğiniz her
sözcüğün hece vurgusuna da dikkat etmeniz, bunu bir kenara not etmeniz büyük
önem taşıyor.)
NOT: Vurgulu hecedeki ünlünün "dolu
dolu" telaffuz edildiğine, vurgusuz hecelerdeki ünlülerin ise "schwa" sesine
dönüştürüldüğüne dikkat ediniz. Şu örneğe bknz:
Drink a pint of milk a day.
/DRİNK-ı-PAYNT-ıv-MİLK-ı-DEİ/
Dikkat ederseniz, anlamı asıl
aktaran, anlamın çözülebilmesi için önem taşıyan öğeler vurgulanıyor.
Yukardaki örnekte diğer öğeler olağan gramer birimleridir. Karşınızdaki kişi
ile aynı grameri paylaştığınıza göre, bunları vurgulamanıza gerek yoktur.
Bir de şu örneğe bakalım: "Drink
your milk." /DRİNK-yı-MİLK/. Cümle anlaşılmıştır.
Karşınızdaki lişinin /y/ sesini
işitmesi, sizin "my milk" değil "your milk" demekte olduğunuzu anlamasına
yeter.
Peki, ya şöyle vurgularsak?
/DRİNK-YO:-MİLK/
= Kendi
sütünü içsene be? Neden başkasınınkini içiyorsun?
= Drink your OWN
milk. Do not drink mine...
veya,
/DRİNK-yı-MİLK/
= Çayını
içmesene be; sana sütünü iç diyoruz.
Öte yandan, birden çok heceli
sözcüklerde, doğru hecenin vurgulanmasının, anlam açısından birincil önem
taşıdığını söyledik.
"He was an interesting man." /hiwızın-İN-tırıstiN-MÆN/.
Doğru hece
vurgulanmıştır.
Peki şöyle vurgularsak:
/HE-wısınintı-REST-iNmın/
Karşımızdaki kişinin
cümleyi anlamasının "mümkümatı" yoktur. Şöyle düşünecektir: "Adam bir yerlerde
dinleniyor muymuş,
neymiş, pek anlayamadım!"
"Interesting" sözcüğünü
yankış hece vurgusuyla söylenmesi Törkiş İngiliş'in deva bulmaz
hastalıklarındandır. Bu sözcüğü yüzde doksanımız yanlış telaffuz ediyoruz: /intı-RES-ting/ diyoruz. Oysa doğrusu
/İN-tırısting/...
Yani, "DÜM-teketek"
düzeninde olması gerekiyor. Karşımızdaki İngiliz yada Amerikalının,
(Türklerin bu sözcüğü nasıl telaffuz ettikleri konusunda ön-bilgisi yoksa)
bizi anlaması sözkonusu değil.
1. Bu kitapçıkta,
vurgulu hece
için,
iki kısa tire işaret içinde kalın (bold) yazı ve büyük (kapital, majiskül)
harflerle yazım kullanıyorum. Yani,
birincil vurgu taşıyan heceyi
veya heceleri
KAPİTAL VE BOLD
yazıyorum.
Örnekler:
/pri-ZENT/, /PRE-zınt/,
/KÆ-pıtıl/, /sı-SAİ-ti/
Okurken/söylerken bu heceye gelince
bir an duraklayınız ve ardından heceyi patlatınız...
Sözcüğün diğer bölümlerini, sanki duyulmasını istemiyormuşsunuz gibi
"tırısıntırıs" ve hızla söyleyiniz.
2. İkincil vurgu
taşıyan heceleri ise, yine
KAPİTAL harflerle, fakat kalın yazmaksızın gösteriyorum.
Örnekler:
exercises,
/EK-sı-SAY-ziz/
paradise,
/PÆ-rı-DAYS/
espionage, /ES-piı-NA:J/
retrograde, /RE-trı-GREYD/
3. Uzun seslikleri
:
işareti ile gösteriyoruz.
NOT: Telaffuz önerilerimizde
"BBC İngilizcesi" ni izliyoruz. Diğer aksanlardaki farklı ünlü kullanmak
veya /r/ sesini telaffuz etmek gibi tercihlerine saygılıyım; fakat
özellikle hece vurgularının yüzde yüze varan ölçekte aynı olacağına
dikkatinizi çekmek isterim.
4.
I ,
ı
: (Schwa)
: Bu fonemin özellikleri ve tartışılmaz önemi üzerinde "Farklı
Seslikler" Bölümünde uzun uzun durdum. Tekrar olmaması için, burada o
sayfamıza link vermekle yetiniyorum. Okumadıysanız, lütfen
TIKLAYINIZ.
HECE VURGUSU İÇİN
ÖRNEK SÖZCÜKLER
Unutmayınız: 1. BBC İngilizcesi'nde
söylenmeyen /r/ leri göstermiyoruz. 2. Vurgusuz heceleri, sanki
işitilmesini istemiyormuş gibi sesinizi düşürerek "tırısıntırıs" söyleyip
geçiniz; vurgulu heceyi ise anlık bir duraklamadan
sonra patlatınız!
interesting
=
/İN-tırısting/
(DÜM-teketek ritminde okunacak)
necessary
= /NE-sısıri/
(DÜM-teketek)
necessarily
= /nesı-SE-rıli:/
(teke-DÜM-teke)
imagine
= /i-MÆ-cin/
(tek-DÜM-tek)
imagination
= /i-MÆ-ci-NEY-şın/
(tek-DÜM-tek-DÜM-tek)
imaginative
= /i-MÆ-cinıtiv/
(tek-DÜM-teketek)
imaginary
= /i-MÆ-cinıri/
(tek-DÜM-teketek)
imagery
= /İ-mıcıri/
(DÜM-teketek)
capital
= /KÆ-pıtıl/
(DÜM-teke)
veya
/KÆP-t(ı)l/
(DÜM-tek)
capitalistic
=
/KÆ-pitı-LİS-tik/ (TEK-etek-DÜM-tek)
veya
/kıpitı-LİS-tik/ (teketek-DÜM-tek)
/kı-Pİ-tı-LİS-tik/
(tek-DÜM-tek-DÜM-tek)
desert
(çöl) =
/DE-zıt/
(DÜM-tek)
to desert
(terketmek) =
/di-ZÖ:T/
(tek-DÜM)
dessert
(tatlı) =
/di-ZÖ:T/
(tek-DÜM)
photograph
=
/FOU-tı-GRÆ:F/
(DÜM-te-KE:)
photographer
=
/fı-T@G-rıfı/ (/ı/ ile) (tek-DÜM-teke)
photography
=
/fı-T@G-rıfi/
(/i/
ile) (tek-DÜM-teke)
photographically
= /fıtıg-RÆF-ıkli/
(teke-DÜM-teke)
social
= /SOU-şıl/
(DÜM-tek)
socialize
=
/SOU-şı-LAYZ/
(DÜM-tek-DÜM)
society
= /sı-SAİ-ti/
(tek-DÜM-tek)
socialism
=
/SOU-şılizım/
(DÜM-teketek)
socialist
=
/SOU-şılist/
(DÜM-tek-tek)
socialistic
=
/SOU-şı-LİS-tik/
/DÜM-tek-DÜM-tek)

ANASAYFAYA DÖNÜŞ

|