Ask A Man
!!
Marriage is the
triumph of imagination over intelligence. Second marriage is the
triumph of hope over experience.
-- Oscar Wilde
triumph
/tra-yımf/
= zafer, galebe...
Evlilik, hayal aleminin zekâya;
ikinci evlilik ise umudun deneyime galebesidir. (Aslında,
"imagination" için "hayal gücü" de önerilebilir. Diliniz dönüyorsa
"imgeleniminizin" de diyebilirsiniz...)
Marriage is not
a word; it is a sentence.
-- King Vidor
sentence
= 1. cümle; 2. mahkeme kararı, mahkumiyet... Geçmişin ünlü film
rejisörlerinden Vidor'dan süper bir sözcük oyunu...
Marriage is the
only war where you sleep with the enemy.
-- Gary Busey
İşte size ilginç bir zaman boyutunda anlam kayması örneği: "sleep
with" 1960'lı ve 70'li yıllarda anlam değiştirmiş; giderek "aşk
yapmak" anlamını kazanmıştır. Sinema aktörü olan Gary Busey, tahminen 1940'lı yıllarda
doğmuş olsa gerek; sanırım deyimi ikinci anlamda kullanmıştır;
günümüz kuşağı da herhalükârda öyle anlayacaktır...
Getting married
for sex is like buying a 747 for the free peanuts.
-- Jeff Foxworthy
"for" sözcüğünü burada "uğruna" şeklinde çeviriniz...
There's only one
way to have a happy marriage and as soon as I learn what it is I'll
get married again.
-- Clint Eastwood
Tabiatıyla ağırlık "marry
again"
kavramı üzerinde... Bence Sayın Eastwood, bu ince zekâ ve
espirisiyle, California Valiliği için Sayın Schwarzenegger'den çok
daha uygun olurdu...
*
* *
Ask A
Woman !!
Someone once
asked me why women don't gamble as much as men do and I gave the
commonsensical reply that we don't have as much money. That was a
true but incomplete answer. In fact, women's total instinct for
gambling is satisfied by marriage.
-- Gloria Steinem
nonsence
/nn-sıns/
= (noun) saçmalık... nonsensical
/nn-sen-sikıl/
= (adj.) saçma... commonsense
/ka-mınsens/
= (noun) sağduyu... commonsensical
/kamın-sen-sikıl/
= (adj.) sağduyulu...
"That was a true but incomplete
answer. = Bu, doğru ama eksik bir cevaptı... Son tümce: Aslında bir
kadının kumara yönelik tüm içgüdüleri evlilik ile tatmin oluyor...
The middle years
of marriage are the most crucial. In the early years, spouses want
each other and in late years, they need each other.
-- Rebecca Tilly
crucial
/kru-şıl/
= en önemli, yaşamsal önemi olan, aksilik veya kriz çıkmasına en yatkın... spouse
/spauz/
= eş...
Evliliğin ilk yıllarında eşler
birbirini arzuluyor; son yıllarında ise birbirlerine ihtiyaçları
var... En tehlikeli dönem, arada geçen yıllar... (Türkçe'de "güzel"
anlatım için tümcelerin sırasını değiştirdim. -- Becerebilmiş miyim?
)
|
They say love is blind...and marriage is an institution. Well,
I'm not ready for an institution for the blind just yet.
Mae West,
1893-1980
Diyorlar ki, aşk körmüş... Evlilik de bir kurummuş... Walla
abicim, körler cemiyetine üye olmağa şimdilik hiç niyetim yok...
(Serbest, fakat Mae Hn'ın sinemada yansıttığı kişiliği
biliyorsanız, doğru çeviri...) |
 |
If you want to
sacrifice the admiration of many men for the criticism of one, go
ahead, get married.
-- Katherine Hepburn
to sacrifice
/sæk-rifays/
= feda etmek, kurban etmek...
Pekçok erkeğin beğenisini bir erkeğin
eleştirilerine feda etmek istiyorsan, tamam, devam et bu yolda ve
evlen...
I think men who
have a pierced ear are better prepared for marriage. They've
experienced pain and bought jewelry.
-- Rita Rudner
Bence, evliliğe en iyi hazırlanmış olan erkekler, kulağını deldirmiş
olanlar: Hem acısını tatmışlar, hem de mücevher satın almışlar...
*
* *
Ask Anybody
!!
Marriage is something which is called a feast --
unfortunately, sometimes the appetizer is better than the main
course...
feast
/fi:st/
= ziyafet... appetizer
/æ-pitayzır/
= "iştah açıcı",
hors
de'ouvre...
main course
/meynko:s/
= ana yemek...
Marriage is a book in which the first chapter is written in poetry and the rest of the pages is prose...
Öyle bir kitap ki, ilk bölüm şiir olarak yazılmış; gerisi düzyazı...
poet = şair... poem = şiir... poetry = nazım... prose
/prouz/
= düzyazı, nesir...
Marriage is a condition where no wife gets what she
expected, and no husband expected what he was
getting...
Kadınlar ummuş olduklarını bulamıyor; erkekler ise şimdi
bulduklarını hiç ummamışlardı...