
Ana
Kitabımızın üçüncü baskısı için Notlarımdan...

"TOO" ve
"ENOUGH"

DİKKAT... DİKKAT... Bu iki karşıt kardeş yapıdan birincisi tümceye "tersine" bir anlam
kazandırır... Bu anlamı Türkçe'ye genellikle "...mayacak
kadar" kavramı ile çeviririz. Ayrıca, yapısal özellikleri de not ediniz:
too
+ sıfat + mastar
sıfat + enough + mastar
Örnekler:
#
She is too young to go out alone at night.
Geceleri sokağa yalnız çıkamayacak kadar küçük. (= Buna izin veremeyiz.)
#
She is old enough to go out alone at night.
Kendisi karar verebilecek yaşta; biz karışamayız.
#
He is
ill enough to need a doctor.
Bir
doktora ihtiyacı olacak derecede hasta.
Doktor
çağırın...
#
He is
too ill to need a doctor now. Call for the hodja... Doktoru
boşverin artık;
Hoca çağırın...
#
"too good to be true"
--
Harika bir şey bu !! Birisi beni çimdiklesin, doğru mu bu gördüklerim?
#
Oh, it was too good to be true, anyway...
Durumun bir yanılsama, bir serap olduğunu anlayıp gerçeklere dönünce bir
iç çekişi ile söylediklerimiz...
#
You're
just too good to be true...
I can't
take my eyes of you...
(şarkı sözleri)
DİKKAT:
" too
+ sıfat + ad + (mastar)
"
şeklindeki varyasyona da dikkatinizi çekmek isterim:
#
I just can't figure out what
it is, but there must be a catch -- it just sounds too good an opportunity
to be true.
Walla ne olduğunu
çıkarsayamıyorum ama bu işin bir püf noktası olmalı -- (çünkü)
inanılmayacak derecede harika bir fırsat gibi görünüyor...
#
That is
obviously too shallow an argument for a man of your intellectual
powers...
Bunun, senin entellektüel gücüne sahip bir kimse için çok sığ bir argüman
olduğu apaçık...
DİKKAT:
" too
+ sıfat + mastar "
yapısının tümceye "tersine" bir anlam kazandıracağını söyledik; ancak bu
mutlaka "olumsuz" bir nüans getirecek demek değildir. Şu örneklere bakınız:
#
We thought it was too good an
opportunity to miss.
Kaçırılmayacak
kadar iyi bir fırsat olduğunu düşündük.
#
After trying so many weeks to
date her, this was too happy a day for me to brood over lirttle matters.
Birlikte
çıkmak için bunca hafta uğraştıktan sonra, benim için küçük meseleler
üzerinde arpacı kumrusu gibi surat asmayacağım kadar mutlu bir gündü bu...
Daha İleri Örnekler:
#
It may not
be the best one available, but it's good
enough for me!
Ama benim için yeterli...
#
How much is too much? "Alcoholics
Anonymous" provides online self-assessment tools to help individuals.
Ne kadar alkol, aşırı alkoldür?
Ne kadarı "çok fazla" dır, "aşırı" dır? "Anonim Alkolikler" sitemiz
sizlere internet üzerinden kendi durumunuzu değerlendirmek için olanaklar
sağlıyor...
#
Too much light will make you go blind temporarily...
Çok fazla ışık geçici körlüğe neden olacaktır.
#
Too Little Sleep May Accelerate Aging.
Çok az uyku yaşlanmayı hızlandırabilir.
#
Here is some advice for "Parents Who Love Too
Much"... Good parents can learn to "Love More Wisely" and
develop children of character.
= (Mealen) Aşırı sevgi ile çocuklarınızı şımartmayın. Akıllı sevgi
ile çocukların karakterinin gelişmesini sağlayın...
#
Unfortunately, there was
too little interest, and specially too little contribution
on the part of the general public.
Ne yazık ki halktan çok az
ilgi ve özellikle de çok az katkı vardı...
#
Too late have I found you...
too soon have I lost... Now
my life has become a long yearning...
Geç buldum, çabuk kaybettim; hicran oldu hayat şimdi bana -- Uuah!!
Uuah!!
[NOT:
"too late, too soon" başa çekilip vurgulanınca, devrik tümce kurma
hakkımız doğdu.]
AMAN DİKKAT !!
DEMEK Kİ, sevgilinize öyle ikide
birde, yerli yersiz,
"I LOVE YOU TOO
MUCH!" demekten
uzak durursanız iyi edersiniz: Kimi bağlamlarda "isyan misyan mı ediyoo,
ne?" diye de algılanabilir !!
Peki,
ne demelisiniz:
I LOVE YOU SOOOO MUCH !!
= Seni öylesine çok seviyorum ki...