Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Uluslararası İngilizce Öğretim Grupları DÜNYA BİRİNCİSİ !!

October 10th, 2003

Supplement # 055

 

Best of Luck To Our National Side !!

We'll win this match (the English side is no match for our team),

 and (Owen or no Owen; Beckham or no Beckham)

We Shall Top The Group;

There's No Other Way !!

 
 

 

 OWEN OUT OF TURKLAND MATCH

The star striker will not be on the plane with the rest of the English squad when it flies into İstanbul late Thursday.

 

star striker = yıldız hücum oyuncusu ("to strike" = vurmak, çarpmak, fiilinden)... will not be on the plane = uçakta olmayacak... with the rest (of) = diğerleri (takımın geri kalanları) ile birlikte... the English squad = İngiliz ekibi, takımı... late Thursday = Perşembe geç saatlerde...

 

NOT: squad : Okunuşu = / skud /... Yani /a/ ile /o/ arası sesliğimizle... UK İngilizcesinde /o/ ya daha yakın; USA ingilizcesinde /a/ ya daha yakın... O yüzden kimisinden "hotdog", kimisinden "hatdag" işitiyor, ikilemde kalıyor zavallı kulaklarımız! Bu arada, "police squad, army squad, rescue squad (kurtarma ekibi)" ...etc, sık duyulan terimlerdir.

İKİNCİ NOT: Biliyorsunuz, ben İstanbul yazarken ısrarla "İ" harfini kullanıyorum. Doğru mu yanlış mı yapıyorum, yada herkese de önermeli miyim, bilmiyorum. (Türkçe ortografiyi desteklemeyen programlarda garip karakterlere yol açtığı için.) Ama, elimde değil. Bu da benim takıntım işte...

 

England will go into its vital Euro 2004 qualifying match against Turkland on Saturday without star striker Michael Owen, after he failed to recover from injury.

 

will go into = Burada "çıkacak, başlayacak" anlamında (heryerde bu anlamı vermeyecektir. Olağan anlamı "içeri girmek, içine girmek")... vital / vay - tıl / = hayati, yaşamsal önem taşıyan... qualifying match = eleme karşılaşması (iki dilde farklı iki kavram kullanıldığına dikkat ediniz)... after he failed to recover from injury = sakatlıktan kurtulamadığı için...

 

NOT: fail + mastar = olumsuzluk belirten bir yapı: Dergimizde çeşitli kereler önemle hatırlattığımız bir yapıdır. Burada "fail" fiilinin kendi anlamını düşünmeyeceksiniz. O, burada sadece bir işlev sözcüğüdür...

 

Owen picked up a shin injury playing for his club side, Liverpool, last weekend in a match against Arsenal.

 

shin / şin / = baldırın ön kısmı, yani "incik" dediğimiz kısım... "to pick up an injury" şeklindeki bir (bize göre) "tuhaf" deyimler karşısındaki tavrımız, sadece "Aaaa, demek ki bunu böyle ifade ediyorlar" diyerek, deyimi kaydetmek ve öğrenmek olmalıdır... side = "ekip, takım" anlamında... the home side = evsahibi takım... the visiting side = misafir (konuk) takım...

 

“Michael Owen will not be travelling to Turkland with the team,” Adrian Bevington, spokesman for the English Football Association announced on Thursday. “After receiving treatment from our medical staff -- who have been in consultation with the medical team at Liverpool -- over the past three days, it was felt that, despite Michael making excellent progress, he would not be fit for Saturday’s game.”

 

team / ti:m / = Alınız size bir adet daha "ekip, takım"... Bu arada, Yeni Türkçe'mizdeki "tim" sözcüğünün nereden geidğini sanıyordunuz ki... spokesman = sözcü... English Football Association = Bizdeki "Futbol Federasyonu" nun onlardaki karşılığı... have been in consultation with = konsülte edegeldiler... medical team = tıbbi ekip... to make excellent progress = fevkalade iyi ilerleme kaydetmek... to be fit = sağlıklı ve formunda olmak. Onun için "fitness center" lara doluşuyoruz (doluşuyor muyuz?)...

 

However, better news for England came from captain David Beckham, who declared himself fit to make the journey to Istanbul after suffering from a leg injury in a game for his Spanish side Real Madrid on the weekend.

 

to suffer an injury = kaydetmenizin yararlı olacağı bir başka deyim... Hadi, bir tane de ben ekleyeyim: "to sustain an injury"...

From the NTVMSNBC “News in English” pages...

 

 
 
 

 

 NOTES SUR LE LANGAGE:

Walla, Fransızca filan bilmiyorum. Canım biraz değişiklik istedi o kadar...

 " MATCH "

Okunuşu: / mæç /... Yani, /a/ ile /e/ arası. Dikkat ediniz: /a/ ile okursanız, "much" ile karışacaktır. /e/ ile okursanız, walla ben İngilizce'de öyle bir sözcük duymadım... Olsa olsa Türkçe'de, "Saçlarını meç yaptırmış," tümcesindeki sözcük olabilir ki, tabii o da İngilizce "match" tan geliyor...

Şimdi bu çok ilginç bir sözcük... Asıl anlamı: "eşleşmek, eşleştirmek, birlikte uyumlu olmak"...

Bunun için Fenerbahçe, Pandikspor ile "maç" yapamıyor, yani eşleşemiyor. Farklı kümelerde oldukları için... (Zaten, eşleşmeğe kalkışınca da Kanaryalar'ın perişan olduğunu biliyorsunuz!!)

Bir de tabii, "a box of matches" var. Yani, "match" aynı zamanda "kibrit çöpü" demek... (Lütfen, / meçiz / şeklinde telaffuz etmeyiniz; sizi anlamayacaklardır. Doğrusu: / mæ'çiz /... Kuvvetli bir vurgu ve kısa bir duraklama ile...)

Peki ya, "matchmaker" sözcüğüne ne buyrulur? = ÇÖPÇATAN

Tabiatıyla, sözcüğün İngilizce'deki anlamı "eş yapan", veya "eş çatan"...

Şimdi iş Türkolog arkadaşlarımıza düşüyor: Bütün bunlar bir rastlantı mı?

Acaba biz "çöpçatan" sözcüğünü İngilizce'den yanlış bir çeviri yoluyla mı edindik?

Yoksa, Şamanist (Satanist demedim) olduğumuz mutlu devirlerde, yere bir avuç çöp (dal parçası) savurarak kehanette bulunan Şaman amcalar (teyzeler?) için mi kullanılan bir sözcüktü?...

Bekarlara insaflı çöpçatanlar dileklerimle,

Herkese mutlu bir haftasonu...

 
 
 

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE