MAKE OR DO ?

Intermediate

CHOOSE EITHER "MAKE" or "DO" and PUT THE VERB INTO ITS CORRECT FORM

 
    01 --  Well, it's my father who .......... all the housework in our family...

  

02 --  Would you excuse me for a few minutes; I have to ............... a long distance call.

  

03 --  Who else could have ............... that stupid mistake? [Bu aptalca yanlışlığı başka kim yapmış olabilir ki? Yada -- olabilirdi ki!...]

  

04 --  A good student makes sure that he/she always ............... his/her homework on time.

  

05 --  They decided to ............... a fire and settle for the night.

  

06 --  I just can't ............... without you!... [Sensiz olamam; sensiz yapamam!]

  

07 --  I'm sure they ............... their best (= all they could) to help you.

  

08 --  I'll be joining you later. My wife wants me to ............... the washing-up first.

  

09 --  Will you ............... the shopping for me this afternoon, please?

  

10 --  You have .............. the decision; you must take the consequences. [Kararı sen verdin; sonucuna da sen katlanmalısın!]

  

11 --  May I .............. a suggestion, please?

  

12 --  .............. your job properly and stop asking questions! [İşini doğru dürüst yap; soru sormayı da bırak!]

  

13 --  Be honest now: How many grammar exercises did you .............. last week?

  

14 --  ............... me a favour and shut your mouth a little, will you! [Bana bir iyilik edip, çeneni biraz kapar mısın lütfen!]

  

15 --  Oh, I just can't understand why they are ............... such a fuss over a trifling matter? [Anlamına aşağıdaki listeden bknz. -- trifling (sıfat, okunuşu: trayf-liN) önemsiz, entipüfden]

  

16 --  I never thought you could .............. such a mess of it. [Anlamına aşağıdaki listeden bknz.]

  

17 --  We have .............. a lot of business with that firm.

  

18 --  The Minister ............... an excellent speech at the meeting; he was very persuasive.

  

19 --  He's a self-.............. man. [Sahip olduğu şeyleri, başarısını, ailesinin yada başkalarının yardımı olmaksızın kendi gayret ve çalışmasıyla elde etti.]

  

20 --  She soon ............... a name for herself on the stage.  [= ün yaptı, şöhret kazandı... on the stage = tiyatroda, tiyatro dünyasında]

                

Learn these expressions:

to do the housework [ev işlerini yapmak]; to do one's homework [ev ödevini yapmak]; to do without; to do one's best [elinden geleni yapmak]; to do one's worst [elinden geleni ardına koymamak]; to do the washing-up; to do the shopping; to do one's job (properly, etc]; to do (grammar) exercises; to do somebody a favour; to do business (with)...

to make a (long distance) call; to make a (stupid) mistake; to make a fire [ateş yakmak]; to make a decision [karar vermek]; to make a suggestion [öneride bulunmak, ömneri getirmek]; to make a fuss about/over [telaş, yaygara, titizlenme, vıdı vıdı] ; to make a mess of  [yüzüne gözüne bulaştırmak, berbat etmek]; to make a speech; to be a self-made-man [metinde açıklanıyor]; to make a name for oneself [metinde açıklanıyor]...

İngilizce'de "make" ve "do" ile kurulan yüzlerce deyim ve deyiş var: Bunlar, genelde bütün yabancılar ve özelde de biz Türkler için aşılması gereken, gerçek bir sorun oluşturuyor...

Burada sözkonusu deyim ve deyişlerden yalnızca yirmi tanesini içeren bir test çözdünüz... Üstelik, biraz daha zorcana olanları buraya almadım:

Test sonucunuzdan mutlu değilseniz, lütfen iyi bir sözlük yardımıyla, listelerinizi oluşturup ezberlemeğe başlayınız.

Neden "ezber"? Söyleyeyim: Çoğu kaynakta, bu iki fiil arasındaki "temel" kavram farklılıklarından filan söz edilir, kılı kırka yaran felsefeler yapılır -- ama hiç bir işe yaramaz, her zaman için yüklü bir hata payı vardır... Hiç aldırmayın.

Takır takır ezberlemeğe başlayın: Ezberinizi ise mutlaka yüksek sesle yapın, ki kulak belleğinize yerleşsin... Büyük emek vermeden, gerçek alın teri dökmeden yabancı dil öğrenilebileceğini kim söylemiş ki...

Hadi bu hoca ukalalığını ilginç bir deyimle taçlandırayım:

Never make do with what you have learned so far; always reach out for ever more...

to make do with = ... ile yetinmek