Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

Free Bilingual E-Zine Supplements

September 10th, 2003

Supplement # 045

.
 

    Dearest Members...

 I have reason to believe a lot of people missed the big news yesterday...

 Therefore, I sing and chime it again, and this time

 More Loudly !!

   

 
 

 

 

.

 WE ARE  #1  IN THE WORLD !!

 We Are At The Top Of 433 Yahoo ESL Groups

4 Eylül 2003 Perşembe Sabahı Saat 6:30 İtibariyle, Yahoo Groups "English As A Second Language" DÜNYA Sıralamasında 1 NUMARAYIZ !! Tam 432 Uluslararası Grubu Gerilerde Bıraktık !!

 WE ARE  #1  IN THE WORLD !!

Thanking You All for your Continuing Support... Yalçın İzbul

 

 

 
 

 

 

ESSENTIAL ENGLISH FOR TURKS

Ana Kitabımızın üçüncü baskısı için Notlarımdan...

"TOO" ve "ENOUGH"

DİKKAT... DİKKAT... Bu iki karşıt kardeş yapıdan birincisi tümceye "tersine" bir anlam kazandırır... Bu anlamı Türkçe'ye genellikle "...mayacak kadar" kavramı ile çeviririz. Ayrıca, yapısal özellikleri de not ediniz:

 too + sıfat + mastar

 sıfat + enough + mastar

Örnekler:

 #  She is too young to go out alone at night. Geceleri sokağa yalnız çıkamayacak kadar küçük. (= Buna izin veremeyiz.)

 #  She is old enough to go out alone at night. Kendisi karar verebilecek yaşta; biz karışamayız.

 #  He is ill enough to need a doctor. Bir doktora ihtiyacı olacak derecede hasta. Doktor çağırın...

 #  He is too ill to need a doctor now. Call for the hodja... Doktoru boşverin artık; Hoca çağırın...

 #  "too good to be true" -- Harika bir şey bu !! Birisi beni çimdiklesin, doğru mu bu gördüklerim?

 #  Oh, it was too good to be true, anyway... Durumun bir yanılsama, bir serap olduğunu anlayıp gerçeklere dönünce bir iç çekişi ile söylediklerimiz...

 #  You're just too good to be true...

I can't take my eyes of you... (şarkı sözleri)

DİKKAT: too + sıfat + ad + (mastar) " şeklindeki varyasyona da dikkatinizi çekmek isterim:

 #  I just can't figure out what it is, but there must be a catch -- it just sounds too good an opportunity to be true. Walla ne olduğunu çıkarsayamıyorum ama bu işin bir püf noktası olmalı -- (çünkü) inanılmayacak derecede harika bir fırsat gibi görünüyor...

 #  That is obviously too shallow an argument for a man of your intellectual powers... Bunun, senin entellektüel gücüne sahip bir kimse için çok sığ bir argüman olduğu apaçık...

DİKKAT: too + sıfat + mastar " yapısının tümceye "tersine" bir anlam kazandıracağını söyledik; ancak bu mutlaka "olumsuz" bir nüans getirecek demek değildir. Şu örneklere bakınız:

 #  We thought it was too good an opportunity to miss. Kaçırılmayacak kadar iyi bir fırsat olduğunu düşündük.

 #  After trying so many weeks to date her, this was too happy a day for me to brood over lirttle matters. Birlikte çıkmak için bunca hafta uğraştıktan sonra, benim için küçük meseleler üzerinde arpacı kumrusu gibi surat asmayacağım kadar mutlu bir gündü bu...

Daha İleri Örnekler:

 #  It may not be the best one available, but it's good enough for me! Ama benim için yeterli...

 #  How much is too much? "Alcoholics Anonymous" provides online self-assessment tools to help individuals. Ne kadar alkol, aşırı alkoldür? Ne kadarı "çok fazla" dır, "aşırı" dır? "Anonim Alkolikler" sitemiz sizlere internet üzerinden kendi durumunuzu değerlendirmek için olanaklar sağlıyor...

 #  Too much light will make you go blind temporarily... Çok fazla ışık geçici körlüğe neden olacaktır.

 #  Too Little Sleep May Accelerate Aging. Çok az uyku yaşlanmayı hızlandırabilir.

 #  Here is some advice for "Parents Who Love Too Much"... Good parents can learn to "Love More Wisely" and develop children of character. = (Mealen) Aşırı sevgi ile çocuklarınızı şımartmayın. Akıllı sevgi ile çocukların karakterinin gelişmesini sağlayın...

 #  Unfortunately, there was too little interest, and specially too little contribution on the part of the general public. Ne yazık ki halktan çok az ilgi ve özellikle de çok az katkı vardı...

 #  Too late have I found you... too soon have I lost... Now my life has become a long yearning... Geç buldum, çabuk kaybettim; hicran oldu hayat şimdi bana  -- Uuah!!  Uuah!!  [NOT: "too late, too soon" başa çekilip vurgulanınca, devrik tümce kurma hakkımız doğdu.]

AMAN DİKKAT !!

DEMEK Kİ, sevgilinize öyle ikide birde, yerli yersiz, "I LOVE YOU TOO MUCH!" demekten uzak durursanız iyi edersiniz: Kimi bağlamlarda "isyan misyan mı ediyoo, ne?" diye de algılanabilir !!

 Peki, ne demelisiniz:

I LOVE YOU SOOOO MUCH !!

= Seni öylesine çok seviyorum ki...

etc... etc...

   
 
 

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE