Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Uluslararası İngilizce Öğretim Grupları DÜNYA BİRİNCİSİ !!

September 16th, 2003

Supplement # 047

CHUNKS OF WISDOM, OR

DROPLETS OF BANALITY ?

 
   

 MEN AS SEEN BY WOMEN

 Sexuality is the great field of battle between biology and society.

Nancy Friday

NOT: Olağanüstü açıksözlü ve birhayli farklı bir feminist olan Bayan Friday'in fotoğrafını, hayatından çizgileri ve kimi düşüncelerini şu adreste okuyabilirsiniz:

http://www.salon.com/weekly/books960715.html

 

HERE WE GO, THEN... LET THE BASHING BEGIN !!

Haydi bakalım,  Dayak Başlasın !! (Yeni İnternet kültüründe, erkekleri hırpalayıcı metinlere verilen ad: "Man-Bashing")

 

 #   If you never want to see a man again, say, "I love you, I want to marry you, I want to have children" - they leave skid marks--  Rita Rudner (US actress and stand-up comedienne)

Bir erkekle bir daha görüşmek istemiyorsanız, ona şunları söyleyiniz: "Seni seviyorum, seninle evlenmek istiyorum, senden çocuklarım olsun istiyorum..." Arabanın kalkarken bıraktığı lastik izlerinden başka birşey göremezsiniz bir daha...

skid marks = arabanın sert bir firende veya (burada olduğu gibi) çılgın bir kalkışta bıraktığı lastik izleri... comedian  /kı-mi:-diyın/   = erkek komedyen...  comedienne  /kı-mi:-di-en/   = kadın komedyen...

 

 #   A successful marriage requires falling in love many times, always with the same person. --  Mignon McLaughlin (US journalist and author)

 

 #   A happy marriage is the union of two forgivers. - Ruth Bell Graham

Mutlu bir evlilik, iki affedicinin birlikteliğidir...

Ünlü evanjelist Billy Graham'ın dindar eşinden ilginç bir itiraf, bence... "Evangelism" ne mi demek? Ansiklopediye danışmaya ne dersiniz? Yine de bir ipucu vereyim, bknz. içinde "angel" sözü geçiyor...

 

 #   If you made a list of the reasons why any couple got married, and another list of the reasons for their divorce, you'd have a hell of a lot of overlapping. --  Mignon McLaughlin

Minyon Hn. doğru saptamış: Gerçekten de flört devresinde en hoşa giden özellikler, boşanma evresinde bir de bakarsınız ki en nefret edilenlere dönüşmüş...

a hell of... = pekiştirici bir ifade: formel veya akademik ortamlarda kullanmayınız... overlapping = üstüste çakışma, binişme...Buyurunuz sizlere gayet tıbbi bir saptama: "Diagnoses of CFS and MCS have been reported to overlap by 33-66%." (CFS = chronic fatigue syndrome; MCS = multiple chemical sensitivity  -- Walla uydurmadım, the Google'dan buldum.)

 

 #   I married beneath me, all women do. --  Nancy Astor

Kendi sınıfımın altında birisi ile evlendim. Zaten evlilik bütün kadınlar için böyledir... ("İroni" nerde mi? Çünkü bu güzel Amerikalı kız, ikinci evliliğini İngiliz Lordlar Kamarası üyesi, dünyanın en zenginlerinden Waldorf Astor ile yapmış; siyasete atılarak, Avam Kamarası'na giren ilk kadın üye olmuştur...)

to marry beneath oneself = kendi sosyal sınıfının altında bir kimseyle evlenmek...

 

 #   My boyfriend and I broke up. He wanted to get married, and I didn't want him to. --  Rita Rudner

Erkek arkadaşımla ayrıldık; Çünkü o evlenmek istiyordu, bense onun bekar kalmasını tercih ediyordum...

 

 #  When women go wrong, men go right after them.  --  Mae West (the inimitable sexy Holywood actress of the 1930s and the '40s.)

Çevirip güzelliğini bozmak istemedim; anlaşılıyor zaten... to go wrong = (burada) "yoldan çıkmak"; (başka yerde, genelde: işlerin ters gitmesi: "Everything went wrong on that day.")... right after = (burada) "dosdoğru arkasından"... Zaman boyutunda ise "hemen arkasından" anlamı verecektir. "Right" bir pekiştirici olarak kullanılır: "Right now... right away... Hemen, derhal, şimdi)... inimitable  /i-ni-mitıbıl/ = benzersiz, taklit edilemez; "to imitate" fiili ve "in + imitable" kavramından... Türkçe'ye de girmiş mi? Pek tabii!! "imitasyonu yapılamayan"!!

 

MILITANT FEMINISTS

 #  You cannot decree women to be sexually free when they are not economically free. --  Shere Hite

Ekonomik özgürlükleri olmadıkça, kadınların cinsel özgürlüğünden söz edilemez.

to decree   /dik-ri:/ = (hükümdar, hükûmet, vb için) kararname ile ilan ve emretmek...

To me, what makes Dr. Hite stand out among all the feminists I know is the fact that she is both a feminist and a very attractive woman on top of that!! [Siz söylemeden ben söyleyeyim: Yani, Sn İzbul, her konuyu sulandırmasanız olmaz mı?!]

 

SHERE HITE

The Hite Report (1976) , Sexual Honesty: By Women for Women (1982), Sex and Business (2000)

It's almost 30 years since the Hite reports (four volumes in all) presented the classic case for the clitoris based on unique research, yet still people are still frightened to credit her with her discoveries. She remains a household name -- but many households don't realise it.

A total of 45 countries now have the Hite reports. Five years ago (1998) China published it for the first time. In the following year, the Chinese government produced a sex education booklet for schools, using drawings of anatomy from the Hite report without crediting the author.

"An hour long television programme also used a lot of material from my books without crediting me," she commented drily, "I'm still too controversial. People like to use my material but not say who it's by - they feel insecure."

Adapted from (y. 2000)

http://www.ic.ac.uk/P2547.htm

 

 #  I only know that people call me a feminist whenever I express sentiments that differentiate me from a doormat or a prostitute. --    Rebecca West (British journalist, novelist, and critic. 1892-1983 -- İrlanda doğumlu bu hn'ın H.G. Wells ile olan karmaşık aşk ilişkisi gerçekten dillere destandır)

Sadece şunu biliyorum ki, hernezaman kendimi bir kapı paspası veya bir fahişeden ayırt edecek duyarlıklar dile getirsem, insanlar feminist olduğumu söylüyorlar...

 

THE REALIST Vs. THE FEMINIST!!

vs = versus = karşı

 #  The people I'm getting furious with are the women's liberationists. They keep getting on their soapboxes proclaiming that women are brighter than men. That's true, but it should be kept quiet or it ruins the whole racket. --  Anita Loos (Amerikalı yazar ve senarist, 1893-1981. Gentlemen Prefer Blonds, 1925; Gigi, 1951, vb. )

Ençok sinir olduğum kişiler de şu bizim kadın özgürlükçüleri... İkide birde kürsüye fırlayıp, kadınların erkeklerden daha zeki olduklarını bağıra çağıra söylüyorlar. Yahu, bu söyledikleri doğru, ama böyle alenen söylenir mi? Bizim kumpasın içine ediyorlar...

furious   /fyu-riyıs/ = çok öfkeli, öfkesinden çıldırmış durumda... to soapbox   = Hani şu Hyde Park'da, portakal sandığını yakalayan üstüne çıkıp nutuk atıyor ya (çoğu kafadan çatlak, tabii), işte o tür uyduruk "kürsü" lere verilen ad... racket   /ræ-kit/ = illegal dolambaçlı iş (genelde çete düzeninde)...

 

 OTHER REALISTS

 #  More divorces start in the bedroom than in any other room in the house. --  Ann Landers (Ünlü Amerikan "Güzin Abla" larından; 1918-2002)

Boşanmalar, evin tüm odalarına kıyasla, ençok yatak odasında başlar...

 #  Sex is hardly ever just about sex. --  Shirley Maclaine (Bu sevimli kızı kim tanımaz ki?!)

Cinsellik konusu nadiren saf anlamda cinselliği ilgilendirir.

hardly, scarecely   = Bu sözcüklerin tümcenin anlamını %98-99 oranında tersine çevirdiğini unutmadınız, di mi?... hardly ever   = neredeyse hiç, hemen hiçbir zaman... ["ever", biliyorsunuz, "tüm zamanlarda demektir. Zaten onun içindir ki "never" -- "not ever" dan -- "asla, hiçbir zaman" anlamı veriyor...]

 #  An archaeologist is the best husband a woman can have: the older she gets, the more interested he is in her.  --  Agatha Christie (Türk okuyucusuna tanıtmağa gerek var mı?)

Arkeolog, bir kadının sahip olabileceği en iyi kocadır; karısı yaşlandıkça ona duyduğu ilgi de o ölçüde artar... (Hadi yine iyisiniz, arkelologlar...)

 #  Women are never stronger than when they arm themselves with their weaknesses.  --  Marie Anne Du Deffand (Fransız entellektüel, 1697-1780)

Zaaflarıyla silahlandıklarından daha güçlü bir zamanı olamaz kadınların...

 

 Here speakest one who is the fairest of them all:

 "I know nothing about sex because I was always married."

 Zsa Zsa Gabor

Milli Yengemiz, başka yerde iddia ettiklerini neden burada naksediyor, anlamadım... Yazamayacağım, "tevatüre dayalı" bazı ayrıntılar için, bknz: http://www.glamourgirlsofthesilverscreen.com/gabor_z/

 

  LAST, BUT NOT LEAST  

 The important thing in acting is to be able to laugh and cry. If I have to cry, I think of my sex life. If I have to laugh, I think of my sex life.

Glenda Jackson

 Ağlamak ve gülmek... İşte bir oyuncunun rol yaparken ençok zorlandığı iki şey... Oysa bunlar benim için asla sorun değil: Ağlamam da gerekiyorsa, gülmem de gerekiyorsa, sex hayatımı düşünüveriyorum...

 
 
 
 

 

 

 İzbul'un 3 yıldır Google'da liste başından düşmeyen deruni cinsellik felsefesi ve mizah kitabı ile tanışmış mıydınız?

 BİR KADINYİYENİN ÖĞLEDEN SONRASI

   TIKLAYINIZ   

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE