Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Uluslararası İngilizce Öğretim Grupları DÜNYA BİRİNCİSİ !!

October 1st, 2003

Supplement # 052

CHUNKS OF WISDOM, OR

DROPLETS OF BANALITY ?

 

 FUNNY QUOTATIONS

 
 

 Laugh and the whole world laughs with you; Snore, and you sleep alone.

Gül ki bütün dünya seninle gülsün... Horlarsan, Yalnız Uyursun...

SARCASM IS SOMETIMES THE "HIGHEST" FORM OF WIT:

sarcasm / sa - kæzm /= kaba alay, ağız eyme...  wit = nükte, ince zeka... (Sarcasm is usually said to be the lowest form of wit.)

 "Sir, if you were my husband, I would poison your drink."

Beyefendi; kocam olsanız, içkinizi kesin zehirlerdim... -- Lady Astor to Sir Winston Churchill

*  *  *  *  *

 "Madam, if you were my wife, I would drink it."

Hanımefendi; karım olsaydınız, o içkiyi seve seve içerdim... -- Churchill's reply to Lady Astor

 

AND NOW, THE REST OF THEM ALL !!

 #   Women and cats will do as they please, and men and dogs should relax and get used to the idea.  -- Robert A. Heinlein (Being both a self-professed MCP and a dog-lover, I stand speechless: well, after all, he happens to be one of my favourite "science fiction" writers!!)

Kadınlar ve kediler canları nasıl isterse öyle davranacaklardır; erkekler ve köpekler gevşeyip kendilerini bu fikre alıştırsalar iyi ederler...

to do as one pleases = canı istediği gibi davranmak, başkalarını "takmamak"... "Just relax, will you... And stop getting so tensed up. = Gevşe, rahatla biraz yahu. Kes artık bukadar gerilmeyi... "She can't get used to the idea of turning forty. She keeps dressing like a school girl." = Artık kırk yaşında olduğunu bir türlü kabullenemiyor. Öğrenci kızlar gibi giyinmekte ısrar ediyor...

 #   One has fear in front of a goat, in back of a mule, and on every side of a fool.  -- Edgar Watson Howe (Aslı, bir İbrani atasözü)

Keçinin önünde, katırın arkasında durma; ahmak bir insana ise hiç mi hiç yaklaşma...

in back of a car (arkasında) = A driver cannot see children playing directly in back of his car... in the back of a car (arka koltuğunda) = I don’t know why people refuse to wear a seatbelt when they travel in the back of a car.

 

 #   Suburbia is where the developer bulldozes out the trees, then names the streets after them.  -- Bill Vaughan (1915-1977, US journalist and author)

Sayfiye sitelerinde müteahhitler, ağaçları önce buldozerleyip yokediyor, sonra da bu ağaçların adlarını sokaklara veriyorlar...

AÇIKLAMA = Çeviri yaparken, dili değil, dil-kültür sistemini "tercüme" etmek zorundasınız. Asıl güçlük de burada... "suburb", "suburban way of life", "suburbia" ve "developer" sözcüklerini Türkçe'ye hangi sözcük yada tanımlamayla aktaracaksınız? Mamafih, bunlar bizim için de giderek sosyal yaşantımızda yerlerini almağa başladılar. Öyle ki, on yıla kalmaz, ya karşılık bulunmuş, yada bizim üst-orta sınıf da "suburbiya" da yaşamakta olacaktır. Bazılarımız, daha şimdiden "country house" larda yaşıyorlar, dikkat ederseniz...

 #   Some say the glass is half empty, some say the glass is half full, I say, are you going to drink that?  -- Lisa Claymen

Kimi tutturmuş bardak "yarı boş," kimi tutturmuş "yok hayır, yarı dolu"... İçsenize be kardeşim şunu!!

 #   A bank is a place where they lend you an umbrella in fair weather and ask for it back when it begins to rain.  -- Robert Frost

Banka mı dediniz? Evet, güzel havada size bir şemsiye ödünç verir; yağmur başlayınca da geri isterler...

 #   My formula for success is rise early, work late, and strike oil.  -- Paul Getty

Benim başarı formülüm: Erken kalk, geç vakte kadar çalış ve petrol bul... (Geçen yıl 70 yaşlarında ölen bu "dünyanın en zengin insanı" nın hayat hikayesini google'dan bulup okumanızı gerçekten tavsiye ederim... Okuyun, göreceksiniz.)

work late = Bu ilginç yapıya dikkat ediniz (= geç saatlere kadar çalışmak). Bir başka örnek: I sleep late on Sundays. = Pazarları geç kalkarım (ileri saatlere kadar uyurum)...

ANONYMOUSLY YOURS

 #   War does not determine who is right, war determines who is left.

Savaşların saptadığı, kim haklı kim haksız değil; kim ölecek kim kalacak...

"left" = (sözcük oyunu) Biliyorsunuz: "Right" sözcüğünün çeşitli anlamları var. Burada "haklı"... Ama bir başka anlamı = sağ; karşıtı = sol, yani "left"... Oysa "left" aynı zamanda "to leave" fiilinin past participle'ı = geride kalan, geride kalmış, geride bırakılan, geride bırakılmış... (Ne sıkıcı bir açıklama oldu yav.)

 #   Drunk is feeling sophisticated when you can't say it.

Kendinizi çok "sofistike" hissediyor, ama bu sözcüğü telaffuz edemiyorsanız, kafayı tam bulmuşsunuz demektir.

AÇIKLAMA = Bu "sophisticated" / - fis - tikeytid / sözcüğü, muhteşem bir sözcüktür... Hadi gelin önce http://www.zargan.com/ adresinden Türkçe karşılıklarına bakalım, sonra da www.google.com 'da araştırıp çeşitli kullanım örnekleri yakalayalım. Şey, affedersiniz ama, zaman ayırıp çalışmayacaksanız, nasıl yabancı dil öğreneceksiniz ki?! Hap haline gelebilse, eczanelerde satılırdı... (Bizim Hoca coştu yine, ama ben karışmıycam: Adam doğru söylüyo)

 #   The fact that no one understands you doesn't make you an artist.

Yani kimseler seni anlamıyor diye, sen şimdi sanatçı mı oldun be kardeşim?!

"The fact that ... " = ile başlatılan bağıl (yan) ad-tümcelik, "make" fiilinin öznesi olarak kullanıldı. Bu tür yapıları kendinize mal ederseniz çok çok yararlanacağınızdan emin olabilirsiniz... (Bu arada, tümcenin anlamlı olabilmesi için, "understands you" dan sonra kısa bir "es" veriniz.)

 #   What do you call people who are afraid of Santa Claus? The answer is "Claustrophobic".

Ha ha, he he, hi hi, ho ho... What a feeble, nay, pathetic attempt at being funny!!  feeble / fi - bıl / = zayıf, güçsüz ("strong" un tam tersi)... nay = No, hayır (ME = Middle English, Orta dönem İngilizce'den)... pathetic = Eh, zaten bugünkü kızılca kıyameti de bu sözcükle başlayıp koparmak niyetindeyim. Lütfen okumağa devam ediniz...

Değerli Okuyucularım,

1. Tekrar etmek zorundayım: Yabancı dil öğrenmenin kolay iş olduğunu kim söylerse, yalan söyler...

2. Tchaikovsky'nin 6 no'lu senfonisi neden "Symphonie Pathetique" adıyla anılır? Sözcüğün İngilizce anlamı Rusça, Fransızca, Almanca anlamları için ölçü müdür? Bilemem... "SyMpathy" Türkçe'ye "seMpati" olarak girmişken, neden acaba ""syMphony" "seNfoni" olarak girmiştir? Onu da bilemem. Bilen birini bulup sormak gerek.

3. "Pathetic" sözcüğü ile İngilizce'de dikkatli olunuz.

pathetic = 1. Gerçekten ağlamaklık bir durum, insanın yüreğini eziyor = GERÇEK... 2. acınacak durumda; güleyim mi ağlayayım mı bilemem, zırva türünden! berbat nitelikte = SAHTE...

Örnekler: "Everything human is pathetic. The secret source of humour itself is not joy but sorrow. There is no humour in heaven." (Mark Twain)...

The rich nations’ response to Ethiopia's food crisis has been pathetic...

Oh, what a pathetic shit!!

"Did you enjoy the show?" "Oh, it was pathetic! What crap!" (= B*k gibi!)

4. For the connoisseur: (Bu Madde, "advanced learners" için) Look up the meaning of the words "pathos" and "bathos";  consulting your search engine, find examples of usage; check whether the form "bathetic" exists or not...

5. And now, for the philistine: Eğer bu altbaşlığı "Filistin, yahut Filistinliler için" şeklinde anladıysanız, bu arada başkalarına da "İngilizce" öğretmeğe soyunmuş bir kimse iseniz, lütfedip okumağa devam ediniz...

6. pathetic  : Okunuşu / pı- Øe- tik / = Yani, "thin, thing, through" sözcüklerindeki /  Ø /  sesliği ile, ve "tek-DÜM-tek" düzeninde okunacak...

7. Konuşma İngilizce'sini boşvererek, yazılı sınavlarda  başarı, veya meslek dilinde okuduğunu anlamak ile kendimizi sınırlıyorsak, sözcükler şöyle yada böyle okunurmuş, bize ne??!

8. Şimdi, "I am telling this to my daughter so that my daughter-in-law may draw a lesson..." (Kızıma söylüyorum ki, gelinim anlasın...)

9. Be kardeşim, "Ben İNGİLİZCE öğreneceğim, BÜLBÜLLER  gibi şakıyacağım" diyorsun, -- hele bir de başkalarına "öğretmeğe" kalkışıyorsun -- niye be Kardeşim mümkün en kolaya indirgediğim telaffuz göstergelerini, "tek-DÜM-tek" türü hece vurgusu belirtmelerimi hafife alırsın??!!

10. Abe, akıllım... Ben diyeyim, "Çanakkale Boğazı"; anadili olanlar anlasın "Y......... G........... A..........." diyorsan; o senin sorunun be Kardeşim ... Senin sorunun ama, öğrencilerini de yakmaya ne hakkın var yahu !!

Değerli Üyelerimiz, biliyorsunuz, elimden geldiğince yumuşak davranıp, polemikten kaçınmağa çalışıyorum, ama birileri walla hak ediyor. OH, BE! RAHATLADIM...

  LAST, BUT NOT LEAST  

  Support bacteria: They're the only

 culture some people have...

Lütfen bakterilere destek çıkınız: Bazılarının sahip olabildiği YEGANE KÜLTÜR odur...

 
 
 
 

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE