Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Uluslararası İngilizce Öğretim Grupları DÜNYA BİRİNCİSİ !!

October 24th, 2003

Supplement # 059

 

 

 The Future -- Hemi de "Perfect",

 

Hemi de "Continuous" Tense...

 

 

 
 

KULLANILDIĞI YERLER:

 #  Gelecekteki belli bir nokta yada dönem itibariyle, daha önceden başlamış ve süregelmiş (ki, içinde yaşadığımız dönem itibariyle de daha şimdiden başlamış ve halen sürüyor olabilir) ... ve büyük bir olasılıkla gelecekteki o tarihte de sürmekte olacak durum ve eylemler. Biraz çapraşık mı göründü? Örneklere bakalım:

By the end of this month, I will have been working here for ten years. (=Bu ayın sonuna varmadan tam on yıldır burada çalışıyor olmuş olacağım -- "ay sonuna kadar", "ay sonundan önce" veya "ay sonuna vardığımızda" diye de çevirebilirsiniz)

In 2008, we will have been living in İzmir for twenty-five years. (2008'de tam yirmibeş yıldır İzmir'de oturuyor olmuş olacağız.)

 #  Yine aynı bakış açısı içinde, sözü edilen durum yada eylemin geneldeki sürekliliğini anlatmak için:

By the end of this year, we will have been climbing mountains for twenty years. (Bu yılın sonuna varmadan, tam yirmi yıldır dağcılık yapıyor olmuş olacağız.)

ÖNEMLİ NOT: Doğallıkla, bu tümcede sayı belirtecek olursak, continuous değil, simple tense kullanımı zorunlu olacaktır: Neden? Hiçbir babayiğit dağcı aynı anda birden fazla zirveye tırmanıyor olmuş olamaz da ondan...

By the end of this year, we will have climbed four peaks in this region. (Bu yılın sonuna varmadan, bölgede tam dört zirveye tırmanmış olacağız.)

 

WISHBONES OR FISHBONES ?

wishbone = lades (şans) kemiği

fishbone = kılçık !!

Neden herşey daha kolay ve basit değil?... Neden Future Perfect Continuous benzeri tense'ler yaratmışlar? Neye yararlar ki?...

İşte, zengin anlatım ortamlarında kaçak güreşmek eğiliminde olanlar için, birkaç dakika içinde İnternet'ten birkaç sevimli örnek kaydediverdim.

Fazla aramak zorunda da kalmadım. Heryerdeler... Buraya aldıklarım, "have to" (zorunluluk) yardımcı fiilinin past perfect ve future perfect kullanımlarını ilgilendiriyor:

Needless to say my husband and I were terrified. I had had to have steroids to help the baby's lungs and I was petrified that the baby wouldn't be all right. = kullanmak zorunda kalmıştım.

He was telling Paul how he had had to have the remains transported out of town for cremation because this service was not locally available. [ "have something done" ettirgen kalıbı ile]

Jackie had had to have separate housing because the hotel the rest of the team was staying at would not allow blacks to enter and room. = "sahip olmak zorunda olmak" kavramından...

In order to successfully complete this assignment students will have had to have read, analyzed, and synthesized information. = Öğrenciler, bilgileri okumuş, çözümlemiş ve sentezlemiş olmuş olmak zorunda kalmış olacaklardır !!

To actually be listed on the left hand menu under hosted sites, your site will have had to have been around long enough that it established a continual and substantial fan base. = uzun süredir devam edegelmiş konumunda olmuş olmak zorunda olacaktır !!

Before any patients are approached to take part in a research study at Liverpool Women’s Hospital, the study will have had to have been approved by the Hospital’s Research & Development Committee. = onaylanmış olmuş olmak zorunda olmuş olacaktır !!

Korku filmi gibi tümceler...

Ama, yine de, "Türkçe öğrenmeğe çalışan İngilizler" değil, "İngilizce öğrenmeğe çalışan Türkler" olduğumuza şükredelim biz...

*  *  *  *  *

YABANCI DİL ÖĞRENMENİN, AZ ÇABA - KOLAY İŞ OLDUĞUNU KİM SÖYLEMİŞSE YALAN SÖYLEMİŞ !!

 
 
 
 

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE