BELIEVE IT OR NOT

QUIRKY NEWS

İSTER İNAN İSTER İNANMA

ister inan

DÜNYADAN GARİP OLAYLAR -- 12 --

 

 

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

Passengers Capsize Boat To Look At Nudists

Nüdistleri Görmek Uğruna

Tekneyi Alabora Ettiler

A boat carrying 60 people across a Texas lake capsized after the passengers ran to one side to look at nude bathers.

to capsize = alabora etmek, alabora olmak... to run to one side = bir yanına koşmak... nude /NYUD/ = çıplak, çırılçıplak = naked /NEY-kid/...

The incident happened on Lake Travis near Austin on Sunday.

The sunbathers dived in to help pull the passengers to the bank. It's believed all of them made it to safety.

to dive (in) = suya dalmak, balıklama dalmak... bank = (normalde) akarsu kıyısı; (deniz ve büyük göllerin kıyısı için = shore)... to make it to safety = emniyetli bir yere ulaşabilmek, tehlikeli bölgeden uzaklaşmak...

The boat's skipper shouted at the passengers to get away from the rail, but his warning came too late.

skipper = süvari... (Dikkat, "atlı" anlamına kullanılamaz... Atlı = horseman; süvari birliği = cavalry /-vılri/...)

 

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

Airline Passenger Finds Frog in Food

Uçak Yolcusu Yemeğinde Kurbağa Buldu

An airline passenger on a flight from Melbourne to Wellington got a surprise when she found a live frog in her salad.

live frog = canlı kurbağa...

The woman was on a Qantas flight when she found the frog on top of her cucumber.

cucumber /KYU-kımbı/ = salatalık (hıyar)...

The woman managed to trap the creature in the salad box, preventing it from escaping, says the New Zealand Herald.

to trap = (tuzağa düşürüp) yakalamak...

Cabin crew removed the container and notified New Zealand's Agriculture department who had quarantine staff waiting when the plane landed.

container = kutu, mahfaza; burada, kapaklı salata kabı kastediliyor... to notify /NOU-ti-FAY/ = haber vermek, haberdar etmek...

had quarantine staff waiting = karantina personelinin hazır beklemelerini sağladılar (have smb do/doing sth, yapısı = birisine birşeyi yaptırıyor olmak; yapıyor olmasına amir olmak)...

 

 BELIEVE IT OR NOT !!

Women Close Booze Shop

Kadınlar Meyhane Kapattırdı !!

1. "To close" : Burada "kapattırmak" anlamına geldiğini ancak metinden çıkarsayabiliyoruz. Gerçi, İngilizce'de "ettirgenlik" (the causatives) kalıpları vardır; ama gazeteciliğin telgraf üslubu buna meydan vermemiş. Bakınız Türkçe bu konuda çok daha ifadekâr.

2. "Booze shop", aslında "içki satılan dükkan" anlamındadır. Burada daha heyecanlı olsun diye "meyhane" dedim.

3. "Booze / to booze" /BU:Z/ = Çok ilginç bir sözcüktür. Yüzyıllardır dilde yer almasına ve çok yaygın kullanılmasına karşın, hala argo (slang) bir sözcük olarak algılanmaktadır: i. "içki" (ad); ii. "kafayı çekmek" (fiil).

Frustrated Romanian women forced a 24-hour shop to close because its cheap booze was making their men impotent... [Romania, Romanian... "O" ile yazılmasına karşın /RU:/ ile okunduğuna dikkat ediniz.]

frustrated /FRAS-tıreytid/ = 1. Hayalleri boşa çıkmış, hayal kırıklığı içinde; 2. cinsel doyumsuzluk yaşıyor / içinde... ["Abaza/abazan" kavramı farklıdır = sex-starved (=cinsel açlık çekiyor)] ... forced the shop to close = kapanmağa zorladılar, kapattırttılar... impotent = /İM-pıtınt/ = impotan, iktidarsız... ["incompetent" /in-K@M-pıtınt/ "beceriksiz, kompetan olmayan" ile karıştırmayınız!!].

Women at Nistoresti said shopkeeper Ion Barbu was causing chaos by staying open all hours and letting men buy drink on credit... They staged protests outside the store and also complained to consumers protection officials, reports local daily Seven Days.

open all hours = 24 saat açık... on credit = veresiye... Besbelli ki amme hizmetinin önemini anlayan, sorumluluk duygusu yüksek bir yurttaş-:))

to stage /STEYC/ = Sahnelemek, sergilemek, tertib etmek... consumers protection officials = tüketici koruma yetkilileri... local daily Seven Days = yerel günlük "Yedi Gün" gazetesi...

Dumitru Dila, head of the Consumers' Protection Office in Vrancea, confirmed the store had been closed while they investigated breaches of the trading laws...

to confirm = doğrulamak, teyid etmek... a breach of the law /BRİ:Ç/ = yasa ihlali, yasa çiğneme... trade = ticaret...

"Law" sözcüğünün okunuşu konusunda bir kez daha uyarıyorum: /LAV/ filan diye telaffuz edip, kendinizi komik durumlara sokmayın... Doğrusu: /LO:/...

He said: "The women filed a complaint that the local men were buying alcohol all the time, even in the middle of the night, and were also offered alcohol on credit.

to file a complaint /FAYL/ = şikayette bulunmak (Şikayeti dosyalara geçirttirmek" kavramından... "to fill / filled -- doldurmak" fiili ile karıştırmayınız... to be offered alcohol on credit = veresiye içki verilmek ("to offer" fiilini burada "teklif" olarak değil, "sunmak" olarak görünüz)...

"They said the store had made many men impotent and caused several family rows that had ended in divorce. We have ordered it to close while we carry out our enquiries."

a family row /RAU/ = aile (ağız) kavgası... to end in divorce = boşanma ile bitmek... to carry out = sürdürerek sonuçlandırmak; gerçekleştirmek... enquiry (inquiry) = soruşturma, inceleme...

 

    

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE