"to frustrate"
/ FRAS-tıreyt /
Hayal kırıklığına uğratmak; beklentilerini boşa çıkarmak, yada (açıkça
ifade etmek gerekirse) "gösterip gösterip vermemek"... Burada fiilin 3.
biçimi, yani PP (past participle) hali -- çoğu fiillerle de mümkün olduğu
gibi -- SIFAT olarak işlev yapıyor ve "to be frustrated" deyiminde
kullanılıyor... Yani, hayal kırıklığına uğramak, beklentileri boşa çıkmış
olmak, istediğini/istediklerini elde edememiş olmak...
ÖRNEK KULLANIMLAR
:
Frustrated
high school students take to the street... Crowds of students poured out
of high schools and into the streets of Ankara yesterday afternoon,
protesting a shortage of textbooks...
"take to the street" = gösteri yapmak amacıyla sokaklara inmek...
"poured out of ..." -- dan oluk oluk boşalmak... "shortage" =
yetersizlik, yetmezlik, eksiklik... Kavram nerden geliyor? Tabii ki, "kısa
düşmek" kavramından...
(A notice) for
frustrated dog owners:
We are specialists in
training dogs. We'll help you modify your dog's behavior...
"to train" = eğitmek...
(News Headlines:) Frustrated
hunt for banned weapons:
With suspected sites in Iraq
largely turning up dry, the US emphasis shifts to intelligence and
detective work...
I am a totally
frustrated
female of 25. My husband is 27. We have been married for almost 3 years. We have NO
sex AT ALL. The last time we had sex was almost a year ago...
Böylece "sexual frustration" deyiminin de kaynağını öğrenmiş
oluyorsunuz...
"to wet one's
pants"
Altını ıslatmak...
"good-looking"
Hernekadar eskiden kızlara laf atarken kullanılan, "Hey, good-looking;
What's cooking?!" şeklinde bir söz var idiyse de, "goog-looking" sözcüğünü genelde
erkekler için saklayınız. Örneğin buradaki bebeğin (başka kanıtların
yokluğunda dahi) erkek bebek olduğuna yemin etseniz, başınız ağrımaz...
"faith"
inanç, iman, itikat, itimat, sadakat...
"faithful"
sadık, ihanet etmeyen...
"unfaithful"
aldatan, aldatmış (kadın-erkek ilişkileri ile sınırlı kullanınız)...
ÖRNEK TÜMCELER :
Madame, I am your faithful
servant...
Ne yapalım yani; bu defa da örnek tümce oluşturacağım diye kıvranırken,
kendimi bir onsekizinci yüzyıl şövalyesi yerine koyuverdim...
You are my mentor and my
faithful friend...
mentor = yol gösteren...
He was unfaithful to her on
several occasions...
Çeşitli kereler ihanet etmişti (cinsel)...
DİKKAT :
"Unfaithful"
sözcüğünü "vatana ihanet" vb kavramlar için kullanmayınız... Bir davaya, bir lidere, vb bağlılık kavramı için "loyal, loyalty"
gibi sözcükleri kullanabilirsiniz...
AMA, EN İLGİNÇ KULLANIM ŞU
OLACAKTIR !!
Ve herzaman
çoğuldur; Adıl (zamir) aldıklarında, THEY alırlar...
ÖRNEKLER :
the rich = zenginler
the poor = fakirler
the
unemployed = işsizler
the
mentally ill = akıl hastaları
the
mentally handicapped = zihinsel özürlüler
The
mentally ill should be treated in proper hospitals, shouldn't they?
The
rich get richer; the poor beget children...
(to beget
children = çocuk sahibi olmak -- ancak bu deyimi ağdalı veya kinayeli
kullanımlar için saklayın. Olağan deyim: "to have children")
The
biggest problem the country is facing today is the ever-increasing numbers
of the unemployed as well as that of the unemployable... "the
unemployed" = işsizler... "the unemployable" = zaten işe alınamayacak
derecede niteliksiz olan kişiler...
Bu
son örnek tümcemi, "Bu ülkede yetişmiş adam çok..." aldanması içinde
olanlara adıyorum.