Dancing to Saint-Saëns's symphonic
poem in G minor, Op. 40

 

DANCE MACABRE !!

 

 

Celebrating the Mexican Holiday:

 

Los Dias De Los Muertos

The Days of the Dead

 

 

 Doç. Dr. Yalçın İzbul

PRACTICAL ENGLISH FOR TURKS

YAHOO Uluslararası İngilizce Öğretim Grupları DÜNYA BİRİNCİSİ !!

November 4th, 2003

Supplement # 061

 
.

.

Every autumn Monarch Butterflies, which have summered up north in the United States and Canada, return to Mexico for the winter protection of the oyamel fir trees. The local people welcome back the returning butterflies, which they believe bear the spirits of their departed -- the spirits to be honoured during Los Dias de los Muertos.

monarch /m-nı(r)k/ = kral, vs. gibi monarşinin başı... butterfly /ba-tıflay/ = kelebek... to summer = yazlamak, yazı geçirmek... Many showbiz celebrities summer in Bodrum... (showbiz celebrities = show dünyasından ünlüler)... up north = (yukarda) kuzeyde... fir tree = çamgillerden (köknar?)... to bear (bore - borne) = taşımak... spirit / = ruh... spiritualism = ruhlara ve özellikle de ruhlarla iletişim kurulabileceğine inanma ("ruh çağırma")... to be honoured = (sıfat) saygıyla anılacak olan... ("which/that are to be honoured" dan kısaltma -- "to be + mastar" biliyorsunuz, gelecek zaman ifade etmekte kullanılabilen bir yapıdır: buradaki yapı, edilgen mastar kullanılarak: "to be + to be honoured")...

Los Dias de los Muertos, the Days of the Dead, is a traditional Mexican holiday honouring the dead. It is celebrated every year on November 1st and 2nd. Los Dias de los Muertos is not a sad time, but instead a time of remembering and rejoicing.

holiday = Dikkat ederseniz, bizdeki "bayram" karşılığı kullanılıyor... Dünyada anadili İngilizce olan bütün zavallı insan kitleleri -- ne hüzün verici bir gerçektir ki -- "BAYRAM" kavramından yoksunlar... Deliler gibi çalışmaktan, tatil bulunca bayram ediyorlar, bu zavallıcıklar...

 

to celebrate = kutlamak...(Oysa, to commemorate /kı-me-mıreyt/ = anmak, acıklı olayları anmak)... to rejoice /ri-coys/ = sevinç gösterisi yapmak, sevinmek ve kutlamak...

 

(DİKKAT: "November 1st" yazarız, ama okurken, "November THE first" diye okuruz.)

 

Dearest Members, Witness below this beautiful "the dance macabre" performed in perfect unison by three lovely skeletons... Aşağıda üç sevimli iskelet tarafından kusursuz bir uyum içinde sahnelenen şahane bir "dance macabre" ye tanık oluyorsunuz... (Hiç üstelemeyiniz, "macabre" nedir söylemeyeceğim. Açıp lütfen sözlüklerinize bknz.)

 

 

The townspeople dress up as ghouls, ghosts, mummies and skeletons and parade through the town carrying an open coffin. The "corpse" within smiles as it is carried through the narrow streets of the town. The local vendors toss oranges inside as the procession makes its way past their markets. Lucky "corpses" can also catch flowers, fruits, and candies.

 

ghoul /gul/ = gulyabani (buyrun bakalım: kim kimden yürüttü acaba bu güzel sözcüğü?)... mummy /ma-mi/ = mumya bunu da tabii!)... skeleton  = iskelet (Ay bu İngilizce tıpkı Türkçe gibi walla!!)... parade /pı-reyd-/ = tören alayı, geçit resmi, yürüyüp geçme... School children wore costumes (= kostümler giymişlerdi) and paraded through the streets to celebrate the Republic day... coffin /k-fin/ = tabut... corpse = ceset...  the "corpse" within = (Tek birim halinde okuyunuz) = (tabutun) içindeki "ceset" (yani "within" sözcüğünü burada sıfat sınıfından görünüz)... vendor /ven-dı/ = satıcı... street vendor  = seyyar satıcı... to toss = fırlatmak, atmak (DİKKAT: "tos vurmak" gibi bir anlamı asla yoktur)... to toss a coin = yazı tura atmak...  procession = geçit alayı, yürüyüş alayı...  as the prosession... etd. their markets = geçit alayı dükkanlarının önünden geçerken...

 

In the homes, families arrange tables with flowers, bread, fruit and candy. Pictures of the deceased family members are added. In the late afternoon, special all-night-burning candles are lit -- it is time to remember the departed: the old ones, their parents and grandparents.

 

deceased / di - si:zd  / = ölmüş, ölü, vefat etmiş, mevta... are lit  = yakılırlar (to light - lit - lit veya lighted - lighted, fiilinden edilgen yapı...) the departed = ayrılmış olanlar, "gitmiş" olanlar (Unutmayınız: "the + sıfat" = kollektif ad yapar ve çoğul kullanılır. Peki sıfat nereden çıktı: Tabii ki, "to depart" fiilinin past participle = V3 hali... İşte bu "the + sıfat" yapısından ötürü, "the dead" = "the deceased" = "ölüLER" demek.)

 

İşte size iki örnek tümce:

 

The sins of the dead are paid for by the living. = Ölülerin günahları yaşayanlar tarafından ödeniyor...

What did the old do to deserve the respect of the young?... = Yaşlılar, gençlerin saygısını hak etmek için ne yaptılar ki?...

 

Nasıl ama benim "lopsided" vecizeler?! "Lopsided" ne mi demek?... Walla hazır, "macabre" a bakmak için sözlükleri açmışken, ona da bakıverin artık...

 

 

The next day the families travel to the cemetery. They arrive with hoes, picks and shovels. They also carry flowers, candles, blankets, and picnic baskets. They have come to clean the graves of their loved ones. The grave sites are weeded; tombstones are scrubbed. Colorful flowers, bread, fruit and candles are placed on the graves. Some bring guitars and radios to listen to. The families will spend the entire night in the cemeteries.

 

cemetery /se-mitıri/ = mezarlık, kabristan, tahtalı köy... hoe, pick, shovel /ho/, /pik/, /şa-vıl/ = "Agriculture" veya "gardening" ile uğraşmıyorsanız, boşverin, öğrenmeyin; nasıl olsa sınavlarda çıkmaz... candle /kæn-dıl/ = mum... grave /greyv/ = 1. (ad) mezar; 2. (sıfat) ağır (tehlikeli), ağır (ciddi: gülmeyen)... weeds / wi:dz / = zararlı otlar, yabani otlar... to weed = yabancı otları yolup ayıklamak, temizlemek... tombstone /tum-stoun/ (okunuşa dikkat) = mezartaşı (kasvetten helak olduk yav bu sayıda)... to scrub / skrab / = ovarak temizlemek... 

 

UYARI: Bir kere daha yazmıştım: "tomb" sözcüğü /tum/ şeklinde okunur... "Mezar, kabir, gömüt, sin, türbe" gibi hertürlü ebedi istirahate postalama şeklini kapsayabilir... "Tomb raider" /tum-rey-dı/ = mezar soyguncusu, demektir (Ama tabii, Lara Croft biraz daha fantazi eylemler koyuyor)... Bu sözcüğü /tom-ray-dır/ şeklinde "Tommiksleştiren" kimselerin ergeç Lara Croft hışmına uğrayacakları kesindir...

 

Skeletons and skulls are found everywhere. Chocolate skulls, marzipan coffins, and white chocolate skeletons. Special loaves of bread are baked, called pan de muertos, and decorated with "bones".

 

 

Handmade skeleton figurines, called calacas, are especially popular. Calacas usually show an active and joyful afterlife. Figures of musicians, generals on horseback, even skeletal brides, in their white bridal gowns marching down the aisles with their boney grooms.

 

handmade figurines = elyapımı figürler... afterlife = ölümden sonraki yaşam, "Ahret"teki durum ve vaziyet... on horseback = at sırtında... bride /brayd/ = gelin... bridal gown /bray-dıl-gawn/ = gelinlik... aisle /ayl/ = kilise, tiyatro gibi büyük yapılarda ana geçit alanı, koridor...

 

boney /bou-ni/ = 1: "kemikli" (Ancak "bonny" = "sağlıklı, gürbüz, göze hoş görünen, hoş ve tatlı" kavramından dolayı burada sözcük oyunu var -- ki ayrıca "bonny" sözcüğü "boney" şeklinde de yazılabilir)... Not: Bu kavram, cinsiyet ayrımı gözetmeden kullanılabilir: Folk şarkılarında vb. çok geçen bir sözcüktür...

 

groom (bridegroom) /gru:m/ = güvey...  (DİKKAT: Onlarda "gelin" veya "güvey" olma olayı bir güncük sefadır; Bizdeki gibi ömür boyu eza, cefa ve ceza değil...)

 

The celebration of Los Dias de los Muertos, like the customs of Halloween, evolved with the influences of the Celtics, the Romans, and the Christian holy days of All Saints Day and All Souls Day. But with added influences from the Aztec people of Mexico.

 

Halloween = "Cadılar Bayramı"... to evolve = evrilmek, evrimleşmek... evolution = evrim... holy days  /hou-li/ = kutsal günler... saint = aziz, azize... soul = ruh...  soul music = Amerikalı siyahilerin dini şarlılarından evrilmiş caz türü... added influences = ilave etkiler...

 

 

The Aztecs believed in an afterlife where the spirits of their dead would return as hummingbirds and butterflies. Even images carved in the ancient Aztec monuments show this belief -- the linking the spirits of the dead and the Monarch butterfly.

 

to carve = oymak, oyarak yapmak veya oyarak çıkarmak...

 

Demek ki neymiş? Aztek'lerde ölülerin ruhlarının tekrar dünyaya döndüğüne inanılırmış: Sinekkuşu ve kelebek olarak...

 

Bu "sinekkuşu" Türkçe'de kulağa hiç de hoş gelmiyor, ama İngilizce'de öyle değil: Bayağa sevimli yaratıklar.

 

Yav, bu dünyaya geri gelmek işi bizde de olsaydı, ortalık hindi ve tavus kuşundan geçilmezdi herhalde!!

 

 
 
 

 

         

ANASAYFA      TESTLER      OKUMA      EĞLENCE