BELIEVE IT OR NOT

QUIRKY NEWS

İSTER İNAN İSTER İNANMA

ister inan

DÜNYADAN GARİP OLAYLAR -- 05 --

 

 

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

TEACHER BANNED FROM CLASSROOM

BECAUSE OF BUNION

Öğretmenin Nasırı Yüzünden

Sınıfa Girmesi Yasaklandı

A Chilean teacher has been prevented from taking up a job offer because she had a bunion.

to ban /BÆN/ = yasaklamak, yasadışı ilan etmek, engellemek... to take up = üstlenmek, başlamak... job offer = iş teklifi... Chile, Chilean /çi-li:/ ; /çi-li:-yın/ veya /çi-ley-ın/... bunion /BAN-yın/ = nasır...

Nora Toro Rebeco, 47, was offered a teaching position in the town of San Bernardo following a state exam.

But, after undergoing a medical, she was told she could not take up the position because she was not fit enough.

state exam = devlet sınavı, resmi sınav... to undergo a medical = sağlık muayenesinden geçmek... position = görev, mevki... not fit enough = yeterince sağlıklı değil...

The check up, performed by a private company, concluded that Mrs Rebeco wasn't well enough to be a teacher because of a bunion on her big toe.

wasn't well enough = yeterince sağlığı yerinde değildi ("wasn't good enough" deseydiniz, ne büyük bir hakaret olurdu, irdeleyiniz)... big toe /TO:/ = ayak başparmağı... (Peki, el başparmağına ne denir? = thumb /TSAM/ (/b/ sesi okunmaz)...

She told Las Ultimas Noticias: "I will sue these people. The bunion does not stop me from teaching. I never thought that my old bunion would put me in the news!"

to sue = mahkemeye vermek, dava etmek... I never ...etc = "Sevgili eski nasırım yüzünden haberlere çıkacağımı hiç düşünmemiştim..."

Las Ultimas Noticias = "The Latest News", Şili'nin ençok satan gazetesi... Bu gazeteyi biraz araştırdım. Çok ilginç bir tarihçesi var. Bizim Bab-ı Âlî'nin "reytingçi"lerine bir iki fikir verebileceği düşüncesi ile, link veriyorum: TIKLAYINIZ.

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

İşte, ligde kötü gidişata çözüm bulamayan takımlara Müessesemizden bir ikram haber:

FEMALE SUPPORTERS' FLASH DISTRACTS

OPPOSITION PENALTY TAKER

Bayan Taraftarların Mahrem Yer Gösterisi

Rakip Penaltıcının Dikkatini Dağıttı

A footballer in Somerset put a crucial penalty over the crossbar after a female opposition supporter flashed her breasts at him from behind the goal.

supporter = taraftar... flash = "mahrem" yerlerini bir an için açıp gösterme. "Streaking" (çıplak koşu) modası ile birlikte yaygınlaşan bir başka "kamu hizmeti"!! Ki, öteden beri bizde de çok yaygın olan "paltonun önünü açma" şeklindeki cinsel teşhirden (exhibitionism) çok farklı olarak, bir "toplumsal eğlence" (social fun) niteliği taşıdığı söylenebilir -- Nitekim, kurbanlarının dehşete kapılmadığı, tersine, bol bol güldükleri görülüyor... put a crucial penalty over the crossbar = hayati önemi olan bir penaltıyı üst direkten avuta attı... opposition = rakip takım... from behind the goal = kalenin arkasından...

The Morland Challenge Cup final between Norton Hill Rangers and Wookey FC had gone to penalties after the sides finished 0-0 after extra time.

Challenge Cup =  Madem ki, "Courage Cup" bizde "Koraç Kupası" oluyor, bunu da ben "Türkçeleştireyim": "Çalenç Kupası"!! ... had gone to penalties = beş penaltıya kaldı... after extra time = uzatmadan sonra...

But when one of the Rangers' players was preparing to take his penalty-kick, the Wookey supporter lifted her shirt behind the goal.

to take the penalty kick = penaltı vuruşunu yapmak... lifted her shirt = bluzunu yukarı kaldırdı...

The ball is said to have ended up in the car park as Wookey went on to win the cup for the first time in its history by a 3-2 scoreline, reports the Gloucester Citizen.

is said to have --ed = --mış olduğu söyleniyor, bildiriliyor... went on to win = devamla / devamında kazandı... the Gloucester Citizen = Yerel gazete... Gazete adlarınınn başına "definite article" (the) getirildiğine dikkat ediniz: the Cumhuriyet, the Milliyet, the Sabah...

Bir de, eğer sizin için önemliyse "Gloucester" adının okunuşu: /GLOS-tı/ şeklindedir... Nitekim geçen gün, çok İngilizce bilen TV kanallarımızın birinde "Norwich City" takımı /NORVİÇ/ şeklinde telaffuz edilince, ben "Norveç" anladım. Doğrusu: /NO-riç/...

Some Norton Hill fans were said not to have been amused and sent an anonymous letter of complaint to a local reporter, although no official complaint has been made to footballing organisations.

were said not to have been amused = past passive + perfect infinitive negative + past participle (sıfat): "durumdan pek hoşlanmamış oldukları bildirildi...  anonymous letter /ı-N@-nımıs/ = imzasız mektup... official complaint  /ı--şılkımp-LEYNT/ = resmi şikayet...

"We are not amused." --  Kraliçe Victoria'nın ünlü "onaylamama, beğenmeme" ifade sözleri...

 BELIEVE IT OR NOT !!

DRIVER FINED FOR NOT PUTTING HIS DOG IN SEATBELT

Köpeğine Emniyet Kemeri Takmadığı İçin

Sürücüye Para Cezası Kesildi

A German motorist was fined  £17 for not putting his dog in seatbelt.

Bobbie the dog was travelling in the back of his owner's car when traffic police stopped the vehicle over in Kempten in the foothills of the German Alps.

to fine / to be fined (for) = para cezasına çarptırmak, çarptırılmak... foothills = dağ veya sıradağ eteklerindeki  tepelik alanlar...

They handed his owner, who wishes to remain anonymous, a £17 fine which has now grown to £29 because he's refusing to pay it.

who wishes to remain anonymous = adının açıklanmasını istemeyen...

A police spokesman who defended the fine said: "Anything that flies forward when you brake sharply can cause serious injury and needs to be fixed securely in accordance with road safety regulations.

to fly forward = hızla öne doğru "uçmak"... to brake = firen yapmak... to fix = sabitlemek (başka anlamları da var; örneğin. onarmak, tamir etmek)... road safety regulations = karayolları emniyet yönetmelikleri... ("Yönetmelik" ve "yönetmenlik" sözcüklerini karıştıranın dilini eşek arısı soksun diyeceğim, ama korkarım Parlamentomuza sessizlik hakim olacak...)

"Small dogs belong on the floor and larger dogs need to be kept in a harness or in the boot," he said.

belong on the floor = yerleri arabanın döşemesi olmak gerekir... harness = kuşatım, dizgin... boot = arabanın bagajı (tabii burada kapalı bagaj kastedilmiyor; steyşınların arka bölümü anlatılıyor)...

The spokesman did admit however that a fine was unusual and most officers simply point out the hazard to motorists.

did admit = admitted (pekiştirilmiş anlatım tarzı)... hazard /-zıd/ = danger, tehlike...

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

PRINCE WILLIAM ACCUSED OF SHOOTING A CAT

Prens William Ateş Edip Bir Kediyi Vurmakla Suçlanıyor

Prince William has been investigated by police after a woman claimed he shot her pet cat.

to claim = iddia etmek, öne sürmek... pet cat = ev kedisi, süs kedisi... (alley cat /Æ'-likæt/ = sokak kedisi)

Jeshiera Art filed a complaint saying Prince William, 21, fired a gun outside her home near Balmoral -- and her cat has not been seen since, reports The Sun.

filed a complaint = suç duyurusunda bulundu...

She said: "It had gone 11 when there were a couple of shots."

it had gone 11 = saat 11'i geçmişti (birkaç el silah patladığında)...

Buckingham Palace confirmed the Prince had been on a rabbit shoot near Balmoral, but denied a cat was shot.

had been on a rabbit shoot near Balmoral = Balmoral yakınlarında tavşan avındaydı... to deny /di-NAY/ = reddetmek, inkar etmek...

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

MAN SURVIVES AFTER NAILS GET EMBEDDED IN HEAD

Kafasına Çiviler Saplandı, Ölmedi

A workman on a Californian building site is lucky to be alive after having six nails embedded in his head.

building site = inşaat alanı... is lucky to be alive = hayatta olduğu için şanslı... to be embedded = içine yerleştirilmiş, yuvalandırılmış, gömülmüş olmak... (to be buried /BE-rid/ = (ölüler için) gömülmek...

Isidro Mejia suffered the injuries after a nail gun was accidentally set off on the site.

nail gun = çivi tabancası... after = Burada "sonra" değil, "-----ınca" anlamı veriyor... to be accidentally set off = kazaen ateşlenmek, harekete geçirilmek...

Doctors operated over five days in an effort to remove the 4in nails.

operated over five days = beş gün boyunca ameliyat ettiler... 4in nails = 4 inçlik (10 santimlik) çiviler...

He wasn't expected to survive the accident, but it's now reported he should make a full recovery, says the Daily Record.

wasn't expected to survive the accident = kazadan kurtulması beklenmiyorduı... should make = yapsa gerek, yapması bekleniyor... a full recovery = tam bir iyileşme...

One of the doctors who treated him said: "When you have nails embedded that far into your skull, you don't normally survive but he is doing well."

that far = bu derece derine ("uzaklık / mesafe" kavramı burada "derinlik" anlamında... skull = kafatası...

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

TRAIN CONDUCTORS NEED HOSPITAL TREATMENT

AFTER HEADBUTTING CONTEST

Tren Kondüktörleri Kafa Atma - Tos Vurma

Yarışması Ardından Hastanelik oldular !!

 

 

Eh, "taşkafa" sözcüğünün anlamı da bu olsa gerek! Fakat taşkafalılık Ruslarla sınırlı değil ki...

 

A group of Russian train conductors needed hospital treatment after smashing their heads repeatedly against a train window to find out who had the strongest forehead.

a group of = bir grup... [Israrla "-----ın bir grubu" diye çevirenleri uyarmak için yazıyorum; "of" gördüğünüz heryerde "---in" iyelik halini düşünmek zorunda değilsiniz... "The capital city of Ankara" deyişini "Ankara'nın başkenti" diye mi çeviriyorsunuz?! "The eastern city of Kars" deyişini "Kars'ın doğu kenti" diuye mi çeviriyorsunuz?]

smash repeatedly = tekrar tekrar vurmak... to find out ...... forehead = kimin alnının en kuvvetli olduğunu görüp öğrenmek için...

DİKKAT: "against" sözcüğünün yaygın bilinen "karşı" anlamı dışında, "temas, dokunum" kavramı veren bir boyutu da vardır. Burada "smash their heads against the window" "kafalarını vagon penceresine vurdular" anlamı veriyor. BAŞKA ÖRNEKLER: Raindrops beat against my windowpanes with great force. (Yağmur damlaları camlarıma hızla çarpıyordu)... He leaned against the door. (Kapıya yaslandı / yaslanmış duruyordu)

The conductors came up with the contest as a way of passing time on the 3,000 mile journey from Novosibirsk in Siberia to Vladivostock.

Mealen: 3000 millik yoculukta zamanı geçirebilmek için bu yarışma (fikrini) ortaya attılar. to come up with = bir öneri, yenilik, çözüm, vb ortaya atmak...

The men were treated in hospital after stopping the train midway through the journey at the town of Vyazemskaya and demanding medical help, Pravda reports.

midway through the journey = yolculuğun orta noktasında... to demand medical help = tıbbi yardım talebinde bulunmak...

Story filed: 08:48 Thursday 17th April 2003

 BELIEVE IT OR NOT !!

PRISON YOGA CLASSES LAUNCHED

TO HELP MAFIA RELAX

Mafya Üyelerinin Gevşeyip Rahatlamalarına

Yardımcı Olmak Amacıyla, Hapishanede

Yoga Sınıfları Başlatıldı

Mafia criminals serving time in an Italian maximum security prison are being given yoga lessons to help them relax and reduce tension. Prison officials, who hope the initiative will reduce the risk of rioting, say the inmates can practise yoga for up to two hours a day.

to serve time (to serve a sentence) = hapis yatmak, cezasını çekmek... maximum security prison = "E-Tipi"... to reduce tension = gerilimi düşürmek... initiative = girişim... to riot = şiddet ve sağa sola saldırı ile birlikteki sokak hareketleri için kullanılır... inmate = cezaevi mahkumu... up to two hours = iki saate kadar, iki saati aşmayacak şekilde...

Giovanni Rizza, governor of the top security Bicocca jail at Catania on the island of Sicily, said: "The yoga will help relax and also give the inmates a feeling of well being which is our main objective.

governor = (Burada) yönetici, müdür...  a feeling of well being = kendini iyi hissetme duygusu... objective = amaç...

''During a trial period the initiative was welcomed by the inmates, especially those serving longer sentences, and we believe it will help reduce tension in the jail.

trial period = deneme süresi... was welcomed = iyi karşılandı, beğenildi... those serving longer sentences = daha uzun mahkumiyet almış olanlar... will help reduce tension in the jail = hapishanede gerilimi düşürmeğe yardımcı olmak...

Story filed: 12:12 Friday 14th March 2003

Additional Vocabulary Notes (İlave Sözcük Notları)

to initiate = başlatmak, girişmek... to take the initiative = "insiyatifi" ele almak, ilk hareketi yapmak...

to object (to) = karşı çıkmak, itiraz etmek... objection = itiraz, karşı çıkma...

object = nesne... objective =  1.  nesnel, objektif... (Tersi: subjective = öznel, sübjektif...  2.  amaç...

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

TEXAN ACHING AFTER FIRST NIGHT IN DOG KENNEL

Texas'lı Adam Köpek Kulübesindeki İlk Gecenin Ardından

 "Bütün Vücudunun Ağrıdığını" (Söyledi)

A Texan has woken up with a stiff back after spending the first of 30 nights sleeping in a dog kennel as punishment for beating his stepson.

with a stiff back = sırtı tutulmuş durumda... kennel = köpek kulübesi... to beat - beat - beaten= dövmek... stepson = "step-" öneki "üvey" anlamına gelir: stepson, stepfather, etc...

The man, who was convicted of whipping his stepson with a car aerial, decided to keep his lower body inside the kennel. His rottweiler was forced to sleep out in the open.

to be convicted (of) = hüküm giymek... to whip = kırbaçlamak... car aerial = araba anteni... decided ... inside the kennel = (kulübeye bütünüyle sığmadığı için) bedeninin alt bölümünü sokmağa karar verdi... forced to sleep out in the open = açıkhavada uyumak zorunda kaldı...

The kennel has been placed on a stand in front of his garage. A police officer will carry out regular patrols of the property to ensure he serves his sentence.

patrol = devriye... property = "mülk" (ev ve bahçesi kastediliyor)... to ensure he serves his sentence = cezasını çektiğinden emin olmak... to serve a sentence = hapis yatmak, cezasını çekmek...

 BELIEVE IT OR NOT !!

INDIAN FIREMEN BESIEGED

BY FEMALE ADMIRERS

Hintli İtfaiyeciler, Bayan Hayranlarının

Kuşatması Altında

The all-male staff of an Indian fire station have complained of being besieged by female callers wanting them to extinguish the fire in their heart.

all-male staff = tamamen erkeklerden oluşan personel... caller = telefon eden... to extinguish the fire in their heart = kalblerindeki yangını söndürmek...

Newspaper Mid-day reports persistent calls from female admirers have made it almost impossible for firemen at the Jawahar Fire Control, near Thane, to work. On average, the 55 "happily married" members of the fire station receive up to 70 amorous calls each day.

persistent = ısrarlı... made it almost impossible for firemen to work = itfaiyeciler için çalışmayı neredeyse olanaksız hale getirdi...

happily married = mutlu evliliği olan... amorous = aşk dolu, arzu dolu... Amore mia: Mia luce, mio fuoco, mia acqua, mio tutto... My love, my light, my fire, my (life) water, my everything...

The firemen say the calls began a few months ago, have increased in frequency and come mostly "from bored housewives or barmaids"

bored housewives = hayattan sıkılmış ev kadınları...

A R Parab, one the officers on duty, said: "They even give us addresses where we can meet them and when we try and be polite, they get very angry.

"Various women call up saying things like, What kind of fires do you extinguish? How about putting out the fire in my heart? Come soon to put an end to the fire within me."

"Ne tür yangınlar söndürüyorsun? Kalbimdeki yangını söndürmeğe ne dersin? Geç kalma çabuk gel, içimdeki yangını söndür..." -- Hintli ablalarım da az yaman değillermiş ha...

The firemen have since complained to the phone company which says it cannot do anything about the calls, as they are made to a free number.

free number = ücretsiz aranan numara...

The paper says even complaints to the police have not been of much help since the officers themselves claimed to having been at the receiving end of similar calls.

MEALEN = Çünkü polis memurları, kendilerinin de benzer telefonlara muhatap olduklarını söylüyorlar...

Story filed: 10:33 Thursday 17th April 2003

 BELIEVE IT OR NOT !!

BUSINESSMAN SELLS "POO" GOOD LUCK CHARMS

İşadamı Kakadan Yapılma

Uğur Objeleri Satıyor!!

Entrepreneur Koji Fujii says he merely wants to bring happiness and good luck to his country in a time of hardship and misery.

poo = kaka (dışkı)... good luck charm = şans objesi, uğur... merely /MİI-li/ = sadece, yalnızca, ------den ibaret... entrepreneur /ANT-rıprö-NÖ:/ = girişimci... in a time of hardship and misery = zor ve mutsuz (çaresizliklerle dolu) bir dönemde...

The 52-year-old from Kyoto said: "Everybody wants to have a little piece of luck for himself, especially nowadays. At the moment the only news people hear is bad. From a poor economy, to scandals in politics and war."

He adds anyone would be happy to receive a "little piece of poo" as a present. "People like products that are humorous and look nice," he said.

People like products that are humorous and look nice. = İnsanlar mizahi ve hoş görünümlü ürünleri seviyorlar...

The words for 'luck' and 'poo' are very similar in Japanese. Japonca'da "şans, talih" ve "kaka" sözcükleri birbirine çok benziyor...

The seven-centimetre-high piles of golden excrement will be available in supermarkets across the Kyoto-Osaka region and will cost around £10 each.

the seven-centimetre-high piles of golden excrement = altından yapılma yedi santim yüksekliğinde kaka kümeleri... excrement = dışkı, "human excrement"...

"Uncountables" (sayılamayan) nesnelerin belli bir birime bağlanarak "sayılabilir" hale getirildiğini biliyorsunuz. İşte buradaki birim de şöyledir: "a pile of excrement"...

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE