Bu üç sözcüğü, kendi anlamları olmayan birer İŞLEV
sözcüğü olarak değerlendiriniz. İlk ikisi, girdikleri tümcenin anlamını
%98-99 oranında tersine çeviriyor. Türkçe'ye
"neredeyse,
hemen hemen..."
kavramları ile çeviriniz:
She
works hard. =
Çok
çalışır...
She
hardly does any work. =
Hemen
hemen hiç çalışmaz!..
She
hardly ever goes out.
Hemen
hemen hiç dışarı çıkmaz.
How can
I accept this present. I hardly know you.
Sizi
doğru dürüst tanımıyorum ki...
I
hardly knew him.
Kendisini pek tanımıyordum; tanıdığım söylenemezdi.
I can
hardly see the stain.
Lekeyi
göremiyorum diyebilirim...
He
hardly looked at it.
Pek
ilgilenmedi; kesinlikle incelemedi. Şöyle bir göz attı.
Nowadays, she scarcely comes here.
Pek
uğramıyor; çok ender uğruyor...
"Barely" bunlardan biraz farklı ve Türkçe'ye "ucu ucuna" gibi bir
kavramla çevrilebilir:
She was
barely sixteen.
Onaltısında ya var ya yoktu; yeni basmıştı...
(Oysa,
"hardly" veya "scarcely" = "henüz onaltı yaşında yoktu" anlamı verecekti.)
We had
barely enough to eat.
Karnımızı ucu ucuna doyurabiliyorduk. Hatta bazen aç bile kalıyorduk...
There
were barely a hundred people there.
Ucu ucuna yüz kişi kadar vardı...
Oysa,
There
were hardly / scarcely a hundred people there.
=
Kesinlikle yüz kişi yoktu; olsa olsa 97-98 kişi olmuş olabilir,
anlamı verecektir.