Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Uluslararası İngilizce Öğretim Grupları

DÜNYA BİRİNCİSİ !!

September 24th, 2003

Supplement # 050

 

 
 

BELIEVE IT OR NOT !

 EXHIBITION IS HARD TO STOMACH !! 

Sindirilmesi Zor Bir Sergi

Surgeons at a Russian hospital have opened an exhibition of some of the more unusual items recovered from their patients' stomachs.

surgeon / sö: - cın / = cerrah... item / ay-tım /= (burada) cisim... (En genel anlamıyla, "bir liste veya koleksiyonu oluşturan 'şey' lerden her biri" anlamı taşıyan önemli ve kullanışlı bir sözcük: Bu "şey" her "şey" olabilir... Örnekler için lütfen bknz. http://www.zargan.com )... to recover = genel anlamı: yeniden ele geçirmek... [ Ayrıca, "iyileşmek, kendine gelmek" anlamını da not ediniz: e.g. (örnek) "to recover from an illness"]

The collection of about 3,000 objects includes both real and false teeth, needles, fish hooks, nails, glass and pieces of metal.

object = nesne... false teeth = takma diş... false = yapmacık, sahte... needle / ni: - dıl / = dikiş iğnesi (pin = toplu iğne) "the needles and pins" = karıncalanma, uyuşma, batma hissi. Sonny & Cher'in bir şarkısında bile geçiyor... fish hook = balık iğnesi...

The doctors, of the clinical hospital in the city of Irkutsk, say most of them were eaten accidentally, reports NTV. They decided to put them in an exhibition at the hospital to warn patients to be more careful.

NOT = Kanaatimce yukardaki tümcede "eaten" yerine "swallowed" (yutmak) kullanmaları daha doğru olurdu...

to warn the patients to be more careful = hastaları daha dikkatli olmaları İÇİN uyarmak İÇİN (ÜZERE)... Tümceyi kolaylıkla çözdüğünüze eminim... Yalnızca, mastarların başlıca görevlerinden birisinin de AMAÇ belirtmek olduğunu hatırlatmak için çevirdim...

 

BELIEVE IT OR NOT !

 ROCK BAND PLANS ONSTAGE SUICIDE !! 

Rok Grubu Sahnede İntihar Planlıyor

An alternative rock band from Florida claims it'll feature a live suicide during a concert next month.

alternative rock = alternatif rok (İngilizce öğrenmek ne kolay, di mi?)... band = müzik grubu, cazbant, bando... to claim = iddia etmek, öne sürmek... to feature = ana gösteri olarak sunmak... "a live suicide" = Kulağa ne derece ilginç geliyor = "sahnede, canlı yayında" şeklinde çevirebiliriz sanırım...

Tampa Outfit Hell on Earth says a terminally ill member of a right-to-die group planned to commit suicide on stage during the concert on October 4.

terminally ill = ölüm döşeğinde, ölümcül hasta ("terminale mi gidiyor!!)... right-to-die group = insanın ölümü seçme hakkı olması gerektiği tezini savunan dernek... to commit suicide = intihar etmek...

Their website says the person's identity won't be released until the day of the concert at the State Theatre in St. Petersburg. The site didn't say how the person would commit suicide.

to release the identity of = kimliğini açıklamak...

The band claims the "volunteer" wanted to die onstage to "raise awareness for dying with dignity".

volunteer = gönüllü... onstage = sahnede... to raise = arttırmak, yükseltmek (cf. "to rise" = artmak, yükselmek)... awareness = bilinç, farkındalık... dying with dignity = onurlu ölüm (ölümün doğal bir olay olduğunu kabul ederek, rezili çıkmadan, sükunet içinde, efendice terk-i dünya eylemek -- Batı kültürünün yükselen değerlerinden)...

Story filed: 14:39 Thursday 18th September 2003

 

BELIEVE IT OR NOT !

 Standing Room Only In A Turkish Cemetery !! 

Türkiye'deki Bir Mezarlıkta Yalnız Ayakta Yer Var !!

DİKKAT: Yukardaki manşeti okurken anlamlı olabilmesi için, "only" den sonra kısaca duraklamanız gerekiyor...

A Turkish mayor has announced plans to dig up the deceased in his local cemetery and rebury them standing up.

to announce = duyurmak, ilan etmek, anons etmek... to dig up the deceased = ölüleri kazıp çıkarmak (to decease / di - si:z / = "to die" yerine daha yumuşak bir sözcük "vefat etmek"... cemetery / se - mıtıri /= mezarlık, kabristan... to rebury = yeniden gömmek...

Lütfü Efe, mayor of the north-western town of Yahya in Susurluk, has altered his own will to make sure he is buried standing up when he dies.

mayor / me - yır / = belediye başkanı... DİKKAT: Bu arada tıp mesleği üyelerinin Türkçe'de kullandıkları "mayör" sözcüğünden dolayı, İngilizce "major" / mey - cır / sözcüğünü de çoğu zaman yanlış telaffuz ettiklerine tanık oluyorum. Aman dikkat... to alter / ol - tır /= değiştirmek... will = 1. istenç, irade; 2. vasiyetname (buradaki anlam)... to make sure (that ........ ) = olmasını sağlamak, öyle olduğundan / olacağından emin olmak...

He says it is the only way of dealing with a shortage of available land on which to bury the dead.

deal with = ...... ile ilgilenmek, üstesinden gelmek, başedebilmek... shortage / şo: - tic / = yetersizlik... available / ı - vey - lıbıl / = mevcut, hazırda var, dilerseniz alabilirsiniz...

The mayor has refused to withdraw the plan despite an angry reaction from some locals, according to news agency Anadolu.

to withdraw = geri çekmek veya çekilmek... Anadolu = Sonunda "Anatolia" yerine dedirtmeyi başarmışız, ama iyi mi ediyoruz, kötü mü, orasını bilemem...

   
 

BELIEVE IT OR NOT !

 TELEPHONE SEXLINE WORKER ATTACKED BY CUSTOMER !!

Telefon Sekshattı Çalışanı Müşterisinin Saldırısına Uğradı

A telephone sexline worker in Romania was attacked by one of her regulars after he discovered what she really looked like.

one of her regulars = gedikli müşterilerinden birisi... after he ... really looked like = fizik görüntüsünün aslında nasıl birşey olduğunu keşfedince... DİKKAT: "Romania" için alternatif bir yazılış şekli de "Rumania" dır.

The woman from Ploiesti, Prahova county, was recognised by her voice at the market while doing her shopping.

Identified only by her work name, Ella, she said she's been working for the hotline for a few years and never had problems before.

county = bir idari coğrafya birimi... hotline = canlı hat...

She told Ziarul daily: "As I don't look so nice and one of my legs is shorter than the other I could hardly find a job. When I finally got one it was only because I have this special voice which turns men on.

daily = günlük gazete... As I don't ... could hardly find a job = Pek güzel olmadığım ve bir bacağım da ötekisinden kısa olduğu için, iş bulamıyordum pek... to turn on = heyecanlandırmak, uyarmak,  havaya sokmak...

(DİKKAT: UNUTMAYINIZ, "hardly" ve "scarcely" girdikleri tümcenin anlamını %98-99 oranında tersine çeviren işlev sözcükleridir)...

"While at work clients never know who is it at the other end of the line. I suppose they believe I am the perfect woman but I'm not. The one who attacked me is a regular client who usually asks for me when he calls the line.

while at work = işteyken, çalışırken... clients / kla - yıntz / = müşteriler (dükkan müşterisi ise = customer; genelde birincisini hizmet satın alan, ikincisini ise mal satın alan müşteri olarak düşünebilirsiniz)... to call the line = hattı çevirmek...

"He recognised my voice when I asked for some parsley at the market. He said he was shocked and felt betrayed because he imagined I was a unique woman with ideal measures. Now he took his revenge."

parsley = Kadıncağız markette "maydanoz" isteyince, adam sesinden tanımış. Kimbilir ne derece seksi söylüyor "maydanoz" sözcüğünü... to betray = ihanet etmek, ele vermek, beklentilerini boşa çıkarmak... felt betrayed = aldatıldığını düşündü... unique / yu - ni:k / = benzersiz, eşi menendi yok... to take one's revenge / ri - venc / = öcünü almak...

(Bakınız, "unique" için benden söylemesi: İkinci hece vurgulu ve uzun... Eğer, / yu - nık / şeklinde söylerseniz, anlamı "eunuch" = hadım, hadımağası, olur ki, böyyüklerimize filan iltifat edeyim derken başınıza gelecekleri siz düşünün artık...)

The woman said despite the incident she would continue to do her job.

incident / in - sidınt / = olay... incidence / in - sidıns / = vuku bulma, oluşma -- tıp dilinde özel anlamı "olguların görülme sıklığı... coincidence = rastlantı, tesadüf (= olayların birbirine denk gelmesi, kavramından)...

BELIEVE IT OR NOT !

 PUBIC HAIR TRANSPLANTS ARE BIG BUSINESS IN SOUTH KOREA 

Güney Kore'de Mahrem Bölge Tüy Transplantları Büyük İş Yapıyor

AÇIKLAMA: İngilizce'de "pubic hair" sıradan bir deyimleme de, Türkçe'de ne diyeceğimi bilemedim walla...

Transplanted pubic hair is the latest trend in South Korea, where it is regarded as a sign of fertility.

the latest trend = en son moda (arkası gelmeyecek anlamında değil)... to regard = öyle saymak, o gözle görmek, addetmek... fertility / - ti - liti / = fertilite, doğurganlık, iktidar...

Surgeon Afschin Fatemi, from Unna in Germany, said: "In the West, women try to reduce their genital hair as much as possible, but in Korea the trend is for forestation."

forestation = "ağaçlandırma" kavramından (forest = orman)...

He said a mass of pubic hair was considered a sign of fertility, which was why many women were paying as much as £1,700 to have hair transplanted from their heads.

mass = kitle, (burada) çok miktarda... hair translanted from their heads = i.e. (=yani) transplantasyon baştaki saçlardan yapılıyor...

Fatemi added: "The structure of head and pubic hair on Asians is quite similar. The implanted hair isn't long and rarely falls out."

on Asians = in Asians = Asya ırklarında (vücut kıllarını, vücudun "üzerinde" addettiğimiz için, preposition seçimi doğru)... to implant = ekmek, dikmek, "implante etmek"... Son tümcenin açıklaması = "Asya ırklarında saçlar kısadır ve ender dökülür -- bu bakımdan uygun implantasyon malzemesi oluşturuyor"...

The operation is conducted under local anaesthetic and bandaging can be removed after just one day.

to conduct an operation = deyimi not ediniz... bandaging can be removed = sargılar çıkarılabilir...

*  *  *  *  *

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE