THOUGHTS FOR
TODAY
-- 1 --
"You may delay, but time will not." -- Benjamin Franklin
While
you hesitate,
and chew
things over,
and
second guess yourself,
time is
rolling on...
Once you
have a well-formulated idea,
act on
it...
You
don’t want a golden opportunity to pass you by.
Siz
gecikebilirsiniz; ama Zaman gecikmeyecektir...
chew things over =
kafasında tekrar tekrar evirip çevirmek... "İyice çiğnemek" kavramından
gelen bu deyim için, bir de ekleme yapalım: "Is it because you have bitten
off more than you can chew?" = Yutabileceğinizden daha büyük bir lokma
ısırmış olduğunuz için mi acaba?!...
to second guess somebody =
birisinin fikirlerine karşı fikir yürütmek; dolayısıyla:
to second guess oneself =
kendi fikirlerine karşı yine kendisi karşı fikirler üreterek karar vermeyi
sürüncemede bırakmak...
time is rolling on =
Zaman yuvarlanıp gidiyor, akıyor/geçiyor...
Once
= "Bir kez, hele bir kez, hele bir" şeklinde anlamlarla kullanılan bir
zarf/belirteç tümcelik bağlacı (bknz.
AŞAĞIDAKİ
LINGUISTIC NOTES
)...
Act on it
= [Emir kipi; imperative] Bunun
gereğini yap; buna uygun davranışı uygula; harekete geç...
a golden opportunity =
altın bir fırsat... NOT EDİNİZ: ad durumu: gold; sıfat durumu: golden...
Oysa, "silver" veya "iron" için her ikisi de aynı: "Silver is a precious
metal." "He was born with a silver spoon in his mouth." = "born into a
rich family"... to pass somebody by =
yanından geçip gitmek: "I stand on the corner; watch the girls pass me by"...
"I was driving very slowly, letting all other cars pass me by"...
-- 2 --
It’s far more useful to concentrate on future opportunities than on missed
chances...
Should
you let an opportunity slip by you,
take
some time
and
deliberate on why you failed to grab your chance...
It's no
use, however, crying over spilt milk...
If, for
example, you find
that you
couldn’t summon the courage to take a risk,
then
start working on boosting your confidence
so
(that) you’ll be ready
for the
next opportunity that comes along.
Kaçırılmış
fırsatlara odaklanmaktansa, gelecekteki fırsatlara odaklanmak çok daha
yararlıdır...
Should you =
Ola ki (1. Tip If'li tümce kalıplarından çok yaygın bir devrik tümce
kalıbı...
let an opportunity slip by you =
bir fırsatın yanınızdan kayıp geçmesine izin verirseniz...
take some time =
biraz zaman ayırın/harcayın...
to deliberate on =
kafasında evirip çevirmek, ayrıntıları ile düşünmek (bknz.
AŞAĞIDAKİ
LINGUISTIC NOTES
)... to
grab one's chance =
fırsatı yakalamak, kaçırmamak...
to cry over spilt (spilled) milk =
Atasözü : Olan oldu, (dökülmüş/saçılmış süte) üzülmenin faydası yok...
to summon the courage =
cesaretini toplamak...
that comes along =
çıkagelen...
so (that) =
Bu yapıyı, hatırlayacaksınız; bir önceki sayımızda uzun uzun açıklamıştık...
-- 3 --
"Minds are like parachutes. They only function when they are open." -- Sir
James Dewar
Nothing
is more deadly to the creative process
than the
sentence, "We’ve always done it this way..."
Times are changing.
The whole world is
changing.
Which
means that you yourself must be open to change, too.
Zihinler paraşütler
gibidir; Yalnızca açık olduklarında işlevseldir...
deadly to =
ölümcül... the creative process = yaratıcılık süreci...
We've always done it this way.
= Biz bunu hep böyle yapagelmişizdir ( = Eski köye yeni adet gerekmez!)...
Times are changing
= 1. Zamanlar değişiyor; devir değişiyor...
Which means that
= Ki bu da şu anlama gelir ki...
you yourself ... too
= siz kendiniz de...
to be open to change
= değişikliğe açık olmak...
Texts adapted partly from
www.mailbits.com

LINGUISTIC NOTES
"to deliberate" fiil
okunuşu :
de-li-bireyt
"deliberate" sıfat
okunuşu :
de-li-birit
KURAL
: -ate
ekini,
fiillerde /eyt/
sıfatlarda /it/
şeklinde okuyunuz. Bunu telaffuz kuralının önemini derece vurgulasam azdır.
İşte bir örnek daha:
"to separate" fiil
okunuşu :
se-pıreyt
"separate" sıfat
okunuşu :
se-pırit

ONCE
O
ölçüde ivedilik taşımayan durumlar için tercih edilebilir ve Türkçeye
çoğu zaman "Hele bir..." kavramıyla aktarılır:
Once we get home,
we can sit down and relax a bit.
Once I
was out of that building,
I felt much better.
(Binadan
çıkmak için can attığımız, belki de çok uğraştuğımız, çıkınca derin bir
oh çektiğimiz dile getiriliyor.)
Once the problem has been settled (is settled),
We can then consider undertaking new obligations....
Unutmayınız: temel-tümcelik future ise, bağıl-tümcelik present olmak
zorunda. Burada tercihimiz present perfect, çünkü sorunun halledilmiş,
bitmiş olması gerektiğini daha iyi vurguluyor...
Once your health improves,
you can resume your studies. (Hele bir sağlığın düzelsin,
çalışmalarına yeniden başlayabilirsin.)
Burada da yukardaki durum geçerli. İyi de, temel-tümceliğin future
olduğunu nereden çıkarıyoruz? Doğaldır ki anlamından. "Can" yardımcı
fiilinin ayrıca bir future biçimi bulunmadığını unutmayınız...
