
Even if men could understand
women they still wouldn't believe it.
-- A. W. Brown
Anlayabilseler bile, inanmayacaklardır...
My comment is that here at last we
have somebody who knows what he is talking about... Man's reasoning -- with a
lot of hard-earned experience behind it -- might
finally figure out WHAT SHE is doing and HOW she is doing it; but, the question "WHY"
begs for the intervention of biochemistry...
İşte nihayet ne
dediğini bilen bir adam... Muhakeme -- pişmiş tavuğun başına
gelenleri de arkasına alarak -- NE ve NASIL sorularını sonunda
yanıtlayabilir. Ama, NEDEN ve NİÇİN sorusu biyokimyanın insafına
kalmış...
at last = sonunda,
nihayet... to reason
= akıl yürütmek... reasoning
= akıl yürütme, muhakeme...
hard-earned = zor kazanılmış...
to figure out = çözmek, anlamak...
to beg for = (burada)
gerektirmek...

A LITTLE DIGRESSION
Şimdi Azıcık
Konu Dışına Taşalım...
Napoléon
Bonaparte -- famous general, clumsy statesman and the ill-fated
French emperor -- is known to have once blurted out,
"Women are
nothing but machines for producing children."
Ünlü bir general,
beceriksiz bir devlet adamı ve Fransa'nın kötü kaderli imparatoru
Napolyon Bonapart'ın bir keresinde şöyle ağzından kaçırmış olduğu bilinir: "Kadınlar çocuk
doğurmak için birer makineden başka birşey değil..."
[
Désirée ablam duymamış
olsun...]
As far as I am concerned,
this is no doubt a
supreme example of his feeble reasoning, leading to abject failure in
his relations with women: For, (as far as I know -- somebody correct me
on this if I am mistaken) he had only one legitimate child, who died
young and childless. Plus, again as far as I know, he had no
illegitimate children either... What a debacle for a general,
statesman and an emperor !!
a supreme example
= fevkalade bir örnek, tam taşı gediğine koyan bir örnek
[kullanabileceğiniz bir başka deyim: "an example par
excellence" olurdu...
feeble reasoning = zayıf, yetersiz muhakeme...
abject = düşkün,
acınacak, sersefil...
"somebody correct me on this if I am mistaken" = bu konuda
yanılıyorsan birisi beni düzeltsin...
died young and childless
= genç yaşta ve çocuksuz öldü...
illegitimate
/ille-ci-timit/
= gayrımeşru... either
= Burada "dahi" anlamına "de, da" ile çevireceksiniz: "Gayrımeşru
çocukları da yoktu..."
What a debacle! = Ne fiyasko ama!...
/di:-bæ-kıl/
[ /de-bıkıl/
şeklinde okuyanlara da rastlayabilirsiniz... Tıpkı garage
/gı-ra:j/
yerine
/gæ-ric/,
mirage /mi-ra:j/
yerine
/mi-ric/
diyenler de olduğu gibi...]
PRONUNCIATION NOTE: "--ate" sonekini, fillerde /eyt/, sıfatlarda
/it/ şeklinde okuyunuz... ÖRNEK: to separate
/se-pı-reyt/...
separate (sıfat)
/se-pırit/... illegitimate
/ille-ci-timit/...
End
of Digression

Now, on with our quotations... Şimdi, "özlü sözlerimize" devam...
No man knows more about
women than I do, and I know nothing.
--
Seymour Hicks
Kimse kadınlar hakkında benim kadar çok şey bilmiyor. Ve ben de
hiçbirşey bilmiyorum...
So!! Here is another man who also
knows
what he is talking about...

When I have one
foot in the grave, I will tell the whole truth about women. I shall
tell it, jump into my coffin, pull the lid over me and say, "Do what
you like now".
--
Leo Tolstoy
Well,
I take my hat off to my Grand Master for this grandiose plan... Bu
hayattan da geniş plan için Büyük Usta'ma şapka çıkarıyorum...
Tolstoy'un çevirisi: Bir ayağım çukura girince, kadınlara ilişkin
bütün gerçekleri anlatacağım... Anlatacağım, sonra tabutumun içine
atlayacağım, kapağını üstüme çekeceğim ve diyeceğim ki: "Ne
isterseniz yapın bakalım şimdi!"
VOCABULARY NOTE: "grandiose"
/græn-di-os(z)/
sözcüğünü dikkatli kullanınız. Ben
burada "larger than life, characterized by grandeur
/græn-d(c)u:/
and splendour
/splen-dı/"
anlamında kullandım... Ama, başka yerde, "abzürd bir abartı" (absurd
exaggeration) anlamı da verebilir...

And still others... Ve daha da başkaları...
It was a man's
world. Then Eve arrived.
--
Richard Armour
Bir zamanlar erkeklerin dünyasıydı. Sonra, Havva Anamız çıkageldi...

A misogynist is a man who
hates women as much as women hate each other.
--
H. L. Mencken
misogynist
/mi-so-cinist/
= kadınlardan nefret eden, kadın düşmanı...
misogamist
/mi-so-gimist/
=
evlilikten nefret eden... misanthropist
/mi-san-Øropist/
=
insanlardan nefret eden...
Yukardaki sözcüklerin, bildiğiniz "gynecology,
monogamy, poligamy, bigamy, anthropology" gibi sözcüklerle olan ortak
etimolojik kökleri kolaylıkla görülebiliyor: Grekçe,
misein = nefret etmek,
gyne = kadın,
anthropos = insan ve
geç dönem Latince gamia =
evlilik köklerinden...

Women have a much better
time than men in this world. There are far more things forbidden to
them.
--
Oscar Wilde
I thoroughly agree: The more strictly
forbidden a thing is, the more devilishly enjoyable it becomes...
Tümüyle katılıyorum: Birşey ne derece daha
şiddetle yasaklanırsa, o derece daha şeytanca zevk verir...

If women didn't exist, all
the money in the world would have no meaning.
--
Aristotle Onassis
Eh, bu dünyada Onassis'sen, sefasını da sürersin abicim...

Brigands demand your money
or your life; women require both.
-- Samuel Butler
ÇEVİRİSİ: Yolkesen eşkiya ya paranı ya canını alır; kadınlar her
ikisini de ister... [Breh, breh... Samuel abim fena yanmış... Samuel
Butler: İngiliz romancı ve deneme yazarı, 1835-1902]
brigand,
/bri-gınd/

Despite my
thirty years of research into the feminine soul, I have not yet been
able to answer the great question that has never been answered: What
does a woman want?"
--
Sigmund Freud
The fact that he says "not YET been able" shows he hadn't
relinquished all hope yet...
relinquish all hope
/re-lin-kuiş/
= bütün umut ve hayallerini yitirmek, vazgeçmek, terketmek...
Freud amcam da 30 yıl köşe bucak araştırmış kadının ruhunu, ama
çözememiş o büyük esrarı: "Yav, ne ister bu kadınlar?!"

Dr.
Freud çözememiş çözmesine, ama adı bizde saklı mütevazi bir vatandaş
çözüvermiş büyük muammayı bir çırpıda:
Women are the
foundation of a society, but remember who laid them!
ÇEVİRİSİ: Kadınlar toplumun temelidir, ama temeli kimin attığını da
unutmayalım... [Bi halta benzemedi tabii, çevirince]... O HALDE
AÇIKLAYALIM: "to lay the foundations of" = temelini
atmak... Ama, öte yandan, "to lay a woman" = Ay, ben bunu çeviremiycem, çoook ayıp!!
Kendine göre sözcük oyunu yapmış işte vatandaş...