|
|

İNGİLİZCE - TÜRKÇE
SESBİRİMLERİ KARŞILAŞTIRMASI
FARKLI SESLİKLER
(FONEMLER)

Doç. Dr. Yalçın
İzbul
http://www.ingilizce-ders.com
Sitemizde ve yayınlarımızda, İngiliz "BBC" telaffuzunu standart
kabul eden, ama dünyanın hiçbir
köşesinde sizi yaya bırakmayacak bir sesleme dizgesi ve bunu yazıda temsilde genel
Türk okuyucu için önerdiğim bir fonetik gösterim dizgesi
sunuyorum.
Uluslararası fonetik alfabelerinde kullanılan, fakat genel
okuyucuya itici gelen, ve bu yüzden de öğrenme güçlüğü
oluşturan, "ə,
tʃ,
dʒ,
θ,
ð,
ʃ,
ʒ,
ŋ,
aʊ,
ɪə,
ʊə"
gibi
simgelerden kaçınarak,
Türk alfabesindeki harflerin sağladığı olanaklardan tam yararlanmayı
ve
durumu olabildiğince "içerden kotarmayı" seçtim.
Özel
fonetik simgelerini olabilecek en az düzeye indirmeyi amaçladım, çünkü
akademik düzeyde ilgilenmeyenler
için, nekadar çok tanımadık özel simge kullanıyorsanız, insanları o derece soğutuyorsunuz.
Bunu, üniversiteden ayrıldıktan sonra "piyasada" birebir yaşayarak
öğrendim.
Oysa,
belli ölçüde fonetik ve fonoloji bilgisi olmadan İngilizce'nin telaffuz
ve diğer konuşma özelliklerine akıl sır erdirmek çok zordur ve en
azından işi yokuşa sürmek olur.

Türkçe'de
bulunmayan seslikler (fonemler, konuşma sesbirimleri) için kullandığım
özel simgeleri aşağıda sıralıyorum.
Yalnız, dikkat ediniz, bunlar konuşmadaki
bazı ses birimlerini temsil eden birer simgedir. Tıpkı, bildiğimiz
alfabelerdeki harfler gibi... Genel okuyucu, oldum olası, alfabe
harflerini ilgili oldukları ses birimlerinden ayrı görmek ve bunların
yalnızca birer temsili simge olduğunu kavramakta güçlük çeker. Konumuz, yazı veya harfler
değil; konuşma sesleridir. Bu seslerin kağıt üzerinde veya bilgisayar ekranında nasıl
temsil edileceği üzerinde duruyoruz.

Æ
æ
:
Türk öğrenciler için tam bir sorun alanıdır. Üzerinde dikkatle
durulmalı, bunun. /a/ veya /e/ seslerinden tümüyle farklı bir
sesbirim olduğu anlatılmalı; ikisinin arası/karışımı bir sesbirim olduğu
gösterilmelidir. Örnekler: black /blæk/, cat /kæt/, chat
/çæt/, hand /hænd/, man /mæn/... "You are a bad
girl," sözlerini /YU-rı-BED-GÖ:L/ şeklinde söylemenin nasıl bir
ifade felaketi olacağı açıktır!

@
@
: /a/
ile /o/ arası... UK İngilizcesinde /o/ ya daha yakın; USA ingilizcesinde
ise /a/ ya daha yakın... O yüzden kimisinden "hotdog", kimisinden
"hatdag" işitiyor, ikilemde kalıyor zavallı kulaklarımız! Örnekler:
hot /h@t/, fog /f@g/, dog /d@g/, dock
/d@k/.
Neden bu
işareti önerdiğimi sorarsanız; çünkü, 1. klavye üzerinde hazır var; 2.
görünüş olarak hem "a" hem "o" görüntüsü taşıyor. IPA dizgesindeki karşılığı /ɔ/dır.
Daha /ə/
simgesine zaten ısınamamış genel okuyucuya, hele bir de benim gibi ihtiyar
gözleri varsa, gelin de benimsetin...

I
ı
: (Schwa)
: İngilizce'de hece vurgusu sistemini ve konuşma akışını çözmenin yolu
schwa "olayını" kavramaktan geçiyor. Dilin orta bölümlerinde
boğumlanan vurgusuz, güçsüz, renksiz bir boğumlama ürünüdür. "America" /ı-ME-ri-kı/ sözcüğünün ilk ve son ünlüsünün okunuşunda
olduğu gibi. Bir başka örnek ise, ünlü "Autumn Leaves" şarkısının açılış
mezüründe /DZA/
şeklinde algıladığımız ünlüdür: The falling leaves...
Along,
attempt, company, retrograde sözcüklerindeki vurgusuz ünlüler de birer
schwa sesidir: /ı-LONG/, /ı-TEMPT/, /KAM-pıni/,
/RE-trı-GREYD/.
Başka bir
deyişle, sabit bir schwa sesbirimi sözkonusu değildir. Çoğu zaman,
eğer hece vurgulu olsaydı kullanılacak olan ünlüden, yani yerini almış olduğu
ünlüden de esintiler taşır.
Dilin ortalarında, ne /a/
ne /u/ ne /ı/, ama aynı zamanda hepsinden çağrışımlar taşıyabilen
cılız, güçsüz bir sesbirim olarak çalışınız. Ünlülerin en ünsüzü de
diyebilirsiniz ona. Bu durumdan duyduğu uıtançtan sesi soluğu çıkmıyor, gözüyle
değerlendirebilirsiniz.
Ortak nokta, vurgusuz
hecede görülmesi; vurgusuz hecelerdeki bütün ünlülerin bu güçsüz sesliğe
yuvarlanmasıdır.
Örnek: "A man wants to see you." = /MÆN/. Fakat,
"The postman always knocks twice." = /POUST-mın/
IPA uluslararası fonetic işaretleri dizgesinde başaşağı "e"
/ə/
ile temsil edilir. Bu işaret genel Türk okuyucusuna oldum olası ters
gelmiştir. Burada oluşturmağa çalıştığım dizgede, genel
okuyucuya olabildiğince tanıdık görünecek ve kolay yorumlanabilecek
gösterimler kullanmayı önplanda tuttuğumu söyledim. Bu bakımdan "schwa"
sesini kendi alfabemizdeki bildik tanıdık "I, ı" harfimizle gösteriyorum.
Fakat okuyucunun uyarılması
gerekir: Bu ses için asla bizdeki "I" harfinin okunuşu örnek
alınmamalıdır. Bizim /I/ sesimiz buna kıyasla çok önde ve dardır.
Oysa, dediğim gibi, "schwa" sesini dilin ortalarında, ne /a/ ne /u/ ne /ı/,
ama aynı zamanda hepsinden esintiler taşıyan bir cılız sesleme ürünü olarak çalışınız. Vurgusuz heceleri sanki
işitilmesini
istenmiyormuş gibi hafif bir sesle "tırısıntırıs" hızla söyleyerek geçeceksiniz. Ta
ki, bir sonraki vurgulu ünlüye gelip, o heceyi "patlatarak" söylemek üzere kısa bir
es verinceye kadar.

TS
-- ts
: İşte Türkçe
seslikler sisteminde eşi benzeri olmayan bir seslik daha... Örnekler: thin
/tsin/,
thimble
/TSİM-bl/,
thunder /TSAN-dır/...
Efendim, dilinizin ucunu, oldukça yayvan şekilde, dişlerinizin arasına doğru, üst
dişlere hafif dokunuyor pozisyonda yerleştiriniz. Havayı üstünden
sızdıracak şekilde /t/ demeğe çalışınız. Böylece, tıpkı gerektiği şekilde
"pel-thek pel-thek"
konuşmuş olacaksınız. Bu işi yaparken, etrafa birkaç küçük tükrükçük saçamıyorsanız, tam başaramıyorsunuz demektir.
Bu sesi, şu üç
sözcüğü peşpeşe söyleyerek talim edebilirsiniz: "tin - thin - sin"...
Unutmayınız, /ts/
sesi, /t/ den çok
/s/ ye yakındır. Çünkü, birincisi
gibi patlamalı değil,
tıpkı ikincisi gibi sızıcı bir sesliktir. "I think": Biz bunu "ay-TİNK"
diye söyleriz. Fransızlar ise "ay-SİNK" derler. (ve
Fransızlara güleriz, söyleyemiyorlar diye.) -- Her iki söyleyiş de yanlış; ama İngilizler
Fransızları anlar da bizi anlamazlar...

DZ
--
dz
:
Ve tabii, bir yukardakinin çok yakın akrabası. Oradaki ses titreşimsiz (yani ses
kirişleri titreştirilmiyor -- "ötümsüz") iken, bu da onun "titreşimli"
("ötümlü") kardeşi.
Başka bir deyişle, üretiliş biçimi aynı; yalnız bu defa sadece soluk
çıkarmakla kalmayacak, ses "tellerinizi" de devreye sokacak, "ses"
(= voice) de
çıkaracaksınız (bknz. "Soluk ve Ses" sayfası)... Oradaki
"pelthek pelthek"
konuşan kardeşin buradaki
"badzi badzi"
yürüyen kardeşi... Örnekler: this
/dzis/,
then
/dzen/,
those /dzouz/...

W
w
=
Dikkat ediniz: "dublü-ve" değil... "dabıl-yu", yani /V/
sesinin katmerlisi
değil, /U/ sesinin katmerlisi... Poyraz Baba, "Ivvvv,
Ivvvv" diye esmiyor; "Wuuuuu, Wuuuuu" diye esiyor...
Hakkını
veriniz. Dudaklar yuvarlak ve ileri uzatılmış (kalın, etli dudaklı bir zenci
ile öpüşmek üzere gibi)...
Örneğin "very well" derken, özellikle alt
dudağınız tam yayVandan tam yUWarlak pozisyona geçmeli. Sakın
**/VE-ri-VEL/ demeyiniz. Gözleri
ameliyatla düzeltilmiş Çinli sanacaklardır yoksa sizi...

V
v
:
İngilizce'nin telaffuzunda en çok hata yaptığımız, ve aslında hatamızın
farkında bile olmadığımız bir
sesbirim... "V" harfi ile gösterilen fonem...
Türkçe'de /v/ sesinden /w/ sesine kadar herşeyi bu harfle
gösteriyoruz. Yani, Türkçe'deki /v/ sesi "Walla, bayaa yuwarlak"
olabiliyor... Oysa, İngilizce'de ikisi arasında en küçük bir
akrabalık bile yoktur.
Daha önce de işaret etmiş
olduğum gibi, "dabıl-yu", adı üstünde zaten, /U/ sesinin katmerlisidir... /V/ sesinin değil...
/V/ sesinin
yakın akrabası ise,
/F/ sesidir. Çünkü, ikisi de oluşturulurken, konuşma organ ve boşluklarının
konumu tıpatıp aynıdır: Yalnızca, birincisi "titreşimli" ("ötümlü") kardeş, ikincisi de
bunun
"titreşimsiz" ("ötümsüz") kardeşidir... [Ötüm varlığı
veya yokluğunu, iki parmağınızla gırtlağınıza dokunurken, veya kulak deliğinizi
kapatarak
"evvvv"
ve
"efffff"
seslerini telaffuz etmek suretiyle doğrulayabilirsiniz.]
O halde, /V/ sesini
boğumlamak için: dudaklar tamamen yayVan, alt dudak üst dişlerin altına
değiyor ve / f/
demek üzereyken, /v/
diyeceksiniz (yani fazladan yalnızca ses kirişlerini devreye sokmuş
olacaksınız)... Aksi halde, sizi
anlamaları asla ve asla sözkonusu değildir.
İnanınız ki, bizler için
İngilizce'deki en zor ses bu sestir. Üstelik herkes -- değişik bir simge
olmasına kanarak -- dikkatini /W/ üzerine toplamışken, /V/
cephesinde sürekli bozguna uğruyoruz da kimse farkına bile varmıyor.
Tekrar
ediyorum; ikisi arasında İngilizce'de uzaktan yakından bir akrabalık bile
sözkonusu değildir. Akraba olanlar /v/ ve /f/ dir.

Bu arada,
/w/ ve
/wh/ arasındaki önemli farka da dikkatinizi çekmek isterim: İkincisi
"aspire" edilen bir ses olmasıyla büyük farklılık taşır. Telaffuz
ederken ayna
tutsanız, buğulanacaktır. Çünkü "hohlamak" ile birliktedir.
Örneğin, "what" ve "watt" sözcüklerinin okunuşu birbirinden çok farklıdır. Bu telaffuz farkı
anlamı değiştirebildiğine göre, bunları birer varyasyon değil, ayrı birer
fonem (sesbirim, seslik) olarak düşünmek gerekir.Yani "what"
sözcüğünü,
/vat/
şeklinde
okursanız, Çince olur.
/wat/
şeklinde
okursanız, kâşif "James Watt" anlaşılır.
/huat/
şeklinde okuduğunuzu düşünelim:
/wh/
sesini tam tutturamamış olsanız bile, yine de
doğru anlaşılacaktır...
"Which" /whiç/ "hangisi" dir; "witch" /wiç/
cadı'dır... "Whale" /wheyl/ "balina" dır; "wail" /weyl/
"ağlayıp sızıldanmak" tır...

NG --
ng
:
(Küçük puntoda okuma güçlüğü oluşması durumunda
majiskül
N
işareti
kullanıyorum.) Öteden beri güçlük oluşturan
"-ing" sesinin telaffuzu iin: /n/ sesinden yola çıkıp, /g/ yönünde ilerlerken,
oralarda biryerlerde durup boğumlayacaksınız ve /g/ yi asla duymayacağız: "I'm going
home" /Aİ-m-GOU-ing-OUM/
örneğinde olduğu gibi. Öteden beri âdet, bebeğin "ınga ınga" diye ağlamasından
misal getirmektir. İyi bir örnek oluşturduğundan emin değilim. Daha doğrusu,
öğretenin "ınga" sına bağlı olsa gerek.

:
:
İki nokta üstüste işareti kendisinden önce gelen ünlünün uzatılacağını gösterecektir.
Ama bunu yaparken sesi iki defa söylemeğe değil, uzatmağa dikkat edin.
Yani rüzgar /uu/ diye esmiyor, /u:/ diye esiyor. Rakip takımı da
/yuuh/ diye ıslıklamıyoruz. Doğrusu: /yu:h/.
Yalnız Türk
öğrencilerin değil, hemen her diğer yabancı anadil konuşanların İngilizce'deki
püsküllü belalarından birisi kısa-uzun akraba seslerdir. Türkçe'de ünlünün gereksiz
yere uzatılması veya kısaltılması, garipsense de, anlam bakımından çoğunlukla
sorun oluşturmaz. Ama İngilizce'de bu tür ikililer anlamı değiştirmek gücüne
sahip farklı iki sesbirim niteliğindedir. Örneğin: ship /ŞİP/ = "gemi; ama,
sheep /Şİ:P/ = "koyun" anlamındadır.
Ve tekrar
edeyim: Olay sesliğin ikilenmesi değildir; uzatılmasıdır.

R
r sesini, BBC İngilizcesi'nde telaffuz edilmiyorsa,
göstermiyoruz. Ama aynı
sözcüğün USA vb ağızlarında gayet belirgin bir biçimde
seslendiriliyor olması kuvvetli olasılıktır. Tercih sizin: Her ikisi de
standart İngilizce..
.
Küçük harflerle
:
Vurgusuz heceleri gösteriyoruz.
BÜYÜK HARF, SADE
:
(Varsa,) ikincil vurgu alan heceleri gösteriyoruz.
BÜYÜK HARF
KALIN
:
Vurgulu heceleri gösteriyoruz.

ÖRNEKLER:
| |
|
symbol |
/SİM-bıl/ |
|
father |
/FA:-dzı/ |
|
monkey |
/MAN-ki/ |
|
rather |
/RA:-dzı/ |
|
become |
/bi-KAM/ |
|
bath |
/BA:TS/ |
|
women |
/Wİ-min/ |
|
method |
/ME-tsıd/ |
|
interesting |
/İN-tırısting/ |
|
society |
/sı-SAİ-ti/ |
|
necessary |
/NE-sısıri/ |
|
paradise |
/PÆ-rı-DAYS/ |
|
capital |
/KÆ-pitıl/ |
|
espionage |
/ES-piı-NA:J/ |
|
capitalistic |
/KÆ-pitı-LİS-tik/ |
|
retrograde |
/RE-trı-GREYD/ |
|
|
Şimdi bu baş
belalarının buraya kocaman resimlerini asıyorum. Eminim ki görünce
onları heryerde tanıyacaksınız:
æ
DZ
TS @ : w ı NG
"r" v

BAŞA DÖNÜŞ

|
|