
NOT: Olağanüstü açıksözlü ve
birhayli farklı bir feminist olan Bayan Friday'in fotoğrafını,
hayatından çizgileri ve kimi düşüncelerini şu adreste
okuyabilirsiniz:
http://www.salon.com/weekly/books960715.html
HERE WE GO, THEN... LET THE
BASHING BEGIN !!
Haydi
bakalım, Dayak Başlasın !! (Yeni İnternet kültüründe,
erkekleri hırpalayıcı metinlere verilen ad: "Man-Bashing")
#
If you never want to see a man again, say, "I love you, I want to
marry you, I want to have children" - they leave skid marks.
-- Rita Rudner
(US actress and
stand-up comedienne)
Bir erkekle bir daha görüşmek istemiyorsanız, ona şunları
söyleyiniz: "Seni seviyorum, seninle evlenmek istiyorum, senden
çocuklarım olsun istiyorum..." Arabanın kalkarken bıraktığı lastik
izlerinden başka birşey göremezsiniz bir daha...
skid marks = arabanın
sert bir firende veya (burada olduğu gibi) çılgın bir kalkışta
bıraktığı lastik izleri...
comedian
/kı-mi:-diyın/
= erkek komedyen...
comedienne
/kı-mi:-di-en/
= kadın komedyen...
#
A successful marriage requires falling in love many times, always
with the same person. -- Mignon McLaughlin
(US journalist
and author)
#
A happy marriage is the union of two forgivers. - Ruth Bell Graham
Mutlu
bir evlilik, iki affedicinin birlikteliğidir...
Ünlü
evanjelist Billy Graham'ın dindar eşinden ilginç bir itiraf, bence...
"Evangelism" ne mi demek? Ansiklopediye danışmaya ne dersiniz? Yine
de
bir ipucu vereyim, bknz. içinde "angel" sözü geçiyor...
#
If you made a list of the reasons why any couple got married, and
another list of the reasons for their divorce, you'd have a hell of
a lot of overlapping. -- Mignon McLaughlin
Minyon Hn.
doğru saptamış: Gerçekten de flört devresinde en hoşa giden
özellikler, boşanma evresinde bir de bakarsınız ki en nefret
edilenlere dönüşmüş...
a hell of... =
pekiştirici bir ifade: formel veya akademik ortamlarda
kullanmayınız... overlapping =
üstüste çakışma, binişme...Buyurunuz sizlere gayet tıbbi bir
saptama: "Diagnoses
of CFS and MCS have been reported to overlap by 33-66%." (CFS =
chronic fatigue syndrome; MCS = multiple chemical sensitivity
-- Walla uydurmadım, the Google'dan buldum.)
#
I married beneath me, all women do. -- Nancy Astor
Kendi
sınıfımın altında birisi ile evlendim. Zaten evlilik bütün kadınlar
için böyledir...
("İroni" nerde
mi? Çünkü bu güzel Amerikalı kız, ikinci evliliğini İngiliz Lordlar
Kamarası üyesi, dünyanın en zenginlerinden Waldorf Astor ile yapmış;
siyasete atılarak, Avam Kamarası'na giren ilk kadın üye olmuştur...)
to marry beneath oneself
= kendi sosyal sınıfının altında bir kimseyle evlenmek...
#
My boyfriend and I broke up. He wanted to get married, and I didn't
want him to. -- Rita Rudner
Erkek
arkadaşımla ayrıldık; Çünkü o evlenmek istiyordu, bense onun bekar
kalmasını tercih ediyordum...
#
When
women go wrong, men go right after them. --
Mae West (the
inimitable sexy Holywood actress of the 1930s and the '40s.)
Çevirip güzelliğini bozmak istemedim; anlaşılıyor zaten...
to go wrong =
(burada) "yoldan çıkmak"; (başka yerde, genelde: işlerin ters
gitmesi: "Everything went wrong on that day.")...
right after =
(burada) "dosdoğru arkasından"... Zaman boyutunda ise "hemen arkasından" anlamı
verecektir. "Right" bir pekiştirici olarak kullanılır: "Right now...
right away... Hemen, derhal, şimdi)...
inimitable
/i-ni-mitıbıl/ =
benzersiz, taklit edilemez; "to imitate" fiili ve "in + imitable"
kavramından... Türkçe'ye de girmiş mi? Pek tabii!! "imitasyonu
yapılamayan"!!
MILITANT FEMINISTS
#
You
cannot decree women to be sexually free when they are not
economically free. -- Shere Hite
Ekonomik
özgürlükleri olmadıkça, kadınların cinsel özgürlüğünden söz
edilemez.
to decree
/dik-ri:/
= (hükümdar, hükûmet, vb için) kararname ile ilan ve emretmek...
To me, what makes Dr. Hite stand out among all the feminists I know
is the fact that she is both a feminist and a very attractive woman
on top of that!! [Siz söylemeden ben söyleyeyim: Yani, Sn İzbul, her
konuyu sulandırmasanız olmaz mı?!]
#
I
only know that people call me a feminist whenever I express
sentiments that differentiate me from a doormat or a prostitute.
-- Rebecca West (British journalist,
novelist, and critic. 1892-1983 -- İrlanda doğumlu bu hn'ın H.G.
Wells ile olan karmaşık aşk ilişkisi gerçekten dillere destandır)
Sadece şunu
biliyorum ki, hernezaman kendimi bir kapı paspası veya bir fahişeden
ayırt edecek duyarlıklar dile getirsem, insanlar feminist olduğumu
söylüyorlar...
THE REALIST Vs. THE FEMINIST!!
vs =
versus = karşı
#
The
people I'm getting furious with are the women's liberationists. They
keep getting on their soapboxes proclaiming that women are brighter
than men. That's true, but it should be kept quiet or it ruins the
whole racket. -- Anita Loos (Amerikalı yazar
ve senarist, 1893-1981. Gentlemen Prefer Blonds, 1925;
Gigi, 1951, vb. )
Ençok sinir
olduğum kişiler de şu bizim kadın özgürlükçüleri... İkide birde
kürsüye fırlayıp, kadınların erkeklerden daha zeki olduklarını
bağıra çağıra söylüyorlar. Yahu, bu söyledikleri doğru, ama böyle
alenen söylenir mi? Bizim kumpasın içine ediyorlar...
furious
/fyu-riyıs/
= çok öfkeli, öfkesinden çıldırmış durumda...
to soapbox =
Hani şu Hyde Park'da, portakal sandığını yakalayan üstüne çıkıp
nutuk atıyor ya (çoğu kafadan çatlak, tabii), işte o tür uyduruk "kürsü"
lere verilen ad... racket
/ræ-kit/
= illegal dolambaçlı iş (genelde çete düzeninde)...
OTHER
REALISTS
#
More
divorces start in the bedroom than in any other room in the house.
-- Ann Landers
(Ünlü Amerikan "Güzin Abla" larından; 1918-2002)
Boşanmalar,
evin tüm odalarına kıyasla, ençok yatak odasında başlar...
#
Sex
is hardly ever just about sex. -- Shirley Maclaine
(Bu sevimli kızı kim tanımaz ki?!)
Cinsellik
konusu nadiren saf anlamda cinselliği ilgilendirir.
hardly, scarecely
= Bu sözcüklerin tümcenin anlamını %98-99 oranında tersine
çevirdiğini unutmadınız, di mi?...
hardly ever
= neredeyse hiç, hemen hiçbir zaman... ["ever", biliyorsunuz, "tüm
zamanlarda demektir. Zaten onun içindir ki "never" -- "not ever" dan
-- "asla, hiçbir zaman" anlamı veriyor...]
#
An
archaeologist is the best husband a woman can have: the older she gets,
the more interested he is in her. -- Agatha
Christie (Türk okuyucusuna tanıtmağa gerek var mı?)
Arkeolog, bir
kadının sahip olabileceği en iyi kocadır; karısı yaşlandıkça ona
duyduğu ilgi de o ölçüde artar... (Hadi yine iyisiniz,
arkelologlar...)
#
Women
are never stronger than when they arm themselves with their
weaknesses. -- Marie Anne Du Deffand
(Fransız entellektüel, 1697-1780)
Zaaflarıyla
silahlandıklarından daha güçlü bir zamanı olamaz kadınların...

Here speakest one
who is the fairest of them all:
"I
know nothing about sex because I was always married."
Zsa Zsa Gabor
Milli Yengemiz, başka yerde
iddia ettiklerini neden burada naksediyor, anlamadım...
Yazamayacağım, "tevatüre dayalı" bazı ayrıntılar için, bknz:
http://www.glamourgirlsofthesilverscreen.com/gabor_z/