Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Free Bilingual E-Zine Supplements

May 21, 2003

Supplement # 019

 

CHUNKS OF WISDOM, OR DROPLETS OF BANALITY ? NOT: Bu söz bana ait, ama Türkçe'ye özlü biçimde çeviremiyorum. Yardım??

 
 

 CENSORSHIP AND THE FREEDOM OF SPEECH

 PART THREE

Without free speech no search for truth is possible... no discovery of truth is useful... Better a thousandfold abuse of free speech than denial of free speech. The abuse dies in a day, but the denial slays the life of the people, and entombs the hope of the race.  -- Charles Bradlaugh

 

free speech = ifade özgürlüğü... abuse = kötüye kullanma...denial = reddetme, inkar etme, vermeme (to deny, fiilinden)...  to slay = öldürmek, katletmek...  to entomb = mezara gömme... DİKKAT: tomb = mezar... OKUNUŞU: /tumm/... Gördünüz mü şimdi ortalıkta "Tom Rayder" diye dolanan PC oyun sevdalılarının büyük açığını?!! Yani: "Tom Atbinici" demiş oluyorlar... "Tomb Raider" aslında "Mezar Soyguncusu" demektir...

To raid = Baskın yapmak, talan etmek... Ünlü böcek öldürücü markaya neden RAID adını vermişlerdi zannediyordunuz ki!!

 

LINGUISTIC NOTE: = Adların başına "en-" öneki getirilerek fiil yapıldığından çeşitle kereler sözedildi... Örnek: courage = cesaret... to encourage = cesaretlendirmek, yüreklendirmek...

 

Give me the liberty to know, to utter, and to argue freely according to conscience, above all liberties.  -- John Milton (1608-1674)

the liberty to know = bilmek özgürlüğü... liberty to utter = söylemek, konuşmak, ifade etmek özgürlüğü... conscience = vicdan...

VOCABULARY NOTE: conscience, okunuşu /kan-şıns/ = vicdan... conscious, okunuşu /kan-şıs/ = farkında, bilincinde, baygın değil...

The weapon of the dictator is not so much propaganda as censorship.  -- Terence H. Qualter, Introduction to Propaganda and Psychological Warfare, 1962

weapon = silah... MEALEN ANLAMI: Diktatörün silahı, propagandadan çok, sansürdür...

Censorship reflects a society's lack of confidence in itself.  -- Potter Stewart (1915-1985)

lack of ... = ...'ın yokluğu... confidence = güven, özgüven (tabii, "özgüven" için "self-confidence" daha belirgin olur... MEALEN ANLAMI: Sansür, bir toplumun kendine olan güvensizliğini yansıtır...

Woe to that nation whose literature is cut short by the intrusion of force. This is not merely interference with freedom of the press but the sealing up of a nation's heart, the excision of its memory.  -- Alexander Solzhenitsyn

Woe to = Vah vah, yazıklar olsun, vah başına gelenler... to be cut short = kısa kesilmek, güdük bırakılmak... intrusion = zorla araya girme ve kesintiye uğratma... to seal up = mühürlemek... excision = keserek veya sökerek çıkarmak, silerek yoketmek...

The right to be heard does not automatically include the right to be taken seriously. -- Hubert H. Humphrey, speech before the National Student Association, University of Wisconsin, Madison, 23 August 1965

İşitilmek özgürlüğü, otomatikman ciddiye alınmak özgürlüğü anlamına gelmez... Olayı bilmiyorum, ama birileri toplantıda Bay Humphrey'i çok kızdırmış olsa gerek...

If liberty means anything at all, it means the right to tell people what they do not want to hear.  -- George Orwell (1903-1950)

at all = Genelde Türkçeye "hiç de" şeklinde çeviri veren bu zorlu deyim için, burada ise "herhangi biçimde" veya "herhangi birşey" karşılığı önerilebilir... MEALEN ANLAMI: Eğer özgürlük herhangi bir anlam taşıyacaksa, bunun insanlara işitmek istemedikleri şeyleri de söyleyebilmek anlamı taşıması gerekir...

The public have an insatiable curiousity to know everything, except what is worth knowing.  -- Oscar Wilde, The Soul of Man Under Socialism, 1891

insatiable /in-sey-şıbıl/ = doymaz, doymak bilmez... curiosity = merak...

Censorship is never over for those who have experienced it. It is a brand on the imagination that affects the individual who has suffered it, forever.  -- Nadine Gordimer

BU DA SANSÜRE UĞRAYANLARIN ONULMAZ PSİKOLOJİSİNİ AÇIKLIYOR: is never over = asla bitmez ("to be over" = bitmek)... for those who have experienced it = onu yaşamış olanlar için... brand = (burada) damga...

*  *  *  *  *

  LAST, BUT NOT LEAST  

 A people which is able to say everything becomes able to do everything.

Napoleon Bonaparte

 Herşeyleri konuşup söyleyebilen bir millet, herşeyleri gerçekleştirebilecek güce erişir...

Demiş de, uygulayabilmiş mi, acaba !!

(Çeviri Notu: Burada "people" sözcüğünü "millet" değil de, "halk" şeklinde çevirseydim, nasıl bir anlam yitimine uğrardık, irdeleyiniz.)

 
 
 
 

 DOĞRU KAYNAK : VAKİT VE NAKİTTEN TASARRUF !!

 PRACTICA ENGLISFOTURKS

 BEŞİNCİ BASKI !!

 Onsuz Geçmiş Yıllarınıza Üzüleceksiniz !!

    BİLGİ   

   
 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE

______________________________________________