Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Free Bilingual E-Zine Supplements

April 9, 2003

Supplement # 010

 
  Hello, Dearest Members... You will find, in this Issue, the fourth and final part of our series, "Children's Letters to God"... And, I dedicate the following statement by Mr. Babacan, the "Minister Responsible for Turkish Economy", to some irate members of ours who find the series "irrelevant", to say the least...

-- If Allah doesn't come up with some obstruction, we will pay the nemas this month...

-- Eğer Allah'tan bir mani olmazsa, nemaları bu ay ödeyeceğiz...

Ali Babacan,

Türkiye Ekonomisinden Sorumlu Bakan

 

If you've found no fault with Mr. Babacan's logic quoted on the column left, you should not find it difficult to accept the apparent logic of children's letters to God either...

So, rest assured that the nemas will be paid this month!!... Why should God ordain that they be paid not!!

[NOT: Son tümcede kullandığım "Biblical" yapıyı, dilsel olarak örnek almayınız.]

to dedicate = ithaf etmek... irate = öfkeli... irrelevant = quel alâka... To say the least = En hafif terimiyle ifade edecek olursak... Rest assured that = Müsterih olunuz ki...

 
 

 

 LANGUAGE TIPS

either : Sağ sütun ilk paragraf sonundaki kullanımda "de, da, dahi" anlamı verir. Tümcenin çevirisi şöyle: "Eğer Sayın Babacan'ın sol sütunda alıntı yaptığımız mantığında bir hata görmüyorsanız, çocukların Tanrı'ya mektuplarındaki görünür mantığı da kabul etmekte güçlük çekmemeniz gerekir."

Bu kullanım, aşağıdaki örneklerin doğal bir uzantısıdır:

 

Ali: "I don't smoke." Güneş: "I don't either."

Ali doesn't smoke. Güneş doesn't either.

You'd better give up smoking altogether. You shouldn't consume too much alcohol either.

=

=

=

Ali: "Ben sigara içmem." Güneş: "Ben de."

Ali sigara içmez. Güneş de (içmez).

En iyisi sigarayı tümüyle bırakınız. Çok fazla içki de içmemelisiniz. ["altogether" anlamına dikkat!!]

 

 

 
 

 READING FOR FUN 

 CHILDREN'S LETTERS TO GOD

 ÇOCUKLARDAN TANRI'YA MEKTUPLAR

 PART - 4

*  *  *  *  *

Serbest Çeviriler

Dear God:

* Maybe Cain and Abel would not kill each other so much if they had their own rooms. I get on very well with my brother.

 Belki de Kabil ve Habil birbirlerini bu derece öldürmezlerdi -- eğer kendilerine ait birer odaları olsaydı evde. Kardeşimle ben çok iyi geçiniyoruz da...

NOT: "to kill each other so much": "Öldürmek" anlamına alırsanız, besbellidir ki mantıksız bir deyiş olur. Çocuk burada bunu "hırpalamak, didişmek" anlamında kullanmış...

Deyim: I get on very well with him... We get on very well (together)... = Çok iyi geçiniyoruz... Kendisiyle çok iyi geçiniriz...

* I want to be just like my Daddy when I get big but not with so much hair all over.

 Büyüyünce tıpkı babam gibi olmak istiyorum -- ama o kadar kıllı olmayayım baştan aşağı...

to be just like somebody = tıpkı birisi gibi olmak... to look like somebody = (fizik olarak) birisine benzemek... Örnekler: He is just like his father. = (Duruşu, davranışı)tıpkı babası gibi; babasına çekmiş... He looks like his brother. = (Fizik olarak) kardeşine benziyor... He takes after his grandfather. = Büyükbabasına çekmiş bu çocuk...

DİKKAT: Normalde "when I get big" demeyiz; "when I grow up" deriz...

* I think the stapler is on of your greatest inventions.

 Bence tel zımba senin en büyük icatlarından birisi...

* I bet it is very hard for you to love all of everybody in the whole world. There are only 4 people in our family and I can never do it.

 Bahse girerim ki, tüm dünyadaki herkesi sevmek senin için çok zor olsa gerek... Ailemde biz yalnızca dört kişiyiz ve ben bunu hiç beceremiyorum...

DİKKAT: "all of everybody" gibi bir deyim kullanmayınız...

* My brother told me about being born but it sure doesn't sound right.

 Kardeşim bana doğum vs'nin hepsini anlattı, ama ben pek inandırıcı bulmadım bütün bunları...

* If you watch in church on Sunday, I will show you my new shoes.

 Pazar günü bizim kiliseye bir göz atar mısın: Sana yeni ayakkabılarımı göstermek istiyorum da...

* I would like to live for 900 years like the guy in the bible.

 İncil'deki o adam gibi 900 yıl yaşamak istiyorum. Olur mu?...

 CREME DE LA CREME

 *  We read Thomas Edison made light. But in Sunday school they said you did it. So, I bet he stole your idea.

 Işığı Thomas Edison'un icat ettiğini okuduk. Ama Kilise Okulunda bunu Senin yaptığını söylediler. Bahse girerim ki fikri senden çalmıştır.

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE

__________________________________________________________________________