BELIEVE IT OR NOT

QUIRKY NEWS

İSTER İNAN İSTER İNANMA

ister inan

DÜNYADAN GARİP OLAYLAR -- 01 --

 

 

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

FASHION VICTIM TOURIST STONED

BY WORRIED LOCALS

Edremit'te Taşlanan Turist

Moda Kurbanı !!

Residents of a Turkish town threw stones at a tourist because they thought he was a Satanist. The Austrian was dressed in black and had piercings on his face.

fashion = moda (sondaki açıklamaya bknz)... to be stoned = taşlanmak... residents = bir yerde oturanlar,  ikamet edenler, sakinler, mukimler... to pierce = delmek, delik açmak... piercings = Özellikle, günümüzün (bence ucube) modasına uyarak vücudun orasına burasına taktırılan halka vb gibi objeler kastediliyor...

Police in Edremit had to take Sascha Michael Mariacher into custody for his own protection. Mariacher, 28, had dyed his hair red and wore large hoop earrings and silver rings.

had to take into custody = gözaltına almak zorunda kaldı...  had dyed his hair red = saçını kızıla boyamıştı... large hoop earrings = kocaman halka küpeler...

Police say he had come to the town to visit his Turkish father. He was not seriously injured. A police spokesman said: "Local people thought he was a Satanist. They were scared and started attacking him."

to be scared = çok korkuyor / korkmuş olmak... they were scared = çok korkmuşlardı...

The Anatolia news agency said people thought he was "an alien." "He is not a Satanist," one police officer said. "And he can't understand why the people were so scared of him."

The Austrian Embassy was not available for comment.

alien = (Burada) "uzaylı"; olağan anlamı = yabancı, daha önce örneği görülmemiş... not to be available for comment = (gazetecilik ağzı) kendilerinden yorum alamadık, kendileriyle görüşemedik, bizimle görüşmediler...

(Story filed: 28th October 2002)

VOCABUARY STUDY (ADVANCED LEVEL)

FASHION, STYLE, MODE, VOGUE, FAD, RAGE, CRAZE are all synonyms meaning "the usage accepted by those who want to be up-to-date."

FASHION is the most general term and applies to any way of dressing, behaving, writing, or performing that is favored at any one time or place: "the current fashion"... STYLE often implies a distinctive fashion adopted by people of taste: "My friend believes doing everything in style". MODE suggests the fashion of the moment among those anxious to appear elegant and sophisticated: "Body piercings seem to be the current mode among young people". VOGUE stresses the wide acceptance of a fashion: "Short skirts are back in vogue this year". FAD suggests collectively capricious behaviour in taking up or dropping a fashion: "Last summer's fad is already over".

RAGE and CRAZE stress intense enthusiasm in adopting a fad: "The ponytail hair style was the great rage in my youth." "Rock'n Roll music appeared to be just a passing craze at one time, but it has lasted."

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

 MEN JOIN WOMEN ON PIRELLI CALENDER

Pirelli Takvimlerinde Artık Erkekler de Var

The world's most famous calendar is to feature men alongside scantily clad women in a break from convention. Renowned photographer Bruce Weber says he is "tired" of separating the sexes for the shoots for the Pirelli.

calendar /-lındı/ = takvim... to feature = baş rolde olmak, ön planda sunmak... feature film = seanstaki "esas" filim ( reklam, fragman vb'den sonraki) ... alongside = yanısıra... scantily clad = çok az giyimli, bi gayret çıplak... Bu iki sözcüğü ayrı ayrı öğrenmenize gerek yok; ama birlikte hoş ve mizah yollu sık kullanılan bir deyim. Daha acıklı bir deyim isterseniz, örneğin fakirlik ve bakımsızlık belirtisi olarak: "scantily-dressed children"...

break = kopma, ayrılma... convention = gelenek, âdet, alışılmış uygulama... break from convention = geleneğin dışına çıkma, alışılmışlıktan uzaklaşma...

renowned /ri-NAUWND/ = famous, ünlü (sıfat)... to be tired = yorgun olmak... Ama: to be tired of smb/sth = bıkmış olmak... to separate = ayırmak, ayrılmak. (DİKKAT: "e" ile "seperate" şeklinde yanlış yazanları vurun, sevaba girin!!) shoot = çekim, fotoğraf veya filim çekimi (to shoot a film)...

Dearest Reader, I'm afraid you'll have to get hold of a Pirelli Calendar to view these lovely ladies in their "scantily clad" selves... (get hold of = bir yerlerden bulmak, ele geçirmek)

Story continued:

Next year's calendar returns to the traditional tastefully shot bare flesh after cutting down on the nipple count last year.

tasteful = zevk sahibi, ince ve görgülü...  the traditional tastefully shot bare flesh = geleneksel incelikle (sanat zevki ile) fotoğraflanmış çıplak vücutlar... flesh = "et"... Ancak genellikle figüratif (mecazi) kullanım: Man does not see in a woman someone made of flesh and bone… Nor do they perceive in her the qualities of a person that equals them in dignity. -- Rosario Castellanos

to cut down on = azaltmak... the nipple count last year = (geçen yıl sırf çıplaklık sergilemek için çekilmiş pek sanatkarane sayılamayacak bir sürü çıplak resim bulunduğu anlaşılıyor... "nipple count" = meme ucu sayısı)...

