Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Free Bilingual E-Zine Supplements

September 9th, 2003

Supplement # 043

CHUNKS OF WISDOM, OR

DROPLETS OF BANALITY ?

 

 
 

 WOMEN AS SEEN BY MEN

  AS  IF  A  MAN  COULD  EVER

 SEE THROUGH A WOMAN !!

 "to see through" = yüzeydekilerin gerisindeki gerçekleri görebilmek; böylece "see-through" tekstil ürünlerinin sebeb-i hikmetini de öğrenmiş oluyoruz...

Even if men could understand women they still wouldn't believe it.

-- A. W. Brown  Anlayabilseler bile, inanmayacaklardır...

My comment is that here at last we have somebody who knows what he is talking about... Man's reasoning -- with a lot of hard-earned experience behind it --  might  finally figure out WHAT SHE is doing and HOW she is doing it; but, the question "WHY" begs for the intervention of biochemistry...

İşte nihayet ne dediğini bilen bir adam... Muhakeme -- pişmiş tavuğun başına gelenleri de arkasına alarak -- NE ve NASIL sorularını sonunda yanıtlayabilir. Ama, NEDEN ve NİÇİN sorusu biyokimyanın insafına kalmış...

at last = sonunda, nihayet... to reason = akıl yürütmek... reasoning = akıl yürütme, muhakeme... hard-earned = zor kazanılmış... to figure out = çözmek, anlamak... to beg for = (burada) gerektirmek...

A LITTLE DIGRESSION

Şimdi Azıcık Konu Dışına Taşalım...

Napoléon Bonaparte -- famous general, clumsy statesman and the ill-fated French emperor -- is known to have once blurted out, "Women are nothing but machines for producing children."

Ünlü bir general, beceriksiz bir devlet adamı ve Fransa'nın kötü kaderli imparatoru Napolyon Bonapart'ın bir keresinde şöyle ağzından kaçırmış olduğu bilinir: "Kadınlar çocuk doğurmak için birer makineden başka birşey değil..."  [ Désirée ablam duymamış olsun...]

As far as I am concerned, this is no doubt a supreme example of his feeble reasoning, leading to abject failure in his relations with women: For, (as far as I know -- somebody correct me on this if I am mistaken) he had only one legitimate child, who died young and childless. Plus, again as far as I know, he had no illegitimate children either... What a debacle for a general, statesman and an emperor !!

a supreme example = fevkalade bir örnek, tam taşı gediğine koyan bir örnek [kullanabileceğiniz bir başka deyim: "an example par excellence" olurdu... feeble reasoning = zayıf, yetersiz muhakeme... abject = düşkün, acınacak, sersefil... "somebody correct me on this if I am mistaken" = bu konuda yanılıyorsan birisi beni düzeltsin... died young and childless = genç yaşta ve çocuksuz öldü... illegitimate /ille-ci-timit/  = gayrımeşru... either = Burada "dahi" anlamına "de, da" ile çevireceksiniz: "Gayrımeşru çocukları da yoktu..." What a debacle! = Ne fiyasko ama!... /di:-bæ-kıl/ [ /de-bıkıl/ şeklinde okuyanlara da rastlayabilirsiniz... Tıpkı garage /-ra:j/ yerine /gæ-ric/, mirage /mi-ra:j/ yerine /mi-ric/ diyenler de olduğu gibi...]

PRONUNCIATION NOTE: "--ate" sonekini, fillerde /eyt/, sıfatlarda /it/ şeklinde okuyunuz... ÖRNEK: to separate /se--reyt/... separate (sıfat) /se-pırit/... illegitimate /ille-ci-timit/...

 End of Digression

 Now, on with our quotations... Şimdi, "özlü sözlerimize" devam...

No man knows more about women than I do, and I know nothing.  --  Seymour Hicks  Kimse kadınlar hakkında benim kadar çok şey bilmiyor. Ve ben de hiçbirşey bilmiyorum...

So!! Here is another man who also knows what he is talking about...

When I have one foot in the grave, I will tell the whole truth about women. I shall tell it, jump into my coffin, pull the lid over me and say, "Do what you like now".  --  Leo Tolstoy

Well, I take my hat off to my Grand Master for this grandiose plan... Bu hayattan da geniş plan için Büyük Usta'ma şapka çıkarıyorum...

Tolstoy'un çevirisi: Bir ayağım çukura girince, kadınlara ilişkin bütün gerçekleri anlatacağım... Anlatacağım, sonra tabutumun içine atlayacağım, kapağını üstüme çekeceğim ve diyeceğim ki: "Ne isterseniz yapın bakalım şimdi!"

VOCABULARY NOTE: "grandiose" /græn-di-os(z)/ sözcüğünü dikkatli kullanınız. Ben burada "larger than life, characterized by grandeur /græn-d(c)u:/ and splendour /splen-/" anlamında kullandım... Ama, başka yerde, "abzürd bir abartı" (absurd exaggeration) anlamı da verebilir...

And still others... Ve daha da başkaları...

It was a man's world. Then Eve arrived. --  Richard Armour

Bir zamanlar erkeklerin dünyasıydı. Sonra, Havva Anamız çıkageldi...

A misogynist is a man who hates women as much as women hate each other. --  H. L. Mencken

misogynist /mi-so-cinist/ = kadınlardan nefret eden, kadın düşmanı... misogamist /mi-so-gimist/ = evlilikten nefret eden... misanthropist  /mi-san-Øropist/ = insanlardan nefret eden...

Yukardaki sözcüklerin, bildiğiniz "gynecology, monogamy, poligamy, bigamy, anthropology" gibi sözcüklerle olan ortak etimolojik kökleri kolaylıkla görülebiliyor: Grekçe, misein = nefret etmek, gyne = kadın, anthropos = insan ve geç dönem Latince gamia = evlilik köklerinden...

Women have a much better time than men in this world. There are far more things forbidden to them. -- Oscar Wilde

I thoroughly agree: The more strictly forbidden a thing is, the more devilishly enjoyable it becomes... Tümüyle katılıyorum: Birşey ne derece daha şiddetle yasaklanırsa, o derece daha şeytanca zevk verir...

If women didn't exist, all the money in the world would have no meaning.

--  Aristotle Onassis

Eh, bu dünyada Onassis'sen, sefasını da sürersin abicim...

Brigands demand your money or your life; women require both.

-- Samuel Butler

ÇEVİRİSİ: Yolkesen eşkiya ya paranı ya canını alır; kadınlar her ikisini de ister... [Breh, breh... Samuel abim fena yanmış... Samuel Butler: İngiliz romancı ve deneme yazarı, 1835-1902]   brigand, /bri-gınd/

Despite my thirty years of research into the feminine soul, I have not yet been able to answer the great question that has never been answered: What does a woman want?"  --  Sigmund Freud

The fact that he says "not YET been able" shows he hadn't relinquished all hope yet... relinquish all hope /re-lin-kuiş/ = bütün umut ve hayallerini yitirmek, vazgeçmek,  terketmek... Freud amcam da 30 yıl köşe bucak araştırmış kadının ruhunu, ama çözememiş o büyük esrarı: "Yav, ne ister bu kadınlar?!"

Dr. Freud çözememiş çözmesine, ama adı bizde saklı mütevazi bir vatandaş çözüvermiş büyük muammayı bir çırpıda:

Women are the foundation of a society, but remember who laid them!

ÇEVİRİSİ: Kadınlar toplumun temelidir, ama temeli kimin attığını da unutmayalım... [Bi halta benzemedi tabii, çevirince]... O HALDE AÇIKLAYALIM: "to lay the foundations of" = temelini atmak... Ama, öte yandan, "to lay a woman" = Ay, ben bunu çeviremiycem, çoook ayıp!! Kendine göre sözcük oyunu yapmış işte vatandaş...

  LAST, BUT NOT LEAST  

Would that we could fall into her arms without falling into her hands.

Ambrose Bierce

 Ah, kollarına düşmenin bir yolunu bulabilsek --  ellerine düşmeden !!!

 

GRAMER YAPISI: Genelde "Would to God" (= Tanrı'dan dilerim / dilerdim ki...) yapısında da gördüğümüz şekilde Dilek Kipinde (subjunctive) bir kullanım örneği...

 
 
 
 

 

 

In our next issue, women will strike back in another small collection of humorous quotations, with the title "Men as Seen by Women"... Bir sonraki sayımızda kadınlar yanıt verecek: "Kadın Gözüyle Erkekler"...

 İzbul'un 3 yıldır Google'da liste başından düşmeyen deruni felsefe ve mizah kitabı ile tanışmış mıydınız?

 BİR KADINYİYENİN ÖĞLEDEN SONRASI

   TIKLAYINIZ   

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE