Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Free Bilingual E-Zine Supplements

March 27, 2003

Supplement # 007

 
 
 

 READING FOR FUN 

 CHILDREN'S LETTERS TO GOD

 ÇOCUKLARDAN TANRI'YA MEKTUPLAR

 PART - 3

*  *  *  *  *

Dear God:

* I know all about where babies come from. I think, from inside mommies and daddies put them there. Where are they before that? Do you have them in Heaven? How do they get down here? Do you have to take care of them all first? Please answer all my questions... I always think of you. -- Yours Truly, Susan

to know all about sth = bir konuya ilişkin herşeyi bilmek...

* Thank you for the baby brother but what I prayed for was a puppy.

 Bir erkek kardeş (gönderdiğin için) teşekkür ederim, ama ben (aslında) bir yavru köpek için dua etmiştim... 

to pray = dua etmek... prqyer = Bu sözcüğün hem "dua", hem de "dua eden kişi" anlamına geldiğine dikkat ediniz...

* Please put another holiday between Christmas and Easter. There is nothing good in there now.

 Lütfen, Noel ile Paskalya arasına bir başka tatil koyar mısın... Şimdilerde orada dişe dokunur birşey yok da... (serbest çeviri) 

* Why is Sunday School on Sunday? I thought it was supposed to be our day of rest.

 Neden Pazar Okulları (din kursları) Pazar günü? Hani bu bizim dinlenme günümüz olacaktı?...

* I wish you would not make it so easy for people to get injured. I had 3 stitches and a shot.

 Keşke insanları bu derece kolay yara-bere alabilir yaratmasaydın: Üç dikiş attılar, bir de iğne yedim...

* If we come back as something, please don't let me be Jennifer Horton, because I hate her. Thank You. Love, Denise

 "if we come back as something": "Reinkarnasyon" dan söz ediyor...

 

 CREME DE LA CREME

 *  Please send Dennis Clark to a different camp this year.

 Allahım, lütfen Dennis Clark'ı bu yıl başka bir yaz kampına gönder...

 
 
 

 

 LANGUAGE TIPS

HARDLY, SCARCELY, BARELY

    Bu üç sözcüğü, kendi anlamları olmayan birer İŞLEV sözcüğü olarak değerlendiriniz. İlk ikisi, girdikleri tümcenin anlamını %98-99 oranında tersine çeviriyor. Türkçe'ye "neredeyse, hemen hemen..." kavramları ile çeviriniz:

She works hard. = Çok çalışır...

She hardly does any work. = Hemen hemen hiç çalışmaz!..

 

She hardly ever goes out. Hemen hemen hiç dışarı çıkmaz.

How can I accept this present. I hardly know you. Sizi doğru dürüst tanımıyorum ki...

I hardly knew him. Kendisini pek tanımıyordum; tanıdığım söylenemezdi.

I can hardly see the stain. Lekeyi göremiyorum diyebilirim...

He hardly looked at it. Pek ilgilenmedi; kesinlikle incelemedi. Şöyle bir göz attı.

Nowadays, she scarcely comes here. Pek uğramıyor; çok ender uğruyor...

"Barely" bunlardan biraz farklı ve Türkçe'ye "ucu ucuna" gibi bir kavramla çevrilebilir:

She was barely sixteen. Onaltısında ya var ya yoktu; yeni basmıştı... (Oysa, "hardly" veya "scarcely" = "henüz onaltı yaşında yoktu" anlamı verecekti.)

We had barely enough to eat. Karnımızı ucu ucuna doyurabiliyorduk. Hatta bazen aç bile kalıyorduk...

There were barely a hundred people there. Ucu ucuna yüz kişi kadar vardı...

Oysa, There were hardly / scarcely a hundred people there. = Kesinlikle yüz kişi yoktu; olsa olsa 97-98 kişi olmuş olabilir, anlamı verecektir.

 

 
 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE

__________________________________________________________________________