Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Free Bilingual E-Zine Supplements

July 8th, 2003

Supplement # 030

 
 

 

 BABY-TOONS !!

 Pure Fun From Beginning To End !!

 -- Kimi zaman (istediklerimi elde edemediğim için) öyle bir hayal kırıklığına uğruyorum ki, haykırıp ağlayayım mı, bağırıp çığlık mı atayım, yoksa altımı mı ıslatayım, bilemiyorum...

 (For grammar and vocabulary notes, please look at the bottom of this page )

 -- Hayatta hata yapmam bendeniz... Bir keresinde bir hata yaptığımı sanmıştım, AMA YANILMIŞIM MEĞERSE !!

 -- N'oolmuş yani ?! Yakışıklı olmayabilirim... Ama, sapına kadar sadıkım !!

 (My gratitude -- minnettarlık -- goes to T.O., who has kindly sent me these lovely kids' pictures)

 

 
 
 

 

 LANGUAGE TIPS

 VOCABULARY

 (Vurgulu heceler büyük harflerle gösterildi)

"to frustrate"  / FRAS-tıreyt / Hayal kırıklığına uğratmak; beklentilerini boşa çıkarmak, yada (açıkça ifade etmek gerekirse) "gösterip gösterip vermemek"... Burada fiilin 3. biçimi, yani PP (past participle) hali -- çoğu fiillerle de mümkün olduğu gibi -- SIFAT olarak işlev yapıyor ve "to be frustrated" deyiminde kullanılıyor... Yani, hayal kırıklığına uğramak, beklentileri boşa çıkmış olmak, istediğini/istediklerini elde edememiş olmak...

 ÖRNEK KULLANIMLAR :

Frustrated high school students take to the street... Crowds of students poured out of high schools and into the streets of Ankara yesterday afternoon, protesting a shortage of textbooks... "take to the street" = gösteri yapmak amacıyla sokaklara inmek...  "poured out of ..." -- dan oluk oluk boşalmak...  "shortage" = yetersizlik, yetmezlik, eksiklik... Kavram nerden geliyor? Tabii ki, "kısa düşmek" kavramından...

(A notice) for frustrated dog owners: We are specialists in training dogs. We'll help you modify your dog's behavior...  "to train" = eğitmek...

(News Headlines:) Frustrated hunt for banned weapons: With suspected sites in Iraq largely turning up dry, the US emphasis shifts to intelligence and detective work...

I am a totally frustrated female of 25. My husband is 27. We have been married for almost 3 years. We have NO sex AT ALL. The last time we had sex was almost a year ago...

Böylece "sexual frustration" deyiminin de kaynağını öğrenmiş oluyorsunuz...

"to wet one's pants"  Altını ıslatmak...

"good-looking"  Hernekadar eskiden kızlara laf atarken kullanılan, "Hey, good-looking; What's cooking?!" şeklinde bir söz var idiyse de, "goog-looking" sözcüğünü genelde erkekler için saklayınız. Örneğin buradaki bebeğin (başka kanıtların yokluğunda dahi) erkek bebek olduğuna yemin etseniz, başınız ağrımaz...

"faith"  inanç, iman, itikat, itimat, sadakat...

"faithful"  sadık, ihanet etmeyen...  "unfaithful" aldatan, aldatmış (kadın-erkek ilişkileri ile sınırlı kullanınız)...

 ÖRNEK TÜMCELER :

Madame, I am your faithful servant... Ne yapalım yani; bu defa da örnek tümce oluşturacağım diye kıvranırken, kendimi bir onsekizinci yüzyıl şövalyesi yerine koyuverdim...

You are my mentor and my faithful friend... mentor = yol gösteren...

He was unfaithful to her on several occasions... Çeşitli kereler ihanet etmişti (cinsel)...

 DİKKAT :  "Unfaithful" sözcüğünü "vatana ihanet" vb kavramlar için kullanmayınız... Bir davaya, bir lidere, vb bağlılık kavramı için "loyal, loyalty" gibi sözcükleri kullanabilirsiniz...

 AMA, EN İLGİNÇ KULLANIM ŞU OLACAKTIR !!

 THE FAITHFUL   =  İNANANLAR !!

 (karşıtı: the infidels = kâfirler...)

Hani bizdeki belli bir dinsel-siyasi grup vatandaşlar arasında "inananlar" ve diğerleri ayrımı güdüyorlar ya, işte o cinsten... Peki, bu deyimin gramer yapısı nedir?

 THE + SIFAT = SINIF İSMİ YAPAR

 Ve herzaman çoğuldur; Adıl (zamir) aldıklarında, THEY alırlar...  

 ÖRNEKLER :

the rich = zenginler

the poor = fakirler

the unemployed = işsizler

the mentally ill = akıl hastaları

the mentally handicapped = zihinsel özürlüler

 

The mentally ill should be treated in proper hospitals, shouldn't they?

The rich get richer; the poor beget children... (to beget children = çocuk sahibi olmak -- ancak bu deyimi ağdalı veya kinayeli kullanımlar için saklayın. Olağan deyim: "to have children")

The biggest problem the country is facing today is the ever-increasing numbers of the unemployed as well as that of the unemployable...  "the unemployed" = işsizler... "the unemployable" = zaten işe alınamayacak derecede niteliksiz olan kişiler...

Bu son örnek tümcemi, "Bu ülkede yetişmiş adam çok..." aldanması içinde olanlara adıyorum.

 
 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE