Anlayana sivrisinek saz; anlamayana davul zurna az.

     A word to the wise is enough.

TURKISH PROVERBS

TÜRK ATASÖZLERİ - 05

.

 

 

 

Turkish Proverbs

More Quickies

 

  Koyun olmayan köyde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.  = In a village where there are no sheep, the goat is called (=known as) Master Jack.

In the kingdom of the blind, the one-eyed man is king. (Çevirisi: Körler ülkesinde tek gözlü adam kıraldır.) (Veya, "In the land of ...")

  Dinsizin hakkından imansız gelir.   dinsiz = irreligious...  imansız = faithless...  hakkından gelmek = to overcome, to teach a lesson to...

Diamond cut diamond. (Elması elmas keser.)

Set a thief to catch a thief.  (Hırsızı yakalamak görevini bir başka hırsıza ver. = Bir hırsızı ancak bir başka hırsız yakalayabilir.)

  Haydan gelen huya gider.  = What comes from ha-ha goes to ho-ho...

Easy come, easy go.

  Korkak bezirgan ne kâr eder ne ziyan. = A timid merchant makes neither profit nor loss.

Nothing venture, nothing have. to venture /VEN-çı/ = biraz risklice bir işe girişmek; biraz serüveni göze almak...

  İti an, çomağı hazırla.  it = 1. (coarse) a dog; 2. hoodlum, rascal, ruffian... "Talk of the rascal and prepare the stick (club)."

Talk of the devil and you see his hoofs. Mealen: Şeytan'ın adını an, az sonra yanınınzda olur. hoof = toynaklı ayak...

  Korkulu rüya görmektense uyanık yatmak yeğdir.  It is better to lie awake than to have a nightmare. korkulu rüya = karabasan, kâbus...

Better safe than sorry. Mealen: Sonradan pişman olmaktansa, (önceden) tedbirini almak daha iyidir.

  Paran çoksa dostun da çok.  If you have a lot of money, you (also) have a lot of friends.

He that hath a full purse never wanted a friend. hath = has...  purse = cüzdan, para kesesi...  to want = gereksinimi olmak, eksiği olmak...

  Damlaya damlaya göl olur.

Many a mickle makes a muckle.

Bu İskoç atasözü, "Many small things make up a big thing," demektir. Hem küçük şeyler, hem de tutumluluk önemlidir, denilmektedir.

  Balık baştan kokar.

The fish always stinks from the head downwards.

  Bülbülü altın kafese koymuşlar, (yine de) "ah vatanım" demiş.

Translated: Put a nightingale into a golden cage; notwithstanding it moans for its homeland.  "They put the nightingale...... It still moaned for..."

  Mühür kimde ise Süleyman odur.

Translated: Whoever has the seal is the boss.  "Süleyman" is here used generically to represent the great sultan Soleiman the Magnificient... I must admit translation has done great disservice to the beauty of the proverb here.

  Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür. (Komşunun tavuğu komşuya kaz, karısı da kız görünürmüş.)

The grass is greener on the other side of the fence.

The apples on the other side of the wall are the sweetest.

  Dereyi görmeden paçaları sıvama.  Don't start rolling up the bottoms of your trousers before you see the creek.

Don't cross the bridge till you come to it.

Don't count your chickens before they are hatched.

  Körle yatan şaşı kalkar

Translated: He who sleeps with a blind person gets up cross-eyed.  This one is to be interpreted in the figurative sense only: If you hang around in bad company, you are bound to be influenced in some negative way or other.

  Araba devrilince yol gösteren çok olur.

This one is to be interpreted in the figurative sense only: There are always a lot of people offering to show you how to do it right, but only after the accident or the failure has come to pass.

  Öksüz çocuk göbeğini kendi keser.

Translated: The orphan cuts his umbilical cord himself.

  Vakit nakittir.

Time is money.

  Erken kalkan yol alır, sona kalan dona kalır.

The early bird catches the worm. = Başarılı olmak için erken kalkmak, işe erken başlamak gereklidir.

First come, first served. Bu söz ise ayrıca, "Sıraya giriniz; parayla değil, sırayla," kararlılığını içeriyor.

     

Evet, "Erken kalkan kuş karnını doyurur." Ama bu öykünün bir de öteki yüzü var: Olaya bir de, bizim erkenci obur kuşa yem olan aceleci solucan açısından bakalım:

The early worm gets eaten.

Belki de kalkmadan biraz gerinip yatak keyfi yapmakta bir hayır vardır; zaten, biliyorsunuz, "Her işte bir hayır vardır."

     

  Can boğazdan gelir.  "Life comes through the food pipe."

Paraphrased: Nutrition is a fundamental pillar of life.

Aman Dikkat! Değerli okuyucular, aşırı kilolar, trigliseridler ve kötü kolestrolü filan düşündüğümüzde, asıl gerçek odur ki: "Can boğazdan gider!!"

  Başa gelen çekilir.  başa gelen = what happens to you...

What cannot be cured must be endured. Çare bulunamayan durum katlanılmak zorundadır.

  Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez.

Words cut deeper than the (sharpest) sword (knife, blade).

  Bugünün işini yarına bırakma.

Never put off till tomorrow what you can do today.

  Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.

Once burnt twice shy.

  Meramın elinden birşey kurtulamaz.

Where there is a will, there is a way. will = istek, istek ve kararlılık, istenç, irade

  Sabreden derviş muradına ermiş.

Everything comes to him who waits.

  Yarası olan gocunur.  veya  Yarası olan gocunsun.

If the cap fits, wear it.

Açıklaması: Ben ortaya konuştum; ama eğer sen bu şapka benim başıma uyar diyorsan, giy kafana.

Birds of a feather flock together.

"Aynı tür kuşlar birarada tünerler"

yani,

Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş...

 

yada, Hacı hacıyı Mekke'de, abdal abdalı tekkede, dürzü dürzüyü (deli deliyi, ibne ibneyi) dakkada bulurmuş...

  "Tencere, dibin kara!" "Seninki benimkinden kara!"

The pot calls the kettle black.

  Ateş olmayan yerde duman olmaz.

There's no smoke without fire.

  İnsan beşer, bazen şaşar.

To err is human. to err /örr/ = yanlışa düşmek, yanlışlık yapmak. ("error" sözcüğünün kökü)

  Çıkmadık candan umut kesilmez.

While (where) there's life there's hope.

  Tebdil-i mekanda hayır vardır.

A change is as good as a rest.

NOT: İngiliz atasözünde nüans biraz farklı: Hertürlü değişiklik iyi gelir.

  Kel ölür, sırma saçlı olur; kör ölür, badem gözlü olur.  veya,  Kör ölür, badem gözlü olur; kel ölür, sırma saçlı olur.

Praising what is lost makes the remembrance dear. (Shakespeare)

 

 

BİTİRİRKEN...

Atasözlerimizden, birbirine aykırı durumlarda bile çıkarılacak dersler, izlenecek öğütler vardır.

Ne var ki, Yenicami traşı türünden olanları da gırla gider...

Ama durunuz; değersiz gibi görünen bu ikinci grup sözler aslında çok daha büyük gerçeklerin anahtarlarıdır -- meğer ki diyalektik açıdan bakabilesiniz.

Gördüklerimiz geçirdiklerimiz, yaşadığımız hayatlar bizlere de bir iki şey öğretti -- işte örnekler:

Batıl inançla kör felsefenin çiftleşmesinden siyasi doktrinler, çıkarların da eklenmesiyle siyasi partiler doğar.

Adam eşek bilinir, yoksa parası pulu; eşeği adamdan sayarlar, varsa sırtında atlas çulu.

Kadroya bak, partiyi al; seçmene bak, ülkeyi al.

Besle gözünü görsün kargayı.

Akılları pazara çıkarmışlar, herkes pazarcının aklını beğenmiş.

Verginin iyisini sermaye yer.

Sermayenin yolu birdir.

İki holding bir sermayede oynamaz.

Pişmiş krediye rüşvet katılmaz.

Holdingle yatan, tröstle kalkar.

İş bulanın, aş çalanın.

Nasihat istersen, ücret zammı talebinde bulun.

Gördük ki, tıp mensubu olmak dahi akıl mantık sağlığının garantisi değildir. Halkının yarısı açlık sınırı altında yaşayan bir ülkede, Sağlık Bakanı çıkıp "Beşer altışar, dokuzar onar çocuk yapalım, yurttaşlar" mesajı verebiliyor... Bilmez mi ki:

Ağılda oğlak doğdukça ovada ot yetmez olur...

 

Değerli Okurlarım,

M.S. 21inci Yüzyılın başlarında hala hayatta olan the Sage (Bilge) İzbulismus, insanları "çekilmezlik" ölçeğine vurup şöyle bir sınıflama yapmıştı: 1. Kafası çalışmayanlar; 2. İktisaden sağbaz ve dinbazlar; uluslararası sömürünün siyaset ve medyadaki yardakçıları; 3. Tembeller; 4. Cimriler; 5. Bir hayli kendini beğenmiş olmakla birlikte azçok çekilebilenler...

Tanık olduğunuz üzere, bu satırların yazarı da bir hayli kendini beğenmiş olmakla birlikte, azçok katlanılabilecek bir kimse...

Ve biliyorum ki, sizler de öylesiniz... Sizler de bir hayli kendinizi beğenmiş olmakla birlikte, azçok katlanılabilecek kimselersiniz. Eleştirilerinizi dinlemeğe, değerlendirmeğe hazırım. Araya bir iki sevgi ve takdir mesajı da sıkıştırırsanız -- sevindirirsiniz de.

 

 

    

 Almanak Anasayfaya Dönüş

 Site Anasayfa       Testler       Okuma       Eğlence

 Konuşma       Fıkra       Karikatür       Özdeyişler