Bu Sayfanın Künyesi: Doç. Dr. Yalçın İzbul, http://www.ingilizce-ders.com  Practical English for Turkish Speaking ESL/EFL Students, ÖZLÜ SÖZLER: Özel ingilizce dersleri için yardımcı metin olarak özlü sözler, ingilizce folk wisdom 01 -- İngilizce öğrencileri için yeni bir anlayış ve yeni yaklaşım ile oluşturulan Yardımcı Metinler, Copyright: Doç. Dr. Yalçın İzbul. Telif hakları saklıdır.

 

.İLERİ EĞİTİM SETİMİZ.

 TIKLAYINIZ

ingilizce eğitim seti

pratik ingilizce

TÜRKLER İÇİN PRATİK İNGİLİZCE

Practical English For Turks: YAHOO Uluslararası ESL Grup

pratik ingilizce

Kuruluşu: Kasım, 2001

  TIKLAYINIZ 

.ÖZEL KPDS  SETİMİZ.

 TIKLAYINIZ

KPDS eğitim seti

 
 
 

 

yabancı özlü sözler

YABANCI ÖZLÜ SÖZLER

FOLK WISDOM 01

Yaşayan Dilden Özlü Sözler

özlü sözler

Material Collected, Modified or Adapted from Several Internet Sources to Serve as Fun Reading Passages for Turkish-Speaking People Studying English

yaşayan dil

Yabancı Özlü sözler 01:

SAYING NICE (!!) THINGS

--  BEHIND PEOPLES' BACK !!

"Kinds words would exhort even a snake out of its hole." [Turkish Proverb]... Here you will find words spoken by people advised otherwise. Burada, insanların arkasından konuşmak sanatından inciler bulacaksınız.

özlü People normally drink from the fountain of knowledge; he only gargled.

fountain of knowledge = bilgi çeşmesi... He only gargled = O sadece gargara yapmış...

özlü If you give her a penny for her thoughts, you'd get change.

= Kafasındakileri 1 kuruşa satın alsanız, üstüne bir miktar da para üstü geri alırsınız.

özlü If brains were taxed he'd get a rebate.

= Eğer beyinlerden vergi alınsa, ona vergi iadesi verilir...

özlü She has two brains; one is lost and the other is out looking for it.

İki beyni var: Birisi kayıp, ötekisi onu aramaya çıkmış...

özlü I can't say he's the sharpest knife in the drawer!

"Kendisinin çekmecedeki en keskin bıçak olduğunu söyleyemem..." Yani, = He's quite dull... Oldukça donuk zekalı...

özlü She must've got into the gene pool while the lifeguard wasn't watching.

= Gen havuzuna, havuz bekçisi (cankurtaran) durumu izlemediği bir zamanda girmiş olsa gerek...

özlü He has a room-temperature IQ.

= Oda ısısında zekası var...

özlü Oh, she's a gross ignoramus -- 144 times worse than an ordinary ignoramus.

gross = 1) çok büyük; 2) 12X12 düzine = 144... Burada her iki anlamı da geçerli... (Ayrıca başka yerde "çok kaba" anlamında da karşınıza çıkabilir)... ignoramus /İG-nı-RA:-mıs/ cahil, cahil kişi...

özlü Yes, he has a photographic memory -- but with the lens cover glued on.

= Fotoğrafik bir belleği var, ama mercek kapağını tutkallamışlar açılmıyor... glue /GLU:/ = zamk, tutkal...

özlü She is definitely a prime candidate for natural de-selection.

= Kesinlikle, doğal ayıklanma için önde gelen bir aday...

özlü He is as bright as Alaska in December.

= Aralık ayında Alaska kadar parlak!..

özlü He must've fallen out of the family tree.

= Aile ağacından yuvarlanmış olsa gerek...

özlü Even one-celled organisms would outscore her in IQ tests.

= Zeka testlerinde tek-hücreli organizmalar bile ondan daha yüksek puan alır...

DİKKAT: Herhangi bir fiilin başına gelen "out" önekinin işlevi için şu örneklere bakınız: to outnumber = sayıca üstün olmak... to outclass = sürklase etmek... to outlive = diğeri veya diğerlerinden daha uzun yaşamak... to outshine = gölgede bırakmak (parlaklıktan yana geride bırakmak... 

 İLERİ EĞİTİM SETİMİZ

 TIKLAYINIZ

ingilizce eğitim seti

 

 READING FOR FUN 

Yaşayan Dilden Özlü Sözler 02:

 BUSINESS ADS

 İŞ İLÂNLARI

sözler  Sign on an electrician's truck: Let us remove your shorts.

shorts = şort; short circuit = kısa devre...

sözler  Maternity Clothes Shop: We are open on labour day.

labour = 1. emek; 2. ağır ve meşakkatli çalışma; 3. işçi, amele; 4. doğum sancısı... maternity clothes = hamilelik giysileri...

sözler  On a Front Door: Everyone on the premises is a vegetarian except the dog.

on the premises = (burada) bu mekanda, mekanımızda... (Güzel bir uyarı: "Dikkat, Köpeğimiz Etoburdur"...)

sözler  On a Maternity Room Door: Push, Push, Push.

maternity room = doğum odası... "Push" burada "ıkınmak" anlamında.

sözler  Taxidermist Window: We really know our stuff.

taxidermy = hayvan postu doldurma sanatı; stuff = madde, eşya, şeyler, vb... to stuff = tıkabasa doldurmak...

sözler  Sign on Fence: Salesmen welcome. Dog food is expensive.

Satıcılar lütfen buyursunlar. (Çünkü) Köpek maması çok pahalı da!

sözler  Butcher's Window: Pleased to meat you.

(wordplay on "meat" and "to meet")

sözler  Sign in an office: We shoot every 3rd salesman, and the 2nd one just left.

Her üçüncü satıcıyı vuruyoruz; ikincisi az önce çıktı!

*  *  *  *  *  *

Yaşayan Dilden Özlü Sözler 03:

 FOLK WISDOM 

ozlu  Time may be a great healer, but it's also a lousy beautician.

Zaman çok başarılı bir otacı; ama berbat bir güzellik uzmanı... (Otacı = halk hekimi... sağaltman)

ozlu  Brain cells come and brain cells go, but fat cells live forever.

= Beyin hücreleri gelip geçici, yağ hücreleri ise hep sizinledir...

ozlu  Age doesn't always bring wisdom, Sometimes age comes alone.

Yaşlanmak herzaman yanında bilgelik getirmiyor. Bazen de tekbaşına çıkageliyor...

ozlu  Be nice to your kids. They'll choose your nursing home.

Çocuklarınıza iyi davranın; huzurevinizi onlar seçecek!

ozlu  One of life's mysteries is how a bottle of whiskey can make a girl gain five pounds.

Yarım şişe viskiyi devirip 3.5 kilo alınca çok şaşırmış genç kız... İçki etkisi altında iken hamile kalma kastediliyor -- Açıklamak zorunda kaldığım için özür dilerim; Her okuyucu sizin kadar çabuk kavrayışlı değil de...

ozlu  There is a skinny little creature inside me trying to get out, but I can usually sedate her with a few pieces of chocolate.

İçimde dışarı çıkmağa çalışan incecik bir yaratık var, ama birkaç parça çikolata ile yatıştırabiliyorum. (Espirili tombiş bir hanımın ağzından...)

 

 

Yaşayan Dilden Özlü Sözler 04:

 FOLK WISDOM 

folk  Laugh alone and the world thinks you're an idiot.

= Tekbaşına gül; herkes gerzek olduğunu düşünsün... Atasözünün aslı: Laugh, and the whole world laughs with you... Gül, ki bütün dünya seninle gülsün!

folk  Change is inevitable, except from a vending machine.

(Kelime oyunu: change = 1. değişim, değişme; 2. Bozuk para, para üstü... vending machine = para atıp birşey satın aldığınız makine.

folk  I didn't fight my way to the top of the food chain to be a vegetarian.

Beslenme zincirinin tepesine vejeteryen olayım diye tırmanmadım!

folk  She took an IQ test and the results were negative.

folk  When there's a will, I want to be in it!

Will = 1. İstek, irade; 2. (Burada) vasiyetname... Atasözünün aslı: Where there is a will, there is a way. İstenirse bir yol bulunur...

folk  Time is the best teacher; Unfortunately it kills all its students!

Zaman en iyi öğretmen, ama ne yazık ki bütün öğrencilerini öldürüyor.

folk  He who laughs last thinks slowest.

Son gülen kafası en yavaş çalışandır. (Jetonu en son düşendir.) Atasözünün aslı: He who laughs last laughs best: Son gülen iyi güler...

folk  Can it be a mistake that "STRESSED" is "DESSERTS" spelled backwards?

desserts = yemek üstüne yenen tatlılar...

folk  Seen it all, done it all, can't remember most of it.

Herşeyi gördüm, herşeyi yaptım, ama çoğunu hatırlamıyorum.

folk  Those who live by the sword get shot by those who don't.

Those who live by the sword = kılıcıyla, kılıcına güvenerek, kılıç yasasıyla yaşayan kimseler; get shot = (öyle yaşamayan kimseler tarafından) ateşli silahla vurulup öldürülür...

 

 İLERİ EĞİTİM SETİMİZ

 TIKLAYINIZ

ingilizce eğitim seti

 

Yaşayan Dilden Özlü Sözler 05:

 

DARE YOU SPEAK THE TRUTH ?

 

Gerçekleri İnsanların Yüzüne Yüzüne Söylemeğe Cesaretiniz Var mı?

wisdom  "I've always wanted to have someone to hold, someone to love. After having met you, I've changed my mind."

Hayatımda hep saracağım, seveceğim birisi olsun istemişimdir. Seninle tanıştıktan sonra fikrimi değiştirdim.

wisdom  "I must admit, you brought Religion into my life. I never believed in Hell 'til I met you."

İtiraf etmeliyim ki, sayende dindar oldum. Eskiden cehenneme inanmazdım.

wisdom  "As the days go by, I think of how lucky I am that you're not here to ruin it for me."

as the days go by = günler gelip geçtikçe... as time goes by = aynı anlama gelen daha yaygın bir deyiş...

wisdom  "If I get only one thing for Christmas, I hope it's your sister."

Eğer bir Noel hediyesi alacaksam, umarım bu kızkardeşindir...

wisdom  "Congratulations on your promotion. Before you go, I would like you to take this knife out of my back. You'll probably need it again."

Terfini kutlarım... Gitmeden önce lütfen şu bıçağı sırtımdan çekip çıkarır mısın? Muhtemelen yine ihtiyacın olacaktır!

wisdom  "I'm so miserable without you, it's almost like you're here."

Sensiz okadar mutsuzum ki, tıpkı buradaymışsın gibi!

 

 

CASH IS FINE!

 

It can buy a Bed, but not Sleep

It can buy a Clock, but not Time

It can buy you a Book, but not Knowledge

It can buy you a Position, but not Respect

Sana mevki kazandırabilir, ama saygınlık kazandırmaz...

It can buy you Medicine, but not Health

It can buy you Blood, but not Life

It can buy you Sex, but not Love

So you see money isn't everything. And it often causes pain and suffering.

Görüyosun, para herşey demek değil... (Üstelik) çoğu zaman elem ve acılara neden olur...

I tell you all this because I am your Friend, and as your Friend I want to take away your pain and suffering....

So send me all your money And I will suffer for you.

Gönder bütün paranı; senin yerine ben acı çekeyim

CASH WILL BE FINE !!   NAKİT İYİ OLUR !!

*  *  *  *  *  *

 

PUNCTUATION LESSON

 

The professor wrote "A woman without her man is nothing" on the blackboard and told his students to punctuate it.

The men wrote: A woman, without her man, is nothing.

The women wrote: A woman: without her, man is nothing.

to punctuate /PANK-çueyt/ noktalama işaretleri koymak... punctuation /PANK-çu-EY-şın/ noktalama... Gördünüz mü neleri değiştiriveriyor iki virgülcük... Yani, "Oğlum adam ol baban gibi eşek olma" hesabı...

*  *  *  *  *  *

Yaşayan Dilden Özlü Sözler 06:

 FOLK WISDOM 

özlü I want to die peacefully, in my sleep, like my grandfather... Not screaming and yelling like the passengers in his car.

Burada da anlam aktarımı tamamen doğru noktalama üzerine kurulu...

özlü Puritanism: The haunting fear that someone, somewhere may be happy.

Puritanism = "Amerikan köktendinciliği", diyebilirsiniz... haunting = sizi sık sık ziyaret eden, rahat bırakmayan, yakanızı bırakmayan... to haunt = 1. bir yere sık gitmek, takılmak... 2. "iyi saatte olsunlar" ın sık ziyaret etmesi...

özlü It's always darkest before dawn. So if you're going to steal the neighbour's newspaper, that's the time to do it.

dawn /DOWN/ okunur = şafak... Biliyorsunuz, "down" (aşağı) sözcüğü ise /DAWN/ diye okunuyor. Valla ters bu adamlar vesselam... Çevirisi:

Günün en karanlık saati şafaktan hemen öncedir;

Komşunun gazetesini yürütecekseniz

o saate denk getiriniz!...

Özlü Sözler'e Dönüş

eğlence okuma   güzel sözler

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE

 

 

 

.İLERİ EĞİTİM SETİMİZ.

 TIKLAYINIZ

ingilizce eğitim seti

pratik ingilizce

TÜRKLER İÇİN PRATİK İNGİLİZCE

Practical English For Turks: YAHOO Uluslararası ESL Grup

pratik ingilizce

Kuruluşu: Kasım, 2001

  TIKLAYINIZ 

.ÖZEL KPDS  SETİMİZ.

 TIKLAYINIZ

KPDS eğitim seti

 

Bu Sayfanın Künyesi: Doç. Dr. Yalçın İzbul, http://www.ingilizce-ders.com  Practical English for Turkish Speaking ESL/EFL Students, ÖZLÜ SÖZLER: Özel ingilizce dersleri için yardımcı metin olarak yabancı özlü sözler, Türkçe notlar ve çevirisi ile. İngilizce folk wisdom 01 -- Özel İngilizce ders için yeni bir anlayış ve yeni yaklaşım ile oluşturulan Yardımcı Metinler, Copyright: Doç. Dr. Yalçın İzbul. Telif hakları saklıdır.