Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Uluslararası İngilizce Öğretim Grupları DÜNYA BİRİNCİSİ !!

October 6th, 2003

Supplement # 053

 
 

 

 NEW SERIES:

 BUSINESS ETHICS & WORK HABITS

 THE KEY TO A HAPPY LIFE 

İş Hayatının İlkeleri & Çalışma Alışkanlıkları Mutlu Bir Yaşamın Anahtarıdır

 1

 #  Persistence is one virtue that is never to be overlooked. It has always been the main driving force behind scores of success stories.

persistence / pö - sis - tıns / = sebat, ısrar, kararlılık, dayanma, kalıcı olma... virtue / - çyu / = erdem, fazilet, iyi meziyet... to overlook = 1. (bile bile) görmezden gelmek (yukardaki anlam); 2. (farkında olmaksızın) görmemek, atlamak: Oops, sorry. I must've overlooked that one = Üzgünüm; atlamış olmalıyım... 3. yukardan görmek, nazır olmak: Our balcony overlooks the sea. = Balkonumuz denize bakıyor... the main driving force = asıl (temel, ana) itici güc... scores of = çok sayıda, düzinelerce...

 #  Think of Thomas Edison, who experimented with almost 2000 different substances before he finally found the one he needed for the electric light bulb.

Think of ------ = ------'i düşününüz... who experimented with = ki kendisi deneyler yapmıştı, denemişti... substance = 1. madde; 2. öz, töz, cevher...

 #  And how about Mahatma Gandhi, who patiently worked toward his goal literally for decades before he saw his country win its independence?

And what about ----- ? = Ve, ------ 'e ne dersiniz?... patiently / pey - şıntli / = sabırla... to work toward one's goal = hedefine yönelik çalışmak, uğraş vermek... literally / li - tırıli / = tamı tamamına, kelimenin tam anlamıyla, hilafsız...

 #  Whether it’s in your professional life or your personal life, persistence is a virtue that will never fail you.

whether ------ or ------ = ister ------ olsun, ister ------ ... professional life = mesleki yaşam... will never fail you = sizi mutlaka başarıya götürecek, asla yarıyolda bırakmayacaktır...

 #  You can't really beat a person who never gives up, you know...

Walla, biliyor musunuz: asla vazgeçmeyen bir kimseye karşı hiçbirzaman kazanamazsınız; onu hiçbirzaman yenemezsiniz...

 

VIRTUE / - çyu / = TÜREVLER & DEYİMLER:

 a model of virtue (a paragon of virtue) ahlak numunesi... a woman's virtue = (eski kültürden) bir kadının "iffeti"...  the Virtue Party = Fazilet Partisi... by virtue of my office = mevkiimin bana verdiğe yetkiye dayanarak... by virtue of = ---den dolayı, nedeniyle... Turkey, by virtue of its geographical position, should play the role of a bridge between Europe and Asia in trade relations...

virtuous / - çyuıs / = (sıfat) erdemli, faziletli, iffetli... virtuousness / - çyuısnıs / = (ad, isim).

virtual / - çuıl / = 1. resmen veya açıkça tanımlanmış olmasa bile, aslında öyle: a virtual dictator, a virtual promise... 2. Neredeyse, hemen hemen,  %99.5 oranında öyle: Çağdaş "virtual memory" terimi ne yazık ki Türkçe'ye "sanal bellek" sözcüğü ile yanlış çevrilmiş oldu (neyse ki doğru anlaşılıyor)...  virtual reality = "sanal gerçeklik" (Türkçe'de ne demekse!!)...

ADVANCED LEVEL:

making a virtue of necessity = zorunlu bir hali bir erdeme dönüştürmek... Örnek: "Use the difficulty: If [on the stage] you trip over a chair, turn it to advantage. If it's a comedy, fall over it; if it's a drama, smash it!" (Michael Caine, in an interview, 1992)... virtuoso / vöçu - o - so / = virtüöz (ses ve anlam benzerliğine karşın, farklı bir Latince kökten gelir)...

virtually / - çuıli / = Bu sözcüğü çoğunlukla yukardaki Madde 2 gibi çevirebilirsiniz: Neredeyse, hemen hemen, nerdeyse, %99.5 oranında, artık öyle sayılabilir... It is now August and the corn harvesting season is virtually over... I tend to have very little patience with those who are virtually ignorant of the very basics of English grammar... United Nations statistics pointed to a world population of 3 billion people in the early 1960s and it was predicted that the number would be doubled within a mere forty years. We are virtually there now... Take it with you when you leave tomorrow; it's virtually yours...

 

SUBSTANCE / sabs - tıns / = TÜREVLER & DEYİMLER:

organic substances / inorganic substances = organik / inorganik maddeler... in substance = özetle, hülaseten... substance addiction (substance abuse)= madde bağımlılığı... the substance of a speech, testimony, etc = Bir konuşma, tanıklık vb'ın özü, özeti...

substantial = önemli miktarda, derecede, vb... There are two bar codes already in substantial use for medical devices... Such impairment to the nervous system substantially limits the major life activities... A report was presented to the Parliament last year on "Substantially Similar Administrative Problems In South-Eastern Turkey"...

ADVANCED LEVEL:

to substantiate = doğrulamak, doğruluğunu kanıtlamak, tahakkuk ettirmek ("et-but kazandırmak" kavramından)... Our investigation failed to substantiate these claims. (Araştırmamız / soruşturmamız bu iddaları doğrulayamadı)... All disabled persons applying for special accomodation are required to substantiate their claim with a medical report (= belgelemek)...

 

PATIENT / pey - şınt / = 1. (sıfat) sabırlı, beklemesini bilen; 2. (/ad, isim -- tıp dili) hasta, vak'a...

impatient / im - peyşınt / = sabırsız (yalnız sıfat)... patience  / pey - şıns / = (ad) sabır, dayanma...  impatience  / im - peyşıns / = (ad) sabırsızlık... patiently = (zarf) sabırla... impatiently = (zarf) sabırsızlıkla...

 

 2

 #  To my mind, multitasking is a misguided contemporary trend. It crowds the schedule, frays the nerves and ultimately reduces productivity.

To my mind = Bana göre, benim fikrimce... multitasking = Aynı zamanda birden çok işi yükleme veya üstlenme... misguided / mis - gay - did / = yanlış bir kararla gerçekleştirilmiş, yanlış yönde gelişmiş, seçilmemesi gereken yol seçilmiş... a contemporary trend = çağdaş bir eğilim (aama, görüyorsunuz, hep iyi anlamda "çağdaş" olmak zorunda değil)... crowds the schedule / şe - cuıl / = gündemi, programı kalabalıklaştırıyor... frays the nerves = sinirleri yıpratıyor... ultimately reduces productivity / al - timitli / = sonuçta (nihai olarak) verimliliği düşürüyor...

 #  So, stick to the old-fashioned approach of doing one job at a time. Just focus on the task at hand -- instead of trying to get six different jobs done at one go.

stick to ----- = ----- 'den ayrılmayınız ("yapışmak" kavramından)... at a time = bir seferde, aynı zaman içinde... the task at hand = eldeki iş, görev... at one go = bir defada, tek girişimle...

 #  If you are re-arranging your library, would you stop in the middle of the job to clean your car? I should think not. One should stay focused on the task at hand and only when it is over should move on to other jobs.

I should think not = Hiç de öyle zannetmiyorum... only when it is over = ancak ve ancak o bitince... to be over = sona ermek, bitmek: The party's over. Hadi bakalım eğlence bitti, herkes evine!...

 #  Just concentrate on what you are doing and do not let anything else distract you. You can now repeat with me: "One task at a time, please"...

to distract / dis - trækt / = dikkatini dağıtmak...

 

 3

 MINI READING PASSAGE

 FOR ADVANCED LEARNERS ONLY

 #  Should your competitors start showing signs of zigging, you should really start thinking about your own speedy zagging.

 #  The best way of carving out a place for yourself in the markets is to differentiate yourself from your competitors.

 #  Should your competitor push down his prices, it's time for you to play up the higher quality of your products. If another competitor accentuates their speedy delivery, then maybe you ought to start thinking about re-structuring the customer service your firm offers.

 #  The basic principle always is: An ingenious zig can best be offset by an equally powerful zag...

 

 
 
 

 

Değerli Okuyucular...

Yukardaki çalışma tamamen özgün ve, takdir edeceğiniz gibi, büyük emek ürünüdür. Büyük olasılıkla da, giderek bir kitap çalışmasına dönüşecektir.

Tıpkı, yararlanmanıza sunduğum öteki bütün çalışmalarım gibi -- tabiatıyla, İnternet'ten alarak, bu derginin amaçlarına göre belli ölçüde değiştirdiğim fıkralar ve karikatürler ve kaynak belirttiğim haberler dışında...

Bu bakımdan, alıntılarda kaynak gösterilmesi telif yasaları gereği olup, ayrıca emeğe saygı açısından da esastır. İnternet'te "İntihal" olaylarını bulup ortaya çıkarmak sadece birkaç dakikalık iştir. (Ha, araştırma motorlarına giremediyseniz, dağ başına dünyanın en büyük mağazasını açsanız ne fayda!!)

Yakın zamanlarda, hazırladığım test ve metinleri kendi "site" lerinde fütursuzca yayınlayan birkaç intihalciye uyarılarıma rağmen bu yakışıksız eylemde ısrar etmeleri üzerine, servis sağlayıcılarına başvurarak sitelerini kapattırmak zorunda kaldım. Allahtan, SS'ler bu konuda çok duyarlılar. Ama tatsız bir konu tabii...

Mutlu günler ve başarılı bir hafta diliyorum... izbul

 
 
 

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE