Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Free Bilingual E-Zine Supplements

April 30, 2003

Supplement # 016

 
 

 

 THOUGHTS FOR TODAY

 -- 1 --

"You may delay, but time will not." -- Benjamin Franklin

While you hesitate,

and chew things over,

and second guess yourself,

time is rolling on...

Once you have a well-formulated idea,

act on it...

You don’t want a golden opportunity to pass you by.

 

Siz gecikebilirsiniz; ama Zaman gecikmeyecektir...

chew things over = kafasında tekrar tekrar evirip çevirmek... "İyice çiğnemek" kavramından gelen bu deyim için, bir de ekleme yapalım: "Is it because you have bitten off more than you can chew?" = Yutabileceğinizden daha büyük bir lokma ısırmış olduğunuz için mi acaba?!...  to second guess somebody = birisinin fikirlerine karşı fikir yürütmek; dolayısıyla: to second guess oneself = kendi fikirlerine karşı yine kendisi karşı fikirler üreterek karar vermeyi sürüncemede bırakmak... time is rolling on = Zaman yuvarlanıp gidiyor, akıyor/geçiyor...

Once = "Bir kez, hele bir kez, hele bir" şeklinde anlamlarla kullanılan bir zarf/belirteç tümcelik bağlacı (bknz. AŞAĞIDAKİ  LINGUISTIC NOTES )...

Act on it = [Emir kipi; imperative] Bunun gereğini yap; buna uygun davranışı uygula; harekete geç... a golden opportunity = altın bir fırsat... NOT EDİNİZ: ad durumu: gold; sıfat durumu: golden... Oysa, "silver" veya "iron" için her ikisi de aynı: "Silver is a precious metal." "He was born with a silver spoon in his mouth." = "born into a rich family"... to pass somebody by = yanından geçip gitmek: "I stand on the corner; watch the girls pass me by"... "I was driving very slowly, letting all other cars pass me by"...

 

 -- 2 --

 

It’s far more useful to concentrate on future opportunities than on missed chances...

Should you let an opportunity slip by you,

take some time

and deliberate on why you failed to grab your chance...

It's no use, however, crying over spilt milk...

If, for example, you find

that you couldn’t summon the courage to take a risk,

then start working on boosting your confidence

so (that) you’ll be ready

for the next opportunity that comes along.

 

Kaçırılmış fırsatlara odaklanmaktansa, gelecekteki fırsatlara odaklanmak çok daha yararlıdır...

Should you = Ola ki (1. Tip If'li tümce kalıplarından çok yaygın bir devrik tümce kalıbı... let an opportunity slip by you = bir fırsatın yanınızdan kayıp geçmesine izin verirseniz... take some time = biraz zaman ayırın/harcayın... to deliberate on = kafasında evirip çevirmek, ayrıntıları ile düşünmek (bknz. AŞAĞIDAKİ  LINGUISTIC NOTES )... to grab one's chance = fırsatı yakalamak, kaçırmamak... to cry over spilt (spilled) milk = Atasözü : Olan oldu, (dökülmüş/saçılmış süte) üzülmenin faydası yok... to summon the courage = cesaretini toplamak... that comes along = çıkagelen... so (that) = Bu yapıyı, hatırlayacaksınız; bir önceki sayımızda uzun uzun açıklamıştık...

 

 -- 3 --

 

"Minds are like parachutes. They only function when they are open." -- Sir James Dewar

Nothing is more deadly to the creative process

than the sentence, "We’ve always done it this way..."

Times are changing.

The whole world is changing.

Which means that you yourself must be open to change, too.

 

Zihinler paraşütler gibidir; Yalnızca açık olduklarında işlevseldir...

deadly to = ölümcül... the creative process = yaratıcılık süreci... We've always done it this way. = Biz bunu hep böyle yapagelmişizdir ( = Eski köye yeni adet gerekmez!)... Times are changing = 1. Zamanlar değişiyor; devir değişiyor... Which means that = Ki bu da şu anlama gelir ki... you yourself ... too = siz kendiniz de... to be open to change = değişikliğe açık olmak...

Texts adapted partly from www.mailbits.com

 LINGUISTIC NOTES

"to deliberate" fiil okunuşu :   de-li-bireyt

"deliberate" sıfat okunuşu :   de-li-birit

KURAL : -ate ekini,

 fiillerde /eyt/

 sıfatlarda /it/

şeklinde okuyunuz. Bunu telaffuz kuralının önemini derece vurgulasam azdır. İşte bir örnek daha:

"to separate" fiil okunuşu :   se-pıreyt

"separate" sıfat okunuşu :   se-pırit

 ONCE

O ölçüde ivedilik taşımayan durumlar için tercih edilebilir ve Türkçeye çoğu zaman "Hele bir..." kavramıyla aktarılır:

Once we get home, we can sit down and relax a bit.

Once I was out of that building, I felt much better.

(Binadan çıkmak için can attığımız, belki de çok uğraştuğımız, çıkınca derin bir oh çektiğimiz dile getiriliyor.)

Once the problem has been settled (is settled), We can then consider undertaking new obligations....

Unutmayınız: temel-tümcelik future ise, bağıl-tümcelik present olmak zorunda. Burada tercihimiz present perfect, çünkü sorunun halledilmiş, bitmiş olması gerektiğini daha iyi vurguluyor...

Once your health improves, you can resume your studies. (Hele bir sağlığın düzelsin, çalışmalarına yeniden başlayabilirsin.)

Burada da yukardaki durum geçerli. İyi de, temel-tümceliğin future olduğunu nereden çıkarıyoruz? Doğaldır ki anlamından. "Can" yardımcı fiilinin ayrıca bir future biçimi bulunmadığını unutmayınız...

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE

__________________________________________________________________________