|
Çoğu kitapta, "İngilizce bir tümce tersten
anlaşılır" şeklinde çok garip bir önermeye tanık oluyorum. Özel ders veren
çoğu kimsenin de bu yanılgıyı öğrencilerine aktardıklarını biliyorum.
Ne demek ola ki bu? Yani, bu İngilizler, Amerikalılar, Yeni Zelandalılar,
vb. bir tümce söylüyor; sonra tersten gidip tümcenin anlamını çözüyor, sonra
bir sonraki tümceye mi geçiyorlar!!
Buradaki
yanılgı ve kavram kargaşasının nedeni belli: İngilizce bir tümceyi
"anlamak" ile, bunu "derli toplu şekilde Türkçe'de ifade
etmeyi" (yani, çeviriyi) birbirine karıştırıyorlar...
Tabiatıyla, anadili İngilizce olan (native speakers), yada çok iyi
İngilizce bilen kişiler, konuşurken veya yazarken, tümcenin anlamını
sözcükler peşpeşe sıralandıkça "simültan" biçimde çözüyor; tümce bitince
yeniden geriye dönüp anlamağa çalışmak gibi bir davranış içinde olmuyorlar.
Ve yine tabiatıyla, bizim de amacımız, İngilizce'ye hakimiyetimiz yeterli
düzeye geldiğinde, araya Türkçe'yi sokmadan, "İngilizce'yi İngilizce olarak"
doğrudan anlamak... Bu bir süreç. Giderek gelişecek.
Bu arada, istesek de istemesek de, Türkçe'ye başvuracağız. Ama hangi
Türkçe'ye? Deyimi mazur görün:
Tarzanca Türkçe'ye başvuracağız...
İki dil
arasındaki sözdizim (sentaks) farklılığı bunu kaçınılmaz kılıyor. Çünkü, İngilizce bir
tümcenin Türkçe'deki paralel izdüşümü ancak "Tarzanca" ifade edilebilir.
O tümceyi hızla anlayıp bir sonrakine geçmek için "Tarzanca" ile
yetinmeliyiz. Ha, birisi bizden "derli toplu bir çeviri" yapmamızı isterse,
o zaman durup, İngilizce tümcenin öğelerini güzel Türkçemizin sözdizim kurallarına
göre yeniden düzenleriz.
Pratikte bütün bunlar ne demektir?
Türkçe'de "Köpek adamı ısırdı" tümcesini oluşturan sözcükleri ayrı ayrı
birer fiş üzerine yazalım ve masanın üzerine rastgele yayalım. Yine de,
kimin kimi ısırdığı kuşbakışı hemen anlaşılacaktır. Neden? Çünkü, Türkçe
çekimli bir dildir: Kim'in kim-i ısırdığı, sözcüklerin yerlerini dilediğiniz
kadar değiştirin, çekimlerden bellidir.
Aynı uygulamayı, İngilizce "The dog / bit / the man" tümcesini oluşturan
öğelerle yapın; sözcüklerin sırasını karıştırın: Tümce asla
anlaşılamayacak yada farklı anlaşılacaktır.
Neden? Çünkü İngilizce'de sözdizim, anlamın ana direğidir: Anlamı ileten,
sözcüklerin ardarda dizilişidir. Farklı dizerseniz, farklı anlam elde
edersiniz.

İşte
bütün bu nedenlerle:

İngilizce tümceyi anlamanın gerçek yolu,
kendilerinin de yaptığı gibi,
sözcük üstüne sözcük açıldıkça anlamları ulayarak gitmektir. Bunu yaptığınız
zaman da, Türkçe paralel anlatımda ortaya çıkan sıralama "Tarzanca" dır...
...ve
(eğer
henüz hala Türkçe'ye başvurma aşamasında iseniz) İngilizce bir tümceyi hızla anlamanın kesinlikle en iyi yoludur.

Meraklısı İçin Kısa Bir Not: İngilizce'yi "doğrudan" anlamak ve önce
zihinde Türkçe'ye çevirme gereği duymamak gibi konular, psiko-dilbilim
ve nöro-dilbilim açısından tabii ki çok heyecanlı bir tartışma oluşturuyor.
Başka bir kitapta, umarım, doya doya tartışırız. Burada yalnızca şu iki
noktayı kastettiğimi söylemekle yetinmek zorundayım: 1. Kafamızdaki
kavram ve imgeleri temsil eden dilsel simgelerde, "Türkçe" simgelerin
aracılığına gerek duyulmadan, doğrudan "İngilizce" simgelerin
çağrıştırılabilmesi... 2. (Noam Chomsky'nin diliyle konuşursak)
"derin yapının" (dil yeteneğimizin) Türkçe değil, doğrudan İngilizce
kalıplarla "yüzeyel yapıya" (kullanım düzeyine) dönüştürülmesi...

EK
DEĞERLENDİRME
İşte bu nedenle, İngilizce'de sözcükleri ve tümcelikleri ardarda ulayarak
"sonsuz" uzunlukta tümceler oluşturabilirsiniz. Rahatça kurulup, sorunsuz
anlaşılabilirler. Olay yalnızca, öğelerin ardarda dizilişidir...
Ama, Türkçe'de çekimli öğeleri biraz fazlaca ayırın, araya fazlaca sözcük
doldurup sözü uzatın, anlamın ucu kaçar; kimin kimi sevdiği, kimin kimi
dövdüğü anlaşılmaz hale gelir. Türkçe'de kural "kısa tümce" kurmaktır.
Değerli çevirmenler: Lütfen her İngilizce tümceyi Türkçe'ye tek parça
halinde aktarmağa çalışmayınız. Bölünüz, parçalayınız -- ki Türkçe'de
anlaşılabilirlik kazansın.
|