The calendar features a topless Sophie Dahl who said the presence of the male models on her shoots in Italy had made her more nervous. She stated: "Having the men there made me incredibly shy. I don't know if anybody else felt like that. I was feeling like a 13-year-old schoolgirl would."

nervous = Biliyorsunuz bu sözcük Türkçe'ye çok zor çeviri veriyor. Örneğin buradaki karşılığı, kesinlikle "asabi" değil. = "Kendimi rahat hissetmiyordum, elim ayağım titriyordu" diyor yani, Dahl kızımız... Dikkat, okunuşu: /NÖ:-vıs/... Lütfen, /nör-VOUZ/ filan gibi garip şeyler söyleyenlerin ağzına biber sürünüz; bi daha yapmasınlar...

incredibly = inanılmaz şekilde... shy = utangaç... would = "would feel" şeklinde eklemek zorunda değiliz; yardımcı fiil yeterli...

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

ONLINE GAMER INSURES FINGERS FOR £375,000

İnternet Oyuncusu Parmaklarını

375 Bin Sterline Sigorta Ettirdi

A computer game player has insured his hands for £375,000. Alex Nikitin from London, who is due to take part in the World Cyber Games in Korea this week, says missing a game due to injury could result in him losing his place in the tournament, as well as valuable earnings.

online gamer = internet üzerinden canlı oyunlarda yer alan kimse... to be due + mastar = -cek, -cak = gelecek zaman bildirir: "katılacak olan"... [due to = ------den dolayı" ise tamamen farklı bir kalıptır.]...   missing a game = bir oyun kaçırmak, katılamamak...

"him losing" = DİKKAT: Klasik gramerde "his losing" gerektiren bu kullanım, günümüz İngilizce'sine gayet mübah...

"Qualifying for the World Cyber Games has led me to investigate ways to protect my key assets - my fingers," Mr Nikitin said.

assets X liabilities = bir bilançoda artı ve eksi haneleri... assets = mevcutlar, sahip olunanlar, eldeki artı değerler: "Parmaklarım ana sermayemdir"...

(Story filed: 27th October 2002)

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

ILLEGAL TO SHOUT AT MUGABE'S CAR

Mugabe'nin Arabasına Bağırmak Yasak!!

 

Bağırmakla olmaz -- "Yürek" leri varsa, Mugabe'nin Kedi suretinde karikatürünü çizsinler de görelim!

 

It is now illegal for people in Zimbabwe to shout or gesture at President Robert Mugabe's official car.

now illegal = artık yasadışı, artık yasalara aykırı... to gesture at /CES-çı/ = el kol hareketleri yapmak (mimics = anlamlı yüz ifadeleri, gestures = anlamlı vücut hareketleri)... official car = makam arabası...

His bomb-proof limousine travels at high speeds with motorcycle outriders and about 20 other security vehicles.

bomb-proof = bomba işlemez... travel at high speeds = yüksek hızlarda seyretmek... motorcycle outriders = arabanın çevresinde sıralanan motosikletli eskort...

DİKKAT: "waterproof" bitişik yazılırken, shock-proof, theft-proof gibi başka örnekler genelde tire ile, bazen de ayrı sözcükler olarak yazılıyor...

It often brings traffic to a standstill among road users who sometimes use the opportunity to demonstrate against Mugabe's policies.

to bring to a standstill = durdurmak, durmasına neden olmak... (to come to a standstill = durmak... ÖRNEK CÜMLE: All flights in and out of Atatürk Airport came to a standstill yesterday due to an airlines pilots' strike.) to demonstrate against = gösteri (nümayiş) yapmak...

DİKKAT... DİKKAT... still = 1. hâla (yaygın bilinen anlam); 2. hareketsiz...

Örneğin, şu iki tümceyi irdeleyiniz: He was still standing = Hâla ayakta duruyordu... He was standing still. = Kıpırdamadan duruyordu... still life = natürmort (resim)... stillborn = ölüdoğan (tıp)... Sit still; don't move. = Kıpırdama; orada hareketsiz otur!

The new regulations made it an offence to "make any gesture or statement within the view or hearing of the state car with the intention of insulting any person travelling with an escort."

make it an offence = suç haline getiriyor... make a gesture = to gesture... within the view or hearing of the car = arabadan görülebilecek yada işitilebilecek mesafede... intention = niyet, amaç... to insult = hakaret etmek...

The rules have been published by the transport minister.

the transport minister = ulaştırma bakanı...

All vehicles must stop at the approach of a state car to ensure its "safe and unhindered passage," the rules stated.

at the approach of = yaklaşırken, yaklaşması üzerine... to ensure = olmasını sağlamak, gerçekleşmesini sağlamak... unhindered = "engellenmemiş, mani olunmamış" kavramından "serbestçe"... to hinder /HİN-dı/ = engellemek, engel olmak... hindrance /HİND-rıns/ = engel, engelleme... passage /-sic/ = geçiş, geçit...

Lütfen, "passage" sözcüğünü /æ/ ile okuyunuz; /e/ ile okumayınız; -- "Pesiç" dediğiniz mi, Sırbistan'lı futbolcu! Walla, sınıfımda olsanız, sırf bu yüzden çaktırırdım...

It is also an offence to insult any member of the escort. Eskorttaki herhangi bir kimseyi tahkir etmek de suç...

No penalties were specified. Herhangi bir ceza (Yani cezaların ne olacağı) belirtilmedi...

Under security laws passed earlier this year, insulting Mr Mugabe in a public area carries a maximum penalty of up to one year in jail.

security laws = güvenlik yasaları...  to pass a law = yasa çıkarmak; parlamentonun yasa geçirmesi... a penalty of up to one year in jail = bir yıla kadar hapis cezası...

"Law" sözcüğünün okunuşu konusunda bir kez daha uyarıyorum: /LAV/ filan diye garip telaffuzlarla kendinizi komik durumlara düşürmeyiniz... Doğrusu: /LO:/...

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

ELVIS'S HAIR CLIPPINGS SELL FOR £73,000

Elvis'in Saç Süprüntüleri 73 Bin Sterline Satıldı !!

Clippings of Elvis Presley's jet black hair have sold in a US auction for nearly £73,000. The hair was collected by the star's former barber Homer Gilleland and kept in a jar with a vacuum seal. Gilleland, now deceased, gave the hair to friend Tom Morgan, who decided to sell it.

clippings = Saça her makas atışınızda bir "klip" saç kesmiş olursunuz... Biliyorsunuz, bir zamanlar "kaset" olan hayatlarımızi artık birer "klip"... Aynı traş kesimlerden...

jet black /CET-BLÆK/ = simsiyah... have sold = DİKKAT: etken çatı yine de edilgen anlam veriyor. Türkçe'de de örnekleri var: Kitap iyi satıyor... auction /O:K-şın/ = müzayede, açık arttırma... barber /BA:-bı/ = fazla kullanılan bir sözcük değil. "hairdresser" sözcüğünü tercih ediniz... a jar with a vacuum seal = hava geçirmez  kavanoz... deceased /di-Sİ:ZD/ = ölmüş, mevta...

32 bids were placed on internet auction site Mastronet.com, before it finally sold to an anonymous bidder. It gives a fan "an association much more personal than that of a simple autograph," a catalogue from the auction said.

bid = teklif... bidder = teklif veren... internet auction site = internet açık arttırma sitesi... association = burada, "ilişki, birliktelik, özdeşleşme" (cinsellik nüansı taşımaz)... autograph /@-tıg-RÆF/ (ilk hece birincil vurgu; son hece ikincil vurgu) = hatıra olarak verilen imza...

The clippings are accompanied by letters of authenticity from experts in hair collecting and Elvis memorabilia.

letter of authenticity = "sahihlik belgesi", gerçek olduğuna ilişkin tanıklık belgesi... memorabilia /ME-mırı-Bİ:-liı/ veya /ME-mırı-BİL-yı/ = Burada: hatıra kalan eşyalar; ayrıca "hatırlanmaya değer şeyler" anlamı da vardır...

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

POLICE DOG BITES FOOTBALL PLAYERS

Polis Köpeği Futbolcuları Isırdı

Dikkat: Gazete başlıklarında "present tense", "past" anlamı verir...

A police dog has forced a football match to be abandoned after running on to the pitch and biting three players.

to abandon = bırakmak, terketmek... game is abandoned = maç iptal edildi (Unutmayınız: Gazete başlıklarında present tense, past tense anlamı verir)... pitch = futbol sahası (Şeyy, affedersiniz; bu sözcüğün okunuşunu yazmağa terbiyem müsaade etmiyoo!)... to bite - bit - bitten = ısırmak...

The dog was believed to be exercising on neighbouring land when it interrupted the game in Lincolnshire. It snatched a linesman's flag before running on to the pitch and biting three Lincoln Moorlands reserve players just minutes into the match.

to snatch = kapmak... linesman = yan hakem... reserve player = yedek oyuncu... just minutes into the match = maç başladıktan birkaç dakika sonra...

The Lincolnshire Echo says police officers arranged for the prompt transfer three injured players to hospital for treatment to their bites and for tetanus jabs.

the Lincolnshire Echo = Lincolnshire bölgesi yerel gazetesi...(echo /E-kou/ = yankı)... police officers = polis memurları, emniyet mensupları... arranged for = sağladılar ("düzenlemesini yaptılar" kavramından)...

jab = enjeksiyon (çok yaygın olmamakla birlikte, işitilen bir sözcük: Tıp mensubu okurlarımızın özel dikkatine: "a polio jab" bir başka örnek)

The referee was forced to abandon the game. None of the players is believed to have been seriously injured.

was forced to abandon the game = oyunu tatil etmek zorunda kaldı... to have been seriously injured = ciddi biçimde yaralanmış olmak (perfect pasif mastar kullanımına dikkat)...

(Story filed: 28th October 2002)

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE